Küba’da pazar günü anayasa referandumuna gidildi: Yeni dönemde neler değişiyor?

Uluslararası basının gösterdiği ilgiye karşın komünizm hedefi Kübalıların özel olarak tartıştığı bir konu olmadı. Taslak metinde olmayan bu husus “Küba Komünist Partisi sosyalizmin inşası ve komünist toplum yolunda ilerleme sürecinde ortak çabaları organize eder ve yönlendirir” şeklinde nihai anayasa metninde yer aldı

Küba’da halk, anayasa referandumu için sandık başındaydı. 8 milyon Kübalının oy vermesi beklenen referandum için seçim komisyonları oluşturuldu. Anayasa oluşturulurken yüz binden fazla toplantı yapıldı. Devlet Başkanı Miguel Diaz Canel liderliğindeki hükümet halkın evet oyu kullanması için çok büyük bir kampanya düzenledi. Küba yasalarına nedeniyle 16 yaşından büyük herkes oy kullanabildi.

Yeni anayasa, eski anayasanın ülkenin ve dünyanın mevcut durumunu ve ihtiyaçlarını karşılamadığı düşünüldüğü için hazırlandı. Yeni anayasayla birlikte ülkenin gelecek yıllarda sosyalist kalkınma için izleyeceği ekonomik ve toplumsal modelin belirginleşeceği ifade edildi. Öte yandan Uluslararası basının gösterdiği ilgiye karşın komünizm hedefi Kübalıların özel olarak tartıştığı bir konu olmadı. Taslak metinde olmayan bu husus “Küba Komünist Partisi sosyalizmin inşası ve komünist toplum yolunda ilerleme sürecinde ortak çabaları organize eder ve yönlendirir” şeklinde nihai anayasa metninde yer aldı. Anayasa değişikliği süreci, Temmuz 2018’de başlamış, Ağustos ve Kasım arası tüm yerel örgütlerde tartışılmış ve son hali Aralık ayında Parlamento’ya gönderilmişti. Küba halkı daha önceki anayasa değişikliklerine 1976 yılında yüzde 97,7 ile, 2002’de ise 99,3 onay vermişti.

Yeni anayasa ile nelerin değişeceğini Birgün’den Emre Görür kaleme aldı.

EMRE GÖRÜR*

24 Şubat Kübalılar için önemli bir gün. Ulusal bağımsızlık amacıyla İspanya’ya karşı verilen 1895 Savaşı’nın başlangıç tarihi. Devrim döneminin bugüne kadarki tek anayasası 24 Şubat 1976’da onaylanmıştı ve yenisi için de aynı tarih seçildi. Siz bu satırları okurken –benim de içinde olacağım– milyonlarca insan yeni Küba anayasası referandumunda oy veriyor olacak.

Yeni anayasa son yıllarda Küba’da görülen yeniden yapılanma hamlelerinin temel unsuru olma özelliğine sahip. Anayasanın onaylanmasıyla beraber 2011’den beri yapılmakta olan değişiklikler stratejik bir düzleme oturtulmuş olacak. Burada söz konusu olan şey Küba için sosyalizm döneminin değil ama tarihsel Sovyet parantezinin büyük oranda kapanıyor olması.

Küba Devrimi’nin hep SSCB ile yakından bağlantılı bir tarihi oldu. Başlarda SSCB, Küba için temel ekonomik partnerden ibaretti esas olarak. Küba kendi devrimci yolunu Güney Amerika’nın geneli için bir model olarak sunuyordu. 1970’e doğru Küba yörüngesini değiştirmeye karar verdi. Küba’nın SSCB ile bütünleşme politikasına geçişi işte bu dönemde vuku buldu. Jeopolitik önemi sebebiyle ayrıcalıklı pozisyonunu hep korusa da, Küba ‘70’lerden itibaren bir “Doğu Bloku” ülkesine dönüştü.

DEĞİŞEN YALNIZCA 76 ANAYASASI DEĞİL

Bugün Kübalılar tarafından yenisiyle değiştirilmekte olan anayasa işte bu dönemin ürünü, ama günümüze ulaşan sadece 1976 Anayasası olmadı. SSCB’nin dağılmasının ardından başlayan Barış Zamanında Özel Dönem’de Küba ekonomisi yaklaşık on yıllık çok çetin bir dönemden geçti, ancak turizm açılımı hariç, SSCB ile olan çok avantajlı ekonomik ilişkinin varlığına göre dizayn edilmiş sistemde temel bir değişikliğe gidilmedi. Bu ihtiyacın uzun yıllar boyunca ertelenmiş olmasında Bolivarcı Devrim ile beraber Venezuela’nın Küba için SSCB’nin boşluğunu kısmen doldurmasının etkisi olduğu söylenebilir. Lakin asıl sebep Sovyet modelindeki merkeziyetçilik ile Fidel Castro’nun etkin liderliğinin örtüşüyor olmasıydı. Yeniden yapılanma 2011’deki 6. Kongre’de, esas olarak Castro sonrası dönemin bir zorunluluğu olarak gündeme geldi. Devrim döneminin kahramanları ve onların nüfuz alanları olmadan işleyebilecek bir sistemin inşa edilmesi gerekiyordu.

