Kovid-19’a ikinci kez yakalanan doktor: İş yüküyle birlikte virüs yükü de arttı

Kovid-19’a ikinci kez yakalandığında hastalığın daha ağır geçtiğini anlatan Doktor İbrahim Halil Mert, artan iş yükleri ile birlikte virüse maruz kalma oranlarının arttığını vurguladı.

Hasta yoğunluğunun yanı sıra hemen bütün çalışma arkadaşlarının bir biçimde Kovid olduğunu anlatan Mert, hastalanan sağlık çalışanının yerini de kendilerinin doldurmak durumunda kaldığını bu nedenle artan iş yükleri ile birlikte virüse maruz kalma oranlarının daha da arttığını söyledi.

İKİNCİ KEZ ENFEKTE OLAN BİR VAKA DA TÜRKİYE’DEN…

Kovid-19, dünyada hızla yayılmaya devam ediyor. Türkiye’de günlük vaka sayısı yeniden 2 binin üzerine çıktı ve uzmanlar vakalardaki artışın devam edeceği konusunda uyarıyor. Avrupa’da ikinci dalga başlamış durumda, Kuzey ve Güney Amerika’da salgın büyüyor ve vaka artışı devam ediyor. Salgının başından itibaren hepimizin sorduğu sorulardan bir tanesi Kovid-19 geçiren bir kişinin yeniden hasta olup olmayacağı. Bu konuda ABD ve Hong Kong’da birer kişinin, Belçika ve Hollanda’da iki kişinin ikinci defa hastalığa yakalandığı haberi geldi. Bu haberlerin ardından Türkiye’de de bir doktor ikinci kez hastalığa yakalandı. Diyarbakır’da özel bir hastanede çalışan ve nisan ayının ikinci haftasında hastalığı geçiren Doktor Halil İbrahim Mert ekim ayının ilk haftasında yeniden enfekte oldu. Aynı zamanda Diyarbakır Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi olan Doktor İbrahim Halil Mert, ikinci kez yakalandığı Kovid-19’u ilkinden daha ağır atlattı.

İLK KOVİD NİSANDA: HAFİF ATLATTIM

Yaşadığı süreci gazetemize anlatan Doktor İbrahim Halil Mert, hastalığı ilk kez nisan ayının ikinci haftası geçirdi. “Nöbetim sırasında kalp krizi geçirmiş bir hasta geldi, 50 dakika boyunca ona müdahale ettik. Hastanın Kovid olduğunu daha sonra öğrendik” diyen Mert bu müdahaleden iki gün sonra baş ağrısı, boğaz ağrısı, hafif bulantı gibi belirtiler göstermeye başladığını söyledi. Hemen ardından yaptığı testin pozitif çıktığını söyleyen Dr. Mert, “14 günlük süre zarfında ilk 3 gün birtakım kendini hissettiren semptomlar dışında hiçbir sorun yaşamadım, yani hafif atlattım diyebiliriz” dedi. 14 günlük süre bittiğinde yapılan kontrol testlerinin negatif çıkmasıyla yeniden işe başladığını söyleyen Mert, özellikle vakaların çok ağır seyrettiği temmuz-ağustos aylarında çalışma yükleri iyiden iyiye arttığını söyledi.

İKİNCİ KOVİD EKİMDE

Virüse ikinci kez ekim ayının başında yakalanan Mert bu kez süreci daha ağır geçirdi.  Nöbet sırasında terleme, sırt ağrıları, ateş gibi belirtiler göstermeye başladığını söyleyen Dr. Mert, süreci şöyle anlattı: “Bu belirtilerden sonra hemen acil servise geçtim, kan testi yaptık, kanda Kovid düşündürecek bulgular yoktu. Normal bir gribal enfeksiyon geçiriyorum diye düşündüm ve o nöbeti tutmayıp eve geçtim. Gece yarısından sonra ateşim yükseldi, titremeler, sırt ağrısı, eklem ağrıları aşırı arttı. Sabaha karşı tekrar hastaneye gittim, serum takıldı tomografi çekildi ve tomografide kovid düşündürecek enfeksiyon alanları vardı. Buna rağmen ilk testim negatif çıktı. Ertesi gün bütün bu belirtiler artınca testi tekrar ettik ve bu kez pozitif çıktı. Ve tedavi sürecim başladı. Tedavimin 6. gününde kötüleştim, nefes darlığı, satürasyon dediğimiz oksijen değerlerinin düşmesi başladı. Ateşim dirençli hale geldi. Yaklaşık 5-6 gün düzenli olarak oksijen tedavisi aldım, çünkü oksijen değerlerim düşüktü. Bu 5-6 günü yoğun bakım süreci olarak değerlendirebiliriz, yoğun bakıma yatmadım ama bakımda yapılacak tedaviler aldım. 13. gün semptomlarım artık bitmeye başladı, 14. günde de taburcu olmuş oldum.”

Fotoğraf: İbrahim Halil Mert’in arşivinden

ENFEKTE OLAN ARKADAŞLARIMIZ ARTIK DAHA AĞIR GEÇİRİYOR

Henüz tam anlamıyla iyileşmiş değil Mert, hâlâ nefes almada bazı sorunlar yaşıyor.

Hasta yoğunluğunun yanı sıra hemen bütün çalışma arkadaşlarının bir biçimde kovid olduğunu anlatan Mert, hastalanan sağlık çalışanının yerini de kendilerinin doldurmak durumunda kaldığını bu nedenle artan iş yükleri ile birlikte virüse maruz kalma oranlarının daha da arttığını söyledi. Mert devamında şunları söyledi: “Vaka sayıları artıyor. Bu başlı başına bir yoğunluk demek zaten. Eee bir de bu süreçte, en azından benim çevremde, Kovid-19 geçirmeyen kimse kalmadı. Çalıştığım mesai arkadaşlarım sırayla üst üste hastalığı geçirince eksik mesaiyi tamamlamak gerekiyor. Hasta olan arkadaşınızın yerine de siz çalışıyorsunuz. Örneğin raporluyum ben ve benim bütün nöbetlerimi diğer arkadaşlarım tutuyor. Sürecin başında enfekte olan arkadaşlarımız çok ağır atlatmıyorlardı süreci, son süreçte yakalananların birçoğu hastaneye yatış olmadan düzelmiyor. Bunun en önemli sebebi viral yükün artmış olması. Ne demek bu, örneğin ben acilde 24 saatlik nöbet tutuyorum ve bu sürede100 hasta bakıyorum. Eskiden bu 100 hastadan 10-15’i kovidken şimdi bunların 30-40’ı kovid.

Dolayısıyla daha fazla virüse maruz kalıyoruz. Örneğin kendi hastanemden örnek verecek olursam son 40 günde sadece yaklaşık 12-13 hekim kovid oldu ve bunların 5-6 tanesi tedavilerini yoğun bakımda geçirdi. Sadece kendi çalıştığım acil serviste son 2 günde 3 tane pozitif hemşire arkadaş var. Bakın mayıs ayında 20 tane sağlık çalışanı hayatını kaybetmişti, bakıyorsunuz son 15 günde 20 kişi hayatını kaybediyor.”

11 ARKADAŞIMIZI KAYBETTİK, BAKANLIK ADIM ATMALI ARTIK…

Sağlık çalışanlarının bütün bu sürecin sonunda tükenmişlik içerisinde olduğunu anlatan Mert, “Bu sadece sağlık çalışanları için değil, ailelerimiz için de böyle, bir araya gelemiyor, vakit geçiremiyoruz. Yani yakınlarımız da tükenmişlik yaşıyorlar” dedi. Başından beri Türk Tabipleri Birliği olarak Sağlık Bakanlığına çağrı yaptıklarını söyleyen Mert, “Diyarbakır’da 972 sağlık çalışanı tanı aldı. Maalesef 11 sağlık çalışanını kaybettik. Bu süreçte daha fazla sağlık çalışanını kaybetmeden adım atılmalı. Burada KHK ile ihraç edilmiş sağlık çalışanlarının işe dönmesi sağlanabilir. Sağlık çalışanlarının iş yüklerini düşürmek, izin vs. yapabilmesi için adımlar atılabilir” diye konuştu.

Kaynak: EVRENSEL-Meltem AKYOL

İlginizi çekebilir