Nükleer Karşıtı Platform’dan Nükleere Karşı Bildirge

Nükleer Karşıtı Platform (NKP) Bileşenleri, 13 Ekim 2019 tarihinde, Mersin’de “Nükleer Tehlikeye Karşı Mersin Buluşması” adı altında düzenlenen etkinliğin Sonuç Bildirgesi’ni yayımladı.

Nükleer Karşıtı Platform (NKP) nükleer karşıtı dayanışmanın arttırılması, nükleer santralların faaliyetlerinin durdurulması ve nükleer silahların yok edilmesi için mücadele vurgusunun yapıldığı Sonuç Bildirgesi’nde, nükleer inadına yönelik uyarılarda bulunuldu. Bildirgede, NKP’nin örgütlülüğünün yol haritasını oluşturmak için kongre yapılması yönünde eğilim oluşturularak, sonuçlar mücadele iradesi ile kamuoyuna aktarıldı.

Nükleer Karşıtı Platform'dan Nükleere Karşı Bildirge

Nükleer Tehlikeye Karşı Mersin Buluşması Sonuç Bildirgesi;

“Bizler Nükleer Tehlikeye Karşı Mersin Buluşması katılımcıları olarak;

– Siyasi iktidarlar tarafından uygulanan enerji politikaları kapsamında yapılan yatırımları gerçekçi bulmuyoruz. Ülkemizdeki enerji verimliliği ve yatırımları değerlendirdiğimizde, nükleer santrallere ihtiyaç olmadığını biliyoruz. Nükleer santrallerden derhal vazgeçilmesini istiyoruz.

– Enerjide dışa bağımlılığımızı arttıracak politikaların ulusal enerji politikası şeklinde sunulmasını, hükümet tarafından ulusal enerji politikası olarak tanımlanmasını istemiyoruz.

– Hükümetin, enerji politikaları ve nükleer santrallere ilişkin, çeşitli gerekçelerle halka yeterince bilgi vermemesini, bilgi ve belgeleri halktan saklayarak kamuoyunu yanıltmasını kabul etmiyoruz. Son derece hassas konuya ilişkin medya kirliliğinin ve diğer bilimsel olmayan yayınların önlenmesini, halkın bilgilendirilme ve aydınlanma taleplerinin karşılanmışını bekliyoruz.

– Mersin’de nükleer santralin kurulacağı bölgenin bilimsel verilerin ışığında depremlerin oluştuğu bir bölgede yer aldığı, oluşacak felaketin sonuçlarının korkunç boyutlara varacağına dikkat çekiyoruz. Ülkemizde, nükleer santral ısrarının bir akıl tutulması olduğunu hatırlatıyoruz.

– Nükleer enerji yatırımlarının işletimi sırasında canlılar için yarattığı tehlike ortadayken yanı sıra santralların nükleer silahların üretimine geçiş amacıyla kullanılmasını reddediyoruz.

– Hükümetler arası anlaşmalar yoluyla, nükleer santral yapım süreçlerinde hukuk sisteminin devre dışı bırakılmasını anlaşır bulmuyoruz. Yasal süreçlerin yürütülmesinin hukuk devletinin vazgeçilmez temeli olduğunu hatırlatıyoruz.

– Nükleer santrallerin fizibilitesi, kurulumu, söküm sorunu, atık ve toplumsal maliyetleri açısından, halkın üstlenip, kaldırabilmesinin mümkün olmadığının görülmesini istiyoruz.

– Türkiye’de ve dünyada öncelikle ekolojik barış ve tüm canlılara yaşam hakkı talep ediyoruz. Eko sistemimiz içindeki tüm canlıların yaşam hakkının savunulması gerektiğini hatırlatıyoruz. Ülkemizin nükleer çöplük olmasını istemiyoruz.

