Kyme antik kenti yok olacak

Aliağa ilçesinde çevreciler Kyme Antik kentinin Nemport A.Ş. limanından kaynaklı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, konuyu ülke gündemine taşıma kararı aldı.

İzmir’in Aliağa ilçesinde Çevre Örgütleri ve Ekolojik Yaşam Savunucuları Kyme Antik kentinin Nemport A.Ş. limanından kaynaklı yok olma tehlikesine karşı forum düzenledi. Petrol İş Sendikası Necmettin Giritlioğlu, Konferans salonunda düzenlene foruma çok sayıda ekolojist katıldı.

Yok olma tehdidi altında

Forum’da Arkeolog- Gazeteci Nuray Pehlivan sunum yaptı. Alınan kurul kararının Nemrut Körfezi’nde faaliyet gösteren Nemport A.Ş.’nin limandaki kapasitesini artırabilmesi amacıyla hazırladığı proje kapsamında değerlendirildiğinin belirtilen Pehlivan, Kyme antik kenti ve limanın bitişiğindeki birinci derecedeki sit alanı, İzmir 2 no’lu koruma kurulunun 2019 tarihli kararı ile 1.dereceden 3’üncü dereceye düşürüldüğünü vurguladı. Pehlivan, “Uzun yıllar bu bölgede çalışmış bir arkeolog olarak 1.dereceyi neden 3. dereceye düşürdüğü anlaşılamayan bir kurul kararı ve 3’üncü dereceye düşürüldüğü için antik kentin üzerinde imalat yapmaya hak kazanmış Nemport firmasıyla karşı karşıya olduğumuzu görüyorum. Dolayısıyla antik kent üzerinde katliam yapılmasıyla karşı karşıyayız” diye konuştu.

‘Firma tahribata neden oldu’

Pehlivan, antik kentte yıllardır süren kazı çalışmalarının önemli olduğunu ancak bu kazıların başında alanın sanayiye açılması için firmaların baskı kurduğunun altını çizdiği konuşmasında “Antik kentin alanları kazılıyor ve çalışmalar yapılıyor. Ancak kazıların ardından alınan kurul kararlarıyla üzerlerinde sanayileşme devam ediyor. Aliağa’da müzelere bu kazıların sanayiye hizmet amacıyla yaptırılmasının sıkıntısını görüyoruz. Bu bölgede Nemport’tan önce de çok sayıda firma antik kentin çevresinde tahribata neden oldu. Ağır sanayi bir antik kenti sıkıştırdı ve denize dayandı. Bunu yaparken de antik kente yaklaşmıyoruz, burada yerine ait olmayan eserler var savunması yaptılar. Ancak Kyme’nin bir antik liman olduğu bilimsel verilerle ortaya koydu. Yapılmak istenen iskele ile ağır tonajlı gemilerin yanaşacağını ve bunun Kyme için katliam demek olduğunu biliyoruz. Bu anlamda gerek kamuoyunu bu katliama dur demesi adına mücadeleye çağırıyoruz” dedi.

Pehlivan’ını sunumunun ardından yürütülen forumda Kyme antik kentinin yok olma tehdidine karşı İzmir’de bulunan meslek odaları, çevre örgütleri ve ekolojik yaşam savunucuları olarak bir araya gelme, antik kenti gündeme taşıma ve Kyme Antik kentinin ülke gündemine taşınması yönünde eylemlerin yapılacağı kararları alındı.

Kaynak: Yeni Yaşam

***

Kyme antik kenti ile ilgili Nuray Pehlivan’ın Gazete Duvar’da çıkan özel haberini sizlerle paylaşıyoruz:

Kyme’den sökülen antik liman traktörlerle sürükleniyor

Kyme Antik Kenti Limanı’nda, bilim insanlarının ve sivil toplum örgütlerinin bütün tepkilerine rağmen su altı kazıları başladı. Alana gittiğimizde gördüğümüz manzara; denizden çıkarılan/sökülen antik kent kalıntılarının bir halata bağlanarak traktörlerle sürüklenmesi oldu.

Kyme’nin kalıntıları bir halata bağlanarak traktörlerle sürükleniyor.
Deniz taşımacılığında dönemin en büyük limanlarından birine sahip olan Kyme Antik Kenti Limanı’nda, bilim insanlarının ve sivil toplum örgütlerinin bütün tepkilerine rağmen su altı kazıları başladı. Antik kent limanında yapılan tahribatı belgelemek için çalışmaların başlatıldığı alana gelen Doğal ve Kültürel Çevre İçin Yaşam Girişimi de liman kalıntılarının tahrip edildiğini belirterek tepkilerini dile getirdi.

Nemport Şirketi tarafından liman genişletmesi adı altında yapılacak uygulamanın kent üzerindeki sonuçlarını bütün detayları ile anlattığımız ‘Antik Kyme Kenti’nde Bıçak Kemiğe Dayandı’ başlıklı haberimiz sonrasında da ne yazık ki bölgede değişen bir şey olmadı.

