Leyla Alarmı ve Caydırıcılık

Dünya’nın pek çok ülkesinde çocuk kaçırılma vakaları için bir alarm sistemi var. Bunlardan en popüleri bir çoğumuzun bildiği bir çoğumuzun da son günlerde adını duyduğu “Amber” alarmı. Aslen Amerika’nın Teksas eyalatindeki ve en popüler ismi bu ama bir çok farklı isimle anılabiliyor. Bizimkisi de Leyla olabilir.

Kayıp çocuk vakalarının çözümünde kritik rol oynayan bu sistemler bir dizi protokölü izleyerek, bu vakaların kritik 48 saat içerisinde bulunmasına olanak sağlıyor.

Türkiye’de verilere göre sadece 2008-2016 yılları arasında 16 ülkenin nüfusundan fazla çocuk kayboldu ve kayıtlara geçen rakam 104 bin. Bu inanılmaz rakamlar bile bizi böylesi durumların çözümü için işleteceğimiz bir sisteme yöneltmiyor. Türkiye’deki daha önce ki kaçırılma olaylarında benzer sistemlerin kullanıldığı ve bazı olumlu sonuçlar alındığına dair haberler okumuştum ancak şuan var olan protokollerin yeterli olduğunu sanmıyorum. Çünkü son zamanlardaki artış muazzam boyutlara ulaşmış durumda.

Sistem basit 4 temel kritere sahip ve ilk 48 saati çok hızlı bir şekilde işletiyor. 1

  1. Kolluk kuvvetleri tarafından kaçırılma olayı teyit edilmelidir.
  2. Çocuk ciddi bir yaralanma ya da ölüm tehdidi altında olmalıdır.
  3. Uyarıyı yayınlamaya yeter derecede çocuk ya da kaçıran hakkında bilgi olmalıdır.
  4. Çocuk 17 yaşından büyük olmamalıdır.

Genel olarak tüm iletişim aygıtları, internet, telefon, televizyon ve hatta trafik tabelaları bile bu sisteme dahil edilerek arama çabalarına binlerce insan dahil ediliyor.

Türkiye’de bunları ve daha fazlasını organize edebilecek bir sürü kurum var, mesela İçişleri Bakanlığı, AFAD, Kızılay, Cumhurbaşkanlığı (Valilikler buraya bağlı)… Bu kadar vakanın olduğu yerde bu kadar sorumluluğu olan kurum var ama yanyana gelip ürettikleri tek çözüm önerileri idam veya kimyasal hadım.

15 Temmuz 2016 ve sonrasında yine çocuk istismarı-kayıp çocuk vakaları (Ceylin Atik, Adana’daki 3 yaşındaki bebek ,Ensar Vakfı, Adıyaman Gerger İmam Hatip Lisesi …) ile tekrar başlayan idam tartışmalarında “change.org” sitesindeki imza kampanyalarından en etkilisi 150 bin imza toplayabilmişti bugün ise neredese 1 milyon imzaya ulşamış durumda.

Türkiye’deki siyasi yapı maalesef sorumluluğu üzerine alıp bir çözüm üretme aşamasında değil ama halkımız şuan sunulacak bir idam tasarısına “evet” demeye çok yakın. Öyleki bazı “ünlü”ler bile bu beyanlarını açıkladılar.

Kimyasal Hadım, (kimyasal kastrasyon)

Kimyasal hadım yönetimi daha önce de gündeme gelmiş hatta tasarı hazırlanıp meclise sunulmuştu. İçerisinde çok fazla çelişkili ve tartışmalı yan taşısada en öne çıkan yanı Kimyasal Hadım, (kimyasal kastrasyon) şeklinde verilecek olan ceza ile yaş sınırı olarak 12 yaşını belirtmesiydi. Dün yapılan açıklamalarla da bu yasayı işaret ederek “bu konuda ne kadar hassas” olunduğu üzerine bir demeç verilmişti.

Tüm bunların yanında en az 6 tane “çocuk istismarı” vakasının meclis tarafından araştırılma talebini AKP oyları ile reddetmiş. Ensar Vakfı’nın evlerinde gerçekleşen tecavüz skandalıyla ilgili “Bir kere olması karalamak için gerekçe olamaz” diyen Ramazanoğlu hakkındaki gensoru önergesinin görüşülmesini tam katılımla reddetmişti.

İnternet iletişim ortamlarında kimyasal kastrasyonun LGBTİ bireyler içinde uygulanması gerektiğine dair “nefretle” söylenen sözler, idamın geri gelmesi için milyona yakın verilen imzaların olduğu bir ortam var. Böylesi bir ortamda suçun toplumsal bir olgu olduğunu anlatma çabası boşluğa söylenmiş sözler gibi kalıyor.

Cezaları arttırmak bir çözüm mü?

Bu sorunun ezbere bir cevabı yok. Belki rakamsal anlamda bir azalma meydana gelir en azından trafik cezaları için bu yöntem etkili gibi görünüyor. Ama asıl bakılması gereken var olan davalarda durum nedir ?

Veriler, yılda ortalama 8 bin çocuğun cinsel olarak istismar edildiğini ortaya koyuyor. Saldırganların yüzde 60’ı ise çocukların tanıdıkları biri.

Adalet Bakanlığı’nın 2015 verilerine göre de yılda ortalama 17 bin istismar davası açılıyor, bu davaların yüzde 45’i mahkumiyetle sonuçlanmıyor!

Cezaların arttırılmasından daha etkili bir yöntem, bu olayların engellenmesidir. Bunun caydırılmaya gerek kalmayan bir konu olmasıdır. Bunun için öncelik aklı selim bir ortam yaratıp vakaların kötü sonuçları oluşmadan çözebilecek sistemler üzerine somut çıktılar üretmemiz gerekli çünkü hala onlarca kayıp çocuğumuz var bulabileceğimiz ve binlercesinin daha belki önüne geçebiliriz.

https://www.amberalert.gov/guidelines.htm

İlginizi çekebilir