KORONA 7 GÜNLÜK 11-17 EKİM 2021

Kapitalizm krizi gün geçtikçe derinleşmesine rağmen, savunucuları bunu görmezden gelip daha fazla talan ve hırsızlığın peşindeler. Bu sömürüyü kendi sınırları içinde, habitatlarında yaptıkları gibi sınırları dışında hatta kıtalarının çok ötesinde olan yerlere misliye yapmaktadırlar. Çok az olmalarına rağmen çok şeyi idare etmek isterler. Tarihten bu yana şekil olarak yöntem değişse de aslında kullandıkları argümanlar aynı. Tanrı, yönetici ve asker sınıfları hem sömürmüş hem de yapılanlar sürekli onların hanesine yazılmıştır. Günümüzde yaşananlar tarihten çok farklı değil, hala tanrı adına savaşanlar; kutsiyet yüklenmiş toprak, millet, bayrak için peygamber ocaklarında savaşmaya hazırlar. Sürekli kendilerine ait olmayanı koruma kaygısıyla silahlanırlar bu silahların şekli şemalı; devletlerin paralı olma hallerinden, enerji kaynaklarına sahip olma istemelerine ve jeopolitik arkaik kaygılarına kadar değişkenlik gösterebiliyor.

Ortadoğu da yaşananlar bu gerçekliklerden çok farklılık göstermesine rağmen, ulus devletlerin inşasıyla krizler katmerleşerek, derinleşerek yirmi birinci yüzyıla girdiler ve sorunları halen devam ediyor. Yirmi Arap ulus devletinin büyük bir kısmında yıkımlar ve savaşlar devam ediyor, geri kalan Arap ulusları da bu durumu harlıyor. Pers ve Osmanlı imparatorlukların mirasçısı olan ve küçülerek günümüz İran ve Türkiye’ye dönüşen ulus devletçi ülkeler bölüneceği paranoyasıyla yaşıyorlar. Habitatta olan diğerleri bunlardan çok faklı değil, cetvelle çizilen sınırlara zihinlerini de sınırlamışlar. O yüzden sürekli bir kaosla yönetmek isterler. AKP de 2002-2013’e kadar toplumu kendisinin belirlediği suni bir gündemle yönetmeye çalıştı. Hakikate karşı duramayacağı zaman dilimleriyle de yüzleştiğinde sürekli bir kaotik alan yaratmaya çalıştı. Lakin hakikatin önünde hiçbir şey durmayacağı gibi AKP’nin de durmayacağı gün gibi ortada. Talan ettiği ülke ekonomisinin gün geçtikçe yansımaları halka yansımaktadır. Elzem bir şekilde dayanışma kooperatifleri kurup, tüm toplum dayanışarak örgütlenip; talancıların talan ettiklerini geri almalılar. Üçüncü bir yolun olduğunu ve bunun inşası için tüm barbarlara karşı savaşan bu savaşın sonunda somut bir inşaya evirilen Rojava devrimi sürekli boğmaya çalışıyor.Bunun için ABD’ye giderken Rusya’ya söven, Rusya’ya giderken ABD’ye sövüyor.Sürdürülemeyen bir dış politikaya sahip AKP-MHP faşist blok cenahı üçüncü yolu boğmak için ülkenin doğasını talana, olmayan parasını, ekonomisi silahlara ve ülke içinde siyaset üretemediği, aleni bir şekilde kral çıplak denilen bir atmosferi bastırmadığı için savaş borazanlığı yaparak ülkeyi savaşa sürüklemek istiyor.

‘Savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğunu’ tekrar tekrar yüksek sesle bağırmamız ve bunun için her yerde ve platformda dile getirmemiz lazım. Kapitalizm ve artıklarının topluma hiçbir değer katmadıkları gibi toplumu aşındırdıklarını gören bir yerden toplumu ve toplumu var eden değerleri savunmamız gerekir.

TOPLUM SAĞLIĞI PERSPEKTİFİ

Covid-19 vakaları düşüş eğilimine girse de halen yüksek hızda devam ediyor. Farklı coğrafyalarda pandemi sık görülmeye, sık öldürmeye ve yaşamı altüst etmeye devam ediyor. Toplam vaka sayısı 241 milyon 750 binin üzerine çıkarken Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise 4 milyon 910 bine yaklaştı. Aktif hasta sayısı 17 milyon 845 bin civarında. Düşme eğilimi de olsa hala yüksek aktif hasta sayısı bulaş tehdidinin ciddi olduğunu gösteriyor.

Günlük vaka bildiriminde Ağustos sonunda başlayan düşüş eğilimi geçtiğimiz hafta da devam etti. Haziran ortalarında 360 binlere kadar inen ortalama günlük bildirim, Ağustos ayı ile birlikte 660 binlere kadar yükselmişti. Düşme eğilimi vaka sayısına da yansıdı, geçtiğimiz hafta günlük ortalama vaka sayısı 400 binin altına inerek, 395 bin 393 kişiye geriledi.

Benzer düşüş haftalık ölümlerde de gerçekleşti. Temmuzun ikinci haftasıyla birlikte artış eğilimine giren günlük can kaybı iki hafta önce ortalama 9 bin 792 kişiye yükselmişti. Ortalama günlük ölüm sayısı düşme eğilimini sürdürdü, geçtiğimiz hafta 7 binin altına indi, 6 bin 371 kişiye geriledi.

DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, Ghebreyesus, dünyada Covid-19 kaynaklı ölümlere ilişkin son gelişmeleri ise “Haftalık Covid-19 ölümlerindeki düşüş sürmekte ve an itibarıyla bu yılın en düşük rakamlarında seyretmektedir” ifadeleriyle değerlendirdi. Buna karşın dünyada haftalık Covid-19 can kayıplarının, yaklaşık 50 binlerde ilerlemesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Ghebreyesus, “Avrupa dışındaki bölgelerde de can kayıpları azalıyor. Bazı ülkelerde ise yeni dalgalar ve can kaybı artışları gözlemleniyor” açıklamasında bulundu.

Küresel düzeyde son bir hafta Covid-19’un seyri aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.

Bir önceki haftaya göre değişim

Kıtalar

Son 7 gündeki vaka sayısı

Son 7 gündeki ölüm sayısı

Vaka sayısı

Ölüm sayısı

Dünya

2,854,774

47,689

– %5

– %9

Avrupa

1,117,833

16,320

+ %12

+%10

Asya

814,639

10,428

– %7

– %8

Kuzey Amerika

656,141

12,802

– %19

– %22

Güney Amerika

117,752

3,274

– %24

– %21

Afrika

42,375

1,602

– %16

– %16

Türkiye

213,981

1,443

+ %4

– %4

Yukarıda tabloda görüldüğü gibi dünya genelinde haftalık vaka ve ölüm sayısında iki ay önce başlayan azalış eğilimi devam etti.  Küresel düzeyde vaka sayısında %5 ve ölümlerde %9 azalma gözlendi. Bununla birlikte Avrupa’da birkaç haftadır izlediğimizi artış eğilimi devam ediyor. Avrupa’da geçtiğimiz hafta vaka sayısı (%12) ve ölüm sayısında (%10) yükselme devam etti. Yine Avrupa küresel düzeyde en fazla vaka ve ölümün gerçekleştiği kıta oldu.

Küresel ve kıta düzeyinde bu azalış eğilimine rağmen içlerinde Türkiye’nin de bulunduğu bazı ülkelerde vaka artışı dikkati çekiyor. Haftalık yeni vaka sayısı yüksek olduğu ve artış gösterdiği ülkelerden ilk sıralarda yer alanlar şunlar: İngiltere (%14), Türkiye (%4), Rusya (%14), Romanya (%12), Ukrayna (%14) ve İran (%2).

