NATO ZİRVESİ TOPLANIRKEN…Mustafa Durmuş

15 Temmuz’daki darbe girişiminden bu yana Türkiye’nin NATO’nun kurucu patronu olan ABD ile ilişkilerinin gerildiği biliniyor. Sadece darbe üzerinden değil, aynı zamanda Türkiye’nin Suriye’deki operasyonları ve bu sırada Rusya ile yakınlaşması, S-400 füze alımı anlaşması üzerinden de kavga zaman zaman büyüdü.

Diğer yandan bu gelişmeler Türkiye’nin birkaç gündür Brüksel’de yapılmakta olan NATO zirvesine katılmasına engel olmadı. Cumhurbaşkanı ve eşi bu toplantıya katılıp diğer liderlerle ve eşleriyle aynı fotoğraf karelerinde yer aldılar.

Kısaca hatırlatırsak, Kuzey Atlantik Paktı veya Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü olarak bilinen ve kısa ismi NATO olan bu örgüt, ABD’nin önderliğinde 12 ülkenin 1949 yılında kurdukları bir örgüt. Şu an üye sayısı 29 olan bu örgüte Türkiye, emperyalizmle eklenme sürecinin birinci aşaması olan Demokrat Parti iktidarı (Menderes) döneminde (1952 yılında) katıldı.

SAVAŞ ÖRGÜTÜ

Dünyada yaygın bir biçimde uluslararası bir “savaş örgütü” olarak anılan bu örgüt 2. Dünya Savaşı sonrasında iki kutba ayrılmış dünyada, sadece sanıldığı gibi kapitalist dünyanın patronluğuna yükselen ABD’nin önderliğinde sosyalist bloka karşı değil, aynı zamanda üye ülkelerin kendi içlerinde işçi sınıfından gelebilecek tehditlere karşı da kapitalizmi savunmak için oluşturulmuş bir örgüt.

1 TRİLYON DOLARI AŞAN HARCAMA

Bu örgütün üyeleri aracılığıyla gerçekleştirdiği savunma harcamaları ise bu yıl itibariyle 1 trilyon doları (yılda) geçiyor. Yani dünyadaki toplam 1,7 trilyon dolarlık savunma harcaması ya da askeri harcamanın yüzde 59’unu bu örgütün üyeleri yapıyor. Kalanı ise, Çin, Rusya ve Hindistan gibi ülkeler tarafından gerçekleştiriliyor.

Yılda trilyon dolarlık bir fonun on biri kadar bir fon ile insanlığın; yoksulluk, salgın hastalıklarla mücadele, işsizlik, sağlıklı suya erişme ve nitelikli eğitim gibi çok temel sorunlarının önemli ölçüde çözülebileceği gerçekliğine karşın, böyle büyük kaynakların askeri harcamalara harcanmasını kapitalizmin ve onun bir sonucu olan emperyalizmin doğası ile açıklamak mümkün olabilir ancak.

SORUNLARI DERİNLEŞTİREN HARCAMA

Türkiye’de ekonomik büyüme, işsizlik, enflasyon, cari açık, bütçe açığı ve dolar kuru gibi sadece ekonominin kendini değil, işletmelerin geleceğini ve çok daha önemlisi insanlarımızın yaşam standardını etkileyen birçok faktörden biri de (belki de ulusalcı hassasiyetler nedeniyle yeterince konuşulmayan) adına askeri harcama ya da savaş harcaması da denilen ve bugünlerde zirvede konuşulan “savunma harcamaları” oluşturuyor.

Bu harcamalar sadece ülke içindeki çatışmacı dinamiklerin, bölge ülkeleriyle yaşanan gerginliklerin ya da ihtiyaçların neden olduğu harcamalar değil, bir o kadar da 60 yılı aşkın bir süredir emperyalizmin ileri karakolu konumunda olmanın bir sonucu. Yani dışsal bir etken olarak gözüken, ama 1952 yılından bu yana içimizde olan bir etkenin, NATO’ya üyeliğin bir sonucu.

