Onaranlar Kulübü: Sokakları Hack’liyorlar – Ayda Bulunç

Onaranlar Kulübü, şehir sokaklarını sıradanlığın dışına çıkartarak, mahallelilerde tebessüm oluşturuyorlar.

Onaranlar Kulübü, her gün farkında olmadan önünden geçtiğimiz sokaklardaki göze batan, zarar görmüş yapılara ve noktalara espri katıyor. Bazen bir duvarı ‘pacman’ savaşına çeviriyor, kimi zaman da gider borusunu Bart Simpson’a dönüştürüyorlar.

Üç kişinin hayali olarak ortaya çıkan Onaranlar Kulübü, sokaklarda hasar görmüş yapıları, duvarları ‘hack’leyerek insanlara umut katıyor. Kulüp, son iki senedir bu projelerine bir yenisini daha ekledi. Liseli öğrencilerin üretim odaklı proje oluşturmaları için müfredat geliştiriyor, üretim araçları eğitimleri de veriyorlar. Biz de onlarla, yola çıkış hikâyelerini ve sokakları ‘hackleme’ çalışmalarını konuştuk.

Onaranlar Kulübü neyi amaçlıyor?

Kulübün asıl amacı onarma, üretme ve paylaşma kültürlerini gönüllüleri de katarak demokratikleştirmeye ve yaygınlaştırmaya çalışmak. Bir nevi sosyal etki yaratmaya çalışan bir gönüllülük kulübü. Onaranlar Kulübü oluşumu üç kişinin hayal ürünü.

Kulübün yaratıcılarını tanıyabilir miyiz?

Doğukan Güngör, Ufuk Emin Akengin ve Furkan Bakır. Üçümüz de üç boyutlu yazıcı sektöründe faaliyet gösteren bir şirkette çalışıyoruz. Ben (Doğukan) pazarlama yöneticisiyim, Ufuk operasyon sorumlusu, Furkan ise o şirketin kurucusu. Hepimizi bu kulüpte buluşturan, evren için güzel bir şeyler yapma isteği ve bunun gerçekleşmesinde kolektif hareketin gücüne inanmamız. Biz, kulübün fikir anlamında kurucuları olsak da arka planda bu sosyal etki projesi için çalışan arkadaşlarımız da var. Aytekin Gezici, Cansu Gaytancıoğlu, Sarp Güngör ve Can Berkay Turhan hem atölye koordinatörlüğü, hem de yaratıcı üretim süreci konularında görev alan dostlarımız.

Asıl kahramanlar katılımcılar

Proje fikirleri kimlerden çıkıyor?

Kulüp olarak belli dönemlerde açık çağrılar düzenleyerek gönüllülerle birlikte hareket ediyoruz. Burada fikirler tamamen o açık çağrılara cevap veren katılımcılardan çıkıyor. Keşif, sorunun tespiti, fikir aşaması, tasarım, üretim ve uygulama olarak birkaç adımda gerçekleşen sürecin asıl kahramanları daha önce hiç tanımadığımız insanlar.

Kulübe her yaştan insan katılabilir mi?

Bize en çok gelen sorular, “Kulübünüze nasıl katılabiliriz?, Üye olmak için şartlarınız neler?” Onaran olmak için bize ihtiyacınız yok. Çevresine duyarlı, aksiyon alabilen herkes aslında birer onaran olabilir. İnternet sitemizde onaran olmak için bir formumuz yer alıyor. Dolduranlar etkinliklerimiz, atölyelerimiz, açık çağrılarımız ve hatta partilerimiz hakkında bilgi sahibi olabiliyor. Formda bizimle hareket etmek isteyenlerin kulübe neler katabileceğini de öğrenmeye çalışıyoruz ki, ihtiyacımız olduğunda kime ulaşabileceğimizi bilelim. Bu bir seramik sanatçısı, bir kalıpçı, araştırmacı-yazar olabilir…

En çok ilgi Kent Hack’leme Atölyeleri’ne

Atölye içeriklerinde neler var?

Esasında yaptığımız birkaç atölye formatı var. Bunlardan en çok beğenileni ve dışarıya dönük olanı Kent Hack’leme Atölyesi. Bu atölye, açık çağrıyla dijital tasarıma yatkın gönüllüleri bir araya toplayarak yaşadıkları çevre için ilham olabilecek, keyif verebilecek işler yapmalarını sağlayan bir içeriğe sahip. Önce bir açık çağrı metni ve formu yayınlıyoruz. Bunun içeriğine uygun gönüllülerin portfolyolarını topluyoruz. Sonrasında Onaranlar Kulübü ekibi olarak içlerinden birkaçını seçerek atölyemize dâhil ediyoruz.

