Köy köy dolaşıp arşiv yapan öğretmen!

Emre Dayıoğlu köy köy dolaşıyor. Dayıoğlu halk müziklerini kayıt altına alıyor.

Halk müziği sanatçısı Emre Dayıoğlu 30 yaşında. Antalya Kaş Turan Erdoğan Yılmaz Fen Lisesi’nde müzik öğretmenliği yapıyor. Boş vakitlerinde ise Anadolu’da köy köy gezip unutulmaya yüz tutmuş halk müziklerini kayıt altına alıyor. Anadolu’nun her bölgesine gitmek istediğini söyleyen Dayıoğlu’nun en büyük hedefi ise Türkiye’ye mal olmuş bir sanatçı olmak. Dayıoğlu “Anadolu insanının masum ve samimi duruşu, müziğine ve çalgılarına yansıyor halen. Her biri benim annem gibi, babam gibi, dedem gibi, ninem gibi…” dedi.

Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’a konuşan Emre Dayıoğlu, “Küçük yaşlarda müziğe ilgi duydum ben de her çocuk gibi. Yöredeki sipsi, üçtelli ve kabak kemane gibi çalgılarla icra edilen müzikler beni okulöncesi çağlarımda bile cezbediyordu. Yöre halkından biri olduğum için halk müziğiyle zaten hep iç içe büyüdüm. Halk müziği halkın sevinçlerini, üzüntülerini, acılarını, dert ve sıkıntılarını barındırdığı için bana daha içten geldi. Bu yüzden halk müziği benim için özeldir. Halk müziğinin gerçek üreticileri köylerdeki def çalan teyzelerimiz, üçtelli çalan amcalarımız, ağıt yakan ninelerimiz, sipsi çalan dayılarımız, kabak kemane çalan emmilerimizdir. Bu naif ve doğal insanlarla yüz yüze tanışıp, onların çıraklığını yapmak, onların bir nevi müzik öğrencisi olabilmek benim için büyük şans oldu. Halkın ürettiği müzik olduğu için halk müziği benim için çok kıymetli” ifadelerinde bulundu.

‘7-8 YILDIR KÖYLERE GİDİYORUM’ 

“Efsane müziklerden oluşan bir müzik arşivim var. Bu kaydettiğim çok kıymetli insanların videolarından bazılarını zaman buldukça sosyal medyaya yüklüyorum ki benim gibi ilgisi olan insanlar da faydalansın, öğrensin, izleyince duygulansın diye. Malum, kaydettiğim insanlar yaşça büyük insanlar olduğu için, onlar toprağın altına girmeden en azından sosyal medyada kıymet görmesini sağlamak benim için büyük bir maneviyat ve gurur oluyor. İnanır mısınız 30 yaşındayım daha. 7-8 yıldır köylere gidiyorum. Kayıt altına aldığım insanlardan şu ana kadar 40 tanesi vefat etmiş. İşte benim kaydettiğim videoları önce o insanların ailelerine sonra da bizlere kültürel ve müzikal bir miras olarak kalıyor ve zaman geçtikçe de kıymeti fazlalaşıyor. Anadolu’nun her bölgesine gitmek istiyorum. Aslında ben müziği öğrenmek için müzik öğretmenliği okumuştum, fakat mesleğim benim için köylerde olağanüstü bir öğrenme sürecini başlattı” vurgusunda bulunan Dayıoğlu sözlerine, “Türkiye’nin 3 tarafı sularla kaplı, fakat 4 tarafı müzikle çevrili. Müzik Türkiye’nin suyu kadar, havası kadar, toprakları kadar kıymetli. Halk tüm yaşantısını, ayrılıklarını, hasretini, özlemini, acısını müziğe zengin bir şekilde dökmüş. Belli ki çok duygusal bir coğrafyanın insanlarıyız. Ben genç kuşakta çok yoğun bir halk müziği ilgisi görüyorum. Müzik hepimizin ortak paydası. Yerel müziklerimizin kolay kolay unutulacağını sanmıyorum. Gençlerimiz kendi müziklerini bilmiyor diye isyan eden bir zihniyet olmaktansa, gençlere bu müzikleri tanıtan etkinlikler yapmak, konserler, etnik müzik festivalleri düzenlemek gerektiğinin kanısındayım açıkçası. Ayrıca halk eğitimi merkezlerinin bölgede yaşayan halk sanatçılarını tespit edip, o sanatçılara usta- çırak eğitim metoduyla dersler verdirmesi gerekiyor” diyerek bitirdi.

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir