Kürtaj yasada var ama fiilen yasak

Kürtaj, yasal olsa da kadın hakkı aktivistleri, fiiliyatta bir yasak yaşandığını söylüyor. Kürtaj yaptıran kadınlar yaşadıklarını, TTB Merkez Konsey Üyesi Dr. Selma Güngör hastanelerdeki durumu, avukat Eren Keskin ise hukuki boyutu anlattı.

Türkiye’de, 1983’te yasallaşan kürtaj, her ne kadar 10 haftaya kadar uygulanması gerekse de, birçok devlet hastanesinde yapılmıyor. Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) yetkilileri, özellikle 2012’de Başbakan olan Recep Tayip Erdoğan’ın “Kürtaj cinayettir” açıklamalarıyla fiili bir yasak uygulanmaya başlandığını belirtiyor.

Açıklamaların ardından Haziran 2012’de yasada değişiklik yapılarak, kürtajın dört haftaya indirilmesi planlansa da tepkiler üzerine bu geri çekildi. Ancak hak savunucuları, fiili bir yasak yaşandığını söylüyor. Uygulayan hastanelerde de kadınlar, kötü muameleyle karşılaşıyor.

Güngör: Merdiven altı yerlere itiliyorlar

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Üyesi Selma Güngör, devlet hastanelerinin kürtaj yapmamasının sebeplerini, “2012’de Başbakan Erdoğan’ın ‘Her kürtaj bir Uludere’dir’ ifadesiyle kürtajın yasaklanması toplum içinde tekrar başlatıldı.

“Bu tartışma bir yasakla sonuçlanmasa da kürtaj yapılan yerlere kısıtlama getirildi, tam teşekküllü hastane ve kliniklerde yapılmasına izin verildi. Buna bağlı olarak kadın sağlığı ve doğum hizmetleri veren bazı hastaneler kürtaj yapmayı bıraktı. Kürtaj yalnızca tam teşekküllü kadın sağlığı ve doğum hastalıkları üzerine ihtisaslaşmış hastanelerde yapılmaya başlandı” diyerek anlatıyor.

2017 verilerine göre, Türkiye genelinde sadece 26 devlet hastanesinin kürtaj yaptığını ve kadınların özel hastanelere ya da merdiven altı olarak tabir edilen güvenli olmayan yollara başvurduğunu ekliyor.

Birçok ülkede yasal olan düşük ilaçlarının, Türkiye’de henüz yasal olmadığını hatırlatan Güngör, bunun güvenli bir yöntem olduğunu belirterek, şunları söylüyor:

“Tıbbi düşük erken gebeliklerin ilaç yöntemiyle düşürülmesi olarak adlandırılıyor. Bu, Türkiye’de yasal olmalı. Sağlık sorunlarına bağlı olarak embriyonun ileri gelişmiş dönemlerinde yapılması gereken kürtajlarda da tercih ediliyor. Bunun yasaklanması doğru değil.”

Keskin: Uygulama her zaman yasaların önünde

İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Avukat Eren Keskin ise, Türkiye’de kürtajın 10 haftaya kadar yasal olduğunu, anne karnında yaşanabilecek herhangi bir sakatlık durumunda da 24 haftaya kadar kürtaj olunabileceğini hatırlatıyor. Şu anda devlet hastanelerinde fiili bir yasak olduğuna dikkat çeken Keskin, şöyle devam ediyor:

“Yasal olmasına rağmen AKP ve Sağlık Bakanlığı’nın kararıyla devlet hastanelerinde artık kürtaj yapılmıyor. Geç tarihlere randevu veriyorlar. Fiili bir yasak uygulanıyor şu anda. Özel hastanelerde problem yaşanmıyor. Bir kadın 18 yaşını doldurduysa kendi imzasıyla, küçükse ebeveynlerinin onayıyla kürtaj olabiliyor. Bu arada sığınmacı ve 15 yaşından küçük 500 kız çocuğunun hastanelerde kürtaj olduğu ortaya çıktı. Yani istismara uğrayan sığınmacı çocukların kürtaj olmalarına izin veriliyor ancak sağlıklı bir kadının kendi kararıyla kürtaj olmasına engel oluyorlar.

Devlet hastanesinden ret cevabı alındığında durumu belirten yazılı bir belge alarak idare mahkemesine başvurabilir. Kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi için, İstanbul Sözleşmesi gibi birçok sözleşme var. Kadının bedeninde sadece kadının kendisi söz sahibi olabilir. Türkiye’nin iç hukukunu bu sözleşmelere uygun hale getirmesi gerekiyor.”

Kadınlar Anlatıyor:

“Güvenlik nedeniyle devleti tercih etmedim”

Yakın zamanda kürtaj olan E.B., gizlilik ihlalinin çiğnenmesinden çekindiğinden devlet hastanesini tercih etmediğini anlatarak, şunları söylüyor:

“İstanbul’da yaşıyorum. Özel hastaneyi tercih etmemin sebebi, kendimi daha güvende hissetmemdi. Devlet hastaneleri çok kalabalık ve insanların soru sormasından, yargılamasından çekindim. Çok karışık duygular içindeydim ve her şey çok hızlı gelişti. Özel hastanede olduğum için gizlilik konusunda tereddüt yaşamadım çünkü doktorum beni çok rahatlattı, devlet hastanesinde olsam dediğim gibi kendimi güvende hissetmezdim. Çünkü gizlilik konusunda devlet hastaneleri hassas değil maalesef. Mesela, doktorum operasyona girmeden önce masada kırmızı bir buton göreceksin dedi, adı gizlilik butonuymuş. Duyunca çok şaşırdım. O butona basınca o hastanede bilinmesini istemediğin hiçbir şey dosya sisteme girmiyormuş. Bana çok şaşırtıcı geldi.”

“Evlilik cüzdanı istediler”

Hastanede doktor tarafından kürtaj olabilmesi için evlilik cüzdanı şartı koşulduğunu söyleyen Z.P., yaşadığı süreci şöyle anlatıyor:

“22 yaşında evlendim. Eşim üniversite öğrencisiydi, ailesiyle yaşıyorduk. Bir çocuğum oldu. Eşim okula gidip geliyordu. Ben de altı çocuklu kalabalık bir ailede, eşimin annesi yaşlı olduğundan evin tüm sorumluluğunu yükleniyordum. Köyde yaşam şartları da oldukça zordu. O sırada adetimle ilgili de sıkıntım vardı. Hamile olduğumu anlamadım. O an ikinci bir çocuğa hazır değildim. Hemen eşimle devlet hastanesine gittik. Yaklaşık on haftalık hamileydim. Doktor, kürtaj zamanının geçmiş olduğunu söyledi ve işlemi gerçekleştirmedi. Oradan hemen özel hastaneye gittik, doktor bizi görünce evli olduğumuza inanmadı. Evlilik cüzdanını gösterdim, öyle inandı ve ona durumu anlattım. Doktor da kabul etti ve kürtaj oldum. İşlemden sonra bir gün dinlenebildim, kimseye bir şey söylemedim, küçük bir sağlık problemi dedik, sonra normal hayat devam ettim.”

Kaynak: Bianet (Zeynep Çelebi – Büşra Çabak)

İlginizi çekebilir