Başvuruların tamamı birlikte çalışmak isteyeceğimiz yaratıcılıkta olsa da ne yazık ki kontenjan gereği seçme süreci oluyor. İki hafta sonu toplamda üç gün süren bu atölyede, ilk gün katılımcı gönüllülere felsefemizi ve aksiyon almak istediğimiz bölgeyle ilgili detayları aktarıyoruz, ardından keşfe çıkıyoruz. Keşif sürecinde tespit edilen noktalar ölçülüyor, not ediliyor, ertesi gün fikir ve tasarım süreci başlıyor. Bu süreç, tespit edilen noktalara nasıl müdahalelerde bulunacağımızı şekillendiriyor. Üçüncü yani uygulama gününe kadar ortaya çıkan tasarımlar üretiliyor ve sonrasında uygulanıyor. Üretim ve tasarım odaklı atölye, katılımcıya keyif veren bir süreç yaşatırken hem de inanılmaz bir deneyim katıyor, sokakları değiştirme cesareti veriyor.

Gönüllü olabilmek için İstanbul’da yaşamak gerekiyor mu?

Bizim için bu niyette olan ve aksiyon alan herkes birer onaran. Şu an Amerika’da bir onaran gönüllümüz var. Kulüp olarak genellikle aksiyon aldığımız yer, İstanbul. Ama diğer illerden de çok fazla davet var. Hepsine yetişemeyiz ama insanlar kendi kulüplerini kurup aksiyon alabilir.

Gri dünyayı renklendiriyoruz

Caddeleri güzelleştirmek, renklendirmek onarmak insanlara ne katar?

Umut! Dünyada kötü giden her şeye inat; işe, okula, bakkala gittiğimizde sokakta yüzümüzü gülümsetecek detaylar yaratmak insanlarda umut yaratıyor. Bize gelen çoğu mail ve özel mesajların içeriği de bu yönde. Umut dağıtıyorsunuz, umut yeşertiyorsunuz. Gri dünyayı renklendirmiş oluyoruz. Hem bize katılan gönüllüler için bir umut hem de dışarıdan izleyenler için bir umut.

Onarmalar gerçekleşirken doğaya zarar verilme riski oluyor mu? Doğayı onarma projeleriniz var mı?

Ne doğaya ne de tarihi yapılara zarar vermek kulüp felsefesinde yer almaz, alamaz. Amacımız zaten onarmak. Onarma ile zarar vermeyi aynı cümle içinde kullanmadık, kullandırtmayız. Doğayla ilgili şu an masada olan iki projemiz var. Bunlar için destek bulabilirsek faaliyete geçeceğiz. Birisi ağaçlandırma, diğeri de pet şişe kullanımıyla ilgili.

Sokakların sahibi biziz

Onarmalar gerçekleşmeden önce izin alınıyor mu?

Yaptığımız işlerin hiçbirinde kamu malına, tarihi yapıya ya da doğaya zarar vermiyoruz. Var olanı daha iyi bir alternatifiyle iyi anlamda hack’liyoruz. Herhangi bir yerel yönetimden izin almıyoruz. Ama eminiz ki bizden haberdarlar ve seviyorlar. İzin süreçlerinin bürokratik engellere takılma olasılığı çok yüksek. Kaybedecek zamanımız yok. Sokakların sahibi yerel yönetimler değil, biziz. Korumak, kollamak ve güzelleştirmek istiyoruz. Bunun için izin almalı mıyız?

Sokakları neye göre belirliyorsunuz?

Biz kolay hareket alanları belirlemeye özen gösteriyoruz. Yıl içerisinde aksiyon almak istediğimiz bölgeleri önceden belirliyoruz. 15-20 kişiyle yaptığımız bir sokak işi, milyonlara ilham olsun istiyoruz. Bu yüzden en hype noktaları seçmeye özen gösteriyoruz. Ama daha önce de belirttiğimiz gibi dezavantajlı şehirlerin sokaklarına da bir şeyler yapmak istiyoruz. İnsanlar bizi sadece sokakları güzelleştiren bir kulüp olarak biliyor ancak biz son iki senedir liselilerin üretim odaklı proje geliştirmeleri için müfredat geliştiriyor, üretim araçları eğitimleri de veriyoruz.

En çok Kadıköy’ü onardık

Herhalde bugüne kadar en çok Kadıköy’ü onardık. Kadıköy en çok vakit geçirdiğimiz yerlerden biri, oranın dokusunu iyi biliyoruz. İstanbul’da Yeldeğirmeni Mahallesi, Fenerbahçe, Balat sokakları, Moda’yı en son da Bomonti’yi onardık. İstanbul dışında da Bursa, Eskişehir ve Lüleburgaz’da işler yaptık. New York, Milano ve Lyon’da da çok küçük, imzamızı bıraktığımız sokak işlerimiz oldu. Bodrum, İzmir, Ankara, Denizli, Antalya’da bir şeyler yapmamız için mesajlar alıyoruz. Ama en çok da dezavantajlı bölgelerde bir şeyler yapmak istiyoruz.

Kaynak: BİANET

İlginizi çekebilir