Muhalefetin Birikmeyen Bakiyesi

24 Haziran seçimleri öncesi ben de dahil olmak üzere bir çok insanda bu sefer kazanılacağına dair çok büyük bir umut vardı. Sonuçlar ise aynı derecede yıkıcı olacak kadar kötüydü. Şimdi seçim bitti ve gerçekten bir şeyleri değiştirmek istiyorsak bu sonuçların nedenlerini iyi kavramamız gerekli.

Zekasına güvendiğim birçok insan olayı “oylar çalındı” söylemi üzerinden açıklamanın ötesine geçmeden değerlendirmeler yapıyor ve bir süredir yenilgilerin nedeni olarak görülen retoriği yüceltiyorlardı. Seçim sonuçlarının hemen ertesinde değerlendirme yapma ihtiyacı varken kendimize bile anlatamadığımız hezimetleri bu retorikle açıklamak kolaya kaçma, ama bir kısım insanımız ise bunun da ötesinde, gerçekleri görmesini engelleyecek düzeyde buna bağlı yaşıyor. Bunların içerisinde milletvekilleri, danışmanlar, parti yöneticileri gibi, günlük işleri siyaset yapmak olan insanlar var. Bu derece etkin ve etkili insanların dillendirdiği bu retorik, gerçeğin anlaşılmasının da önüne geçiyor.

Anketlerin gücü

Seçim öncesi farklı anketler birbiriyle yakın olmayan onlarca sonuç açıkladı. Bir ölçme aracı olarak anketler genelde etkili bir yöntem, ancak iş seçime geldiğinde en iyi anket, seçimin sonuçları oluyor. Türkiye’deki seçim anketlerinin en önemli finansörü siyasi partiler ve muhtemeldir ki bu yüzden birbiriyle alakasız, aralarında milyonların oynadığı sonuçlar ortaya çıkıyor. Ancak seçim öncesi açıklanan anket sonuçlarının yarattığı kitle etkisi, kararsız diye adlandırılan ve genellikle %15 bandında olan seçmen üzerinde ve kararını vermiş ancak kayma potansiyeli olan tahmini %3-4’lük seçmenin nereye oy vereceği üzerine önemli bir etkiye sahip. Toplam %18’lik bir seçmenin nereye oy vereceği çok önemli, bu yüzden seçim gününe doğru açıklamalar o kitlenin ne istediğine doğru yöneliyor.

AKP bu aygıtı en etkili şekilde kullanabiliyor, hatta temel politik zemini ile çelişse dahi bu söylemler en yüksek sesle seslendirilebiliyor. Bu seçim “bedelli askerlik”, “millet kıraathaneleri”, “şehir/millet parkları”, “OHAL’in kaldırılması” gibi yeni söylemleri seçime beş kala ortaya çıkarırken, bir süredir dikkatlice uyguladığı artan milliyetçilik üzerinde oturttuğu omurgayı “anti-emperyalist” bir mücadele varmış gibi göstererek, gerektiğinde İngiliz sermayedarlarla toplantılar organize edebilecek kadar esnek bir alanı çok iyi yönetti. Bu esneklik, parti üyelerinin kabul edebiliyor olmasından (önemli bir muhalefet kesimi siyasal İslam’ın omurgasızlığı olarak adlandırıyor) ve yapılan anketlerin kendilerince doğru yorumlanmasından kaynaklı sağlanabiliyor. Dolayısıyla aslen %18’lik kararsız ve kaygan kitlenin önemli bir kısmını kendine yönlendirebiliyor.

İnce’nin hatası var mı?

Muharrem İnce, CHP üzeri bir oy alarak kendisini ispatlamış durumda ve bence seçimin en hatasız tarafıydı. Ama bu hatasız olma dürtüsü hiçbir riskli konuda açıklama yapmamasına ve kaygan-kararsız kitleden kendisine az bir pay almasına sebep oldu. İnce’nin demokrasi araçlarını yeniden dizayn edeceğini vaat etmesi bile milyonlarca insana umut olmuş, meydanların coşkulu kalabalıklarla dolmasını sağlamıştı. Ama bir sürü de riskli konuyu hep ortalamacı bir yerden ele aldı, kimseyi kırmadı ama kimseyi de ekstradan kazanmadı. Özellikle iyice belirginleşen ekonomik kriz için Erdoğan’dan daha umut verici bir sözü olamadı. Hatasızdı ama yeni bir şey de yoktu. Yani İnce CHP’den daha farklı değildi.

İnce’nin en büyük kazanımı, aslen tabanda önemli bir birleşme noktasının yakalanmasına aracılık etmesiydi. Birçok yerde HDP’liler İnce’ye, CHP’liler de HDP’ye oy verdi. Bu iyi okunması gereken önemli bir konu ve buradan siyasete yeni bir alan ortaya çıkacağı kuşkusuzdur.

İttifaklar ve HDP

HDP’nin barajı aşması AKP’nin çoğunluğu kazanamamasına sebep oldu ancak MHP’nin oylarını tutması ve İYİ Parti’nin beklenen oyu alamaması ile oluşan meclis, AKP’nin Cumhur ittifakına devam ederek istediğini yapabilmesine olanak veriyor. Bu durumda Meclisin kilit partisi, oyunu koruyan MHP olmuş durumda ve AKP her zamankinden daha fazla MHP’ye muhtaç durumda. Bu durum Cumhur ittifakının fiili olarak mecliste devam edeceğinin ilanı.

