OHAL ve Grev yasakları

15 Temmuz’dan bu yana özgürlüklerin her alanda kısıtlanmasına neden olan OHAL sistemi, en çok emek mücadelesi alanında etkili oldu. İşçiler, Erdoğan’ın ağzından ‘grev önleyici’ olduğu itiraf edilen OHAL’in yeni dönemdeki akıbetini merak ediyor.

Neredeyse iki yıldır uygulanan ve bir referandum, bir seçim üzerinde doğrudan etkili olan OHAL rejimi, 24 Haziran kampanyasında da hükümet cephesinden bir vaat olarak gündeme geldi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, seçimden 10 gün önce yaptığı bir konuşmada, “24 Haziran’dan sonra bu göreve devamım halinde ilk işimiz inşallah OHAL’i kaldırmak olacaktır” demiş, ancak hemen ardından eklemişti: “OHAL’i kaldırmak demek, tamamıyla yok etmek, geri dönmemek anlamında değil. Biz terörü gördüğümüzde en sert tedbir neyse onu yine alırız.” Seçim sonrasında ise ilk açıklama, Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ’dan geldi. Ancak Bozdağ, “Kaldırılması iradesi var, zamanı belirlenecek, ona göre adım atacağız” diye konuyu geçiştirmeye çalıştı.

 

OHAL kime karşı?

20 Temmuz 2016’dan bugüne OHAL konusu her açıldığında Erdoğan ve hükümet sözcüleri, ısrarla OHAL’in halkın yaşamını etkilemediğini, sadece “teröre karşı” işlev gördüğünü öne sürdü ama zaman içerisinde işverenlerin hazır bulunduğu hemen her toplantıda, OHAL’i grevleri engellemek için kullandıklarını belirterek, muhataplarına “daha ne istiyorsunuz” sorusunu yöneltti. Gerçekten de OHAL’in iki yılı, bu politikaya tanık oldu. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana 15 grev ertelenirken, bunların 7’si OHAL döneminde oldu. Hükümetin en son yasakladığı grev, Soda Kromsan fabrikasındaydı. Ondan öncesinde ise 2002’ye kadar uzanan bir zincir var. 1 Temmuz 2003 Petlas, 8 Aralık 2003 ve 30 Ocak 2004 Paşabahçe grevleri, 21 Mart 2004’teki Lastik-İş’in 20 ayrı fabrikada ilan ettiği grev, 1 Eylül 2005’te, Erdemir Madencilik grevi hep aynı gerekçelerle engellendi: Milli güvenlik! Daha sonra ise, 27 Haziran 2014’te 5 bin 800 işçinin Şişecam grevi, 21 Temmuz 2014’te Çöllolar Kömür Sahası işyeri ile Çayırhan Kömür İşletmesi grevi, 30 Ocak 2015’te Birleşik Metal-İş’in 22 fabrikada uyguladığı grev yasaklandı.

Fırsat çıkınca

AKP’nin OHAL’i fırsat bilerek yasakladığı ilk grev 18 Ocak 2017’de Asil Çelik oldu. Sonra, 20 Ocak 2017 metal işçilerinin EMİS grevi geldi. 20 Mart 2017’de Akbank, 24 Mayıs 2017’de Şişecam, 5 Haziran 2017’de Mefar İlaç Fabrikası grevleri yasaklandı. 2 Şubat 2018’de başlayacak olan ve 130 bin işçiyi kapsayan MESS grevi ise yasaklanan en kitlesel grev oldu. Ve nihayet, Petrol-İş üyesi Soda Kromsan işçilerinin Adana ve Mersin’de aldığı grev kararı grevin başlayacağı gün olan 23 Mayıs 2018’de Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklandı.

Yeni dönemde ne olacak?

Aynı günlerde Erdoğan işverenlere hitap ederek, “Biz göreve geldiğimizde bütün fabrikalarda grev tehdidi vardı. Bunun için kullanıyoruz biz OHAL’i” diyordu. Şimdi, seçimlerden sonra işçilerin yanıtını aradığı soru, OHAL’in kaldırılıp kaldırılmasının ötesinde, “grev yasaklamaları” nın bir politika olarak devam edip etmeyeceği; çünkü grev yasaklama yetkisi zaten Bakanlar Kurulu’nda var ve özel bir OHAL sürecine ihtiyaç bulunmuyor. Yeni kurulan ve karmaşık şemalarla açıklanan ‘Başkanlık sistemi’nde grev erteleme yetkisinin hangi kurumda olacağı ise bilinmiyor.

Kaynak: Yeni Yaşam

İlginizi çekebilir