‘Kürt bir çoban üzerinden feminizmi anlattım.’ – Neğşirvan Güner

Kürt yönetmen Sehîm Omer Xelîfe’nin ilk uzun metrajlı filmi olan, Belçika ve Irak Federe Kürdistan Bölgesi ortak yapımı “Zagros” filmi Türkiye prömiyerini geçtiğimiz günlerde bu yıl ilki düzenlenen İstanbul Kürt Film Festivali’nde yaptı.

Xelîfe, geçtiğimiz yıl Zagror filmi ile Ostend Film Festivali’nde “En İyi Film” ve “En İyi Senaryo” ödüllerini almıştı. Zagros filminin başrolünü ise oyuncu Feyyaz Duman ve Halime İlter paylaşıyor. Öte yandan Zagros filmi Dubai, Stockholm, Virton ve Ramada film festivallerinde de izleyiciyle buluştu. Xelîfe, modern bir Kürt çoban olan Zagros üzerinden feminizmi anlatmak istediğini vurgulayarak, “İlk başlarda iki isim düşünüyorduk film için. Zagros ile Havin ya da Havin ile Zagros, fakat izleyicileri netleştirmek, dikkatlerini filme yoğunlaştırmak için tek isim koyduk” dedi. Yönetmen Xelîfe ile Zagros filmi ve yeni projeleri üzerine konuştuk.

Zagros filminin hikayesi ne? Filmin ismi neden kadın karakter olan Havin değil de erkek karakter Zagros?

Modern bir Kürt çoban olan Zagros üzerinden feminizmi anlatmak istedim. Bunu anlatmaya çalışırken de Havin’i tamamen arka planda tuttum film boyunca, çünkü benim asıl meselem Zagros. Ama ilk başlarda iki isim düşünüyorduk film için. Zagros ile Havin ya da Havin ile Zagros. Fakat izleyicileri netleştirmek, dikkatlerini filme yoğunlaştırmak için tek isim koyduk. Burada iki duruma açıklık getirmek istedik, bir köyde çobanlık yapan birinin büyük kapitalist bir kente gitmesini, oradaki o karşıtlığı da göstermek ve belirtmek istedim. Filmin başlama sahnesinde Zagros ve Havin yaylada gayet mutlular ama filmin bitiş sahnesinde ise Zagros havaalanında günde belki binlerce insanın geçtiği bir yerde tek başına, mutsuz.
Sehîm Omer Xelîfe
Sehîm Omer Xelîfe

Dara, Kürt sinemasında belki de çok göremediğimiz kuir bir karakter. Dara’yı filme dahil etme fikri nereden doğdu?

Orada da şunu göstermek istedim; bu işin cinsiyetle bir alakasının olmadığını. Sadece Havin değil, oradan kaçmak zorunda kalan mesela Dara, 20 yıldır Avrupa’da demokrasinin, özgürlüklerin merkezi olarak bize sunulan bir yerde yaşıyor. Ama halen kimliğini açıklayamıyor. Sadece kadın kurban değil burada, Dara’da ve hatta Zagros’ta kurban gittiği yerde. Zagros çok sevdiği yaşamını bırakıp geliyor. Aslında orada, o topluma ait hissetmiyorlar kendilerini. Avrupa’da bile kimliklerini saklamak zorunda kalıyorlar. Zagros’un meselesi Havin’i çok seviyor ve yaşamak istediği yeri sırf onun için terk ediyor. Dara 20 yıldır Belçika’da yaşıyor, ama Zagros’la oradaki Kürt derneğinde buluşmaya gittiğinde, derneğin kapısında bekliyor, içeri girmiyor. Bir şekilde kendini korumaya alıyor. İnsani olarak Havin’e yardım ediyor. Fakat Zagros’un babası geldiğinde, Dara şunun bilincinde; o adam Havin’e kötülük edecek. Ondan dolayı da Havin’e yardımcı oluyor. Ama kimliğini de bir şekilde gizlemeye çalışıyor, Avrupa’da yaşamasına rağmen. Ve en sonunda artık Dara’nın başka bir çaresi kalmıyor ve bunu Zahros’a açıklamak durumunda kalıyor.

Dara oradaki Kürt derneğine neden girmiyor? Zagros’un babası mesela girebiliyor feodal bir karakter olmasına rağmen…

Dara’nın kendini oradaki kurumun dışında tutması, kurumun onu kabullenmemesi ya da ötekileştireceği için değil. Dara kimliğini gizlemek istiyor hatta belki de kendini buna hazır hissetmiyor. O kurumun kabullenmesi ya da kabullenmemesi meselesi değil, Dara o kimliğini açıklamak istemiyor. Zagros’un babasının da oraya gidip gelmesinin sebebi, başka gidecek yerinin olmayışından kaynaklanıyor. Oradan onu kovmaycaklarını biliyor aynı zamanda. Çünkü başka gidecek yeri yok. Hatta Zagros babasına soruyor, “Nasıl vize aldın?” diye. O da “benim hükümetten tanıdıklarım var” diyor. Kurumdakiler de bunun kirli ilişkiler içerisinde olduğunu biliyorlar. Ama kültürümüzde olan misafirpervelikten onu kovamıyorlar ama eve kimseyi davet etmiyor. Zagros’un babasının bodrumunda yatırıyorlar. Karanlık bir yer, ışık bile yok orada. Yok sayıyorlar, kabul etmiyorlar.

‘Mezopotamya Kafe’

Yeni projeleriniz var mı?

Daha önce yaptığım kısa film olan Bağdatlı Messi’nin (2012) uzun metrajlısının senaryosunu yazdım, hazır, onunla ilgili destekler de aldık. Bir tane daha projem var, o da Belçika’da geçen bir hikaye “Mezopotamya Kafe” ismi. Onun da üzerinde çalışıyorum, en kısa zamanda bitirmek istiyorum.

3 kısa filme 98 ödül

‘Zagros’ filmi Kasım 2017’de Belçika’da “Grand Prix” ödülünü ve Şubat 2018’de Fransa’da düzenlenen 35. Uluslararası Annonay Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü, yine Kasım 2017’de 18. Arras Film Festivali’nde jüri tarafından, En İyi Yönetmen, seyirci tarafından ise En İyi Film Ödülü’ne layık görülmüştü. Yönetmen Xelîfe, “Bağdatlı Messi”, “Kahramanlar Ülkesi” ve “Kötü Avcı” filmleriyle 98 ödül almıştı.

Kaynak: YENİ YAŞAM

İlginizi çekebilir