Mesut Özil tartışmasında Alman sosyalistler ne diyor?

Mesut Özil’in Almanya milli takımında oynamayı bırakması, ülkenin gündemine oturdu. Sosyalist örgüt Marx21 de sitesinde konuyla ilgili bir analiz yayımladı.

Alman sosyalistlerin kendi egemen sınıflarına ve sağcılara karşı tartışma yürüttükleri yazı şöyle:

Cesaretiniz için teşekkürler, Sayın Özil

Mesut Özil’in maruz kaldığı ırkçılık, milli takımın en iyi Alman oyuncularından birini yitirmesine neden oldu. Özil’in Erdoğan’la çektirdiği fotoğraf, bir bahaneden başka bir şey değil.

“Bazı Alman gazeteleri sağ propaganda yapıyor”, “medya çifte standart uyguluyor” ve “ırkçılık asla kabul edilmemelidir”. Irkçılık karşıtı bir broşürden yapılan birer alıntıya benzeyen bu cümleler, aslında Mesut Özil’e ait. Özil, bu cümleleri Almanya Milli Takımı’ndan ayrılırken yaptığı açıklamada kullandı.

Özil’i bu adımı atmaya zorlayan nedenler, siyasetçilerin, medyanın ve Almanya Futbol Federasyonu’nun (DFB) Türk kökenli milli takım oyuncuları Mesut Özil ve İlkay Gündoğan’a karşı başlattığı ve Almanya tarihinde benzeri görülmedik ırkçı kampanyada yatıyor. Bu kampanyanın tetikleyicisi, söz konusu futbolcuların ülkesini diktatoryal bir şekilde yöneten Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte çektirdikleri fotoğraf olmuştu. Ancak kampanyanın arkasında yatan gerçek neden, Özil ve Gündoğan gibi Gelsenkirchen’de doğmuş ve büyümüş olan Türkiye kökenli insanların, gerçekte neye inandıklarından bağımsız olarak, birer Müslüman olarak görülmelerine ve bu yüzden de ikinci sınıf olarak değerlendirilmelerine neden olan ırkçı tartışmanın ta kendisi. Bu tartışma yıllardır sürdürülüyor.

Erdoğan ile Özil’in beşinci buluşması

Özil bundan önce 2010, 2011, 2012 ve 2016 yıllarında da Erdoğan’la bir araya gelmişti ve bundan kimse rahatsız olmamıştı. Özil ile Gündoğan’ın bunu Haziran’da yapılacak seçimlerden hemen önce yapması elbette ki akıllıca değildi. Ancak futbolcular bundan önce de akıllıca olmayan şeyler yapmışlardı ve bu yüzden ırkçı nefrete maruz kalmamışlardı.

Lothar Matthäus da dünya şampiyonası esnasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le kucaklaşmış ve DFB bu yüzden onu eleştirmediği gibi “Milli Takım Onursal Kaptanı” unvanını elinden almak da kimsenin aklına gelmemişti. Özil gibi milli marşın okunmasına katılmayan başka birçok milli oyuncu vardı; 1974 yılının dünya şampiyonu Batı Almanya takımının oyuncularının tümü gibi.

“… birçok taraftarı hayal kırıklığına uğrattı”

Ancak CDU, SPD, Yeşiller ve FDP’nin AfD tarafından ırkçılık baskısı altına alındığı bu dönemde, hem politikacıların, hem de DFB yöneticilerinin, 2014 yılında Almanya’nın dünya şampiyonu olmasına katkıda bulunan Özil’e saldırmaları mümkün görünüyor. Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir, dün yaptığı açıklamada “Özil demokrasimizi reddedenlere bir ara pası verdi” diyerek, Özil’i AfD’ye yardım etmekle suçladı.

Takımın dünya kupasından elenmesinden sadece bir hafta sonra DFB Başkanı Reinhard Grindel, Erdoğan fotoğraflarına dair “Mesut’un bu ana dek sessiz kalması […] pek çok taraftarı hayal kırıklığına uğrattı” derken, milli takımın menajeri Oliver Bierhoff, Özil’i milli takıma “inandırmayı” başaramadıklarını ve “sportif nedenle kadronun dışında bırakılmasının düşünülmesi gerektiğini” söyledi.

Çifte standarda karşı dikkat

Her şeye rağmen Özil’in Erdoğan’la çektirdiği fotoğraf nedeniyle özür dilemesi gerektiğini savunanların, ırkçılar tarafından yaygın olarak kullanılan “çifte standart” tuzağına düşmediklerinden emin olmaları gerekir: Bir göçmen kökenli olan, diğeri olmayan iki kişi aynı şeyi yapıyor, göçmen olan bu yüzden sert bir şekilde eleştirilirken, Alman olan eleştirilmiyor.