Ölüm sayısında da küresel eğilime göre bazı ülkelerde artış gündemde. İngiltere (%5), Rusya (%7), Romanya (%28) ve Ukrayna (%24), İran (%1) ve Filipinler (%27),

***

Parlamenterler tarafından hazırlanan bir rapora göre, İngiltere’nin pandeminin başlarında Covid yayılmasını durdurmak için daha fazlasını yapmaması, şimdiye kadarki en kötü halk sağlığı başarısızlıklarından biriydi.

***

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Levent Akın, gebelerin genellikle bebeğe zarar gelir, endişesiyle Covid-19 aşısından kaçındığını belirterek, “Gebelik pek çok hastalık için hastalığı ağırlaştırıcı faktör. O yüzden gebeleri hastalıktan korumak lazım. Gebelerde geçen seneye göre bu sene hastalıktan dolayı daha fazla ölüm var” dedi.

Sağlık Bakanlığı COVİD-19 Rehberi’ni güncelledi. Rehberde hamileliğin her döneminde Covid-19 aşısı uygulanabileceği belirtiliyor.

***

Yoğun bakımdakilerin yüzde 50’si aşısız, yüzde 39’u iki doz aşısını olup hatırlatma dozunu yaptırmayan ileri yaş grubu, yüzde 10’u ise tek doz aşılı kişiler. Aşısını tamamlamış nüfus: Yüzde 55. Üçüncü dozunu yaptırmayan: 6 milyon. Hiç aşı olmamış nüfus: 7.5 milyon yetişkin nüfus var, bu sayıya 12-17 yaş grubunda aşılanmayanlarda eklenmeli. Günlük aşı yaptırma seyri: 200 bin.

***

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, Koronavirüs aşı kampanyasında hastaların kullanılması konusunda uyardı. “Aşı kampanyalarının sürekli ölüm ve korkutma üzerine kurulması bir süre sonra kanıksama etkisi yaratabilir” diyen Bildirici, sigara paketlerinde kullanılan hasta fotoğraflarını hatırlatarak, “Bu tür görüntülerin dozunda kullanılması gerek. Aksi takdirde bir süre sonra tamamen etkisini yitirebilir” dedi. Geçen yıl 10 Ekim’de Korona nedeniyle yaşamını yitiren hasta sayısı 56’ydı; bu yıl 10 Ekim’de 196. Buna rağmen Sağlık Bakanlığı’nın aldığı önlemler geçen yılla kıyaslanamayacak kadar hafif. Hatta neredeyse kalabalık yerlere girişte HES kodu gösterme zorunluluğu dışında bakanlığın bir önlemi kalmadı” diyerek durum değerlendirmesi yapan Bildirici, devamında şunları kaydetti: Buna rağmen Sağlık Bakanı Koca, vakaların artmasından dolayı vatandaşları suçlayabiliyor. Aynı anlayış, aşı olmayı öneren hasta görüntüleri çekiminde de geçerli. Orada da kurbanlar suçlu gibi gösteriliyor. Aşı olmayanların toplumda düşmanlaştırılmasına yol açılıyor.  Bu yayınların görüntülenen hastaların suçluluk duygusunu artıracağı, hastada psikolojik tahribat yaratabileceği de görmezden geliniyor.”

***

Aşılama oranının en düşük olduğu il olan Şanlıurfa’da, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlardan Covid-19 için PCR testi zorunluluğunun kaldırılması şaşkınlık yarattı. Geçtiğimiz aylarda yüksek vaka sayılarıyla gündeme gelen ilde, 18 yaşın üstündeki nüfusun yüzde 49.1’i aşılı. İlde vaka sıklığı ise yüz binde 110 olarak bildiriliyor. Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Başkanı Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz PCR uygulanmasının iptal edilmesinin çok yanlış olduğunu belirterek,“Aslında testlerin daha çok yapılması gerekirken böyle bir kararın alınması hiç doğru değil” dedi. PCR testlerinin toplumdaki ve okullardaki Covid-19 enfeksiyonunu azaltmada etkili yöntemlerden biri olduğunu belirten Yavuz, şunları söyledi: “Okullarda enfeksiyonun yayılmaması, açık kalması için PCR testleri yapılmalı. Aşı oranlarımız çok düşük. Bu çok büyük bir sorun. Sağlık Bakanlığı aşılanma oranlarını, toplam nüfusa göre hesaplamalı. Aşılanma hızımız istediğimiz seviyede değil. Başarıdan söz etmek için toplam nüfusun yüzde 70-80’i tam doz aşılanmalı. Pandemiyle mücadelede, ciddi bir aşı kampanyasının yürütülmesi, test sayısının artırılması hatta mesafelenme önlemlerinin alınması gerekiyor.”

Şanlıurfa Tabip Odası Başkanı Dr. Osman Yüksekyayla, toplam nüfusu içindeki oranı çok yüksek olan gençler arasında aşılamanın istenen düzeyde olmadığını vurguladı. Yüksekyayla, şunları kaydetti: “PCR yapılması zorunluluğu aşıya teşvik edebilir. Maalesef burada aşılarla ilgili ne kaygı ne de çaba var. Bu durum çok fazla kimsenin de umurunda değil. Sahadan aldığımız bilgilere göre, zaten hiçbir okulda PCR denetimi yapılmıyor. Hiçbir kurum HES kodu, aşı, PCR sorgulamıyor.  Bu kurallar kağıt üzerinde kalmıştı. Pratikte zaten uygulanmayan bir kuralı kaldırmış oldular.”

***

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) okullara dair hazırladığı vaka tespit tablosunu yayınladı. Bu hafta yayınlanan tablodaki sayıların geçen haftalara göre düşük olduğu belirtilirken bunun sebebinin tedbirlerin hayata geçirilmesi değil illerden bilgi alınamaması olduğu vurgulandı. 13-17 Eylül tarihlerinde 31 ilden gelen bilgilere göre, 429 öğretmen pozitif veya temaslı iken bu hafta 24 ilden gelen bilgilerde sayının 474 olması tedbirlerin alınmamasının bir sonucudur.

***

Aşı yapılacak nüfus alt sınırının 12 yaşa indirilmesi, 3. doza rağmen halen günlük 1 milyon doza ulaşabilmiş değiliz. Sağlık Bakanlığı hızlı ve etkin aşılama için herhangi bir çaba göstermiyor, aşılama kendi ritminde devam ediyor. Hafta sonu günlük yapılan aşı dozu 150 binlere kadar geriliyor.

Sağlık Bakanlığı istatistiklerine göre: 16 Ekim saat 19:00 itibariyle son 24 saatte 152 bin 703 doz aşı uygulandı. Türkiye’de bugüne kadar, 54 milyon 833 bin 779 birinci doz, 47 milyon 226 bin 488 ikinci doz, 10 milyon 853 bin 986 üçüncü doz aşı uygulandı. 18 yaş üstü nüfusa göre birinci doz Türkiye ortalaması %88,4 ikinci doz ortalaması %76,1 oldu.

Oysa sağlık otoriterleri tüm nüfusa göre aşı oranın hesaplanmasını öneriyor. Böyle ele alırsak birinci doz aşı oranı % 65.6, ikinci doz ise % 56.5 olduğunu görürüz. Buna göre salgını kontrol için hedeflenen nüfusun %70’inin ikinci dozu yaptırması hedefinin oldukça gerisindeyiz. Bölgeler ve iller arasında ciddi eşitsizlik devam ediyor. Mülteciler ve ötekileştirilen topluluklarda ne kadar aşı yapıldığı verisine ulaşamıyoruz. Dahası Delta varyantı nedeniyle bu oranın en az %85 olması gerektiği iddia ediliyor. Türkiye özgünlüğünde istatistik kritik bir konuda 2 doz Sinovac yapılanların ‘ikinci doz aşı oranı’ hesaplanmasına dahil edilmesi. Salgın kontrolü için iki doz Sinovac’ın yeterli olmadığı kabul ediliyor, bu nedenle bu kişilerin 3.doz aşı olunca (Sinovac ya da Biontech) hesaplamaya dahil edilmesi daha gerçekçi değerlendirmeyi sağlayacaktır. Özellikle yaşlı nüfusun 3. doz aşılanması konusunda ciddi sorunlar olduğunu sahadan elde ettiğimiz verilerle söyleyebiliriz.

