KORONA 7 GÜNLÜK (12-18 TEMMUZ 2021)

OKULDAN

İktidar, uzun zamandır geri adım atmak bir tarafa, durmayı dahi aklından geçiremeyecek konumda. Muhaliflerinin kararsızlığı ve yetmezliğinden, yokuş yukarı sürdüğü bisikletin pedalını sürekli çevirerek faydalanıyor. Biliyor ki pedal geriye doğru çevrilemez.

Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğünde yapılan kayyum değişikliğini bu resmin içinde yorumlamak gerekir. İktidar burada toplumsal muhalefetin etkisiyle açık bir geri adım atmak zorunda kalmış fakat bundan zarar görmemenin de ötesinde, faydalanmaya çalışmaktadır.

Romilerin eski taktiğidir, bir kurban verip en radikal hamleleri ondan sonra yaparlar. Nitekim bunun başlangıç emarelerini de görüyoruz. Fakat daha tehlikeli olan bu toplumsal muhalefeti, isteğimizden bağımsız olarak kendi lehine kullanma çabasıdır. Hrant Dink’in katledilmesinin ardından gelişen toplumsal muhalefeti, iktidar, devlet içindeki fraksiyonlar arasında bir üstünlük geliştirme hedefiyle kullanmış ve bunda büyük ölçüde başarılı bir sonuç almıştı. Fakat sonra yeninden aynı güçlere teslim oldu. Bugünün toplumsal muhalefeti de siyasal bir temsilin öznesi veya parçası haline gelmediği sürece, zaten örgütlü olan devlet içi fraksiyonların aralarındaki güç savaşında kullanılacaktır. Böylesi bir durumda devlet içi fraksiyonlar toplumsal muhalefetin kendisinden ürkmez, onu kullanacak rakiplerinden ürker ve hamlelerini ona göre yapar. Yaşanan kayyum değişimi şimdilik bu çerçevede bir hamle gibi görünüyor.

Çerçeveyi değiştirecek, protesto etmenin ötesine geçen, talepleri güçlü ama talep etmenin önüne kurucu bir özne olma hedefini koyan ve yönetmeye aday bir toplumsal hareket oluşturmak durumundayız. Türkiye’deki demokrasi hareketi olarak bu altyapımız ve kültürel gelişkinliğimiz mevcut. Bu hareketin siyasal temsilcisi olması gereken HDP ise henüz bunu karşılamaktan uzak bir noktada. Henüz’ün ne kadar süreceği önümüzdeki yıllar için en belirleyici değişken olacak.

MEVCUT DURUM

Covid-19 pandemisi hala kontrol altına alınabilmiş değil. Küresel düzeyde tehdit olmaya devam ediyor. Kapitalist sistem kendi derdinde, sermaye birikimini sürdürme, krizini aşma peşinde. Bir yandan da başta tıp endüstrisi olmak üzere çok sayıda sermaye grubu pandemiyi fırsata çevirmiş durumda. Büyük halk yığınları ise önlenebilir ölüme hayatını kaybediyor. Sosyal cinayet sosyal kırıma dönüşmüş durumda. Pandemiye zemin hazırlayan koşullar ve salgını kontrol edemeyen neoliberal sağlık sistemleri unutturulmaya çalışılıyor.

Covid-19 vakaları küresel yükselişini sürdürüyor. Toplam vaka sayısı 191 milyon civarında, haftaya 200 milyon vakaya erişilebileceğini tahmin edebiliriz. Bulaştırıcılığı yüksek Delta varyantı yüksek aşı yapılan ülkeleri dahi tehdit etmeye devam ediyor.

Geçtiğimiz bir haftada Covid-19 vaka sayısı %15 arttı, Artış Kuzey Amerika’da %39, Avrupa %37, Asya’da %19 ve Afrika’da %0.4 olurken Güney Amerika ülkelerinde vaka sayısında %16 azalma gerçekleşti.

Küresel düzeyde son bir haftada 3 milyon 482 bin civarında yeni vaka bildirimi yapıldı. En fazla bildirim yapan ülkeler Endonezya (342 bin), İngiltere (297 bin), Brezilya (273 bin), Hindistan (269 bin), ABD (215 bin), Rusya (175 bin), İspanya (152 bin), İran (145 bin), Kolombiya (129 bin), Arjantin (110 bin) ve Güney Afrika (104 bin).

Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise 4 milyon 100 bin kişiye yaklaştı. Küresel düzeyde son bir haftada can kaybı 54 bin 463 kişi oldu, haftalık ölüm sayısında artış %0.2 ile sınırlı kaldı. Brezilya (8 bin 374), Endonezya (7 bin 32) ve Rusya (5 bin 402) en fazla can kaybının olduğu ülkeler oldu.

Türkiye’de salgın yine kontrolden çıktı. Bir önceki hafta 35 bin 926 kişi olan vaka sayısı %27 artarak 45 bin 745 kişiye yükseldi. Delta varyantı, önlemlerin tamamen gevşetilmesi, artan toplumsal hareketlilik ve düşük aşılama hızı vaka artışı olarak kendini gösterdi. Buna karşın Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 318 kişiden 296 kişiye azaldı. Türkiye’de toplam vaka sayısı 5 milyon 522 bini geçerken toplam can kaybı ise 50 bin 4881 kişiye yükseldi. Aktif hasta sayışımız 90 binin üzerine çıktı. Ağır hasta sayımızı bilmiyoruz. İstatistiklerdeki gizleme ve çarpıtmalar devam ediyor.

Not: Dünya ve Türkiye Covid-19 istatistiklerini Worldmeter sitesinden vermeye devam ediyoruz.

AŞI TARTIŞMALARI

Aşı dünyanın en önemli gündemi haline geldi. Aşıya erişim konusunda eşitsizlikler ve ayrımcılıklar utanç verici, dünya bu utanç ile yaşıyor. Salgının kontrolünde aşının hızlı ve yaygın yapılması kritik önemde olmasına rağmen dev ilaç şirketlerinin rekabeti ve kar arayışına set çekilebilmiş değiliz.

Türkiye’de de aşı önlemlerin gevşetilmesinin gerekçesi oldu. Salgın kontrolü için iki doz aşı yapılması ve bunun en azından nüfusun %70’ine ulaşması gerekli iken tek doz aşı üzerinden istatistikler paylaşılmaya devam etti. Üstelik nüfus sadece 18 yaş ve üzeri alınarak aşılananların yüzdesi yüksek gösterilme telaşında. Hakikat ile toplumun yüzleşmesi istenmiyor. Hakikat Türkiye’deki eşitsizliklerin ve ayrımcılıkları da gündeme getirdiği için saklı tutulma telaşında…

İki doz aşı yapılanların nüfus içindeki yüzdesi %24.5’i geçmiş durumda. Bu oran iller ve bölgeler arasında oldukça eşitsiz… Kürt illerinde genellikle %10’un altında. Son günlerde başta Bölge Tabip Odaları ve SES şubelerinin açıklamalar, peşinden Demirtaş, Mızraklı, HDP eş başkanları ve milletvekilleri ile Kürt halkının aşı motivasyonu yükseltilmeye çalışılıyor. Toplumun öz örgütlenmeleri de aşı ile ilgili anadilinde bilgilendirmeler ile sürece katkı koymaya çalışıyor. Toplum kendi sağlığına kendi sahip çıkıyor.

Bir hatırlatma daha yapalım, Delta varyantı nedeniyle topum bağışıklaması için hedef %85 ve üzeri olması gerektiği bilim çevrelerinde konuşulmaya başlandı.

Bir yandan da aşı yeni yasaklamaların aracısı haline geldi. Bilim Kurulu, maç, tiyatro, sinema, alışveriş merkezi, kalabalık ve kapalı ortamlarda yapılan toplantı, düğün, kına, konser, kongre gibi etkinliklere aşı olmayanların alınmamasını önerdi. Bazı ülkelerde de aşılanma oranını artırmak için benzer uygulamalara gidildiği belirtildi. İsrail’de mart ayında ‘Yeşil Geçiş’ uygulaması başlatıldı. Buna göre aşılanmış ya da hastalığı atlatmış kişiler ‘Yeşil Geçiş’ adı verilen aşı kimliği restoranlara, kafelere, spor merkezlerine girebildi. Danimarka da nisan ayında ‘Coronapas’ uygulaması başlatıldı. Bu aşı kimliğini aşılanmış, hastalığı atlatmış ya da son 72 saat içinde PCR testi sonucu negatif kişiler alabiliyor ve kafelerin ve restoranların kapalı bölümlerine kabul ediliyor, futbol maçlarını stadyumda izleyebiliyor. Danimarka’da da aşılamanın 16 yaşa kadar inmesiyle birlikte ‘Coronapas’ın kaldırılması konuşuluyor. Avusturya ve İsviçre’de de aşılanmış, hastalığı atlatmış ya da test sonucu negatif kişilere yönelik benzer uygulamalar başlatıldı.

AKADEMİDEN

Covid pandemisi sürerken diğer sık görülen enfeksiyonların sayısındaki ciddi azalmalar göze çarpmıştı. Baskın bir tür konaklarda hastalık yapmaya devam ettiği sürece diğerlerinin etki alanını sınırlıyordu, nitekim bu modern evrim kuramı çerçevesinde açıklanabilen bir durum. Fakat göze yeni çarpan bazı durumlar bize Covid pandemisinin istemsiz kurgulanmış bir deney ortamı yarattığını da gösteriyor. Zira ABD’de yapılan çalışmalar, pandemi boyunca astım hastası olan kişilerin atak sıklığında çok ciddi düşüşleri saptıyor. Atlantic’te Sarah Zhang adıyla yayımlanmış, Nature’ın haftalık bültenine giren bir haberde bu durum irdeleniyor. Astım hastalığının mekanizmalarına dair yeni ipuçlarının ortaya çıkabileceği, viral enfeksiyonların krizlere etkisinin daha ön plana çıkabileceği düşünülüyor.

Zhang, S. (2021, July 9). Doctors Might Have Been Focusing on the Wrong Asthma Triggers. The Atlantic. https://www.theatlantic.com/health/archive/2021/07/the-pandemic-drove-asthma-attacks-down-why/619396/

JİN ve YENİ YAŞAM

2019 yılında “Elle” dergisi için yayımlanmış bir yazının, geçtiğimiz günlerde Yeni Yaşam gazetesinde yayımlanmış olan çevirisinden parçalar aktarıyoruz. Yazının tamamı için link en sondadır.

…”Jinwar kadınları, ataerkilliğin ve kapitalizmin zorbalıklarından arınmış bir yaşam için çalışıyorlar… Sadece Ortadoğu’daki kadınlara değil, modern Amerika’ya güç veren ataerki ve kapitalizmden bıkmış Batı’daki kadınlar için de bir örnek

Kuzey Suriye’nin Kürt bölgesi Rojava’da ortaya çıkan ve sadece kadınların bulunduğu ekolojik komün, IŞİD tarafından yerinden edilen kadınları barındırıyor. Bu kooperatif ‘Jinwar’ (Kürtçe kadınlar ülkesi) olarak adlandırılıyor. Jinwar, IŞİD’e karşı verilen savaşta kocasını yitirmiş 30’dan fazla kadına ve çocuklarına ev sahipliği yapıyor. Bu komünde merkezi bir güç yok. Onun yerine demokratik yollarla seçilmiş bir belediye meclisi bulunuyor. Ve her ay farklı bir meclis üyesi bu komüne liderlik ediyor. Erkeklerin sadece özel zamanlarda bu köyü ziyaret etmesine izin verilirken, kalmalarına izin verilmiyor.

Farklı dinlere ve etnik kökenlere sahip kadınlar, bu köyde kendi inşa ettikleri kerpiç evlerde birlikte yaşıyorlar, kendi yetiştirdikleri ürünleri yiyorlar ve birbirlerine İngilizce öğretiyorlar. Komünde, kadınların kendi yaptıkları ürünleri diğer köylere satabilecekleri fırın ve mağaza da bulunuyor.

Jinwar kadınları, ataerkilliğin ve kapitalizmin zorbalıklarından arınmış bir yaşam inşa etmek için çalışıyorlar. 33 yaşındaki Amira Muhammed, kocası 2017’de IŞİD’le savaşırken öldüğünde hiçbir geliri ve kalacak yeri yoktu. Jinwar’a gitti ve geçen yıl The Independent’a verdiği demeçte “Burada çocuklar için eğitim, yaşam masrafları gibi birçok fayda sağlıyorlar. Güzel bir köy, en önemlisi çocuklarım çok seviyor” dedi.

IŞİD’in şiddetinden kurtulmayı başaran Jinwar sakinleri, kendi kadın ütopyalarını yaratmak için çabalıyorlar. Oldukça muhafazakâr bir bölgede bulunan bu feminist deneyim iyi işliyor. Fakat Türkiye tarafından desteklenen askeri saldırılar bu köyü tehdit ediyor. Geçmişte ağır saldırılar nedeniyle köy tahliye edilmişti.

IŞİD’in yayılmasını önlemede ve demokratik bir toplum yaratmada kadınlar önemli bir rol oynadı. Temmuz 2012’de bir avuç kadın, devrimin feminist ilkelerini benimsetmeye çalışan ve Rojava’daki birçok feminist kolektifin çatı örgütü olan Yekîtiya Star’ı (şimdi Kongra Star olarak adlandırılıyor) kurdu. Kongra Star, demokratik olarak yönetilen komünler oluşturmak, öz savunma eğitimi sağlamak, okullar ve ortak bir ekonomik sistem kurmak için diğer gruplarla birlikte çalıştı. Kürtler ve Araplar başta olmak üzere IŞİD’i durdurmak için kurulan birliklerin önemli bir kısmını kadınlar oluşturuyor. 2017’de, demokratik Rojava devriminden beş yıl sonra, Kongra Star, Jinwar’ı eşitlikçi ve kendi kendine yeterli bir yaşam tarzı arayan kadınlar için güvenli bir yer olarak inşa etmeye karar verdi…”

http://yeniyasamgazetesi2.com/kadineki/detay/kadinlara-ozel-bu-koy-feminist-bir-utopya/

Kaynak: Ata Soyer Sağlık ve Politika Okulu

İlginizi çekebilir