Mahkeme, Ege Üniversitesi’ne öğretim üyesi alımında kayırmacılığa ‘dur’ dedi

Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şubesi’nin açtığı dava sonucu, Ege Üniversitesi’ne öğretim üyesi alımında eşitlik ve liyakat ilkelerini ihlal eden düzenleme mahkemeden döndü.

Mahkeme, Ege Üniversitesi’ne öğretim üyesi alımında kayırmacılığa 'dur' dedi

Ege Üniversitesi Senatosu’nun kararı ve YÖK’ün onayıyla, 19 Ağustos 2020’de “öğretim üyeliğine yükseltilme ve atanma yönergesi”nde yapılan değişiklikle, yeni kurulan fakültelere mevcut kriterlerden muaf tutularak öğretim üyesi alımı mümkün hale gelmişti.

Söz konusu değişikliğin hemen ardından 21 Ağustos 2020 tarihli Resmi Gazete’de, Ege Üniversitesi Birgivi İslami İlimler Fakültesi için 7 kişilik öğretim üyesi kadrosu ilanı yer alması dikkat çekmişti. Eğitim camiası, bu durumu liyakat ilkelerine aykırı olduğu, Fakülte Yönetim Kurulu ve rektöre keyfi davranma imkânı sunduğu için eleştirmişti. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İzmir Üniversiteler Şubesi ise değişikliğin iptali için dava açmıştı.

Ege Üniversitesi yönergesinde yapılan değişikliğe ilişkin soru önergesi hazırlayan CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke, söz konusu değişikliğin eşitsizliklere ve adaletsizliğe yol açabileceğini ifade etmişti. Ege Üniversitesi ise soruya verdiği yanıtta bu değişikliğin Birgivi İslami İlimler Fakültesi’nin öğretime devam etmesi için oluşan aciliyete dayandığını ve hukuka uygun olduğunu belirtmişti.

‘İDAREYE KEYFİ DAVRANMA OLANAĞI VEREBİLECEK MAHİYETTE’

Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şubesi’nin kriterlerden muafiyeti mümkün kılan değişikliğin iptali için açtığı dava sonuçlandı. Dava sonucunda, üniversite yönetim kurulu ve rektöre Ege Üniversitesi’nin yeni kurulan birimlerine mevcut kriterleri sağlamayan öğretim üyesi alma yetkisi veren düzenleme, istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle iptal edildi. İzmir 5. İdare Mahkemesi’nin kararında, dava konusu düzenlemenin objektif ve denetlenebilir mahiyette olmadığı, ucu açık ve sınırları belirsiz nitelikte bir düzenleme olduğu, 2547 sayılı Kanun’un ruhuna aykırı ve idareye keyfi davranma olanağı verebilecek mahiyette olduğu dikkate alınarak hukuka uygun bulunmadığı belirtildi.

Mahkeme, düzenlemeyi hukuka uygun bulmayarak iptal etti ancak bu süreçte fakülteye alınan öğretim üyesi sayısı da 12’ye ulaştı! Bu düzenleme ile başka birimlere de öğretim üyesi alındı mı? Birgivi İslami İlimler Fakültesi’ne iptal edilen düzenlemeye dayanarak alınan öğretim üyelerinin durumu şimdi ne olacak? Bundan sonraki hukuki süreç nasıl işleyecek? CHP Milletvekili Selin Sayek Böke, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Prof. Dr. Nejla Kurul, Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şubesi Yürütme Kurulu Başkanı Ümit Akıncı ve Avukat Nedim Değirmenci, Gazete Duvar’a değerlendirdi.

‘ACİL VE HIZLI OLMASI GEREKEN BİR DURUM YOK’

Türkiye’de üniversitelerinden birisi fakülte açmak istediğinde bunu nasıl yapabileceği sorusunu yönelttiğimiz Eğitim Sen Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Prof. Dr. Nejla Kurul, “Önce demokratik üniversite organları ile bunu tartışır, fakültenin kamu yararı açısından açılması gerekli görülürse hukuksal işlemleri başlatır. Ancak bu fakültenin kurucu kadrolarını eşdeğer fakültelerin desteklemesi, yeni kadroların yetiştirilmesi, fiziki mekanların hazırlanması gibi çalışmalar fakülte açmak için eş zamanlı zorunlu çalışmalardır. ‘Acil’ ve ‘hızlı’ olması gereken bir durum yoktur. Doğru, süreye yayılan hazırlıklarla öğrenci geldiğinde tam olarak nitelikli bir eğitim vermeye hazır bir eğitim ve araştırma ortamının oluşturulması gereklidir” yanıtını verdi.