Çünkü bu örgüte üye olmanın yerine getirilmesi gereken sorumlulukları var. Bu da ülkenin savunma bütçesini belirlerken, diğer sosyal ve ekonomik ihtiyaçlara ayrılabilecek kaynakların azalmasıyla sonuçlanıyor.

EMPERYALİZM DIŞSAL DEĞİL İÇSEL BİR OLGU

NATO’ ye üyelik hem emperyalist- kapitalist sistemin üretim ve bölüşüm ilişkilerinin bir parçası olmayı, hem de bunu korumak anlamında askeri ittifakların da bir parçası olmayı zorunlu kılıyor. Bu da emperyalizmi içsel bir olgu haline getiriyor. Yani emperyalizmi kovabilmek, onun örgütünden çıkabilmek, ancak küresel kapitalist sistemi karşınıza almakla mümkün.

Örgütün aşağıda son zirvesine ilişkin hazırladığı basın ile paylaşılan bülteninden özetleyip tablolaştırdığım (1) savunma harcamasının büyüklüğü, yapısı ve üyelerin konumu başta Türkiye olmak üzere üye ülkelerin kendi halklarının ihtiyacı için kullanabilecekleri kaynağı savunma bütçesi olarak ayırarak, onların ekonomik ve sosyal refahını gerilettiğini ve yoksullaştırdığını ve aynı zamanda da bütçe hakkının nasıl bizzat bu örgüt üyeliği nedeniyle ortadan kaldırıldığını gösteriyor.

Bültende yer alan veriler üye ülkelerin Savunma Bakanlığı’nın sunduğu veriler, OECD verileri ve Avrupa Komisyonu verilerinden oluşuyor. Ekipman harcamaları temel ekipman ve arge harcamalarından oluşurken, ve personel harcamalarına emekli askerlere yapılan maaş vs ödemeleri dahil edilmiş.

2015’TEN BU YANA HARCAMALAR ARTIYOR

NATO üyelerinin (29 üye) yapmış olduğu toplam savunma harcamaları 2011-2014 yılları arasında düzenli olarak azalırken, 2015 yılından itibaren tırmanışa geçmiş. 2017 yılındaki artış yüzde 5,2 ile zirve yapmış.

Yani 2011 yılında 1,0 trilyon dolar olan toplam harcamaların 2018 yılında tekrar bu düzeyi yakalayacağı, hatta geçeceği tahmin ediliyor (1,137 trilyon dolar). Bunun yüzde 62’sinin tek başına ABD tarafından yapılıyor olması, Trump’ın zirvede krize neden olan “diğer üyelerin ellerine cebine atıp paylarını artırmalarını” istemesini açıklıyor.

ÜYELER ULUSAL GELİRLERİNİN YÜZDE YARIM İLE YÜZDE 3,5’İNİ ASKERİ HARCAMAYA AYIRIYOR

NATO üyesi ülkelerin yüzde 51’i (medyan) ulusal gelirlerinin yüzde 1,36’sını askeri harcamalar için kullanıyor. NATO yönergesinde bu oran yüzde 2. Bu nedenle de Trump zirvede bu payın yüzde 2’ye çıkartılmasını istedi.

Ayrılan payların ortaya çıkardığı bazı ilginç durumlar söz konusu. Örneğin beklendiği gibi ABD en büyük payı yani gelirinin yüzde 3,5’ini ödüyor. Ekonomik kriz ile boğuşan Yunanistan yüzde 2,3 ile listenin tepelerinde yer alıyor. Pek çok araştırmacı bu ülkenin krize girmesinin nedenini bu yüksek askeri harcamalarına bağlıyor. Türkiye’nin payı ise yüzde 1,68. Bu açıdan NATO’’da ulusal kaynaklarını askeri harcamalara en fazla ayıran 10. ülke oluyor.

