Krizi bahane eden Hyundai ücretleri‘fon’dan işçiye ödetiyor

Krizi bahane eden Hyundai kısa çalışma ödeneğine başvurdu. Peki şirket ‘kısa çalışma ödeneği’ne muhtaç durumda mı?

Otomotiv pazarı daralıyor.

ÖTV indirimleri soruna çare olamıyor.

Otomotiv firmaları arka arkaya, üç ay boyunca, ayın belli günlerinde üretimi durduracağını duyuruyor.

Bu gelişmelere bakılıp deniyor ki… “Böyle bir ortamda ‘İşsizlik Fonu çare olur mu?’ sorusunun gündeme gelmesi doğal.”

Üretimin durdurulduğu günler için işçilerin ücret alabilmesi için…

“İşsizlik Fonu’ndaki paraların kullanılması şart!” tespiti yapılıyor.

Görünüşte her şey gayet doğal hatta işçilerin lehine!

Görünüşte gayet normal duran bu durum incelendiğinde gerçekte bambaşka bir manzara çıkarıyor ortaya.

Görünüş ile gerçek arasındaki çelişkiyi anlayabilmek için Kocaeli’de üretim yapan Hyundai Assan örneğine bakmak yeterli.

Hyundai ve yan sanayisi 2 fabrika kısa çalışma ödeneği başvurusu yaptı.

Üç işyerinin kısa çalışma ödeneğinden yararlanmak üzere yaptığı başvuru İŞKUR tarafından inceleniyor.

Şayet başvuru kabul edilirse…

21 Ocak’ta üretime bir hafta ara veren (28 Ocak’a kadar) ve önümüzdeki aylarda iki kez daha üretime bir hafta ara verecek olan Hyundai çalıştırmadığı günlerdeki işçi ücretlerini İşsizlik Fonu’ndan ödeyecek.

Hyundai’nin gerekçesi ise iç pazardaki daralma.

Bu gerekçe karşısında şu iki soru gündeme geliyor: 1, Hyundai’nin pazarı ne kadar daraldı. 2, firma ‘kısa çalışma ödeneği’ne muhtaç durumda mı?

Bu sorular karşısında bakalım şirketin 2017 ve 2018’deki üretim rakamları ve sektör içindeki payı ne diyor!

DARALMA AZ, İHRACAT REKORDA

Hyundai Assan’ın 2017’de toplam otomobil üretimi 226 bin adet.

Ekonomik krizin etkisini gösterdiği 2018’de ise 203 bin adet.

Üretim 23 bin adet azalmış.

Rakamlara bakınca…

2018 yılında Hyundai’de üretimin, adet bazında, yaklaşık yüzde 10 daraldığı görülüyor.

Bu oran otomobil pazarındaki üretim adetlerine göre yaşanan yıllık ortalama daralma ile aynı düzeyde.

Hyundai’nin aralık ayı üretimi ise daha iyi.

Şöyle ki…

Aralık 2017’de toplam 17 bin 740 otomobil üretimi gerçekleştiren Hyundai Assan…

Aralık 2018’de 16 bin 700 otomobil üretti.

Daralma yüzde 5.5 oranında. Bu rakam sektörün ve şirketin yıllık ortalama üretim daralmasının yarısı düzeyinde.

Aralık üretimi iyi gözüken firmanın ihracatı ise adeta şahlanmış.

Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verilerine göre…

Kocaeli’de kurulu Hyundai Assan, Ford Otosan, Honda Türkiye ve Anadolu Isuzu’nun otomotiv fabrikalarında 2018’de üretim bandından indirilen araçların yüzde 87’si ihraç edildi.

Hyundai Assan’ın performansı ise bu ortalamadan daha yüksek.

Hyundai geçen yıl 203 bin adetlik üretime imza atarken, bunun yüzde 94’üne denk gelen 190 bin 347 aracı ihraç etti.

Hyundai Assan’ın üretim ve ihracatı gayet iyi.

HYUNDAI OTOMOBİL PAZARINDAKİ PAYINI KORUYOR

Hyundai’nin mazereti ‘Ama ülke satışları iyi değil’ şeklinde özetlenebilir.

Hemen vurgulayalım ki…

Hyundai ülke içinde durumu da iyi olan firmalardan.

İç pazardaki 2017’deki yüzde 20’lik payını, geçen yıl da korudu.

Hatta, Otomotiv Sanayicileri Derneğinin verilerine göre, aralık ayında pazar payını biraz artırmış.

2017 aralıkta yüzde 19 pazar payı bulunan şirket aralık 2018’de bu oranı yüzde 20.3’e çıkartmış.

Açık ki…

ÖTV teşvikli, kampanyalı satışta en başarılı firmalarından bir olmuş Hyundai.

Hyundai Assan, Türkiye’de en çok beğenilen otomobil markaları arasında.

Ülke genelinde 72 bayi ağı aracılığıyla yıllık 50 bin adetten fazla araç satan firma geçen yıl bu ortalamayı yakalamasa da satışları hiç fena değil.

Otomotiv Distribütörleri Derneği verilerine göre Hyundai 2018 yılında toplam 32 bin araç satışı gerçekleştirdi.

‘YA İŞSİZLİK YA DA İŞSİZLİK FONU’ DAYATMASI FIRSATÇILIK DEĞİL Mİ?

İç pazarda daralma yaşasa da 40’tan fazla ülkeye ihracat yapan firmanın ihracatı coşmuş durumda.

Firmanın toplamda yaşadığı üretim daralması yüzde 10.