Çünkü kimse Merkel’den, Maas’dan ya da diğer politikacılardan Erdoğan’la bir araya gelmelerinden ötürü özür dilemelerini beklemiyor. Kimse Erdoğan’ın bu yıl Suriye’de savaşmakta kullandığı tankların Türk ordusuna satışına hükümetinin onay vermiş olmasından ötürü, Merkel’in istifasını istemiyor. Çünkü bütün bu talepler sadece Türkiye kökenli bir Müslüman olan Mesut Özil’e yöneltiliyor.

Erdoğan hükümetinin uyguladığı binlerce insan hakları ihlaline yöneltilen her eleştirinin son derece haklı olmasıyla birlikte, bunlar CDU ile DFB patronlarının Mesut Özil’e karşı başlattığı kampanyanın gerçek nedeni değil. Çünkü haftada bir dünyanın her yerinden diktatörlerin elini sıkanlar, bu patronların ta kendileri.

Ancak spor dünyasından ayrılmasak dahi, ortaya şöyle bir soru çıkıyor: Futbolcuların Angela Merkel’le fotoğraf çektirmeleri kabul edilebilir bir şey de, Erdoğan’la çektirmeleri neden değil? Bu iki politikacının birbiriyle kıyaslanamayacağını düşünenlerin, Merkel’in AB’nin en güçlü politikacısı olduğunu ve Akdeniz’de sadece bu yılın ilk altı ayında en az 1400 göçmenin boğulmasına ve kurtarma faaliyetlerinin yasaklanmış olmasına ısrarla ses çıkarmadığını hatırlamaları gerekir. Bu, Erdoğan’ınkilerden hiç de aşağı kalmayan bir suç.

Irkçılığa karşı bir ayrılış

Mesut Özil pes edebilir ve çektirdiği fotoğraf için özür dileyebilirdi. Ancak bunu yapsaydı, doğrudan veya dolaylı olarak ırkçılığın nedeninin göçmenlerin hatalı davranışları olduğunu öne süren herkesi haklı çıkarmış olurdu. Bunun yerine bir cesaret örneği sergileyerek milli takımdan ayrıldı ve bunu genelde toplumun, özelde de DFB başkanının ırkçılığıyla temellendirdi. Bu yüzden Özil’e teşekkür etmek gerekir.

René Hamann gibi taz.de gazetecilerinin dahi Özil’e karşı yapılan kışkırtmalara katılması, son derece üzücü. Hamann, Özil’den şu alıntıyı yapıyor: “‘Annem bana (…) geldiğim yeri asla unutmamamı öğretti'” ve ardına şu alaycı yorumu ekliyor: “Demek annecik suçlu. Ama kadroya alınan annecik değil. DFB artık mecburen sert davranmak zorundadır”.

İsveç dayanışma gösteriyor

Futbolda ırkçılığın kesinlikle mağlup edilemez olmadığını, yine aynı şekilde Türkiye kökenli bir İsveçli olan Jimmy Durmaz’a karşı gösterilen dayanışma ortaya koymuştu. Durmaz, Almanya’yla oynan dünya kupası maçında serbest vuruşa neden olarak takımının kaybetmesine yol açan golün yenmesine yol açmış ve ardından Özil gibi ırkçı sloganların hedefi olmuştu.

Ancak, İsveç Futbol Federasyonu, Özil olayından farklı olarak ırkçı sloganlar atan bazı kişiler hakkında dava açmış ve takım da bir video çekerek kelimenin tam anlamıyla Durmaz’ın arkasında durmuş, onu ortak bir “Fuck Racism!” sloganıyla desteklemişti.

Irkçılık toplumu tahrip eder

Mesut Özil şu anda göçmen kökenli olsun ya da olmasın, bütün milli takım oyuncularının böyle bir desteğine özel bir ihtiyaç duyuyor. Manuel Neuer ya da Marco Reus gibi bazı oyuncular bir sonraki milli maçı boykot edeceklerini ima dahi etseler, DFB Yönetim Kurulu olduğu gibi istifa etmek ve Özil’den özür dilemek zorunda kalırdı.

Böyle bir davranış da gayet yerinde olurdu. Çünkü ırkçılık sadece futbolu değil, bütün toplumu tahrip edebilecek bir tehlikedir.

Hans Krause, marx21.de

(Çeviri: Atilla Dirim)

Kaynak: marksist.org

İlginizi çekebilir