Mülteci LGBTİ+lar sağlık hakkından yoksun

HEVİ LGBTİ+ Derneği’nin raporuna göre, LGBTİ+ mülteciler sağlık hakkına erişimde birçok engelle karşılaşıyor. Uluslararası koruma başvuru ve statü sahibi LGBTİ+lar en çok dil bariyeri ve sağlık çalışanlarının ayrımcı tutumundan dolayı şikâyet ediyor.

*Görsel: Kaos GL

“İntihar etmeyi düşündüğümü söyledim. Aldığım cevap ‘Sen bilirsin’ oldu”, “Türkiye’de olduğum için, trans olduğum için her hareketimden korkuyorum”, “İrritabl bağırsak sendromu hastalığım var ve her ay düzenli olarak ilaç kullanmam gerekiyor, ancak sigortam olmadığı için doktora gidemiyorum”…

Bu sözler, HEVİ LGBTİ+ Derneği’nin “Mülteci LGBTİ+ Sağlık Hakkı ve Ayrımcılık Raporu”ndan sadece birkaçı. Oysa Türkiye’nin de taraflarından biri olduğu “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesi”nin “Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, herkesin, ulaşılabilecek en yüksek fiziksel ve zihinsel sağlık standardına sahip olma hakkını kabul ederler” maddesiyle mülteci ve göçmenlerin yaşadıkları ülkelerde sağlık hakları güvence altında tutuluyor. Ancak Türkiye gibi ülkelerde bu haklara erişim mümkün olmuyor.

HEVİ LGBTİ+ Derneği’nin Sağlık Hakkı Programı’nda paylaşılan deneyimler ışığında hazırladığı ve Nisan ayında yayınladığı “Mülteci LGBTİ+ Sağlık Hakkı ve Ayrımcılık Raporu” mültecilerin yaşadığı sağlık ve ayrımcılık sorunlarını ortaya koyuyor. Buna göre, göçmen ve mülteci LGBTİ+lar ikamet ettikleri şehirlerde sağlık hakkına erişimde birçok engelle karşılaşıyor. Uluslararası koruma başvuru ve statü sahibi LGBTİ+lar en çok da yasal düzenlemelerin uygulanması, dil bariyeri ve sağlık çalışanlarının ayrımcı tutumundan dolayı şikâyet ediyor. Herhangi bir yasal ikameti bulunmayan LGBTİ+ların ise, acil haller dışında sağlık hizmetlerine neredeyse hiçbir şekilde ulaşamadığı anlaşılıyor.

Raporda, göçmen ve mülteci LGBTİ+ların sağlık hizmetlerine erişimi önündeki engellerin COVID-19 pandemisi sürecinde daha da arttığı vurgulanıyor. Bu süreçte maske ve dezenfektana ulaşılamaması en çok dile getirilen sorunlardan biri. Ayrıca HIV ve HPV testlerinin yapılamaması nedeniyle tanı ve tedavide aksaklıklar yaşanıyor. Hormon ve kronik hastalıkların tedavisine ilişkin ilaçlara erişim güçlüğü, mülteci LGBTİ+ların yaşam standartlarını ciddi anlamda etkiliyor.

Derneğin yetkilileriyle raporun hazırlanma sürecini, ortaya çıkan sorunların çözümü için önerilerini konuştuk.

“Engellerin başında kayıtsızlık geliyor”

Mültecilerin ve özelde mülteci LGBTİ+ların en sık yaşadığı sorunlar neler?

Mültecilerin temel haklara erişimlerindeki engellerin başında kayıtsızlık geliyor. İl Göç İdareleri’nin başvuruları kabul etmemesi nedeniyle Türkiye’ye sığınan birçok mülteci kimliksiz kalıyor. Bu da eğitim, sağlık, barınma gibi haklara erişememek anlamına geliyor. 99’lu kimliği olmayan kişilerin acil haller haricinde sağlık hizmetlerine erişebilmesi mümkün değil. Göçmen ve mülteci LGBTİ+lar da eğer uluslararası veya geçici koruma kimlik belgesi ya da ikamet izni gibi yasal kalış belgesi yoksa hastaneye gidemiyor. Bunun tek istisnası acil haller.

99’lu kimliği bulunanlar açısından ise, başka problemler söz konusu. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nda 2019’da bir değişiklik yapıldı. Mültecilerin sağlık hizmetlerine ücretsiz erişimine 1 yıllık bir sınırlama getirildi. Bu değişiklikle bir anda binlerce mültecinin sağlık sigortası kapatıldı. Sağlık problemleri bulunanların tedavileri yarım kaldı. Ülkenizden cinsel kimliğiniz nedeniyle kaçmak zorunda kaldığınızı düşünün. Hapse girmemek ya da öldürülmemek için kilometrelerce yol geliyorsunuz. Paranız yok, tanıdığınız kimse yok, kalacak yeriniz yok. İş aradığınızda bulamıyorsunuz. Bulsanız dahi çok düşük ücretlerle sigortasız çalıştırılıyorsunuz. Göçmen ve mülteci LGBTİ+ların uğradığı ayrımcılık da düşünüldüğünde sağlık hizmetlerine erişimleri daha da zorlaşıyor.

“Yaratılan nefret ortamında, sorunlar duyulmuyor”

Pandeminin bu hak ihlaline etkisi nedir?

