Okullar açılırken ekonomik kriz velileri kaygılandırıyor

Sınav sistemindeki değişiklikler nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin yanı sıra yeni eğitim öğretim yılı öncesi velileri düşündüren bir diğer sorun ekonomik kriz. Servis ücretlerinden kırtasiye masraflarına, özel okul ücretlerinden yurt dışı eğitim planlarına kadar birçok konuda velilerin kaygılı olduğunu belirten Veli-Der Başkanı İlknur Kaya Bahadır, endişelerini  Duvar’dan Serkan Alan’a anlattı.

Geçtiğimiz yıl eğitim-öğretim döneminde müfredat değişikliğiyle başlayan tartışmalar sınav sistemlerinde yapılan değişikliklerle devam etti. Sendikaların ve velilerin itirazlarına rağmen yapılan köklü değişikliklerden en fazla öğrenciler etkilendi.

Yerleştirme sonuçlarının açıklandığı bu günlerde yeni eğitim öğretim yılı öncesi velilerin kaygılarını ve sorunlarını Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Başkanı İlknur Kaya Bahadır ile konuştuk. Milli Eğitim Bakanlığı bütçesindeki ‘tasarruf tedbiri’ nedeniyle yapılan kesintiden ekonomik krizde velilerin kaygılarına kadar birçok konuda sorularımıza yanıt veren Kaya, geçtiğimiz yıl her kesimden velinin sorun yaşadığını belirterek yeni yılda mücadele edecekleri başlıkları aktardı.

“VELİLER, ‘ŞİMDİ BİZ NE YAPALIM’ DİYEREK MÜRACAAT ETTİLER”

2013 yılında şubat ayında resmi olarak Veli-Der’i kurdunuz. Şu ana kadar 20 şube ile velilerin yaşadığı sorunlara çözüm üretmeye çalışıyorsunuz. Geçtiğimiz eğitim öğretim yılında velilerin sınav sistemi başta olmak üzere birçok konuda itirazları vardı. Geçtiğimiz yıl yaşanan sorunları özetler misiniz?

Geçtiğimiz yıl, eğitim sorunlarının tüm kesimler tarafından hissedildiği bir yıl oldu. Servis sorunları, müfredat değişikliği sorunları, zorunlu din dersi, özel okullara bütçe ayrılması, protokoller vb. sorunların devam ettiği bir yıldı. Ekim ayında Cumhurbaşkanı’nın “sınavları kaldırıyoruz” açıklamasıyla esas sorunun yaşandığı bir döneme girmiş olduk. Biz veliler olarak çocuklarımız için hep en iyi şeyleri istiyoruz. Mevcut halimizden biraz daha iyi koşullara sahip hayatları olsun istiyoruz. Bu yüzden de hepimiz elimizden gelen ne varsa çocuklarımız için harcıyoruz. Yaşanan belirsizlikler velilerin kaygılarını oldukça artırdı. Bize en fazla gelen sorunlar, sınavların kaldırılmasıyla ilgiliydi. Bütün veliler hazırlıklarını geçerli olan sınav sistemine göre yapmıştı. “Çocuklarımızı dershaneden alalım mı almayalım mı” dediler. Sonrasında adrese dayalı yerleştirmenin olacağı söylenince, “nitelikli” okullara kaydettirebilmek için adres değişiklikleri furyası başladı. Geçtiğimiz bütün yıl boyunca veliler yeni bir açıklamada büyük bir kaygıyla “Şimdi biz ne yapalım” diye bize müracaat ettiler. Bu süreçte birçok şeyle ilgilendik ve davalar açtık. Özellikle Eğitim Sen’in desteğiyle protokollere karşı mücadele yürüttük.