***

İstanbul Valisi AliYerlikaya 65 yaş ve üzeri nüfusta 3.doz yaptıranların ise %74’e ulaştığına dikkat çekti. Bu aşı oranları salgının kontolünün oldukça zor olduğunun da göstergesi niteliğinde. Özellikle üniversitelerin açıldığı bugünlerde genç nüfusta aşının düşüklüğünün kaygılarımızı daha da büyüttüğünü söyleyebiliriz. Nitekim resmi açıklamalara göre Covid-19’a yakalanlar arasında genç nüfusunun öne çıktığı bilgisi sıklıkla paylaşılmaya başladı. Bu yükselme hastalığının yayılmasına da yol açacağına dikkat çekmek istiyoruz.

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr.Serap Şimşek Yavuzİstanbul Valisi Ali Yerlikaya‘nın önceki gün açıkladığı İstanbul’daki aşılanma oranları ve Türkiye’nin salgında geldiği son durum hakkında değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Yavuz, 65 yaş üstü grupta tam aşılanmışların oranının halen yüzde 74’lerde olduğuna işaret ederek “Özellikle bu yaş grubunda yüzde 98’leri bulmamız gerekiyor. Ölümlerin çoğu bu yaştaki riskli grupta oluyor. Gençlerde de aşısızlarda ölüm ve ağır hastalık yüksek. Türkiye genelinde çift doz aşılama oranı yüzde 50 civarında. Ölüm sayıları düşüş trendi göstermiyor bu yüzden. Ayrıca maske mesafe gibi korunma önlemlerini çok erken bıraktık. Bu da vaka sayılarındaki artış trendinin uzamasına neden oluyor” dedi.

***

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı koordinatörlüğünde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji ve Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri, yaptıkları çalışmayla iki doz Sinovac aşısı olan kişilerin 6’ncı ayın sonunda antikor düzeylerinde düşüşler olduğunu tespit etti. İki doz aşının ardından aşı tipi fark etmeksizin üçüncü doz aşıyı olanların tamamında koruyucu antikorun pozitif sonuç verdiğini söyleyen Tanır, “Üçüncü dozu Biontech olan kişilerde 6’ncı ayın sonunda oluşan antikorun üçüncü aya göre 20 kat, Sinovac olan grupta ise 5 kat arttığı saptandı. Sadece iki doz Sinovac aşı olan grupta ise antikor düzeyinin ortalama yüzde 60 oranda azaldığını gördük. Bu da gösteriyor ki tekrarlama dozu hayati önem taşıyor. Gerek iki doz Biontech gerekse üç doz aşı olanlarının oranını toplum genelinde yüzde 70’in üzerine çıkarabilirsek salgına karşı çok güçlü hale geliriz” dedi. Prof. Dr. Tanır, çalışma kapsamında iki ya da üç doz aşı olanlardan sadece yüzde 3,4’ünün koronavirüse yakalandığını fakat bunlarının hiçbirinin hastane yatmak zorunda kalmadığını sözlerine ekledi.