CASTRO SONRASI DÖNEMİN DEVLET YAPISI

Küba’nın kendine özgü bir idari sistemi var. Bu ne başkanlık sistemi, ne de parlamenter sistem olarak adlandırılabilir. Bugüne kadar yürürlükte kalmış olan 1976 Anayasası’nda cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık makamları bulunmuyordu. Sovyetler Birliği’ndeki Başbakanlık Heyeti ve eski Bulgaristan’daki Devlet Konseyi’ne benzeyen Küba modelinde Devlet Konseyi’nin başkanı, Bakanlar Kurulu ile Ulusal Savunma Konseyi’nin de başkanıydı ve hem devletin, hem de hükümetin başı pozisyonunda bulunuyordu. İktidarı tek elde toplayan bu yapı Fidel Castro için tasarlanmıştı. Onun önce siyasal alandan çekilmesi, ardından da vefat etmesi yeni bir düzenleme ihtiyacını doğurdu. İşte yeni anayasadaki en önemli değişikliklerden biri devletin buna göre yeniden yapılandırılıyor olması.

Küba’daki devlet iktidarının en yüksek organı yasama ve yürütme yetkisine sahip olan Halk İktidarı Ulusal Meclisi’dir. Bu Ulusal Meclis doğrudan halk katılımıyla oluşturulur. Cumhurbaşkanı, Devlet Konseyi üyeleri, başbakan ve diğer Bakanlar Kurulu üyeleri Ulusal Meclis tarafından belirlenir. Cumhurbaşkanının ve eyalet valilerinin önerisiyle vekiller değiştirilebilir. Ulusal Meclis’in başkanı, başkan yardımcısı ve sekreteri Devlet Konseyi’nde de aynı görevleri üstlenirler. Ulusal Meclis’in bakanları kontrol yetkisini maksimum serbestlikle kullanabilmesi amacıyla Bakanlar Kurulu üyelerinin Devlet Konseyi’ne katılımı yasaklanmıştır.

TEK KUVVET HALK İKTİDARI

Yeni yapıda cumhurbaşkanı devletin başı pozisyonunda bulunurken başbakan hükümetin başıdır. Cumhurbaşkanı devletin temsili, Ulusal Savunma Konseyi’nin yönlendirilmesi, üyesi olmadığı hükümetin kontrolü ve yönlendirilmesi gibi yetkilere sahiptir. Bakanlar Kurulu toplantılarını yönetebilir. Başbakana ise parlamenter sistemlerdekinin aksine oldukça kısıtlı yetkiler verilmiştir. Başbakan, Bakanlar Kurulu’nun çalışmalarını koordine eder. Cumhurbaşkanının yönetimdeki sağ koludur. Ulusal Meclis anayasanın kendisine tanıdığı hakları kullanırsa yeni dönemde cumhurbaşkanının oldukça kısıtlı bir iktidar alanı olacaktır. Peki, bu değişimler yeni anayasanın kuvvetler ayrılığını tanıdığı anlamına mı gelmektedir? Kübalılara göre hayır. Onlara göre ülkedeki tek “kuvvet” Halk İktidarı’dır ve söz konusu olan iktidarın değil, onun fonksiyonlarının dağıtılmasıdır.

YEREL YÖNETİMLERE ÖZERKLİK

Yeni anayasanın belki de en önemli ve en radikal kısmı yerel yönetimlere özerklik tanınıyor olması. 1976 Anayasası şehir-eyalet-bakanlık hiyerarşisine dayanıyordu. Edilgen pozisyondaki yerel yönetimlere sadece “minimum” ihtiyaçları karşılama yetkisi verilmişti. Eyaletler şehirlerin “sahipleri” olarak görülüyordu. Yeni düzenlemeyle Halk İktidarı Eyalet Meclisleri lağvediliyor. Bunların yerine birer vali ve konseyden oluşan Eyalet Hükümetleri kuruluyor. Böylece eyaletlerin idari yapıdaki önemi ciddi şekilde azaltılırken kendilerine şehirler karşısında koordinasyon yetkisi verilmiş oluyor. Buna karşılık şehirlerde ise Yönetim Konseyi’ni idare edecek belediye başkanlığı makamı oluşturuluyor.

