“Muzır Kurulu, yayıncıyı da yazarı da muhatap görmüyor”

“Çıtır Çıtır Felsefe”nin yedi kitabıyla ilgili poşette satılma kararı verildi. Mine Soysal, “Okumadan, aslını bilmeden, anlamadan kitapların “suçlu” ilan edilmesi çok korkunç. Çocuğun, dini ve ahlaki değerlerin ışığında kontrol altında tutulması gereken bir varlık olduğu algısı da elbette önemli rol oynuyor” diyor.

Geçen hafta Günışığı Kitaplığı’nın yayınladığı “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisine ait iki kitap, eserlerden alıntılanan iki cümleyle sosyal medyada hedef gösterildi.

İktidara yakın gazetelerde yer alan haberlerde, kitapların İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait İstanbul Kitapçısı’nda satıldığı bir sorun olarak gösteriliyordu.

Henüz bu haberleri ve gelen tepkileri okuyorduk ki bu hafta başında Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu diziye ait yedi kitabın poşet içinde satılacağı kararını aldı. Ayrıca kitaplar 18 yaş altına da satılamayacak.

Oysaki, çocuklara sorgulama deneyimi yaşatan kitaplarla ilgili olarak aileler, Türkiye’nin en çok alışveriş yapılan internet sitesinde şu yorumları bırakmış:

“Yetişkinlerin çocuklara anlatmakta zorlandığı konular”

Oğlumun öğretmeninin tavsiyesi üzerine sınıf için komple bir set aldık.Çocukların rahatlıkla anlayabilecekleri kısa kısa birçok hikayeden oluşuyor. 

En sevdiğim serilerden biri olan bu felsefe serisi çocuklara küçücük yaşta düşünmenin ve felsefenin kapılarını açıyor. 

Kesinlikle hayatı ve hayatta karşılaştığımız tüm zıtlıkları, duyguları ve garipsediğimiz her şeyi konu alan bu seri, gençler ve çocuklar için mükemmel bir kaynak.

Bu seti ikinci sınıfı bitiren oğlumun öğretmeninin yaz tatilinde okusun tavsiyesi üzerine aldım. Tek kelimeyle mükemmel. Biz yetişkinlerin çocuklarımıza anlatmakta zorlandığımız, birçok kez uygun kelime bile bulamadığımız kavramları çok güzel hikayelerle destekleyerek öğreten harika bir set. 

Uzun zaman sonra tekrar gündemimize oturan ve çocuk kitaplarını hedefine alan Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu, “Çıtır Çıtır Felsefe” serisi ve kitapları hakkında sansür kararı ile ilgili Günışığı Kitaplığı Genel Yayın Yönetmeni Mine Soysal bianet’in sorularını yanıtladı.


*Poşette satış kararı verilen yedi kitap.

“Haksız karara itiraz edip yasal süreci başlatıyoruz”

Sosyal medyada hedef göstermeyle başlayan sürecin sonunda “Çıtır Çıtır Felsefe” serisinin 7 kitabı hakkında poşette satılacak kararı verildi. Üstelik 18 yaş altına da satışı yasaklandı. Bu kararı nasıl yorumluyorsunuz?

Günışığı Kitaplığı, çağdaş çocuk ve gençlik kitapları yayıncılığının ve okuma kültürümüzün gelişmesi için 26 yıldır emek veren bir yayınevi. Çocuklar ve gençler için ülkemizden ve dünyadan çağdaş eserleri titizlikle seçerek, uzman yayıncılık anlayışıyla kitaplaştıran ve bugüne dek milyonlarca okura ulaşmış bir yayıneviyiz. Edebiyatla felsefenin iç içeliğini, geliştirici etkileşimini çok önemsediğimiz için tüm dünyada okunan bu diziyi 2006’dan beri Türkçe yayımlıyoruz. Ülkemizde de kısa sürede her yaştan okurun çok sevdiği dizimizin birkaç kitabı için yapılmak isteneni anlamakta çok zorlanıyoruz. Bazı sosyal medya çevrelerinde yayılan gerçek dışı, yalan haberler yüzünden kitaplarımızın suçlanması da, 7 kitabımızın birden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu kararıyla poşete sokulması da elbette çok üzücü. Bu kararın hukukla bağdaşmadığını düşünüyor ve kınıyoruz. Kurulun bu haksız kararına itiraz etmek için yasal süreci başlatıyoruz.

“Dünyayı ve yaşamı anlamaya çalışan çocuklara…”

Çıtır Çıtır Felsefe serisi nasıl kitaplardan oluşuyor, çocuklar için önemi nedir? Neler buluyorlar, bulacaklar bu seride?

Ortaokul düzeyinde önerdiğimiz “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisi ülkemizde 32 kitaba ulaştı. Felsefeyi gündelik yaşama ustaca yerleştiren kitaplar, tüm dünyada küçük, büyük herkesin hayatı sorgulama rehberi haline geldi. Dizinin farklılığı, herhangi bir görüşü ya da kabulü okura dikte etmeden düşündürmesi. Özellikle dünyayı ve yaşamı anlamaya çalışan çocuklara, temel kavramları sorular sorarak düşündürtüyor. Tartışabilmeleri ve daha kolay anlayabilmeleri için gerçek yaşamdan kısa öykülerle örnekliyor. Bu örnek öyküler kimi olumlu kimi olumsuz durumları aktarıyor. Böylelikle okur, tarafsız, bağımsız, objektif bir düşünme, sorgulama deneyimi yaşayabiliyor.

