Kimsiniz siz! Bu kadar insanlıktan çıkmışsınız!

28 Aralık 2011 gecesi, Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde Türk Hava Kuvvetlerine ait F-16 savaş uçaklarıyla yaptığı bombardıman sonucunda 34 Kürt yaşamını yitirdi. Roboski Katliamı, aradan geçen yedi yıla rağmen Türkiye’deki faili meçhul (!) katliamların arasında yerini korurken Roboskili ailelerin arayışı devam ediyor.

3 Ocak 2012 tarihinde dönemin HDP milletvekili Gülten Kışanak, mecliste Roboski Katliamına dair tarihi bir konuşma yaptı.

Ben bugün bu kürsüden vicdanı olanlara seslenmek istiyorum. Vicdanı olmayanlara söyleyecek fazla bir söz kalmadı zaten.

Hükümetiyle, devletiyle, medyasıyla bu parlamentonun büyük çoğunluğu ile bu vicdan muhasebesiyle zaten sınıfta kalındı. Ama ben vicdanı olan, kendisine insanım diyenlere seslenmek istiyorum. O köyde ne yaşandı? Bunu anlamak, bunu hissetmek isteyenlere sesleniyorum. Göz göre göre, açık, planlı bir katliamla karşı karşıyayız. Bu gerçeği gizlemeye hiç kimsenin yalanı yetmeyecektir. Oradaki binlerce insan bu gerçeği biliyor. Olsa olsa bu gerçeği oraya ulaşma imkanı olmayan Batıdaki Türk yurttaşlarımızdan gizleyebilirsiniz. Ben onların vicdanına sesleneceğim buradan. Ben buradan vicdanlı Türklere sesleneceğim. Türkiye’nin batısında yaşayan, oraya eli kulağı yetişmeyen insanlara sesleneceğim. Orada neler yaşandığını anlamak için de küçücük bir kaç tane tanıklıkların yaptığı değerlendirmeleri anlatacağım.

Savaş uçakları 13-14-15 yaşındaki çocukları bombaladığında çocuklar katırların karınlarının altına saklandılar. çocuk aklıyla, kendilerini böylece bombalardan koruyabileceklerini zannettiler. Ve o çocukların bedenleriyle, parçalanmış katırların bedenleri, kanları birbirine karıştı. Bu tablo karşısında tüyleri ürpermeyenin insanlığından şüphe ederim ben!

O çocuklar tir tir titrediler savaş uçaklarının gürültüsü, bombalarının altında. Korkudan saklanacak kayalıklar aradılar kendilerine. El ele tutuştular. Parçalanmış cesetlerini kayalıkların altından çıkarttığımızda, korucu çocuğu ile diğer ailenin çocuğu el ele tutuşmuştu. Belki el ele tutuşursak ölümden kurtuluruz zannettiler. Bu kadar çocuklardı onlar. Bunu anlamayan, bu tablo karşısında tüyleri ürpermeyen, bu tablo karşısında özür dilemeyi aklından geçirmeyen, bu tablo karşısında vicdan muhasebesi yapmayanın insanlığından şüphe ediyorum ben.

Yine o çocuklardan birisi kelime-i şahadet getirerek kendisini belki ölümlerden, belki bombalardan koruyabileceğini zannetmiş. Cesedini bulduğumuzda işaret parmağı havadaydı. Kelime-i şahadet getirerek, oradan kurtulanların ifadesiyle o bombaların altında can vermişti.
Bu tablo karşısında kendisine müslümanım deyip de utanmayan, bundan hicap duymayan, bunun hesabını sorma gereği duymayanların insanlığından da, islamiyetinden de, inancından da şüphe ederim ben.

Hangi kaçakçılık? Memleketin ekonomisinin yarısı kayıt dışı

Ne yaşadık orada? Herkes biliyor. Ne kaçakçılığı, neyin kaçakçılığı? Bir paket sigaranın kaçakçılığı mı olur? Buralarda trilyonları götürürken, devletin cebini çarçur ederken, yağmalarken, vergi kaçakçılığı yaparken kaçakçılıktan bahsetmiyorsunuz. Bu memleketin ekonomisinin yarısı kayıt dışıdır. Budur kaçakçılık işte. Bankaları hortumlayanlar nerede, büyük kaçakçılık, vurgun yapanlar nerede?

Bir ekmek parası için, kendi toprağında, kendi köyünün iki kilometre ötesine gitmiş diye buna mı kaçakçılık diyorsunuz?

Bu mu sizin vicdanınız?

Anlamak istiyorsanız gidin görün. Köylülerin evi Türkiye sınırında tarlaları Irak sınırı sayılan yerdedir. O köylüler her gün sizin deyiminizle kaçak olarak sınırı geçip tarlalarında ekin biçiyorlar, hayvan otlatıyorlar. Ne sınırı? Neyin kaçakçılığı? Yok mu vicdanınız sizin, yok mu insanlığınız?

Kimsiniz siz! Bu kadar insanlıktan çıkmışsınız!

Ve senelerdir orada, karakolun gözü önünde, devletin bütün yetkililerinin gözü önünde, gün ortasında açıkça yapılan bir faaliyeti, “bilmedik, görmedik, terörist zannettik, operasyon kazası oldu” demek için vicdanlarınız bu kadar mı köreldi? Bu kadar mı insanlığınızdan çıktınız? İnsan 35 canın, 19’u çocuk olan 35 canın öldüğü bir ortamda, bir trafik kazası ise bile, dili varmaz “ne yapalım bir kaza olmuş” demeye. Önce bir vicdan muhasebesi yapar, önce kendini insanlığını sorgular, önce yaşanan acıyı paylaşmayı bilir, önce üzüntü duyar. Ama biz bu hükümetten 20 saat sonra “operasyon kazası” duyduk. Kimsiniz be! Kimsiniz siz! Nasıl 35 kişinin katliamı karşısında, ölümü karşısında bu kadar umursamaz, bu kadar haddini bilmez, bu kadar insanlıktan çıkmış olabiliyorsunuz?

Utanın!

Önce çıkacaksınız özür dileyeceksiniz, af dileyeceksiniz, üzüntü duyacaksınız. İnsansanız eğer, vicdanınız varsa eğer. Ama bunu yapmadan, sanki sinek ölmüş, sanki iki tavuk ölmüş gibi operasyon kazası diyorsunuz. Utanın! Utanın! Hicap edin! Kendinizden utanın!

Ne terörü, ne terörle mücadelesi? 90 yıldır bu memlekette terörle mücadele diye diye yapmadığınız katliam mı kaldı? 90 yıldır “eşkıyayla mücadele, şakiyle mücadele, isyancıyla mücadele, teröristle mücadele” adı altında bir halkla mücadele ediyorsunuz. Bir halkı katlediyorsunuz. Kürt halkını ortadan kaldırmaya çalışıyorsunuz.

Kaynak: Fersude

İlginizi çekebilir