Maya uygarlığı neden ‘çöktü’?

Sınırlı olsa da günümüzde Orta ve Güney Amerika’da varlığını sürdüren bu medeniyetin ‘çöktüğünü’ iddia etmek isabetli bir bakış olabilir mi?

Maya uygarlığı neden 'çöktü'?


Owen Jarus

Mayalar, M.Ö. 1800’lerden bu yana Orta Amerika ve Yucatan Yarımadası’nda yaşadı ve binlerce yıldır bu bölgede gelişti. Yapılan sayısız araştırmaya göre, Maya uygarlığı M.S. 800 ile 1000 yılları arasında çöktü. Buna karşın, “Mayaların çöküşü” terimi, üzeri ormanlarla kaplanan harabeleriyle ve yıkılıp terk edilmiş kentleriyle eski bir medeniyetin görüntülerini betimlemesine rağmen, gerçeklik bundan çok daha karmaşık. Peki, Maya medeniyeti neden çöktü ve buna bir ‘çöküş’ diyebilir miyiz?

Bilgisi olmayanlar için, Mayalar hala buradalar. Urbana-Champaign’de kentindeki Illinois Üniversitesi’nde antropoloji ve ortaçağ çalışmaları profesörü olan Lisa Lucero, “Yıkılan, Maya toplumu değil siyasi sistemiydi” diyor: “Bugün Orta Amerika’da ve daha ötesinde hayatını sürdüren 7 milyonu aşkın Maya bu gerçeği kanıtlıyor.”

Antik Maya döneminde, antik Roma’daki imparatora benzeyen tek bir merkezi lider yoktu ve tek bir yönetim altında birleşmemişlerdi. Antik Maya uygarlığı, bundan ziyade, her biri bir şehir çevresinde toplanan çok sayıda küçük devletten oluşuyordu. Bu şehir devletleri kültür ve din bağlamında benzerlikler taşırken, her biri kendi yerel liderlerine sahipti ve kimileri diğerlerinden daha güçlüydü. Bu yönetimler söz konusu olduğunda tek bir çöküş yaşanmadı; aslında, bilim insanlarının aktardığına göre, bir grup Maya şehri, kimileri 800 ilâ 1000 yılları arasında kalan zaman diliminde ve kimileri de daha sonraki farklı zaman dilimlerinde yükseldi ve çöktü. Bilim insanları, örneğin günümüzde Guatemala’da bulunan Tikal gibi Güney Mezoamerika’daki bölgeler çevresel sorunlar ve siyasal kargaşa sebebiyle sekizinci ve dokuzuncu yüzyıllarda gücünü yitirirken, günümüzde Meksika’nın Yucatan Yarımadası’nda bulunan Chichén Itzá gibi başka bölgelerde nüfusun arttığını ifade ediyorlar.

Albany’de bulunan New York Eyalet Üniversitesi’nde profesör ve Antropoloji Bölümü Başkanı olan Marilyn Masson, “Çöküş, tek bir dönem olarak görülmemesi gereken ve Mayaların tamamına uygun düşmeyen bir terim” diyor: “Mayaların hükmettiği alan çok genişti, pek çok yönetim biçimi ve bölgesi mevcuttu ve Maya halkında birden fazla dil konuşuluyordu.”

Chichén Itzá, büyük oranda 11. yüzyılda yaşanan uzun bir kuraklık nedeniyle küçülürken, Yucatan Yarımadası’ndaki Mayapán adı verilen başka bir şehir büyümeye başlamıştı. Masson, “Mayapán’ın yöneticileri, rahipleri, yüzlerce dini hiyeroglif kitabı, karmaşık bir astronomisi ve tanrılara adanmış bir panteonu vardı” diyor: “Daha eski Maya dinine dair bildiklerimizin büyük kısmı, Mayapán döneminde yazılmış kitaplardan ve Avrupalılarla karşılaşan ve hayatta kalan, aynı soydan gelen topluluklardan günümüze ulaştı.”

Masson, Mayapán’ın, Avrupalılarla yaşanan temas öncesinde kısmen savaşlar yüzünden gerilerken, Avrupalıların geldiği dönemde Yucatan Yarımadası’ndaki Ti’ho adlı başka bir bölgenin geliştiğini ifade ediyor.

Maya devletleri, Orta Amerika’da yaşanan Avrupalı işgalinin getirdiği savaş ve hastalık yüzünden harap olduktan sonra da varlığını korumaya devam etti. İngiltere’de bulunan Newcastle Üniversitesi Tarih, Klasik Dönemler ve Arkeoloji Okulu’nda misafir öğretim üyesi olan Guy Middleton, “Şunu unutmamalıyız ki, son Maya devleti olan Nojpetén, yalnızca 1697 yılında, yani oldukça yeni bir tarihte düştü” diyor.

