Musa Anter Davası: Zamanaşımına 15 ay kaldı

Musa Anter davasında avukat Mehmet Selim Okçuoğlu, Anter’in katledildiği tarih itibariyle dosyanın dava zamanaşımına uğrama tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, diğer dosyalardan ayrılması gerektiğini söyledi.

JİTEM ana davası ile birleştirilen Musa Anter davasının 27’inci duruşması Ankara 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.

Duruşmaya Anter’in oğlu Dicle Anter, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Şevin Coşkun ile Hafıza Merkezi’nden Faili Belli izlem gözlemcisi avukat Esra Kılıç katıldı.

Duruşmada, Anter ailesinin avukatı Mehmet Selim Okçuoğlu, Orhan Miroğlu’nun avukatı Ayşe Eryılmaz ve taraf avukatları hazır bulundu.

Yurt dışında yaşadığı bilinen sanık Abdulkadir Aygan’ın ifadesinin alınmasına dair Adalet Bakanlığı’na yazılan yazıya cevap verilmediği görüldü.

“Diğer dosyaların ayrılmasını talep ediyoruz”

Anter ailesinin avukatı Mehmet Selim Okçuoğlu, dosyada zaman aşımı tehlikesine dikkat çekerek, şunları söyledi:

Gelinen aşama itibariyle Cemil Işık’ın yurt dışında öldürüldüğü yönünde bilgimiz bulunmaktadır. Yazılama yapılacak ise akıbetinin sorulmasına dair bu hususta yazışma yapılmasını talep ediyoruz.

Musa Anter’in katledildiği tarih itibariyle dosyanın zaman aşımına uğrama tehlikesi bizce büyük bir hal göstermektedir. Dosyada her şeyden önce sonuç alınabilmesi açısından birleştirilen diğer dosyaların ayrılmasını talep ediyoruz.

Öte yandan mahkemenin kurduğu ara kararlarına rağmen yurt dışında bulunan dosya sanıklarından Abdulkadir Aygan’ın savunmasının saptanamamasından, Adalet Bakanlığı’nın mahkeme ile iş birliği içinde hareket etmediğini gösteriyor. Dosyanın birleşen diğer dosyalardan ayrıldıktan (tefrik) sonra bu hususun üzerine gidilmesini ve dosyanın sonuçlandırılmasını istiyoruz.

Dava dosyasına konu olan olayların daha önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındığını hatırlatan Okçuoğlu, şunları kaydetti:

Şuanda görülen dava dosyası esasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) belirttiği yaşam hakkının ihlaline dair bir dava görülmektedir. AİHS’in makul sürede yargılamanın tamamlanmasına esas adil yargılama ilkesinin ihlal edildiğini de ifade etmek isterim. Tüm bu hususlar nazara alınarak mahkemece karar tesisini talep ediyoruz.

Ardından söz alan sanık Hamit Yıldırım’ın avukatı Kaya Yelek ise dosyaların ayrılma talebinin reddine karar verilmesini ve sanık Yıldırım hakkında adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep etti.

Avukatların beyanlarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Abdulkadir Aygan’ın ifadesinin alınması hususunda Adalet Bakanlığı’na tekrar yazı yazılmasına, sanıklar Abdülkadir Aygan, Mahmut Yıldırım, Muhsin Gül, Mehmet Zahir Karadeniz, Fethi Çetin hakkındaki yakalama emrine ilişkin kararın devamına, sanık Mahmut Yıldırım hakkındaki kırmızı bülten uygulamasının devamına karar verdi. Mahkeme heyeti, dosyaların tefrik edilmesi talebini reddederken, sanık Hamit Yıldırım hakkında adli kontrol şartının devamına karar verdi.

Davanın bir sonraki duruşması 7 Temmuz’a ertelendi.

JİTEM Ana Davası ile birleştirilen Musa Anter Davası

1999 yılında düzenlenen iddianamelerle yargılanan 11 sanıklı ve 2005 tarihli iddianameyle yargılanan 5 sanıklı davaların 2010 yılında birleşmesiyle, süren dava JİTEM Ana Davası olarak anılmaya başlandı.