***

Fransa’da yapılan geniş kapsamlı bir araştırma, coronavirüs aşılarının, Delta varyantına karşı bile ciddi Covid-19 vakalarını önlemede oldukça etkili olduğunu gösterdi. Enfeksiyonun değil, ciddi Covid-19 ve ölümün önlenmesine odaklanan araştırma, 50 yaşın üzerindeki 22 milyon kişiye baktı ve aşı yaptıranların hastaneye kaldırılma veya ölme olasılığının yüzde 90 daha az olduğunu buldu. Bununla birlikte, sonuçlar ABD, İngiltere ve İsrail’den gelen önceki araştırmaların sonuçlarını doğruluyor. Fakat, araştırmacılar yeni çalışmanın şimdiye kadar yapılan türünü en çalışması olduğunu söyledi. Diğer taraftan, aşılamanın Delta varyantından ciddi hastalığa karşı 75 yaş ve üstü insanlar için yüzde 84, 50-75 arası insanlar için yüzde 92 koruma sağladığı görüldü. pi-Phare Başkanı ve epidemiyolog Mahmoud Zureik AFP’ye verdiği demeçte, “Çalışma, Pfizer/BioNtech, Moderna ve AstraZeneca aşılarını kapsıyor, ancak çok daha sonra izin verilen ve Fransa’da daha az yaygın olarak kullanılan Johnson’ı kapsamıyor” dedi.

***

Birçok ülkenin, bu yılın sonuna kadar nüfuslarının yüzde 40’ına Covid-19 aşısı yaptırma hedefine ulaşamama riskinin bulunduğunu belirten Ghebreyesus, “Aşı piyasasından fiili olarak dışlanan ve çoğu Afrika’da bulunan 56 ülke, eylülün sonuna kadar nüfuslarının yüzde 10’unu aşılama hedefine ulaşamadı” dedi. Ghebreyesus, Kuzey Kore, Eritre ve Brundi’de ise henüz aşılamaların başlamadığı bilgisini paylaştı. Aşılama hedefine ulaşamayan ülkelerin büyük çoğunluğunun aşı tedarik sıkıntısı yaşadığını vurgulayan Ghebreyesus, “Küresel aşı tedariklerini kontrol eden ülke ve firmalara, bir kez daha COVAX ve AVAT programlarına aşı yollamayı önceleme çağrısında bulunuyoruz” diye konuştu.

***

İngiltere’de yapılan geniş çaplı bir araştırma, iki doz Koronavirüs aşısından üç ay sonra Covid-19 vakalarının görülmeye başlamasıyla birlikte, bilim insanları uygun kişilerin hatırlatıcı doz yaptırması yönünde çağrı yaptı. Imperial College London’dan araştırmacılar, 100 bin kişiden gelen örnekleri inceledi. İncelemeler sonucu, aşısız kişilerde enfekte olma oranının iki doz aşılılara göre üç dört kat daha fazla olduğu görüldü. Öte yandan iki doz aşılılarda da enfeksiyon oranlarının üç ay sonra yavaş bir şekilde arttığı tespit edildi. Araştırmalar, iki doz Covid aşısının hastaneye yatış ve ölümleri engellemede altı ay sonra da güçlü olduğunu gösterse de enfekte olmayı önleme durumunun birkaç ay içinde azalabileceği belirtildi. Araştırmayı yürütenlerdenPaul Elliot, “Aşılılarda görülen vakaların olası artışı, hatırlatıcı doz programının gerekliliğini gösteriyor. İnsanlar, kendileri için uygun olduğunda üçüncü doz aşısını yaptırmalı” dedi.

***

Aşı yaptırmayanlara yönelik kısıtlamalar yaygınlaşıyor. İtalya’da bugünden itibaren tüm çalışanlar için Covid sertifikaları zorunlu hale geldi. Covid sertifikası zorunluluğunun en katı uygulandığı ülkelerden biri olan İtalya’da bu karara tepki olarak ülke genelinde protestolar ve iş durdurma eylemlerinden endişe ediliyor. “Yeşil pasaport” olarak adlandırılan sertifikaya sahip olmayan çalışanlar maaşsız işten uzaklaştırma ve 1500 euro’ya kadar para cezası gibi yaptırımlarla karşı karşıya kalacak.