‘ÇOCUKLARI İSTEMEDİĞİ OKULLARI TERCİH ETMEK ZORUNDA BIRAKTILAR’

Sınavların açıklanmasının ardından yerleştirme süreciyle ilgili sorunlar da hâlen devam ediyor ve velilerin itirazlarını işitiyoruz…

İlk olarak, “yüzde onluk dilime sınavla yerleştireceğiz” dediler. Orada velilerin istediği okul türleri dışındaki okul türlerinin de seçime zorlanması söz konusu. Önce, “Bir okul türünde üç tercih yapabiliyorsunuz, onun dışında kalan iki tercihi de diğer okul türlerinden yapmak zorundasınız” dediler. Çocukları istemediği okulları tercih etmek zorunda bıraktılar. İkinci yerleştirmede tepkiler gelince “kaldırdık” dediler. Fakat şu an siz sisteminizi açtığınızda her okulu görmüyorsunuz. Sisteminizde hangi okul varsa onları tercih etmek zorunda kalıyorsunuz. Boş kalan kontenjanlar da gösterdi ki özellikle imam hatip ve meslek lisesi kontenjanları çok boş kaldı. Anadolu lisesi kontenjanları dolmuş düzeyde. Kontenjanlarını artırdılar bir miktar Anadolu liselerinin ama hâlâ meslek lisesi ve imam hatip konusunda ısrar ediyorlar. Temel eğitimi aldıktan sonra çocukların kendi ilgi ve merakları doğrultusunda bir yere yerleştirilmesinin doğru olduğunu düşünüyoruz. Hiç kimsenin zorla bir okula gitmesini doğru bulmuyoruz. Lisede aldığı eğitim bütün hayatını belirleyecek bir eğitim. Üniversite aşamasında tekrar etme şansınız var, değiştirme imkanınız var ama lisede böyle bir imkanınız yok. Bütün hayatınız 13-14 yaşınızda belirleniyor ve bunun adil olmadığını düşünüyoruz.

VELİ DER, MİLLİ EĞİTİM BAKANINA YAKLAŞIMI: TEMKİNLİ İYİMSER

Yeni Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile ilgili kamuoyunda “olumlu” yorumlar yapıldı. Eğitim sisteminde köklü değişiklik beklentisinin olabileceğine dair yorumlar da yer aldı. Sizin Veli-Der olarak yeni bakandan randevu talebiniz oldu mu? Eğitim sisteminde yeni bakanla birlikte değişikliklerin olacağına inanıyor musunuz?

Milli Eğitim Bakanı, ismi akademik camiada duyulmuş biri. Daha özgürlükçü bir tarzı var gibi görünüyor. Bu durum, velilerde ve eğitimciler arasında olumlu bir tepkiyle karşılandı. Biz kurumsal olarak, “temkinli iyimserlik” demeyi tercih ediyoruz. Bakan yardımcılarını ve kadrosunu kendisinin belirlemesine izin verilmediğini duyuyoruz. Ayrıca politika kurulları oluşturuldu ve doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na bağlı bu yapılar. Bakanın kişiliğinden ve niyetinden bağımsız, özgürce görevini yürütebilme olanaklarının olduğuna dair şüphelerimiz var. İlk yerleştirmede velilerin taleplerinin ne olduğunu, Anadolu lisesi ısrarını gördüler. En azından boş kalan okulları Anadolu lisesine çevirebilirlerdi. Yeni bakandan bunu beklerdik ama bunu yapmadılar. Meslek liselerine Anadolu sınıfları açtılar ama İmam Hatip liselerine dokunmadılar. Eğer sorunu çözme odaklı, var olan paradigmayı değiştirme odaklı yaklaşsaydı daha farklı bir karar alabilirdi diye düşünüyoruz. Bakanla temas kurmayı istiyoruz. Bu amaçla da bir randevu talebimiz oldu kendisinden iki hafta önce. Henüz kendilerinden talebimize dönük bir yanıt gelmedi.

‘SARAYA DEĞİL EĞİTİME BÜTÇE’

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ekonomik kriz ve döviz kurundaki dalgalanma karşısında kamu kurum ve kuruluşları için tasarruf paketleri hazırladığı konuşuluyor. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bütçesinden 2 milyar TL’nin, ‘tasarruf tedbiri’ gerekçesiyle kesildiği belirtildi. Geçtiğimiz yıllarda eğitimcilerin MEB’e yeteri kadar bütçe ayrılmadığı itirazları yükseliyorken şimdi kesintiler gündemde. Bundan öğrenciler nasıl etkilenecek?