Gazeteci yazar Musa Anter’in 20 Eylül 1992’de öldürülmesiyle ilgili, eski JİTEM tetikçisi Abdülkadir Aygan’ın fail olarak işaret ettiği Hamit Yıldırım 29 Haziran 2012’de gözaltına alındı.

Yıldırım’ın 2 Temmuz 2012’de tutuklanmasıyla dava zamanaşımından kurtuldu. Başlatılan soruşturma sonucu hazırlanan 25 Haziran 2013 tarihli iddianame 5 Temmuz 2013’te Diyarbakır 7. ACM tarafından kabul edildi.

2014 yılında Musa Anter Davası’nın, JİTEM Ana Davası’yla birleştirilmesi talebi, davanın sürdüğü Diyarbakır 1. ACM tarafından kabul edildi. 2015 yılında Musa Anter Davası “güvenlik gerekçesiyle” Ankara’ya nakledildi.

Ankara 6. ACM birleştirme kararına itiraz etti. Ankara 6. ACM’nin itirazını değerlendiren Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 29 Ocak 2016 tarihli kararıyla iki davanın birleşmesi kesinleşti.

14 Mart 2016 tarihli duruşmada MİT Kontrterör Dairesi eski Başkanı Mehmet Eymür ve dönemin Ankara Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar tanık olarak dinlendi.

Mahkeme, bir sonraki duruşmada emekli Jandarma Tuğgeneral Veli Küçük ve dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Hüseyin Özbilgin’in tanık olarak dinlenmesine karar verdi; hem sanık hem müşteki avukatlarının, dosyaların ayrı ayrı görülmesi talebini reddetti.

25 Nisan 2016 tarihli bir sonraki duruşmada tanık olarak dinlenmesi beklenen Veli Küçük mazeret bildirerek gelmedi, duruşmada hazır bulunan Hüseyin Özbilgin tanık olarak ifade verdi. Musa Anter cinayeti olayında yaralanan Orhan Miroğlu da avukatlarıyla duruşmaya katıldı.

Tanık olması beklenen Veli Küçük 20 Haziran 2016 tarihli duruşmaya da katılmadı. Ara celsede avukatlarının Küçük’ün SEGBİS’le dinlenmesi için dilekçe verdikleri öğrenildi. Anter ailesi avukatlarının, Eski OHAL Valisi Ünal Erkan, Milletvekili Sinan Yerlikaya ve Eski İçişleri Bakanı Meral Akşener’in dinlenmesi talepleri reddedildi.

Veli Küçük’ün SEGBİS’le dinlenmesi için adresinin bulunduğu yer mahkemesine tebligat yazılmasına; Ankara JİTEM dosyasına MİT’ten gönderilen belgelerin bir suretinin Ankara 1. ACM’den istenerek incelenmesine ve sanık Hamit Yıldırım’ın tutukluluğunun devamına karar verildi.

Duruşma öncesi, 22 Eylül 2016 tarihinde Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Nevin Soyukaya ve Samet Aydın’ın tanık olarak ifadeleri alındı.

Veli Küçük ise 26 Eylül 2016 tarihli duruşmaya SEGBİS yöntemiyle katılarak ifade verdi.

İsveç’te yaşayan sanık Abdülkadir Aygan SEGBİS yöntemiyle ifade vermeye rıza göstermediği için ifadesinin İsveç’te alınacağı kesinleşti.

Tarafların ifade işlemi esnasında hazır bulunması için Adalet Bakanlığı’na yazı yazılmasına karar verildi.

Haziran 2017’deki duruşmada Anter’i öldürmekle suçlanan Hamit Yıldırım, tutukluluk süresi dolduğu gerekçesiyle tahliye edildi. Yıldırım, Aralık ayındaki duruşmada “Anter’in katli olayıyla herhangi bir ilgim yoktur. Beni FETÖ imamı bu hale sokmuştur” sözleriyle kendini savunmuştu.

Kaynak: KARINCA        (MA)

İlginizi çekebilir