Çocukların, ebeveynlerin, eğitimcilerin başucu kitapları

Bu özellikleriyle sadece çocukların değil, ebeveynlerin ve eğitimcilerin de başucu kitapları oldular. Yayımlandığı 25’ten fazla ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de çocuklar ve felsefe üzerine birçok yeni çalışmaya ilham kaynağı oldu. Üstelik 10 yaş üstü çocukların anlayabilecekleri bir dil, anlatım ve görsellikle hazırlanan kitapların, çocukların düşünce ve duygu gelişimleri açısından yararları, uzmanlarca da defalarca dile getirildi. Fransa Eğitim Bakanlığı, dizinin yaratıcısı Brigitte Labbé’yi, kitaplarıyla çocukların eğitimine ve gelişimine sunduğu katkıdan ötürü 2019’da ülkenin en yüksek devlet nişanı olan Legion d’Honneur ile ödüllendirdi.

“Okumadan ‘suçlu’ ilan edilmesi çok korkunç”

İlk basımından bu yana geçen zamanı düşünecek olursak, Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu neden bunca zaman bekledi sizce? Sadece bazı “hassas vatandaşların” şikayeti ve sosyal medyada kitaplar özelinde oluşan linç mi yönlendiriyor Kurulu?

BM İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nde yer alan düşünce, ifade ve yayımlama özgürlüğü ilkesi ne yazık ki ülkemizde sıklıkla ihlal ediliyor, sansür ve otosansür ülkemizde adeta olağanlaştırılmak isteniyor. Okumadan, aslını bilmeden, anlamadan kitapların “suçlu” ilan edilmesi çok korkunç. Çocuğun, dini ve ahlaki değerlerin ışığında kontrol altında tutulması gereken bir varlık olduğu algısı da elbette önemli rol oynuyor.

“Bakanlıklar kitapları suçlayan bir tutum içinde”

Bir yandan aile kültürümüz bir yandan eğitim sistemimizdeki denetimci yaklaşımlar sonucunda, otosansür toplumun tüm kesimlerine yayıldı. Bu durum, hem bakanlıklara doğrudan yapılan hem de CİMER gibi adreslere gelen şikâyetleri artırıyor. Ancak üzücü olan, bakanlıkların uzman ve çağdaş yayıncılıktan yana değil, kitapları suçlayan ve yasaklayan bir tutum içinde bulunması. Kitapların poşete sokulması, yasaklanması, okuma kültürümüze de çocuklarımızın gelişimine de zarar veriyor.

“Tartışmaya açık kararlar”

Geçen yıl Avukat Mehmet Ümit Erdem, iki çocuk kitabının Kurul tarafından sansürlenmesi sonrası açtığı davayı kazanmıştı. Türkiye Yayıncılar Birliği’nin, Yayıncılık Kurultayı’nda da konuşan Ümit Erdem, yayıncı ve yazarın da görüşünün alınması gerektiğini belirtti. Size bu sansür/yasaklama sürecinde savunma hakkı tanındı mı?

Resmi işleyişte bu dediğiniz söz konusu olamıyor. Muzır Kurulu, yayıncıyı da yazarı da muhatap görmüyor. Kendince bir değerlendirme yapıyor ve tartışmaya açık kararlar veriyor. Dolayısıyla yayıncılar ancak karara itiraz davası açarak yasal yollardan seslerini duyurabiliyor.

“Çocuk- gençlik kitapları uzmanlık isteyen bir alan”

1927 yılında kuruluyor Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu. Aslında uzun süre atıl kalan bir kurulken, 2010’larda tekrar gündeme geliyor. Çocuk kitaplarının haricinde, yetişkinler için basılan kitapları bile incelemeye alıyorlar. Bir süre yine gündemden düşerken son birkaç yıldır yine kitapları sansürlemeye başlıyorlar. İnceleme fırsatınız oldu mu, Kuruldaki kişilerin ne kadarı yayıncı, yazar ya da yayıncılık alanında uzman isimler?

Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu, uzun yıllar Başbakanlık’a bağlı çalıştıktan sonra 2018’de Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı’na, şimdiki adıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlandı. Kurulun, bu bakanlığın belirlediği 5 yetkiliden oluştuğu belirtiliyor. Dolayısıyla yayıncılık alanında, özellikle çocuk ve gençlik kitapları gibi özel uzmanlık isteyen bir alanda doğrudan deneyimleri olmasını beklememek gerek.

“Önerme, okutma ya da okutmama hakkı”

26 yıldır çocuk ve gençlik alanında yayın yapıyor Günışığı Kitaplığı. Türkiye’de bu alanda önde gelen bir yayınevi. Sizce bu tip kurullara gerek var mı? Varsa, nasıl yapılar olmalı, nasıl işlemeli?

Çağdaş dünyada her mesleğin, her işkolunun kendi etik ilkeleri, uluslararası standartlara uygunluğu önemli ve geçerli olmalı. Yayıncılıkta asıl olan, yazarın yazma, yayıncının yayımlama, okurun okuma ya da okumama hakkıdır. Nasıl bir yetişkinin beğenmediği bir kitabı elinden bırakma, eleştirme hakkı varsa çocuk kitaplarında da çocuğa önerme, okutma ya da okutmama hakkı bakidir. Ancak bu hak, resmi yasaklara, yalan yanlış karalamalara, mesnetsiz suçlamalara neden olmamalıdır. Kitap dünyasında belirleyici olması gereken entelektüel düzeyde eleştiridir. Türkiye Yayıncılar Birliği’nin Haziran 2021’de yayımladığı “Yayıncılık İlkelerimiz“, yayıncılığa bakışımızı ve profesyonel davranış ilkelerimizi çok güzel özetliyor. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi temel alınarak hazırlanan bu ilkelerin benimsenmesi, korunması, gündelik yaşamın parçası haline gelmesi ve içselleşmesi; mesleğimizin saygınlığı açısından büyük önem taşıyor.

Kaynak: Bianet – Ayşegül Özbek

 

İlginizi çekebilir