Covid-19 virüsünün Delta varyantına karşı mücadelenin sürdüğü Yeni Zelanda’da, sağlık ve eğitim sektöründe çalışanların Covid-19 aşısını yaptırmaları zorunlu hale getirildi. Yeni Zelanda Covid-19 ile Mücadele Bakanı Chris Hipkins, salgının yayılmasını önlemek için kritik olan iki sektördeki çalışanlara getirilen aşı zorunluluğuyla ilgili bakanlığın resmi sayfasından açıklamada bulundu. Covid-19’un yayılmasını önlemek için kritik olan iki sektördeki çalışanların aşılanması gerekeceğini dile getiren Hipkins, “Bu sektörlerde çalışanların çoğu tam veya kısmen aşılanmış olsa da hiçbir şeyi şansa bırakamayız. Aşıyı zorunlu hale getiriyoruz. Bu kolay bir karar değil, ancak bu adımı atmak için henüz aşılanmamış savunmasız topluluklarla çalışan bu insanlara ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

***

İlaç firması Merck, geliştirdiği korona virüsü ilacının onaylanması için ABD Gıda ve İlaç Dairesi’ne (FDA) başvuruda bulundu. İlaç onay alırsa, pandemiyle mücadeleye yeni ve kullanımı kolay bir tedavi eklenmiş olacak. Şirket, ilacın Covid-19 hastalığının erken safhadaki belirtilerini gösteren hastalarda hastaneye yatış ve ölümleri yarı yarıya azalttığını, ay başında açıklamıştı.  “Hastaların Covid-19 belirtilerini hafifletmek ve iyileşme sürecini hızlandırmak için evde alabilecekleri antiviral ilaç, hastanelerdeki hasta yükünü azaltabilir ve zayıf sağlık sistemine sahip yoksul ülkelerde salgının yayılmasını kontrol altına alabilir. İlaç aynı zamanda pandemiyle mücadelede ilaçla tedavi ve aşıyla enfeksiyonu önleme şeklindeki iki yönlü yaklaşımı güçlendirebilir” deniliyor.

Avrupa Birliği’nin (AB) ilaç düzenleyicisi Avrupa İlaç Ajansı (EMA), Covid-19 tedavisi için geliştirilen “Ronapreve” adlı ilacın izin başvurusunu değerlendirmeye başladı. EMA’dan yapılan yazılı açıklamada, İsviçreli ilaç şirketi Roche ve ABD’li Regeneron tarafından ortaklaşa üretilen “Ronapreve” adlı monoklonal antikor tedavisinin Avrupa’da piyasaya sürülmesi için yetki başvurusunun yapıldığı bildirildi. Açıklamada, ek oksijen tedavisine ihtiyaç duymayan ve durumu şiddetli hastalığa evrilme riski yüksek olan 12 yaşından büyük kişilerin tedavisinde kullanılacak ilacın, yine aynı yaş grubundaki kişilerde hastalığın önlenmesinde de kullanılabileceği belirtildi.

Aşı olmayan Brezilya Devlet Başkanı, pizzacının ardından futbol maçına da alınmadı. Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, Covid-19 aşısı yaptırmadığı için Santos-Gremio futbol maçının oynandığı stadyuma alınmadığını açıkladı. Santos taraftarı olan Devlet Başkanı Bolsonaro, stadyuma alınmadığı için duyduğu rahatsızlığı, “Niye aşı kartı, aşı pasaportu? Santos’un maçını izlemek istiyordum, aşı olmak gerekiyor dediler. Niye? Aşı olanlardan daha fazla antikorum var” sözleriyle dile getirdi.

JİN ve YENİ YAŞAM

Doğu Avrupa ülkesi Moldova’nın parlamentosu, resmi adı “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olan İstanbul Sözleşmesi’ni onayladı.  Moldova sözleşmeyi imzalayan 35. Avrupa Konseyi ülkesiolurken Türkiye hala sözleşmeyi fesih kararını uyguluyor. İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacısı olan Türkiye, aylarca süren tepkilere rağmen kadına yönelik şiddeti önlemeyi amaçlayan uluslararası sözleşmeden 1 Temmuz’da resmi olarak ayrılmıştı. Toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesine dayanan İstanbul Sözleşmesi, 11 Mayıs 2011 tarihinde imzaya açılmış ve 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe girmişti. Türkiye, 20 Mart tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasının olduğu kararla sözleşmeyi feshetmişti.