– Nükleer santrallerin ve silahların; canlıların yaşamı, halk sağlığı ve insan hakları ile bağdaşmayan zararlara neden olduğu gerçeği ortadayken, ülkemizde santral yapımı ve dünyada santralların üretimlerinin durdurulmasını, silahların derhal yasaklanmasını istiyoruz. Uranyum madenciliğinden başlayarak nükleer enerji üretiminin çok yönlü sağlık sorunlarına neden olduğu bilinmektedir. Nükleer santrallerde kaza olmasa bile, çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere çevre halkına kanser yapıcı etkilerinin bulunduğunu hatırlatıyoruz.

– Nükleer santrallerin insan ve çevre üzerindeki etkileri, halk sağlığına zararlarının, bilimsel yöntemlerle ilgili bilim dalı uzmanlarınca açıklanmasını istiyoruz.

– Hiroşima, Nagazaki, Çernobil, Fukuşima kırımları birer insanlık suçu olarak tarihe geçmişken, bu katliam örneklerinden ders çıkarılmasının bir kez daha altını çiziyoruz. Bugün binlerce kat daha güçlü silahların şehirleri, bölgeleri ortadan kaldırabileceğini, iklim kuşağına etki ederek, nükleer kışlar yaratacağını hatırlatıyoruz. İnsanlığın, kıtlığa mahkum edilmesini kabul etmiyoruz.

– Anayasalarda temel hak olan yaşam hakkının doğmuş ve doğmamış her canlının hakkı olduğunun bilinmesi gerekirken, nükleer silahlarla girilen bir savaşın kazananının olmayacağına bir kez daha dikkat çekiyoruz.

– NATO’nun ülkemizi hedef durumuna sokan, komşularımızı tehdit eden nükleer silahlarını ülkemizde kesinlikle istemediğimizin bir kez daha altını çizip, silahların ülkemizden çıkarılmasını istiyoruz.

– Hükümetin, nükleer silahların yasaklanması anlaşmasını imzalamasını bekliyoruz.

– Halkın parasını ve kaynaklarını işbirlikçi tekellere aktarma politikalarının örtüsü yapılmaya çalışılan nükleer lobicilere yönelik ortak tutum alınması gerektiğine dikkat çekiyoruz.

– Ülkemizde kurulmuş olan enerji dağıtım hatlarının bakımı, onarımı ve yenilenmesi yapılarak kayıp-kaçaklar önlenmesini; kaliteli kesintisiz, güvenilir ve temiz enerjiyi ödenebilir konuma getirilerek halka arz edilmesini talep ediyoruz. Ülkemizin arz güvenliği sorununun olmadığını biliyoruz.

– Kamu yatırımlarının nükleer santral ve nükleer silahlara yatırılmasını kabul etmiyoruz. İşçi ve emekçiler bu gün ülkemizde, ekonomik krizle boğuşmaktadır. İktidar eliyle yer üstü ve yer altı kaynakları yağmalanmakta, sermayeye teşvikler verilmekte, devlet garantileriyle emek düşmanı, otoriter politikalar uygulanmaktadır. Demokrasi ve hukuk devletinin gereği yerine getirilmelidir.

– Emek ve demokrasi güçlerinin çabası ile emekten ve bağımsızlıktan yana olan her kesimin, genel olarak özelleştirmelere, özel olarak da enerjideki özelleştirmelere karşı mücadele ile nükleer santrallar yönelik mücadele ile barışa yönelik mücadelede birleştirilmesi çağrısında bulunuyoruz.

Bizler, milletvekilleri, belediye başkanları, bilim insanları, uzmanlar, sektör temsilcileri, sendika, meslek örgütü temsilcileri ve gönüllü kuruluşlar, nükleer karşıtları olarak, ne Sinop`ta, ne Akkuyu`da, ne İğneada`da, ne de Türkiye’nin bir başka yerinde nükleer santral kurdurtmayacağımızı kamuoyunu duyuruyoruz.”

Kaynak: Siyasihaber

 

İlginizi çekebilir