Geçmiş dönemde Milli Eğitim Bakanlığı’na ayrılan bütçeyle ilgili itirazlarımız oldu, imza kampanyaları başlattık. Kısıtlı bir bütçesi var milli eğitimin ve var olan bu bütçenin en efektif ve çocukların eğitimine katkı sağlayacak düzeyde verimli kullanılmasından yanayız. Eğitimde çok geri durumdayken ilk kesinti yapılacak alanın eğitim bütçesi olmaması gerektiğini düşünüyoruz. “Saray’a değil eğitime bütçe” diye bir kampanya da başlatmayı planlıyoruz. Yatılı okullarda okuyan çocukların burslarından yapılan kesintiler gerçekten can alıcı durumda. Gerçekten ihtiyacı olan ailelerin çocukları yatılı okuyanlar. Bunların bütçelerinden yapılan kesintileri asla doğru bulmuyoruz.

‘VAR OLAN ZAMLAR VELİLERİ KAYGILANDIRIYOR’

Ekonomik krizi tüketilen ürünler üzerinden de hissetmeye başladık. Döviz kurundaki dalgalanmalar tüketim alanında da derinden hissediliyor. Velilerin yeni eğitim öğretim yılı öncesi ne tür kaygıları maddi konularda?

Velilerin sıkıntıları kademe kademe değişiyor. Genel olarak ekonomik kriz velileri kaygılandırıyor. Biliyorsunuz ki anaokulları ücretli. Anaokullarına çocuğunuzu gönderiyorsanız, ‘Anaokul Ücret Belirleme Komisyonu’ tarafından belirlenen ücreti ödemeniz gerekiyor.

Bu kriz döneminde maaşların erimiş olması, var olan zamlarla bütün ürünlere zam gelmiş olması velileri çok kaygılandırıyor. Anaokullarında büyük bir sorun yaşanacağını ön görüyoruz. Kırtasiye, okul masrafları, okula katılım payları vb. hesap ettiğinizde büyük bir maliyet ortaya çıkıyor. Liselerde servis ücretlerini burada belirtmek gerekiyor. Belirlenen servis ücretlerine veliler kayıt yaptıramayınca fiyatları kırıyorlar ama bu kez de servisler yapmaları gerekenlerden tavizler veriyorlar. Örneğin hostes çalıştırmıyorlar. Hostes çalıştırırlarsa velilerden ekstra paralar talep ediyorlar.

İlknur Kaya Bahadır yeni eğitim öğretim yılı öncesi velilerin ekonomik kaygılarının olduğunu söyledi.

‘VELİLERİN ÇOCUKLARINI ÖZEL OKULLARDAN ALMA EĞİLİMİ ARTMIŞ DURUMDA’

Lise ve üniversitede ailesinin yaşadığı yerde okumayacak öğrencilerle ise büyük bir barınma sorunuyla karşı karşıya kalıyoruz. Onların da barınma, beslenme ve ulaşım maliyetlerini düşününce ciddi bir mali tablo karşımıza çıkıyor. Özellikle de özel okullarda okuyanlarla ilgili sorunlar var. Özel okul ücretlerinin çok fazla arttığını görüyoruz. Bazı velilerin çocuklarını özel okullardan alma eğilimi artmış durumda. Bir de çocuğu yurt dışında okuyan ya da okutmayı planlayan veliler var. Onlar şu anda programlarını tamamen ertelemiş durumdalar dövizdeki bu yükselme nedeniyle.

‘GEÇTİĞİMİZ YIL İSTANBUL’DA KAYIT ÜCRETİ 4 BİN İLE 10 BİN TL ARASINDAYDI!’

Geçtiğimiz yıllarda okul yönetimlerinin talep ettiği kayıt ücretleriyle ilgili birçok itiraz gelmişti velilerden. Yeni yılda da bu tarz itirazlarla karşılaşacak mıyız? Buna dair önlemleriniz var mı?