KATILIMCI YURTTAŞLIK

Bu adem-i merkeziyetçilik hamlesiyle yerel yönetimlerin kendi kendilerini yönetebilir duruma gelmeleri amaçlanıyor. Bunun için şehirlerle ilgili yeni bir yasal düzenleme yapılması ve yerel yönetimlere gerekli maddi imkanların sağlanması gerekecek. Uzun yıllardır yukarıdan emir almaya alışmış insan profili ve potansiyel gerilimler düşünülürse bunun pek de kolay bir süreç olmayacağı tahmin edilebilir.

Bu sürecin en ilgi çekici unsuru hiç şüphesiz yurttaş katılımı olacak. Yeni anayasada pasif yurttaşlıktan katılımcı yurttaşlığa geçiş amaçlanıyor ve bunu sağlayabilmek için yurttaşlara Halk Konseyleri aracılığıyla yerel yönetimlere demokratik katılım imkanı tanınıyor.

Emre Görür, Marmara Üniversitesi’nde yüksek lisans yaparken Küba’ya yerleşmeye karar verdi. 11 yıldır orada yaşıyor. Küba’daki ilk ve tek Türkçe kiralık ev (casa particular) servisi olan Yeşil Timsah’ın ve Küba’da komisyonsuz tedavi imkanı sunan Küba’da Tedavi’nin kurucusu.

PLANLI PİYASA EKONOMİSİ

Raúl Castro, Küba Komünist Partisi’nin 2016’da yapılan 7. Kongre’sinde kendi hesabına çalışanlar olarak adlandırılan özel girişimcilerin sayısındaki artıştan ve bunlara işgücü için sözleşme yapma hakkı veriliyor olmasından bahsederken “şeyleri tam olarak kendi adlarıyla anmak ve gerçeği örtmek için mantıksız edebi kelamlara sığınmamak” gerektiğini söylemişti. Açık ki, her ne kadar bu kişiler birçok kısıtlamaya tabi olsalar da, söz konusu gerçeklik Küba’nın belli üretim araçları üzerinde özel mülkiyeti tanıdığı anlamına geliyor. Bu yüzden, 2011’deki 6. Kongre sonrasında ivme kazanan bu fiili durum ile 1976 Anayasası arasındaki ciddi uyumsuzluğu ortadan kaldırmak, yapılan ekonomik reformlara anayasal karşılıklar oluşturmak yeni anayasanın temel işlevlerinden biri.

Yeni anayasa özel mülkiyeti ekonominin tamamlayıcı bir unsuru olarak tanımlıyor. Bunun dışında kabul edilen altı mülkiyet türü daha var ve şüphesiz bunların en önemlisi bütün halkın sosyalist mülkiyeti. Ekonomiyle ilgili ilk maddenin girişinde şöyle deniyor: “Küba Cumhuriyeti, başlıca mülkiyet biçimi olarak, temel üretim araçları üzerindeki bütün halkın mülkiyetine dayanan bir sosyalist ekonomi sistemiyle yönetilir.”

Anayasanın bu şekilde toplumsal mülkiyeti tanıyor olması planlamayı mümkün kılıyor ve bu hususta herhangi bir anlayış değişikliği söz konusu değil. Küba, sosyalist planlamayı ekonomik ve toplumsal gelişmenin temel ve stratejik unsuru olarak görmeye devam ediyor. Yani bir yandan –son derece sınırlı kaynaklara sahip bir Üçüncü Dünya ülkesi olarak– yaşanan ciddi üretim ve verimlilik sorunu sebebiyle piyasanın ve özel sektörün varlığı, gerekliliği kabul edilirken, diğer yandan arz ve talebin planlamaya göre düzenlenmesi, piyasanın toplumsal çıkarlara tabi kılınması amacı vurgulanıyor.

SERVET VE MÜLKİYET LİMİTİ

Peki, sosyalist eşitlik ve toplumsal adalet ilkeleri piyasa ekonomisiyle nasıl bağdaşabilir? Piyasanın kabulü sınıfsal eşitsizliklerin de kabulü anlamına gelmiyor mu? Bu noktada karşımıza anayasanın muhtemelen en önemli maddesi çıkıyor. 30. maddede Kübalılar için sosyalist ideallere uygun servet ve mülkiyet limitlerinden bahsediliyor. Zaten servet birikimine izin verilmeyeceği daha önce de çeşitli vesilelerle açıklanmıştı. Ekonomi alanındaki diğer bir temel düzenleme ise, yerel yönetimlere olduğu gibi, sosyalist devlet şirketlerine de otonomi veriliyor olması. Bu şekilde bu şirketlerin kronik verimlilik sorunlarının aşılması ve kendi kendilerine yetebilmelerinin garanti altına alınması hedefleniyor. Anayasanın kabulünün ardından bu şirketlerin yöneticilerinin devletteki görevlerini bırakmaları gerekecek.

