Metro inşaatındaki göçük göz göre göre gelmiş

İzmir’deki iş cinayeti göz göre göre gelmiş

İzmir Şehir Mühendisleri Odası ve İnşaat Mühendisleri Odasının anlattıklarına göre metro inşaatındaki göçüğe davetiye çıkarılmış.

İzmir’deki iş cinayeti göz göre göre gelmiş

Fotoğraf: Metehan Ud/Evrensel

İzmir’de iki bekçinin yaşamını yitirdiği metro inşaatındaki göçükle ilgili gazetemize konuşan mühendislerin verdiği bilgiler olayın göz göre göre meydana geldiğini ortaya koyuyor. Alanın yapılaşmaya elverişsiz olduğunu belirten uzmanlar, “Karşımızda iki ayrı olasılık var. Ya bu işin projesi yanlış ya da yerinde tatbikat yapılmamış, bu veya benzeri bir olay öngörülmemiş. Yağmur suyu ve yer altı sularına karşı gereken önlemlerin alınmış olması lazımdı. Eğer bu durum projede öngörülmediyse bir sorun var demektir” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediyesinin Halkapınar’daki yer altı metro garajının inşaatında çalışırken taşeron Barankaya şirketine bağlı çalışan Bekçiler Mehmet Ali Yalçın ve Mehmet Çiftçi oluşan göçük altında kaldı. Demir çubukların, beton blokların ve toprağın altında kalan bekçilerin cansız bedenlerine ancak 3 gün sonra ulaşılabildi.

Göçüklerin zeminin elverişli olmamasından kaynaklı gerçekleştiğini belirten Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Başkanı Özlem Şenyol Kocaer, “Bu inşaata başlamadan önce zemin taraması yapılmalıydı, belli bir derinliğe inip toprak analiz edilmeliydi, alana ilişkin uzmanlardan görüş alınmalıydı. Şayet tüm bu araştırmalar yapılmış olsaydı ve etik davranılsaydı belki şu an inşaatına dahi başlanmamış olunurdu. Konuya ilişkin soru işaretlerimiz var. Birkaç yıl önce kazı çalışmaları başlamasına rağmen halen daha tamamlanmamış olması da ayrı bir soru işareti. Böyle bir enkazın yaşanacağını bile bile mi ilerlediler ya da soruna ilişkin bir çözüm geliştirmek amacıyla mı yavaş ilerlediler?” dedi.

‘SU KAYNAĞI BÖLGESİNDEN YAPILAŞMAYA’

Halkapınar’ın İzmir’in eski su kaynaklarından biri olduğunu hatırlatan Kocaer şunları söyledi: “Bu bilinen bir gerçek. Halkapınar Gölü en büyük örneği. Ancak tüm bunlara rağmen su kaynaklarının üzerine gökdelenler dikiliyor, Halkapınar önlenemez bir hızla yapılaşmaya açılıyor. Su ile kaynayan bir zemin yapılaşmaya elverişli olamaz. Gidip buralara binalar dikilirse böylesine sonuçlarla karşılaşmak da kaçınılmaz olur. Bugün böyle bir felaketle karşılaştık, insanların canları tehlikede. Ölümle bile sonuçlanabilir. Artık büyük bir ders almamız gerekmiyor mu? Yıllardır mücadelesini veriyoruz. Kulak asmadan iş makinelerini alanlara sokuyorlar. Mantık dışı şantiye alanlarını, hiç olmadık yerlerde görüyoruz. Uzman kişilere danışılmadan, sahada araştırma yapılmadan, toprak tespit edilmeden, rant uğruna binaları dikersek bu enkazlarla daha çok karşılaşırız.”

