Lozan Antlaşması’nın 98. yılı | Öcalan: Misak-ı Milli Kürtler açısından eksik kalmıştır

PKK Lideri Abdullah Öcalan, Kürt sorununun çözümü için ‘Toplumsal Lozan’a ihtiyaç olduğunu belirterek, ‘Lozan’ın güncellenmesinde hem Kürtler hem de Türkler kazanacaktır’ dedi.

Birinci Dünya Savaşı sırasında 16 Mayıs 1916’da Fransa ve İngiltere arasında gizli yapılan Sykes-Picot Anlaşması’yla Kürdistan dört parçaya bölündü. Bu anlaşmadan 7 yıl sonra 24 Temmuz 1923’te İsviçre’nin Lozan şehrinde, Türkiye ile Britanya, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya tarafından imzalanan Lozan Antlaşması’yla, Kürtlere yönelik imha ve inkar politikaları devreye konuldu. 98’inci yılına giren bu antlaşmaya dair değerlendirmelerde bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan, Lozan’ın Kürtler açısından eksik olduğunu belirterek, Lozan’ın güncelleştirilmesiyle Demokratik Cumhuriyet’in inşasının sağlanabileceğine vurgu yapıyor.

‘CUMHURİYETE KARŞI DEĞİLİM’

Öcalan, 14 Ocak 2009 tarihli avukat görüşmesinde, Kürt konferanslarında Misak-ı Milli ve Lozan Antlaşması’nın güncellenmesi gerektiğinin altını çizerek, “Lozan Kürtler açısından eksik kalmıştır. Misak-ı Milli Kürtler bakımından eksik kalmıştır. Bugün bunların demokratik çözüm ve yöntemlerle tamamlanması, Kürtlerin haklarının tanınması lazım. Ortadoğu’da halklar arasında demokratik konfederal sistemin inşa edilmesi lazım. Ben cumhuriyete karşı değilim, mevcut cumhuriyetler demokratikleştirilmelidir” dedi.

KONFERANS ÖNERİSİ: BEŞ İLKE ŞARTI

Aynı görüşmede Ortadoğu’da ulus devletlerin aşılması gerektiğini ve Cumhuriyet’in demokrasiyle taçlandırılması gerektiğini vurgulayan Öcalan, bunun da ilk olarak Kürt sorunu başlığıyla Diyarbakır ve Erbil ile Lozan’da üç ayrı konferans düzenlenmesi önerisinde bulunuyor. Öcalan, bu konferanslarda tartışması gerektiğini vurgulayan Kürtlerin “Beş İlke Şartı” şöyle:

Savaş ve Barış ilkesi: Savaş neyi getirir neyi götürür, ne anlam ifade ediyor? Barış neyi getirir neyi götürür, kime ne kazandırır? Barış nasıl sağlanır? Bunların açıklığa kavuşturulması lazım. Konferans’ta bunların belirlenmesi lazım. Denilecek ki savaş şudur, barış şudur, bu durumda barış sağlanır, şöyle sağlanır, bunlar açıklanır.

Birlik ilkesi: Türkiye’deki Kürtler, İran’daki Kürtler, Suriye ve Irak’taki Kürtler kendi aralarında bu durumu tartışırlar. Evet bu, Kürtlerin kendi aralarındaki birliktir. Bulundukları devletin sınırlarına karşı değildir. Türkiye’deki Kürtler, Türkiye’yle sorunlarını demokratik şekilde çözme yöntemini tartışırlar. İran’daki Kürtler, İran’la kendi sorunlarının demokratik çözüm yöntemini tartışırlar. Ancak Türkiye, İran, Irak ve Suriye’deki Kürtler, kendi aralarındaki ilişkilerini ve birliklerini kurarlar. Bu durum o devletlere karşı değil, Kürtlerin kendi demokratik konfederal sistemlerinin kurulmasıdır. Burada çözüm ulus-devlette değil, ulus-devlet çözümsüzlüktür. Büyük Kürdistan çözüm değil, kan gölüne dönüştürür. Küçük Kürdistan da çözüm değil. Çözüm olan demokratik konfederalizm ilkeleri çerçevesinde örgütlenmektir.

Demokratik ilkesi: Bu ilkenin uygulanması şudur; Kürtlerin haklarının ve örgütlenmelerinin önündeki bütün engellerin kaldırılmasıdır. Anayasal, yasal bütün engellerin kaldırılıp demokratik dönüşümün hayata geçirilmesidir.

Kültürel Haklar ilkesi: Kürtlerin kültürlerinin bir bütün olarak tanınması ve hayata geçirilmesidir. Bütün bu ilkelerin konferansta açıklığa kavuşturulması lazım. Bunların ne anlama geldiği, bunların sınırlarının ne olduğu hepsi belirlenmelidir.

Demokratik Siyaset İlkesi eklenebilir. Sosyal şart da ileri sürülebilir. Sosyal, eğitim ve ekonomi de ilke şartı olarak bunlara eklenebilir.

‘KÜRTLERİN HAKLARI VAR’

Öcalan, Misak-ı Milli’nin bugüne güncellenmesi gerektiğini belirttiği 21 Ocak 2009 tarihli görüşmede, şu değerlendirmelerde bulunuyor: “O dönemde bölünme yoktu. İngilizlerin politikalarıyla bölünme oldu. Ben Misak-ı Milli bugüne güncellenmeli derken, toprakların birleşmesinden bahsetmiyorum. Misak-ı Milli’den, Lozan’ın güncelleştirilmesinden kastım şudur; bu toplumların birliği olur, ekonomik birlik olur, bütün bunlar tartışılır. Misak-ı Milli’de Kürtlerin hakları deniyor, haklarının tanınması anlamında diyorum. Ben sınırlarla oynansın demiyorum. Kürtlerin yaşadığı ülkelerin sınırlarında birbirlerine yakın bölgeler halinde ekonomik, sosyal, siyasal birlikler olur. Lozan’ın da güncellenmesi lazım. Lozan’da 66 Kürt milletvekili imza verdi. Kürtlerin haklarını da talep ettiler, bunun bir anlamı var.