100 BİNDEN FAZLA TOPLANTI

Anayasa taslağının Temmuz 2018’de onaylanmasının ardından 13 Ağustos-15 Kasım tarihleri arasında halka danışıldı. Bu süre zarfında 7.370.160 Kübalı, yani nüfusun % 64,2’si tartışmalara katıldı. Ülke genelinde toplam 111.872 toplantı yapıldı. Öneri sayısı 695.527 oldu. 755 paragraflık metinde sadece 8 paragraf herhangi bir öneriye konu olmadı. Neticede, sınıflandırılan önerilerin % 50,1’i kabul edilerek 134 başlık değiştirildi ve bu toplam sayının neredeyse % 60’ına tekabül ediyor.

Uluslararası basının gösterdiği ilgiye karşın komünizm hedefi Kübalıların özel olarak tartıştığı bir konu olmadı. Lakin taslak metinde olmayan bu husus “Küba Komünist Partisi sosyalizmin inşası ve komünist toplum yolunda ilerleme sürecinde ortak çabaları organize eder ve yönlendirir” şeklinde nihai anayasa metnine dahil edildi.

***

EVLİLİK EŞİTLİĞİ HAKKI

Kübalıların en çok öneride bulunduğu 10 madde şöyle:

1. Açık ara en çok ilgiyi eşcinsel evliliğini tanıyan madde çekti. Raúl Castro’nun kızı Mariela Castro’nun ön ayak olduğu bu madde ile ilgili 192.408 öneri geldi. Bunun toplumsal hayata da yansımaları oldu. Katoliklerle bu maddeyi destekleyenler çeşitli eylemlerle görüşlerini ifade ettiler. Sonuç olarak, madde ciddi şekilde değiştirilmekle birlikte özü korundu.

2.  Cumhurbaşkanının görev süresinin iki dönemle sınırlı olabileceğini belirten madde 88.039 öneri aldı. Bunların çoğunda bu kısıtlamanın kaldırılması talep ediliyordu, ancak bu kabul görmedi.

3. Çalışmayla ilgili maddeye ilişkin 51.414 öneri geldi. Bu maddeye zorunlu çalışmanın eklenmesi önerisi reddedildi.

4. Eyalet hükümeti hakkındaki madde 25.650 öneri aldı.

5. Raúl Castro’nun önerisi sonucu, anayasa taslağına cumhurbaşkanının ilk seçildiği dönemde 60 yaşından küçük olması şartı eklenmişti. 24.035 önerinin çoğunda Küba Devrimi’ne katılmış kişilerin cumhurbaşkanı olmasını imkansızlaştıran bu maddeye karşı çıkıldı, ama ifade değiştirilmedi.

6. Zanlıya savunması için adli destek verilmesi gerektiğini belirten madde 18.283 öneri aldı. Bu desteğin yakalanma anından itibaren başlatılması talep edildi.

7. Eyalet valisi ile ilgili maddenin aldığı öneri sayısı 16.188 oldu. Valileri Halk İktidarı Ulusal Meclisi’nin değil Halk İktidarı Şehir Meclislerinin seçmesi önerisi kabul edildi.

8. Cumhurbaşkanının Ulusal Meclis tarafından seçileceğini belirten madde 16.176 öneri aldı. Cumhurbaşkanının direkt halk tarafından seçilmesi önerisi kabul görmedi.

9. Herkesin konut sahibi olma hakkını tanıyan maddeye 15.389 öneri geldi.

10. “Herkesten yeteneğine göre, herkese emeğine göre” prensibinin geçtiği maddenin öneri sayısı 12.558 oldu.

Marmara Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptığı dönemde Küba’ya yerleşmeye karar verdi. 11 yıldır orada yaşıyor. Küba’daki ilk ve tek Türkçe kiralık ev (casa particular) servisi olan Yeşil Timsah’ın ve Küba’da komisyonsuz tedavi imkanı sunan Küba’da Tedavi’nin kurucusu. Küba ile ilgili yazılarını Yeşil Timsah Blog’da yayınlıyor.

Kaynak: Birgün

İlginizi çekebilir