ÖNGÖRÜLMEDİYSE BİR SORUN VAR DEMEKTİR

İnşaattaki kaza alanında yağmur suyu birikmesi ve zeminin altının da suya doygun hale gelmesinin söz konusu olduğunu belirten İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Gürkan Erdoğan da “Karşımızda iki ayrı olasılık var. Ya bu işin projesi yanlış ya da yerinde tatbikat yapılmamış, bu veya benzeri bir olay öngörülmemiş. Yağmur suyu ve yer altı sularına karşı gereken önlemlerin alınmış olması lazımdı. Eğer bu durum projede öngörülmediyse bir sorun var demektir. Olayın kaynağı yoğun yağışlar olarak açıklandı. Böyle bir durum söz konusu ise ve gereken önlem alınmadıysa, yağışların arttığı bu aylar inşaat işlerinde çalışılmaması gereken bir dönemdir, projeye ara verilebilir veya yapım işleri ertelenebilirdi. Bu olayın kaynağı sadece yağmur suları olarak açıklanamaz. İnşaatın bulunduğu bölgede suyu tahliye edecek bir drenaj sistemi yoktu” dedi.

‘DİYAFRAM DUVARI TEK BAŞINA YETERSİZ KALMIŞ’

Diyafram duvarının tek başına yetersiz kaldığını ekleyen Gürkan Erdoğan şunları söyledi: “Suyu tahliye edecek drenaj sistemi bulunmadığı gibi, gerekli zemin iyileştirmeleri de yapılmamış. Eğer yapılmış olsaydı, göçük yaşanmazdı. Projeyi detaylı şekilde incelemek gerekiyor. Alınan önlemler yetersiz olabilir. Daha proje başlarken ortada raporlar ve sakıncalı olduğuna dair bilgiler adeta havada uçuşuyordu. Biz de bu açıdan bir şey söylemek için temkinliyiz. Su için gereken önlem alınabilir ya da gerekirse kışın ve yağmurların bitmesi beklenebilirdi. Ya da bu alanda biriken su tespit edilip tahliyesi yapılabilirdi. Odamıza bu anlamda görev verildiği takdirde gereken incelemeyi yapmaya hazırız. Sonuçta ortada bir hata var. Öncelikle bu hata ya da hatalar tespit edilmeli. Bu inşaat durdurulmalı ve gerekli önlemler alınıncaya dek inşaat faaliyetlere son verilmelidir. Aksi halde tekrar aynı üzücü olay yaşanabilir.”

‘TAŞERON OLDUKÇA İŞ CİNAYETLERİ DEVAM EDECEKTİR’

Yaşanan iş cinayetini, taşeron çalışma sistemi ve işçi sağlığı ile işçi güvenliği açısından değerlendiren DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı ise şunları söyledi: “DİSK olarak yıllardır taşeron çalışma sistemine karşı verdiğimiz mücadelenin ve yaptığımız uyarıların önemi bir kez daha görüldü. Taşeron demek ölüm demektir, iş cinayeti demektir. Kölece çalışma düzeni yasaklanmalı ve herkes çalıştığı kurumun asli işçisi olmalıdır. Bugün Türkiye’de 3.5 milyona yakın işçi ne yazık ki halen bu düzende, işçi sağlığı ve iş güvenliğinden uzak koşullarda çalışmaktadır. Yeterli önlem alınmadığı takdirde ne yazık ki bu tarz iş cinayetleri devam edecektir. 6331 sayılı İş Güvenliği Kanunu acilen değiştirilmeli ve firmalar gerekli tedbirler almaya zorlanmalı, cezalar da arttırılmalıdır. Yoksa, insan hayatını hiçe sayan, emeğe düşman bu yasalar ile daha çok kazaya tanık olmaya devam edeceğiz. Kazanın olduğu inşaatta eğer yeterli iş sağlığı önlemleri alınmış olsa bu olay yaşanmazdı. Diğer yandan, emeklilik yaşı gelmiş iki işçi kardeşimiz hayatının ikinci baharını yaşayacakken, bugün toprak altında can veriyorsa, bu bize emeklilik sisteminde yaşanan sorunu bir kez daha göstermektedir” dedi.

Kaynak: Evrensel-Metehan UD

İlginizi çekebilir