Ülkedeki mevcut yönetim anlayışı içerisinde kadınlara yönelik artan saldırılar, cinayetler, ırkçı ve cinsiyetçi söylemlere karşı seslerini yükseltmeyi sürdüren, İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkan kadınlar kadınlar Diyarbakır’da buluştu. Özgür Kadın Hareketi (TJA) ve Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) “Irkçılığa ve cinsiyetçiliğe êdî bese, şimdi kadın özgürlük zamanı” şiarıyla birlikte organize ettiği bölgesel kadın mitingi İstasyon Meydanı’ndaydı. Kürt kadın hareketini selamlayan miting , cezaevindeki kadın siyasi tutsaklara selamlarla devam etti. Gülistan Doku’ya sahip çıkan kadınlar Deniz Poyraz’a sahipçıkan kadınlar yan yanaydı.

Aynı anda hem kadın kırımına karşı direnen kadınlar hayatlarını sürdürmek için de patriyarkal kapitalizm içinde iş bulmaya, barınmaya, geçinmeye çalışıyor. Devam eden genç işsizliğine karşı dayatılmak istenen yoksulluğa karşı kadınlar, hep beraber mücadelelerini yükseltmekte kararlı.

Bugün 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, “15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nü Kutlamıyoruz” başlıklı bir açıklama yayımladı. Ziraat Mühendisleri Odası’nın açıklamasında, “Kayıt dışı çalışmanın en yoğun olduğu tarım sektöründe ortaya çıkan emek sömürüsü, kadınlar için aynı işe aynı birim ücreti alamama sorunu dahil, yıllar içinde kadın emeği sömürüsünü giderek artırdı” denildi. Oda, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Temmuz 2021’de paylaştığı verileri de aktardı:

  • Tarımda istihdam edilen toplam kişi sayısı 4 bin 947 bin kişi
  • Tarımda kadın istihdam oranı yüzde 41,72 (2 bin 64 kişi)
  • Ücretli veya yevmiyeli olarak çalışan kadın oranı yüzde 11,10
  • İşveren olarak çalışan kadın oranı yüzde 0,28
  • Kendi hesabına çalışan kadın oranı yüzde 9,30
  • Ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadın oranı yüzde 79,36
  • Tarımda sosyal güvenliği olmadan kayıt dışı çalışan kadın oranı yüzde 95,
  • Ülkemizde tarımda ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadın oranı yüzde 79,
  • Sosyal güvenliği olmadan kayıt dışı çalışan kadın oranı yüzde 95.

Bütün bu istatistikler bakarken önümüze Tanzanya Çiftçi Grubu’nun HERKES İÇİN FEMİNİST EKONOMİ açıklamsı düşüyor.

**Tüm dünyanın yeni bir düzene ihtiyacı var. Bizim istediğimiz, hali hazırda sahip olduğumuzun bir kopyası değil, tamamen yeni bir düzen. Bunun yolu da uluslararası bir girişim olan feminist ekonomiden geçiyor. Peki neden feminist bir ekonomi kurmalıyız? Neden bunun için mücadele etmeliyiz? Sanırım Thomas Sankara’nın (Afrika’nın Che Guevera’sı olarak biliniyor) kim olduğunu herkes bilir. Bir alıntıyla hatırlatmak gerekirse o, “Kadınların özgürlüğü olmadan gerçek bir devrim yapılamaz” demişti. İşte en büyük sebep bu, tam da bu yüzden bizler feminist bir ekonomi yaratmak için çalışmalıyız. Devrimin hayalini kurarsak o devrim gerçekleşmez, kadınların geride bırakıldığı bir devrim tamamlanamaz. Bizler, feminist ekonomi sayesinde baskıdan ve sömürüden uzak bir dünya görmeye çalışıyoruz. Tanzanya Çiftçi Grubu Ağı – MVIWATA, 2021.

Kaynak: Ata Soyer Sağlık ve Politika Okulu

İlginizi çekebilir