Bu yüzde 10’luk üretim daralmasına bakarak, “Firmanın İşsizlik Fonu’na başvurusu yerindedir” denebilir mi?

Bu soruya, “Üretim daralması işçiye yansıtılacaksa ve aynı oranda işçi çıkarılacaksa, bunun yerine Fon’a baş vurmak yerindedir” cevabı verenler çok.

‘Yerindedir’ cevabı verenlerin tezi şöyle özetlenebilir.

Hyundai Assan’da, 2 bin 800 çalışan bulunuyor.

Üretimdeki daralma birebir yansıtılsa ve bunun yüzde 10’u işten atılsa 280 işçi işsiz kalır. “Yüzlerce kişi işsiz kalacağına Fon’dan ödeme yapılsın.”

Oysa başka verilere bakınca…

Hyundai’nin Fon’a başvurmasının işçileri korumak değil, ‘İşçilerden çalmak’ olduğu açıkça görülüyor.

Bunu görmek için de…

İstanbul Sanayi Odasının, Türkiye’nin en büyük 500 firmasını gösteren ‘ISO 500’ verilerine bakmak yeterli.

İlk 10’da yer alan Hyundai’nin üretimden satışlar (Net TL) başlığının karşısında şu rakam yazıyor: 8.361.235.000

Açarak yazalım: 8 milyar 361 milyon 235 bin.

2017 yılına ait bu rakam 2018 yılında azalmadı arttı.

Bu rakamın sadece yüzde 4’ü net kâr olsa…

Ortaya yaklaşık 350 milyonluk kâr çıkıyor.

Şimdi bu firmanın İşsizlik Fonu’na ihtiyacı olduğu söylenebilir mi?

350 milyon değil de 300 milyon kâr elde edilse olmaz mı?

Bunca kârın elde edilmesini sağlayan işçiye, “Ya işsizlik ya da İşsizlik Fonu” dayatması fırsatçılığın alası değil mi?

‘ÜRETİMİ DURDURMAK’ ÇÖZÜM DEĞİL ALDATMA

“Üretim yüzde 10 düştü. Karşılığında ayda bir hafta üretimi durdurmak mantıklı.”

Firma işçilerde bu mantığı yerleştirmeye çalışıyor.

Oysa işçi başına 100 bin lira kâr edilen bir fabrikada işçilerin başka bir mantıkla hareket etmesi gerekir.

Misal!

Fabrikada bir saatte 36 adet araç (i10 ve i20 modelleri) üretiliyor.

Yani her 100 saniyede bir, 1 araba üretiliyor.

Bant yüzde 10 yavaşlasa…

100 yerine 110 saniyede bir araba üretilse…

Yüzde 10’luk üretim düşüşü karşısında, işçi çıkarılmak yerine yüzde 10 bant yavaşlasa ve üretim aynı sayıdaki işçi ile sürse…

1 saatte 36 araç yerine 33 araç üretilse…

İnsanları bir hafta eve göndermek yerine biraz daha düşük tempoda bir ay boyunca üretim yapılsa…

Ne olur?

Sadece Hyundai’nin azgın sömürü oranı bir tık azalır. Başka bir şey olmaz.

Bunun yerine İşsizlik Fonu’na başvurmak işçiden çalmaktır. Çünkü Fon’dan ödenen para işçinin parasıdır yani işçi işsiz kaldığında alacağı para.

Hyundai işçisine şimdi Fon’dan ödenecek para yarın öbür gün işsiz kalırsa alacağı paradır. Şimdi ödendiği için de işsiz kalması durumunda alamayacağı paradır.

Hyundai, kısa çalışma ödeneği ile işçisine ‘kıyak’ yapmıyor aksine işçiye ücretini işçinin parası ile ödüyor.

İŞÇİLER KAYBEDİYOR

40’tan fazla ülkeye ihracat yapan…

100 milyonlarca lira kâr eden…

Hiç ihtiyacı olmayan Hyundai’nin İşsizlik Fonu’nda yararlanması bir fon yağmalaması örneği olduğu gibi işçinin de ikili kaybına yol açıyor.

Birincisi…

İşçiye çalışmadığı günler için ödenen ücret, tam gün karşılığı değildir. Günlük brüt ücretinin yüzde 60’ı kadardır. Bu nedenle işçi tam gün ücretinden daha az ücret alacağı için gelir kaybına uğramakta.

İkincisi…

Kısa çalışma olarak ödenen tutar, yukarıda da değindiğimiz gibi işçinin işsiz kaldığında alması gereken işsizlik sigortasından düşülecek. Alacağı işsizlik ödeneği kuşa dönecek.

Üstelik…

Kısa çalışma ödeneğinden yararlanılan üç ayın sonunda, ‘İşler istenildiği kadar iyi gitmiyor, bu nedenle işçi çıkarmak zorundayız’ denilmeyeceğinin de garantisi yok!

Ortada patronun veya devletin ödemesi yok! İşçiye çaktırmadan çalma var!

Hyundai’de bu yolu açmak yerine 200 bin adet üretimi, mevcut işçi ile üretimi durdurma yöntemlerine başvurmadan, kesintisiz yapmayı tartışmak lazım.

Bir de…

Fon’dan patrona verilen ödenek işçinin olduğu gibi patrona yapılan vergi teşviki de dolaylı yoldan yine işçiden alınıyor.

Vergi meselesinde de görüntüden çıkıp gerçeğe bakmak lazım.

Kaynak: EVRENSEL – Bülent FALAKAOĞLU/Cem ŞİMŞEK

İlginizi çekebilir