TÜRKİYE’NİN PAYI ARTIYOR

Ancak Türkiye’nin payının 2014 yılındaki yüzde 1,49’dan bu seviyeye gelmesi önemli. Zira aynı dönemde tüm NATO üyelerinin payları düşüyor, ABD örneğin payını yüzde 5,3’ten neredeyse yüzde 40 azaltarak bugünkü durumuna getiriyor.

SİLAH ÜRETİMİNDE DIŞA BAĞIMLILIK AZALMADI

Türkiye açısından ikinci önemli durum Türkiye’nin yaptığı harcamalar içinde ekipman gibi kendi üretmediği, daha ziyade ithal ettiği malzemeler için yapılanların yüksekliği.

Çünkü üyelerin yüzde 51’inin böyle harcamalarının toplam askeri harcamalar içindeki payı yüzde 21, yönergede istenen yüzde 20, ABD’nin ki yüzde 26 iken Türkiye’nin ki yüzde 32’ye yakın. Oysa bu pay 2014 yılında yüzde 24 idi.

Bu da son yıllarda ulusal savunma sanayi yatırımlarının önemli ölçüde ithalata olan bağımlılığı azalttığı iddiasını boşa çıkartıyor. Yani askeri amaçla yapılan her bir doların 33 centi ithal ekipmana yatırılıyor. Bu açıdan Türkiye, Lüksemburg ve Romanya’nın ardından 3.sırada yer alıyor. Türkiye kalan parasının yüzde 45,3’ünü askeri personel ve yüzde 2,4’ünü alt yapı ve yüzde 20,8’ini diğer amaçlar için kullanıyor.

HER 10 NATO ASKERİNDEN 1,2’Sİ TÜRK

NATO bünyesindeki askeri personelin sayısı 3,2 milyona yakın. Bunun yüzde 40’ını 1,3 milyon ABD askeri oluşturuyor. Bu açıdan yüzde 12 ile ikinci sırada Türkiye geliyor (385 bin).

Böylece Her 10 NATO askerinin 4’ü Amerikalı, 1,2’si Türk askerinden oluşuyor. Bu da örgütün merkezinde yer alan ABD ile ileri karakolunda görev yapan Türkiye’nin uluslararası sermaye akımları, bankacılık, doğrudan yatırımlar gibi ekonomik faktörlerin dışında askeri amaçlarla da nasıl kopması çok zor bağlarla bağlı olduğunu gösteriyor.

Bunun dışında Türkiye’nin 2018 itibariyle yaklaşık 61 milyar TL’lik bir askeri harcama yapması bekleniyor. Yani bu yılki devlet bütçesindeki her 100 liranın 8 lirası askeri harcamalar için ayrılacak.

BU YIL YÜZDE 15,7 ARTIŞ

Askeri harcamalardaki reel artış ise ürkütücü düzeyde. Çünkü tablodan da görüleceği gibi 2015 yılında yüzde 1,30 oranında olan artış, 2017’de yüzde 11,73 oldu ve 2018’de yüzde 15,7 olması bekleniyor.

Ülkede bunca ekonomik ve sosyal sorun için bütçeden yeterince kaynak ayrılmazken, askeri harcamalara ayrılan kaynağın hem büyüklüğü hem de yıllık reel olarak artışının yüksekliği yeni rejimin askeri yönelimleri ile açıklanabilir.

Bu gelişme ile kişi başına askeri harcama 15,500 dolara yükseliyor. Yani ülkede kişi başına yılda 15 bin doların üzerinde askeri harcama yapılıyor. Kişi başı gelirin 9,000 dolara kadar gerilediği, kişi başı kamusal sağlık harcamasının sadece 624 dolar olduğu (2), kişi başı eğitim harcamasının ise toplamda 4,000 dolar olduğu (3)bir durumda askeri harcamanın bunları katlaması ancak yeni rejimin yönelimleri ile açıklanabilir.

……..

  • NATO, Public Diplomacy Division, Press Release (10 July 2018) :Defence Expenditure of NATO Countries (2011-2018).
  • Focus on spending on health latest trends, 2018, s. 3.
  • OECD Education at a glance 2017.

İlginizi çekebilir