NEDEN ÇÖKTÜLER?

Maya kentlerinin gerilemesinden, çoğunlukla siyasal ve çevresel sorunların bir karışımı sorumlu tutuluyor.

Lucero, sarkıtlar ve dikitler gibi mağaralarda bulunan doğal oluşumlar ya da kayaç yapılar üzerinde gerçekleştirilen analizlerin, Güney Mezoamerika bölgesinde “M.S. 800 ilâ 930 arasında şiddetli ve uzun yıllar süren kuraklıkların yaşandığını gösterdiğini” söylüyor: “Ve temiz içme suyuna ulaşmak söz konusu olduğunda, en azametli Maya kralları yıllık kurak dönemde çiftçileri ve tebaalarını yanlarında tutmak için kentsel rezervuarlara güvendiklerinden, yağışların azalması mevcut su seviyelerinin düşmesi anlamına geliyordu; neticede mahsuller azaldı ve krallar güçlerinin kaynağını yitirdiler.”

Bunun da ötesinde, “Azalan yağışlar kralların yaşadığı sorunları daha da kötü hale getirdi” diyor.

Maya yöneticilerinin kendi güçlerini sıkça tanrılarla ilişkilendirmeleri daha fazla siyasal soruna yol açtı. Kaliforniya’da bulunan Redwoods Koleji’nde antropoloji profesörü olan Justine Shaw, Mayaların kuraklık nedeniyle yaşadığı sorunların “insanların yöneticilerine duyduğu güveni yitirmesine yol açtığını, bu durumun da hükümdarlar tanrılarla yakından bağlantılıyken, yönetime olan güvenin yitirilmesinden daha fazlasına neden olduğunu” dile getiriyor. Shaw, siyasal kargaşayla birleşen kuraklıkların tarımı ve su depolama sistemlerinin bakımını da aksattığını ve Maya hükümdarlarının eldeki kaynakları savaşa harcamasına sebep olduğunu belirtiyor.

Lucero, kimi Maya bölgelerinde ormanların kaybolduğunu ve daha düşük su seviyelerinin ürün ticaretini güçleştirdiğini sözlerine ekliyor. Lucero, “Su seviyeleri her kurak mevsimde bariz biçimde düştüğünden, daha az yağış kanolarla yürütülen ticareti olumsuz etkiledi; dolayısıyla daha az yağmur daha az kano yolculuğu anlamına geliyordu” diyor.

Diğer yandan, bir bölgede yaşanan ‘çöküş’ bir başkasında ‘patlama’ dönemi olabilirdi. Yucatan Yarımadası’nda bulunan Cochuah bölgesi, yaşanan kuraklık ve siyasi çatışmalar yüzünden güneydeki bölgelerin büyük kısmının nüfus azalması yaşamasının ardından, Klasik Dönem Sonu esnasında [M.S. 800 ilâ 930 yılları arasında] gelişti. Shaw, “Ne var ki o da en nihayetinde sakinlerinin büyük kısmını yitirdi” diyor. Cochuah’ın aniden gelişmesinin ve çökmesinin nedenleri şu anda hâlâ araştırılıyor.

Bir bölgede yaşanan düşüş ve diğerinde görülen büyüme şablonu, Avrupa’nın Maya şehirleriyle savaşı sırasında da sürdü. Siyasal ve çevresel sorunlar çoğu zaman bir bölgenin gerilemesine neden olurken, farklı bir bölge de büyük ihtimalle bu sorunlardan çok fazla etkilenmediği için büyüdü.

MODERN MAYALAR

Son Maya devleti 1697’de İspanyollar tarafından işgal edildikten sonra Maya halkı uzun bir dönem ayrımcılığa maruz kalırken dönem dönem İspanya’ya ve 1821’de İspanyol sömürge yönetiminin sona ermesinin ardından iktidara gelen yönetimlere karşı ayaklanmaya devam etti. Middleton, Live Science’a verdiği demeçte, “Mayalar korkunç bir zulüm gördü; yine de bazı dönemlerde isyan ederek başarısızlığa uğradılar ve şu anda yaşadıkları ülkelerde hâlâ yeterli bir siyasi temsile sahip değiller” diyor.

“Klasik Maya kentlerinin ve devletlerinin çökmesine ve kültürün dönüşmesine karşın, Mayaların hiçbir şekilde ortadan kaybolmadığı mesajını vermek gerçekten çok önemli” diyen Middleton, şöyle devam ediyor: “Asıl hikayeyi, şu anda Mezoamerika’da Mayaların soyundan gelen nüfusun durumunu ve statüsünü dikkate almalıyız.”


Yazının orijinali Live Science sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir