Maden Mühendisleri Odası’ndan Kanadalı firmayı ‘aklayan’ rapor

Oda’nın raporunu sadece firmanın verdiği bilgilere göre hazırlaması ve konun muhatabı olan Çanakkale Belediyesi’nden görüş almaması dikkat çekti.

Kanadalı Alamos Gold firmasının Çanakkale Kaz Dağları’nda 195 bin ağacı kestiği altın madeniyle ilgili ön inceleme raporu hazırlayan Maden Mühendisleri Odası (MMO), Atıkhisar Barajı için bir tehlike bulunmadığını iddia etti.

Oda’nın raporunda kamuoyunda tartışma konusu olan altın madeninin yeri, siyanür tehlikesi, madenin Atıkhisar Barajına uzaklığı gibi konularda Kanadalı firmayla aynı görüşte olması dikkat çekti. Oda’nın konunun diğer muhatapları olan Çanakkale Belediyesi gibi kurumlarla görüş alışverişinde bulunmaması ve buna ilişkin bir bilginin raporda yer almaması da gözlerden kaçmadı.

MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI FİRMANIN GÖRÜŞLERİNDEN RAPOR HAZIRLADI

MMO çalışma grupları 31 Temmuz-2 Ağustos 2019 tarihlerinde, kamuoyunda yapılan tartışmalar olmak üzere bilimsel ve teknik inceleme konularını belirledi ve bu konularda ocak sahasında inceleme ve araştırmalarda bulundu. İncelemelerin ocak işletme alanı, ÇED raporu ve fizibilite raporu üzerinden gerçekleştirildiği kaydedildi.

ALTIN MADENİN YERİYLE İLGİLİ FİRMAYLA AYNI GÖRÜŞTE

Ön inceleme raporunda altın madeninin bulunduğu alanın Çanakkale ile Çan ilçesi arasında Kirazlı Köyü Balaban Tepesi mevkiinde ve “Kaz Dağları Milli Parkı” sınırlarına 40 km mesafede olduğu belirtildi. Raporda “Tartışma işletmenin her ne kadar milli park sınırları dışında olsa da Kaz Dağları ekosistemi içerisinde yer aldığı ve ekosistemi etkileyeceği düşüncesinden kaynaklanmaktadır” ifadeleri yer aldı.

ODA RAPORUNA GÖRE FİRMA SİYANÜR KONUSUNDA ÖNLEM ALMIŞ DURUMDA

Kamuoyunda bir başka tartışma konusu olan siyanür tehlikesine değinilen raporda firmanın bu konudaki görüşüne yer verildi:

“Öncelikle kamuoyunda yaygın olarak yapılan bir yanlışı düzeltmeliyiz. Maden arama çalışmaları sırasında siyanür kullanılmamaktadır. Yani “siyanürle altın aramacılığı” diye bir olgu yoktur. Siyanür, maden işletmeciliği sırasında altının cevherden ayrıştırılması için yapılan liç işleminde kullanılmaktadır. Yapılan açıklamada ÇED Raporu kapsamında hazırlanmış olan “Siyanür Yönetim Planı”nın “Siyanür Kodu” alabilecek şekilde hazırlandığını işletme yatırımlarının bu şekilde planlandığı belirtilmiştir. Çalışma Grubu tarafından ÇED Raporu üzerinden yapılan incelemede yukarıda belirtilen hususların “Siyanür Yönetim Planı” içerisinde yer aldığı saptanmıştır.”

‘ATIKHİSAR BARAJI’NA BİR ETKİSİ OLMAYACAK’ SAVUNMASI

Çanakkale’nin su deposu olan Atıkhisar Barajı’na olası etkilerinin gündeme geldiği altın madeni için de raporda şu ifadeler yer aldı: “Plan üzerinde yapılan incelemede, söz konusu barajın maden sahasına yatayda 14 km. mesafede bulunduğu, maden ocağının en alt seviyesi ile Barajın en yüksek seviyesi arasında yaklaşık 200 metrelik bir kot farkı olduğu (ocak barajdan 200 metre daha yüksektedir), bununla birlikte ocağın yeryüzü sularının akış yönünün Atikhisar Barajı ile farklı olması nedeniyle bunun mümkün olmayacağı kanaatine varılmıştır.”

RAPORDA KESİLEN AĞAÇ SAYISINA İLİŞKİN ODA NET BİR RAKAM VERMEDİ

Raporda, maden firmasının 195 bin ağaç kestiği yönündeki bilgiler dışında Oda bu konuda bir bilgiye yer vermedi. Bu konuda firma görüşü dışında başka bir bilgiye yer verilmemesi dikkat çekti: “Firma yetkilileri kesilen ağaç sayısını kendileri tarafından da bilinmediğini kesim işlerinin tamamının Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yapıldığı, ancak kesim alanı sınırlarının ÇED Raporu sınırları ile aynı olduğu ifade edilmiştir.”

FİRMANIN VERGİLENDİRİLMİŞ NET KAZANCI 472 MİLYON DOLAR

Raporda Çalışma Grubu tarafından fizibilite raporunun incelenmesi sonucunda işletmenin ilk yatırım maliyetinin 492 milyon 382 bin dolar, işletme maliyetinin 814 milyon 682 bin dolar olmak üzere toplam yatırım maliyetinin 1 milyar 307 milyon 64 bin dolar olacağı tespit edildiği, buna karşın elde edilecek gelirin 1 milyar 854 milyon 826 bin dolar olacağı öngörüldüğü kaydedildi. Raporda “bu verilere göre 52 milyon 980 bin dolar devlet hakkı, 22 milyon 287 bin dolar kurumlar vergisi ödenecek olup bu faaliyetten dolayı firmanın vergilendirilmiş net kazancının 472 milyon 495 bin dolar olacağı öngörülmektedir” dendi.

‘MADENDE YER SEÇME ŞANSI YOKTUR’

Raporun sonuç kısmında şu ifadeler yer aldı:

-Ekonomik rezervler belirli bölgelerde yoğunlaşmışlardır. Bu nedenle, madencilikte yer seçme şansı yoktur. Madenlerin bulunduğu yerde işletilmesi zorunludur. Yapıldığı bölgelere sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan önemli katkılar sağlayan madenciliğin, emek yoğun bir faaliyet olduğundan istihdamı artırıcı, kırsal kesimden göçleri önleyici ve gelir dağılımını düzenleyici bir etkisi bulunmaktadır.

‘MADENCİLİK ÇEVREYLE BARIŞIK YAPILABİLİYOR’

-Altın madenciliği, dünyada çevre konusunda duyarlı pek çok ülkede gerekli önlemler alınarak yapılmaktadır. Günümüzde çevreye karşı çok duyarlı birçok ülkede sadece altın değil her türlü yeraltı ve yerüstü zenginlikleri (maden, petrol, doğal gaz, endüstriyel hammadde) çevreye en az zarar verecek şekilde planlanıp işletilebilmektedir. Dolayısıyla bazı özel durumlar (arkeolojik alan, sit alanı, milli park vb.) dışında madencilik uygun bir planlamayla çevre ile barışık olarak yapılabilmektedir.

-Çevre faktörü göz ardı edilerek madencilik faaliyetlerinin yürütülmesi, içinde bulunduğumuz yüzyılda mümkün değildir. Madenciliğin çevreye etkileri yadsınamaz. Ancak, madencilik sektöründe, çevre dostu teknoloji ve yöntemlerin kullanılması, madencilik süreçlerinde ya da sonrasında çevrenin korunmasına ya da yenilenmesine yönelik önlemlerin alınması bir zorunluluktur. Bu konuda olumlu örnekler mevcuttur.

TÜRKİYE’DE SİYANÜRÜN SADECE YÜZDE 3’Ü MADENCİLİKTE KULLANILIYOR

-Altın madeni işletmeciliğindeki önemli sorunlardan ve tartışma konularından biri de siyanür konusudur. Öncelikle belirtmeliyiz ki hiçbir maden arama ve sondaj çalışmalarında siyanür kullanılmamaktadır. Siyanür, altının cevher içerisinden alınmasında, tanelerinin boyutuna ve cevherin özelliklerine göre kullanılan bir kimyasal olup, dünya altın üretiminde % 83 oranında uygulanmaktadır. Ülkemizde kullanılan siyanürün % 3’ü madencilik sektöründe tüketilmektedir.

-Ormanlar da diğer doğal kaynaklarımız ve yer altı zenginliklerimiz gibi bu ülkenin zenginlikleridir. Madenler gibi titizlikle korunmalıdır. Ancak ülkemizde kesilen ormanların sadece % 1,3’si madencilik faaliyetlerinden kaynaklanmaktadır. Buna karşın Orman Genel Müdürlüğünün gelirlerinin % 25’i madencilik sektöründen elde edilmektedir. Orman Genel Müdürlüğünün elde ettiği bu gelir ile madencilik faaliyetleri nedeniyle kesilmiş olan ormanları rehabilite etmesi gerekmektedir.

-Korunması gereken alanlar, sit alanları, milli parklar, su havzaları vb. konumuz bağlamında Kaz Dağları Milli Park alanı, eko sistem alanı da dikkate alınarak yeniden belirlenmeli ve bu alanlarda sadece madencilik faaliyetine değil, sanayi tesisleri, yapılaşma ve turizm tesisleri de dahil hiçbir faaliyete izin verilmemelidir. Çünkü Kaz Dağları’nın denize bakan kesimleri ve sahilleri yıllardır turizm ve yapılaşma adına talan edilmiştir.

ORMANLAR MADENLER GİBİ TİTİZLİKLE KORUNMALI

-Daha önce belirttiğimiz gibi, ormanlar da, diğer doğal kaynaklarımız ile tarihi ve kültürel varlıklarımız da, aynı yer altı kaynaklarımız gibi bu ülkenin zenginlikleridir. Bu nedenle madenler gibi titizlikle korunmalıdır. Bunun için, sit alanları, milli parklar, su havzaları vb. mutlak suretle korunması gereken alanlar belirlenmeli, buralarda hiçbir faaliyete izin verilmemelidir. Bu bağlamda “Kaz Dağları Milli Parkı” ve koruma alanı yeniden belirlenmelidir. Bu sınırlar içerisinde sanayi tesisleri, yapılaşma ve turizm tesisleri dahil hiçbir faaliyete izin verilmemelidir.

Kaynak: ARTI GERÇEK

İlginizi çekebilir