Nemport A.Ş’nin kentin antik limanına kadar gelip dayanması sonucunda 1. Derece arkeolojik sit olan bölümünün daraltılarak 3. Derece’ye neden düşürüldüğü, bu kararı veren İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun hangi koruma ilkelerinden nasıl bahsedebileceği gibi bir dizi soru halen cevabını bekliyor. Tüm bu sorular cevapsız bırakılmışken 2 Numaralı Kurul tarafından yeniden alınan bir kararla antik limanda su altı çalışmaları başladı.

.

Su altı çalışmalarının Bodrum Su Altı Müzesi tarafından yürütülmesini konu edinen karar sonrası alana gittiğimizde gördüğümüz manzara; denizden çıkarılan/sökülen antik kent kalıntılarının bir halata bağlanarak traktörlerle sürüklenmesi oldu. Tarihi korumakla yükümlü kurumlar ve arkeologlar eliyle bir antik kenti yok edeceği için tepki çeken bu kararla ilgili İzmir 2 No’lu Koruma Kurulu hala bir gerekçe açıklamadı.

‘YAPILMAK İSTENİLEN ŞEY DENİZDE BİTEN BİR OTOYOL ÇALIŞMASI’

İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu konuyla ilgili sessizliğini koruyor. Doğal ve Kültürel Çevre İçin Yaşam Girişimi Sözcüsü ve Şehir Plancıları Odası İzmir şubesi Kurucu Başkanı Ahmet Tuncay Karaçorlu, Gazete Duvar’a yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Konuyla ilgili geçen ay yapılan ÇED toplantısında itirazlarımızı hem sözlü olarak hem de daha sonra süresi içinde bakanlığa yazılı olarak ilettik. Eğer bu itirazlar sonucunda ÇED raporu hala uygulanacak olursa dava süreçlerinde girişimimiz de mutlaka taraf olacak. Burada şu an yapılmak istenilen şey ‘denizde biten bir otoyol çalışması’ aslında. Yani karadaki tahribatlardan sonra şimdi de denizde tahribat yapılıyor. Ama inanıyorum ki bu yolun sonu da hukuki yollarla bitecek. Kyme, su altında kalan bölümünden tutun suyun dışındaki bölümlerine kadar çeşitli uygulamalarla tahrip edilmeye devam ediliyor. Bu liman şirketinin bulunduğu idari bina bile antik kentin çok önemli kalıntıları üzerine kurulmuş durumda. Bu şekilde verilen kurul kararlarıyla burada yapılan yanlış uygulamalar devam ediyor. Bir SİT alanında derecenin değişmesi için bir şeylerin değişmesi gerekir. Dolayısıyla bu derecenin düşürülmesi orada yapılacak yanlış uygulamalara bir zemin hazırlamaktır. Koruma kurulunun, ilgili liman şirketinin basıncı ve bir takım kirli ilişkilerine teslim olduğunu düşünüyoruz. Kültür Bakanlığı bir an önce gerekli soruşturmaları başlatmalıdır. Aliağa Belediyesi de bu konuda hiçbir duyarlılığı göstermediği gibi gerek SİT kararlarının değişmesi gerekse aykırı uygulamalarda bugüne kadar bir taraf olmamıştır.’’

.

‘HER AŞAMASINDA BİR TAHRİBAT OLUYOR’

Bir şehir plancısı olarak burada yapılan tahribatı üzüntüyle izlediğini belirten Karaçorlu, kentin buluntularının tahribatının devam etmesinin Kyme’nin yok olması anlamına geleceğini söyledi. Koçaroğlu şöyle devam etti:
“Şu anda burada denizden çıkarılarak bir halatla bağlayıp sürükledikleri eserlerin hepsi bir değerdir. Bu değerler çıkarılırken de bilimsel koşullara uygun yapılması gerekir. Ama şu anda gördüğümüz gibi çıkarılan eserler halatlarla çekiliyor ve bir traktör römorkuyla sürükleniyor. Sonra da bir başka yere bırakılıyor. Her aşamasında bir tahribatın olduğu bir süreç işliyor burada. Ama işin başka bir üzücü yanı ise bütün bunlar bir su altı arkeologu tarafından yapılıyor. Tabii ona bu görevi veren koruma kurulu da dahil bu sürecin sorumlularıdır. Bu nedenle İzmir 2 Numaralı Koruma kurulunun ve bu karara imza atanların emsal olarak yargılanmasının caydırıcı olacağını düşünüyoruz. İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen eşi benzeri bulunmaz bir sanat harikası olan bronz koşan atlet heykelinin de buradan çıktığını düşünürsek yeterli araştırma yapılmadan körfezde yapılacak liman gibi yapılar tam bir kültür katliamıdır.’’

İlginizi çekebilir