Kim Bu Pontuslular?

Trabzon’da yaşam, yüzyıl önce bırakıp gittikleri kapı komşusudur. Kemençeci Nikos’tur. Kalaycı Yanni’dir. Eczacı Yorgo’dur. Banker Kostaki’dir. Sevdalısı Mariya’dır.

Barış Ali İskender

Yerel seçimlerde en çok tartışmalı konulardan biri olan, Yunanistan basınında Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul seçimlerini kazanmasını tebrik eden haberin çıkmasına tepki olarak Trabzon’a ve Trabzonlulara karşı nefret söylemi olarak söylenen bu “Pontusluluk” neyin nesidir, nerden çıkmıştır?

Trabzon içinde bulunduğu coğrafi konum gereği Güneyinde İran hinterlandı, Doğu Anadolu Kuzeyinde Karadeniz ve Kafkaslar batısında ise Anadolu toprakları üzerinde bir kent.

Deli bal

Tarih boyunca etrafındaki halkların ve Anadolu’daki Hellen kavimlerinin egemenliği altına girmiş. Bakıldığında İranlıların Tarb-u efsun (Efsunlu şehir) diye adlandırdıkları bu şehrin hikayesini Büyük İskender’in (Aleksander Megalos) ordusunda savaşmış Hellen komutan Ksepnon’un (Kisefnon) “Anabasis” (On Binlerin Dönüşü) adlı eserinde Trabzon’u zapt etmek için gönderdiği askerleriyle gelip savaştığı ve bu sırada şaşırtıcı bir şekilde halkın buradaki askerlere kötü davranmadığını hatta erzaklarından bile verdiklerini söyler.

Hatta içinde yiyeni deli eden ve hareketlendiren bir bal olduğundan bahseder. Bugünkü Karadeniz insanının özelliği belki de bu balı yiyen dedelerden nenelerden geçmiştir.

Horon

Bu hızın hareketin ve mücadelenin adına da “Serra” (Seri) “Hızlı Çabuk Horon” demişlerdi… Horon bir ibadettir, Karadeniz’de ibadet eder gibi oynanır. Ayağını yere sertçe vurarak zorlukları Karadeniz’in dalgalarını aşmayı öğretir. Kollar kemençenin ritmiyle hızlıca inip kalkar, bu dağların engebeli oluşunu anlatır.

Ön dik yamaçlara dalga vurdukça “Serra” hızlanır seri olur. Ayaklar sallandıkça “Serra” yavaşlar. Deniz çekilir. Bir an her şey rahatlar, sonra kemençe tekrar ritmini hızlandırır.

Dalgalar çekilmiştir.

Deniz durgunlaşmıştır belki ama çok sürmez ardından yağmur bastırıverir.

“Serra”nın ritmi artar.

Karadenizli/Pontuslu

İşte Karadenizlinin doğayla, yaşamla mücadelesinin müziğine ve dansına yansımasıdır bu. O deli baldan yiyen kim olursa olsun, Türkmen, Rum, Ermeni, Çerkez, Gürcü vs. aynı türküleri söyler aynı kemençeye duygulanır.

Aynı “Serra” (Horon) ile coşar. Dili, dini, ırkı farklı olabilir ama Karadeniz’i aynıdır. Romalılar ona “Pontius Efkinos” (Kuzey Denizi) demiş, orada yaşayan halkına da “Pontuslu” demiştir.

Egemen güçlerin yörede yaşayan Helenleri isimlendirmesidir. Bugün Türkiye’de nasıl Karadenizli deniyorsa.

Pontus mübadelesi

Karadeniz’in Türk hakimiyetine geçmesiyle bölgeye yerleşen Türkmenler ve Pontuslular kaynaşmış, dil kültür ve inançlarına birçok şey katmıştır.

Bu iki halkın yolları 1928 yılında yapılan Pontus Mübadelesi ile ayrılmak zorunda kalmışsa da beraberlerinde türkülerini ve memleket hasretlerini de yanlarında Yunanistan’a getirdiler.

Trabzon’dan göçmüş bir mübadil için Trabzon ve Trabzonlu olmak, öylesine değerlidir ki horonu ibadet eder gibi oynayan atalarının mirasıdır.

Trabzonlu olmak

Ve bugün Trabzon’da yaşam, yüzyıl önce bırakıp gittikleri kapı komşusudur.

Kemençeci Nikos’tur. Kalaycı Yanni’dir. Eczacı Yorgo’dur. Banker Kostaki’dir. Sevdalısı Mariya’dır.

Trabzonlu olmak onun memleketlisi olmaktır. Hâlâ, ayrılsa da bir gördüğü aynı horonun çocuklarının bir Türk kardeşlerini tebrik etmesidir.

Kaynak: Bianet

 

İlginizi çekebilir