COVID-19 pandemisiyle göçmen ve mülteci LGBTİ+ların ciddi bir belirsizlikle karşı karşıya kaldıklarını ve sağlık problemleriyle ilgili olarak randevu alamadıklarını biliyoruz. Ayrıca HIV, HPV vb. testlere anonim erişimde de sorunlar yaşanıyor. Tanı alan kişilerin tedaviye erişiminde de birçok aksaklık yaşanıyor. Yine trans mültecilerin uyum süreçlerine ilişkin ameliyatların ertelendiği de aktarılan sorunlar arasında. Fakat bütün bu sorunlara karşılık göçmen ve mülteci LGBTİ+ların ruh sağlığını korumaya yönelik çalışmalar bulunmuyor. Oysa zaten belirsizlik içerisinde yaşayan göçmen ve mülteci LGBTİ+lar, COVID-19 pandemisinin yarattığı belirsizlikten herkesten daha çok etkileniyor.

Mülteci LGBTİ+ların yaşadığı sorunların devletin/hükümetin göçmen ve LGBTİ+ politikalarından bağımsız olduğunu düşünmüyoruz. Ama maalesef yaratılan bu nefret ortamında mülteci LGTBİ+ların yaşadığı sorunlar yeterince duyulmuyor. Raporun en azından LGBTİ+, göç ve sağlık alanında çalışan kişilere ortak bir pencereden bakma fırsatı sunacağını düşünüyoruz.

“Mahremiyet ihlaline son verilmeli”

Rapor sonucunda ortaya çıkan sorunların acil olarak çözülmesi için neler yapılmalı? 

Öncelikle göçmen ve mülteci LGBTİ+ların sağlık hakkına erişimi önündeki yasal düzenlemelerin kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz. Yine sağlık merkezlerinde dil bariyerini kaldırmaya yönelik çalışmalara ağırlık verilmeli, mahremiyet ihlaline sebep olabilecek uygulamalara son verilmeli. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’ndaki genel sağlık sigortasına yönelik getirilen 1 yıllık sınırlama kaldırılmalı, mülteci LGBTİ+ların sağlık hizmetlerine erişimi süre sınırı olmaksızın güvence altına alınmalı. HİV ile yaşayanların tedaviye düzenli erişiminin önündeki engeller kaldırılmalı.

COVID-19 sürecinde HIV, HPV vb. testlere anonim erişim sağlanmalı, tanı ve tedavide yaşanan aksaklıklar giderilmeli. Ayrıca kayıtsız göçmen ve mülteci LGBTİ+ların aşı gruplarında yer almadığı biliniyor. Kayıtsız kişilerin de herhangi bir idari işleme tabi tutulmaksızın COVID-19 Aşısı Ulusal Uygulama Stratejisi’ne dahil edilmeleri ve aşı gruplarında yer almaları sağlanmalı. Son olarak ayrımcılığa maruz kalan ve şikâyet mekanizmalarını kullanan öznelerin birçok sorun yaşadığını da biliyoruz. Bu sorunların önüne geçecek tedbirlerin de alınması, mağduriyetlerin önüne geçilmesi gerekiyor.

“Kendilerini yalnız ve çaresiz hissediyorlar”

HEVİ LGBTİ+ Derneği yetkilileri, raporun amacına ve bu noktada STK’lara düşen görevlere yönelik şunları söylüyor:

Raporumuzun göçmen ve mülteci LGBTİ+ların sesini duyurmasına yardımcı olmasına katkı sunmasını hedefliyoruz. Son dönem daha da artan LGBTİ+ düşmanlığı burada yaşayan, yaşamak zorunda bırakılan mülteci LGBTİ+ları tekinsizleştiriyor. Psikolojik, fiziksel şiddete maruz kalmalarına sebep oluyor. Bu noktada mülteci LGBTİ+lar özelinde yaşanan hak ihlalleri alanında çalışmalar yürütmek büyük önem taşıyor. Mülteci LGBTİ+ların dil bariyeri olmadan bir araya gelmesinin ve sosyal politikalar geliştirilmesinin, hak temelli çalışan STK’ların desteğiyle gerçekleştirilebileceği unutulmamalı.

Mülteci LGBTİ+ların üçüncü ülkeye yerleştirilme süreçleri maalesef çok yavaş işliyor. Bunun hızlandırılmasına ilişkin çok fazla talep geliyor. Mülteci LGBTİ+ların bir kısmı bu noktada artık kendini yalnız ve çaresiz hissediyor.

“Şikayetçi olarak gittiğimde suçlu olarak çıkıyorum”

Muhatap kurumların yaklaşımı ise sorunu görmezden gelme yönünde. Bir arkadaşımızın, “İntihar etmeyi düşündüğümü söyledim. Aldığım cevap ise ‘Sen bilirsin’ oldu” şeklindeki aktarımı söyleyecek fazla bir şey bırakmıyor.

Yine mülteci LGBTİ+ların hak arayışında karşılaştığı engeller de ne yazık ki çok boyutlu. Ayrımcılık ve hak ihlalleri her aşamada yeniden yaşanıyor. Adli mekanizmalara erişimde yaşanan sorunu, sanıyoruz ki şu sözler özetliyor:

“Mülteciler çoğu zaman gitmiyor, şikâyette bulunmuyor. Kendi adıma bunu söyleyebilirim ki, ben çoğunlukla şikayetçi olarak gittiğimde nedense suçlu olarak çıkıyorum.”

Kaynak: Bianet – Elif Solmaz

 

İlginizi çekebilir