Millet ittifakının dışarısında kalan HDP, muhalefetin kilit yapısını oluşturacak durumda. Ancak CHP’nin azalan oyları ve “Hayır” blokunun oylarını koruyamaması, muhalefet içerisinde başka bir tartışmanın artan yılgınlığın ve yorulmuş kadroların yeni bir tartışma başlatacağının habercisi gibi. Bu tartışma yıkıcı bir dinamiğe gebe; tabanda yaratılan HDP-CHP yakınlaşması.

Dün gece bazı yazarlar HDP’nin İnce’ye destek olmadığını söylüyor, bu iddiayı tek başına Dersim/Tunceli bile çürütebilir; milletvekili seçimlerine göre HDP : %51,03, CHP: %26,32 almışken Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Muharrem İnce : %58,08, Selahattin Demirtaş: %21,14 oy alması ortak matematik aklının en somut örneği. Bu durum bu kadar açık olmasa da Diyarbakır, Urfa, Siirt gibi illerde de %3’ün üzerinde bir geçişkenlik oluşmuş durumda. İzmir’e bakarak da çok rahat %5 CHP’den HDP’ye milletvekilliği seçimi için geçiş olduğunu söylemek abartı olmaz.

Bu ittifakların oluşumunu ve tabandaki beklentileri, daha farklı bir yazıda daha detaylı incelemek hepimizin görevi.

Bu seçime kadar muhalefetin biriken bir bakiyesi olması gerekmiyor muydu?

Gelelim asıl mevzumuza, 7 Haziran seçimi sonrasında ortaya çıkan güçlü bir muhalefetin olduğu bir meclis ne yazık ki hemen ertesinde yapılan 1 Kasım seçimlerinde yakalanamamıştı. Yapılan yorumlarda bu durumun ortaya çıkış nedenleri olarak, o dönem etkili olan “hendeklerin açılması” ve “savaşın tırmandırılması” gösterilmişti. Olaylar buna ne kadar etken oldu bilinmez ama %1’in altında olan CHP-HDP geçişkenliği aslında tabanda Gezi sonrası oluşan etkileşimin ölçümü açısından tek veri idi.

Barış sürecinin bitmesinde ve masanın dağılmasında etkili olanın AKP olduğu bilinmesine rağmen HDP üzerinden yaklaşık %2’lik bir oy ise AKP’ye doğru kaymıştı. Yaklaşık bir milyon insana tekabül eden bu kitle, o dönem HDP’nin gereğini yapamadığını gösteriyordu.

Asıl önemli olan, muhalefet açısından 7 Haziran’a yakın bir motivasyon ve umut belirmişken CHP+HDP toplamının %4 yani 2 milyondan fazla oy kaybetmesi. 1 Kasım’a göre ise aynı toplam %2’ye yakın oy kaybı söz konusu.

Gezi sürecinde tahmini olarak 5 milyondan1 fazla insanın sokaklara çıktığı gözlemleniyor. Gezinin yarattığı havanın seçmen üzerinde etkisini ölçmek istersek sonrasında yapılan 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmeleddin’in aldığı oy %38,44. Bu oylar içerisinde %12 gibi olan MHP oylarını çıkarsak ve CHP’ye %26,44 gibi bir oy yazsak Selahattin Demirtaş’ın %9,76 oyu ile CHP+HDP toplamı %36’larda bir oya tekabül ediyor. Bugün bu oran %34’lerdeyani gezi sonrası dönemin altında bir bakiyesi bulunan bir sol muhalefet var. Bunun nedeni bugünün ana sorunu. Ortalama bir buçuk milyon seçmen soldan sağa geçmiş durumda.

Hayır bloğuna İyi Parti’yi de dahil edip baktığımızda ise yaklaşık %5’lik bir seçmen ise ‘Hayır’dan ‘Evet’e geçmiş durumda. Muhalefet olarak bakiyemizi biriktirememiş durumdayız. İktidar bloğuna kaybettiğimiz 2.5 milyondan fazla seçmen var.

Bu bakiyenin birikmemesinin bir sebebi var. AKP klasik bir parti değil, muhalefetin bugüne kadar mücadele etmeye alışık olduğu bir parti değil. AKP’nin bugün 10 milyondan fazla üyesi var. Aldığı oyların yarısı kendi üyesi ve aktüel siyaseti okumayı ve uygun politika üretmeyi çok iyi beceriyor.

Muhalefet ise 2014’ten bu yana azalıyor ve muhtemelen 2017 referandumunda MHP’nin önemli bir kısmı belki de AKP içerisinden bile hayır bloğuna destek vardı. Bu azalmayı göremedik, görebilmemiz için onlarca kez fırsatımız olmasına rağmen bunu göremedik. Ekmeleddin olayı buna engel oldu. Seçimden seçime yan yana gelen kitleler umutlandırdı ve kazanacağımıza inandırdı ama her seçim sonrası “oylar çalınıyor” retoriği bunu görmemizi engelledi. Dolayısıyla muhalefet bakiyesini biriktiremedi.

1Emniyet verilerine göre Gezi eylemlerinde 80 ilde toplam 5 bin 532 eylem gerçekleştirildi. Bu eylemlere toplam 3 milyon 600 bin kişi katıldı. 5 bin 513 kişi gözaltına alındı. Ancak yapılan araştırmalar, emniyet verilerinden daha fazla olduğuna dair yorumlar da mevcut: https://www.birgun.net/haber-detay/gezi-direnisi-dalga-dalga-buyudu-114037.html

İlginizi çekebilir