PLANLAR SYKES-PİCOT’LA BAŞLADI

Sykes-Picot’un da güncellenmesi lazım. Kürtler üzerine birçok plan Sykes-Picot ile başladı. Kürtleri parçalama planı yaptılar. Büyük Kürdistan projesi de Sykes-Picot ile hazırlanmıştır. Her türlü oyunu oynuyorlar. Ben bunun için Misak-ı Milli’nin güncellenmesi lazım, dedim. Peki, bu bölücülük mü? Hayır, bizim çözüm anlayışımızda bölücülük yok. Cumhuriyete, sınırlara karşı değiliz. Benim amacım Misak-ı Milli döneminde, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki ruhu, ilkeleri görünür hale getirmektir. Benim çağrım, Cumhuriyetin kuruluş özüne, kuruluş felsefesine çağrı yapmaktır. Ben geçen hafta beş ilke şartını da bunun için getirdim. Bunları şart diye de ortaya koymuyorum. Bu beş ilke şartı bir çerçevedir. Barışın çerçevesidir. Kürtler önerdiğim konferanslarda bunları tartışırlar. Konferansların da biri Erbil, biri Diyarbakır, birinin de Avrupa’da yapılabileceğini söylemiştim. Bu konferanslarda Kürtler kendi çözümlerini, kendi ilişkilerini nasıl bir çözüm modeli önerdiklerini diğer halklarla birlikte nasıl yaşayacaklarını, model oluşturacaklarını geniş geniş tartışırlar.”

‘KÜRTLERE OLAN TARİHİ BORCUMU ÖDEMEK İSTİYORUM’

Öcalan, Kürtlerin kendi Misak-ı Milli kongrelerini toplayarak, kendi Lozan Antlaşması’nı tartışabileceğini ifade ettiği 4 Şubat 2009 tarihli görüşmede ise, “Bu kongrede benim daha önce Ulusal Kongre için söylediğim beş ilke şartını tartışabilirler. Biz ancak bu beş ilke şartı ile Ortadoğu’da barış ve demokrasinin önünü açabiliriz. Ben daha önce de söylemiştim; Hewlêr, Diyarbakır, Avrupa’da Lozan’da bu kongre yapılabilir. Yeri önemli değil. Önemli olan içeriği ve belirttiğim beş ilkenin tartışılabilmesidir. Ben daha önce Lozan’ın yeniden inşası demiştim. Aslında ben o dönemdeki Kürtlere olan tarihi borcumu da ödemek istiyorum. Lozan sürecinde Kürtler Cumhuriyetle birlikte hareket ettiler. Bu dönem de Lozan’ı yeniden inşa ederek yarım kalan Kürt ayağını tamamlamalılar. Bu da Kürtlerin demokratik özgürlüklerinin, haklarının tanınması, anayasal-yasal güvenceye alınmasıyla olur. Kürtler bunun için çalışmalıdır” diye belirtiyor.

TOPLUMSAL LOZAN

Kürt sorununun çözümü için “Toplumsal Lozan”a işaret eden Öcalan, 1 Temmuz 2009’da yapılan görüşmede, şu değerlendirmelerde bulunuyor: “1920’lerdeki Lozan, ulusal Lozan’dır. Bu Lozan’la, Cumhuriyet kuruldu. Bu cumhuriyet bugüne kadar demokratikleştirilmedi, şimdi demokratikleştirilmeye ihtiyacı var. Bu nedenle ‘Toplumsal Lozan’ diyorum. Bu ‘Toplumsal Lozan’la, toplumun tüm kesimleri demokratikleştirilecek. Kürtler ‘Toplumsal Lozan’a iyi hazırlanmalıdır. ‘Toplumsal Lozan’la, Kürtler demokratikleşmenin öncülüğünü yapacak. Kürtler, toplu halde, toplum olarak bir savaşa hazırlanır gibi ‘Toplumsal Lozan’a hazırlanmalıdır. İşte bunun için diyorum Demokratik Toplum Kongresi her gün sürekli toplanmalıdır, çalışmalıdır.”

DEMOKRATİK ÇÖZÜM

Öcalan, “1920’lerde ülkeyi ele geçiremeyenler 1926’dan itibaren ve bugün ülkeyi ele geçirmişlerdir” dediği 17 Mart 2010 tarihli görüşmede de, “Buna karşı demokratik çözüm ve ittifak şarttır. Kürtlerle Türklerin 1920’lerde yaptığı ittifakı, bugün demokratik temelde yeniden gerçekleştirmeye ihtiyaç vardır. Şimdi yaşadığımız Sevr tehlikesi deniyor ya ben de diyorum ki, Sevr tehlikesine karşı Lozan’ı güncelleyelim. Lozan’ın güncellenmesinde hem Kürtler hem de Türkler kazanacaktır. Lozan’ın güncellenmesi demokratik ulus, demokratik cumhuriyet, demokratik vatandır. Ben bu temelde buradan demokratik çözüm için, barış için çok çabaladım. Ama çabalarım ortada kaldı” dedi.

Kaynak: (MA / Özgür Paksoy)

İlginizi çekebilir