‘ŞU ANA DEK BU FAKÜLTEYE KRİTERSİZ/İLKESİZ 12 AKADEMİSYEN ATANDI’

Ege Üniversitesi Birgivi İslami İlimler Fakültesi’nde sürecin böyle işlemediğini eşitlik ve liyakat ilkelerinin ihlal edildiğini söyleyen Kurul, şunları kaydetti:

“Tüm öğretim elemanlarına eşit biçimde uygulanması gereken öğretim üyesi atama ve yükseltme kriterlerinde değişiklik yapıldı, keyfi atama için alan açıldı. Gerekçesi ise ‘aciliyet’. Birgivi İslami İlimler Fakültesi’nin açılmasını, kamu yararı açısından önemini farklı görüş açılarıyla tartışabiliriz kuşkusuz. Ancak ‘aciliyet’ gibi bir gerekçe keyfiyet için oluşturulmuş görülüyor. Yapılan değişiklikle, üniversite yönetim kurulu ve rektörün uygun görmesi durumunda bu fakülteye başvuran adaylardan, diğer akademisyenlere uygulanan kriterlerden, üç yıl boyunca muaf tutulması mümkün hale getirildi. Kriter olmadığında, rektör istediği akademisyeni atayabilecek. Şu ana dek bu fakülteye kritersiz/ilkesiz 12 akademisyen atandı. Asıl ilginç durum, Ege Üniversitesi Senatosu’nun bu duruma sessiz kalmasıdır.”

“Ancak sendikamız bu keyfi durum ve hak ihlali karşısında sessiz kalmadı. Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şube’mizin girişimiyle; ‘Ege Üniversitesi Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Kriterleri’nin 16. maddesinde yapılan değişikliğe sendikamızca dava açtık. Davayı kazandık!” diyen Kurul, “Şimdi Ege Üniversitesi Rektörü, Yönetim Kurulu ve Senatosu, ayrıca hali hazırda hukuksuz biçimde atanmış olan 12 akademisyenin hukuki, akademik ve etik bağlamda sorgulanmalarında! Hukukun ve kamu vicdanının gereğini yerine getirmelerinde!” ifadelerini kullandı.

‘HUKUKİ MÜCADELEMİZ İÇİN ÖRNEK BİR KARAR’

Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şubesi adına davayı açan Avukat Nedim Değirmenci, iptal kararına ilişkin görüşlerini ve hukuki sonuçları hakkındaki değerlendirmesini şöyle özetledi:

“19 Ağustos 2020 tarihinde YÖK’ün internet sitesinde yayımlanan ‘Ege Üniversitesi Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Kriterleri’nin 16. maddesinde yapılan değişikliğe karşı açmış olduğumuz davanın İzmir 5.İdare Mahkemesi tarafından iptali eşitlik ve liyakat ilkelerine aykırı kriterler yayımlayan üniversitelere karşı hukuk mücadelemiz için örnek bir karardır. Yapılan değişiklik akademik değerlere ve emeğe saygısızlıktı. Söz konusu düzenleme, özlük haklarını adil bir şekilde elde etme imkanını güçleştiriyor ve akademisyenler açısından adaletsizlikler yaratıyordu”

‘ÜNİVERSİTE MAHKEME KARARINI UYGULAMAK ZORUNDA’

Ege Üniversitesi mahkeme kararına karşı İzmir Bölge İdare Mahkemesi’ne yürütmenin durdurulması istemli istinaf başvurusu yapacaktır. Bölge idare mahkemesi istinaf incelemesi sırasında yürütmenin durdurulması kararı vermezse üniversite, mahkeme kararını uygulamak zorundadır. Mahkeme tarafından kabul edilen taleplerimizi karşılayan yeni düzenlemeleri yapmak gerekir. Mahkeme kararı geriye yürüyeceğinden bu yönde yapılan işlemler de geçerli değildir ve iptal edilmiştir”

‘ÜNİVERSİTELER PARTİ ÖRGÜTÜYMÜŞ GİBİ YÖNETİLİYOR’

Muafiyet değişikliği ve İslami İlimler Fakültesi kadro ilanları hakkında soru önergesi veren İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke ise, 2018 yılında tek adam rejiminin resmen yürürlüğe girmesiyle iktidar tarafından başlatılan demokratik hukuk devletinin ortadan kaldırılması ve kurumsal yıkım sürecinin hızlandığını söyledi. Bu kurumsal yıkımdan en çok etkilenenlerden birisinin de üniversiteler olduğunu ifade eden Böke, “Kurumsal özerkliğe ve bilimsel özgürlüğe sahip olması gereken üniversiteler, iktidar tarafından adeta parti örgütüymüş gibi yönetilmeye başlandı. Üniversitelerde de kurallar ve kurumların yerini keyfiyet ve şahıslar aldı. Boğaziçi Üniversitesi’ne yapılan atamalar ve yaşananlar bunun en güncel hali” dedi.