Normal koşullarda sistem, “Sizin adresiniz neredeyse çocuğunuzu oraya kaydettirin” diyor. Çoğu mahallede ortaokullar imam hatibe dönüştürülmüş durumda. Çocuğunu imam hatip okuluna göndermek istemeyen bir veli adresi dışındaki başka bir okula yazdırmak istiyor. İdareciler, “Siz bizim bölgemizde ikamet etmiyorsunuz, çocuğunuzu kaydetmemiz mümkün değil” diyor. Sonraki aşamada ise çocuğu okula kaydetmek için okula bağış adı altında çok yüklü paralar alıyorlar. Bu yıl için net bir bilgi gelmiş değil ama geçtiğimiz yıl İstanbul’da 4 bin ile 10 bin lira arasında okul kayıt ücreti aldı. İmam hatip okullardaki niteliğin düşmüş olması velilerin çocuklarını belli okullara yönlendirmek istemelerine neden oluyor. O okullara da talep çok olduğu için bu tablolarla karşılaşıyoruz.

‘LİTERATÜRÜMÜZE ÖĞRETMEN SATIŞI DİYE BİR KAVRAM GİRDİ’

‘Öğretmen satışı’ diye bir uygulama da var ayrıca. Literatürümüze “öğretmen satışı” diye bir kavram girdi. Veliler, iyi olduğunu düşündükleri öğretmenlerin sınıflarına çocuklarını kayıt ettirebilmek için yüklü bağış yapmak zorunda bırakılıyor. “Bunu vermek zorunda değilsiniz” diyebiliriz velilere. Okul da aynı zamanda, “Ben de sizi kaydetmek zorunda değilim, gidin kendi adresinizdeki okula kayıt yaptırın” diyor. Veliler bir çıkmazın içerisinde kalmış durumdalar. Velilerin talebi doğrultusunda okul türleri açılmış olsa kimse bu sorunları yaşamayacak. Bizim itirazımız bu. İnsanları istemedikleri okullara gitmek zorunda bırakıyorlar.

‘SINAVLAR VE YERLEŞTİRME EN YAKICI SORUN’

Yeni eğitim öğretim yılında velileri ne tür sorunlar bekliyor ve bunlara dair ne tür çalışmalar yapacaksınız?

Biz her yıl sene başında mevcut şubelerimizle ortak toplantılar yapıp geçtiğimiz dönemi değerlendirip yeni yılın yol haritasını belirliyoruz. O toplantı da önümüzdeki hafta olacak ve yol haritamızı belirleyeceğiz. Bu yıl için sınavlar ve yerleştirme en yakıcı sorun olarak hâlâ karşımızda duruyor. Protokoller en önemli mücadele alanımız olacak. Bu protokollerle çocuklarımıza neler öğretildiğine dair büyük kaygılar yaşıyoruz. Bütçe konusunda ise, yapılan kesintiler eğitimde aksamalara neden olacak ve bununla da mücadele edeceğiz. Okul güvenliği çok ciddi bir sorun olarak hâlen karşımızda duruyor.

‘VELİLERİ BİRLİKTE MÜCADELE ETMEYE ÇAĞIRIYORUZ’

Bizi çok kaygılandıran bir diğer şey ise yangın merdivenlerinin depo olarak kullanılması. Devlet okullarının hiçbirisinde çocukların su içebilme imkanı yok. Çocuklar kantinden parayla su alabiliyor ya da evden getiriyorlar. Sağlık açısından da ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. Burada işini ve görevini iyi yapanları tenzih ederek, “çocuğumuza iyi öğretmenler idareciler kendi gözleri gibi bakıyorlar” diyemiyoruz. Velilerin bu kadar rahat olmamaları gerektiğini, çocuklarına sahip çıkmaları gerektiğini, bunun için de örgütlenmenin en kolay yol olduğunu belirtmek istiyorum. Bireysel olarak çözebilirim duygusundan sıyrılarak tanıdığım var ile sorunları çözemeyeceklerini anlamaları gerekiyor. Velileri örgütlenmeye ve birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.

İstanbul’da Sahrayıceditliler Mahallesi’nde akademik lise isteyen velilerin geçtiğimiz aylarda yaptıkları eylemden bir kare…

İlginizi çekebilir