‘SARAY’IN KEYFİYETİ ÜNİVERSİTELERE DE SİRAYET ETTİ’

2020 yılında Ege Üniversitesi Senatosu’nda alınan kararın da bunun örneklerinden birisi olduğunu vurgulayan Böke, bu kararla bir fakülteye bilimsel ve akademik gerekçelerle açıklanamayan sınırsız bir kadrolaşma yetkisi tanındığını ifade etti. Böke şöyle devam etti:

“Bu aynı zamanda diğer üniversitelerdeki akademisyenler için de büyük bir eşitsizlik anlamına geliyordu. Biz bu duruma dikkat çekerek soruna ilişkin bir soru önergesi verdik. Verdiğimiz soru önergesine gelen yanıtta da bu açık bir şekilde kabul edildi. Normal şartlarda bu sürecin derhal durdurulması gerekirdi. Ancak Saray’ın keyfiyeti ve kural tanımazlığı üniversitelere de sirayet etti söylediğimiz gibi. Sonuç olarak İzmir 5. İdare Mahkemesi bu keyfi ve eşitsizlik yaratan karara ilişkin iptal kararı aldı. Kararın derhal uygulanması gerekiyor. Üniversitelerimizde kurumsal özerkliğin, bilimsel özgürlüğün ve liyakatin tekrar hâkim olacağı günlerin çok yakın olduğunu söylemek istiyorum.”

‘MAHKEME DEĞİŞİKLİĞİN KAYIRMACILIĞA YOL AÇABİLECEĞİNİ KABUL ETTİ’

Yönerge değişikliğinin yürütmesinin durdurulması ve iptali için dava açan Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şubesi Başkanı Ümit Akıncı da Ege Üniversitesi Senatosu’nun bazı birimler için kriterlerden muafiyeti mümkün kılacak değişikliğe dair karar aldığı duyumu kendilerine ulaştığında, karar metnine ulaşmaya çalıştıklarını ifade ederek, tüm girişimlerine rağmen, değişiklik kararının YÖK sayfasında yayınlanmasına kadar bilgi edinemediklerini dile getirdi. 19 Ağustos 2020’de kararı tam anlamıyla öğrendikten sonra dava açmaya karar verdiklerini söyleyen Akıncı, süreci şöyle değerlendirdi:

“Dava açarken ‘ayrımcılık yasağı’ ve ‘eşitlik ilkesi’, üzerinde durduğumuz iki temel ilke idi. Mahkeme, bu değişikliğin kayırmacılığa yol açabileceğini kabul etti ve Senato kararını iptal etti. O zamanki açıklamamızda savunduğumuz gibi söz konusu Senato kararı ile ‘ayrımcılık yasağı’ ve ‘eşitlik ilkesinin’ ihlal edilmesi durumu mahkeme tarafından da tescillenmiş oldu. Dava sonucu ‘hukuka uygunluk karinesi’nin de ortadan kalkması durumu ortaya çıktı. Bu da söz konusu süreçte yapılan kimi atamaların üzerine şüphe düşürdü. Söz konusu senato kararının ardından 21 Ağustos 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Ege Üniversitesi Birgivi İslami İlimler Fakültesi için 7 kişilik öğretim üyesi kadrosu ilanı ve ardında yapılan atamalar, üzerinde şüphe olan atamalardan birisidir.”

‘YAPILAN TÜM ATAMA VE YÜKSELMELER İPTAL EDİLMELİ’

Mahkemenin verdiği bu kararın oldukça önemli bir kazanım olduğunu ve diğer üniversitelerde de bu tarz keyfi uygulamaların önünü keseceğini düşünen Akıncı, Ege Üniversitesi’nin karara karşı bölge idare mahkemesine itiraz edip yürütmeyi durdurma isteyeceğini belirtti. Talebin reddedilmesi halinde izleyen bir ay içerisinde üniversitenin ilgili tüm atama ve yükselmeleri de iptal etmesi gerektiğini savunan Akıncı, “Mahkemenin verdiği iptal kararı hukuka uygunluk karinesini ortadan kaldırmakta ve iptal edilen norm üzerinden tesis edilmiş işlemlerin de iptalini gerekli kılmaktadır. Talebimiz hukuka uygun olmayan mevzuata dayanarak gerçekleşen işlemlerin sonuçlarının da ortadan kaldırılmasıdır” ifadelerini kullandı.

Konuyla ilgili olarak telefonla ulaştığımız Ege Üniversitesi Rektörlüğü ise herhangi bir açıklama yapmadı.

Kaynak: DUVAR – Nuray Pehlivan

İlginizi çekebilir