Kick Boks sporcusu Mehmet Mıstık: Müsabaka bittiğinde hayat aynı – Işıl Çalışkan

Kick Boks sporcusu Mehmet Mıstık, Ekim ayında Türkiye’yi WAKO Dünya Büyükler Kick Boks Şampiyonası’nda temsil edecek. Rakipleriyle ilişkisinin perde arkasını Gazete Duvar’a anlatan sporcu, “Bizim rakip olarak gördüklerimiz, esasında beraber çalıştığımız dostlarımız. Yarışma öncesi tabii ki tam konsantrasyon, kazanmak için yapılması gerekenleri düşünmek, o ana odaklanmak var ama müsabaka bittiğinde hayat aynı hayat” diye konuştu.

Milli sporcu Mehmet Mıstık, 89 kg Light Contact Kick Boks sporcusu. 12 yıllık kariyerine 60’a yakın madalya sığdıran Mıstık, kategorisinde 2019 Türkiye 1’incisi ve dünya 5’incisi.

İlk etapta negatif bir izlenimle karşılandığını söyleyen kick boks sporcusu, halkın sporun ana felsefesi hakkında bilgi sahibi olmamasından yakınıyor. Dövüş sporu olarak geçse de kick boks’un ana felsefesinin saygı olduğunu hatırlatıyor ve başarılarının daha görünür olmasını diliyor Mıstık.

Geçtiğimiz ay Erzurum’da yapılan Türkiye Kick Boks Şampiyonası’nda 89 kilo Light Contact kategorisinde şampiyonluk elde eden Mıstık, yıl boyunca Türkiye Kick Boks Federasyonu’nun düzenlediği ulusal ve uluslararası turnuvalarda aldığı puanlar sonucu WAKO Dünya Büyükler Kick Boks Şampiyonası’nda yarışmaya hak kazandı. Gözler ve umutlar 19-27 Ekim’de Bosna’da Türkiye’yi temsil edecek sporcuda. Sözü kendisine bırakalım…

Mehmet Mıstık

Dövüş sporlarıyla tanışmanız ilk olarak nasıl ve ne zaman oldu?

Dayımın bu tanışmada büyük payı var. Kendisi amatör olarak kick boks yapıyordu. Evde onun eldivenlerini giyerek dolaşıyordum. Onu izleyerek dövüş sporlarına ilgi duymaya başlamamla birlikte çalıştığı salona da gitmeye başladım. Ardından profesyonel olarak, 2007 yılında Demirpençe Spor Kulübü’nde Urlu Kardeşler’in öğrencisi olarak Kick Boks ve Muay Thai kariyerime adım atmış oldum.

‘ARTIK BİR SPOR OLARAK GÖRÜLMEYE BAŞLANDI’

Halkın kick boks sporunun ana felsefesi ve mantığı hakkında bilgi sahibi olmadığından negatif bir izlenim içinde olduklarını söylüyorsunuz. Halka, felsefesiyle ilgili neler söylemek istersiniz?

Ülkemizde genelde kick boks ve benzeri sporlar sertliğe dayalı, daha çok dövüş kategorisinde değerlendiriliyor. Halkımız genel anlamda yaptığımız sporun ana felsefesi ve mantığı hakkında bilgi sahibi değil, açık söylemek gerekirse ilk etapta negatif bir izlenim ile karşılarına çıkıyoruz, evet. Ama son dönemde vücut koordinasyon, denge, hız ve tüm vücudun çalışmasına bağlı olarak kadınlar, erkekler ve çocuklar tarafından da, kick boksun ilgiyle yapılmaya başlandığını ve artık bir spor olarak görülmeye başlandığını da belirtmeliyim.

Kick Boks’un tarihine baktığımızda, 1950’lerin sonunda Japonya’da karate, boks ve muay thai sporlarının karışımı ile ortaya çıkmış bir dövüş sanatı. Tekme, yumruk ve diz bu sporun içinde yer alıyor. 1970’ler ile Amerika’da yaygınlaşmaya başladığını görüyoruz. 2000’ler ile de dövüş sporlarında fenomen hale gelmiş. Ülkemizde yeni yeni tanınmaya başladığını söyleyebiliriz, 10 sene önce çok daha küçük bir kitlesi varken bugün daha fazla insanın ilgisini çekiyor. İlave olarak şunu da söyleyebilirim, dövüş sporu olarak geçse de sporumun ana felsefesi saygı ve hoca – öğrenci yani üst – ast ilişkisine dayalı. Ayrıca bir dövüş sporu olarak adlandırılsa da, dünyada sakatlık riski en düşük sporlar arasında yer alıyor.

‘MUHAMMED ALİ DÖNEMİNDE KAFAYA DARBE SÖZ KONUSUYDU’

“Sakatlık riski en düşük sporlar arasında yer alıyor” diyorsunuz. Ama sporcularda darbeye bağlı aktif sporculuk yaşamında ya da sonrasında birtakım rahatsızlıkların baş gösterdiği biliniyor. Mesela Muhammed Ali’nin parkinson olması boksa bağlanmıştı. Boks bu noktada kick bokstan ayrılıyor mu?

Bahsettiğim ana konu müsabaka esnasında geçirilen sakatlıklar. Kalıcı hasar ya da spor hayatı sonrası için geçerli değil ancak Muhammed Ali bir boksör. Boks branşında darbe ve darbenin sürekli alındığı yerler ile bizim yaptığımız kick boks arasında büyük bir farklılık söz konusu. Bizim sporumuzda, spor hayatı sonrası da kalıcı risk oranı boksa göre çok daha düşük seviyede ayrıca biz vücudun özellikle kafa bölgesi için darbelere karşı önleyici malzemelerle korunma alanımızı genişletiyoruz. Bildiğim kadarıyla Muhammed Ali döneminde, özellikle boksta kafaya direkt darbe alımı söz konusuydu bu da farklı hasarlar yaratmış olabilir ama bu konuda net bir bilgim ne yazık ki yok, kendi branşımın dünyadaki istatistik verileri hakkında bilgi verebilirim ancak.

Siz darbelere karşı oluşabilecek sağlık sorunlarına karşı nasıl önlemler alıyorsunuz?

Sağlık sponsoruma bu önlemler adına çok teşekkür etmem gerek. Maçlar öncesi check-up ve rutin kontrollerim sürekli yapılıyor ayrıca maç sonrası oluşan deformasyonların tedavilerinde de kendileri sürekli destek oluyorlar. Böyle bir desteğin arkamda olduğun bilmek çok önemli.

Peki bu ilk etaptaki negatif izlenim size nasıl yansıyor?

Özellikle bu sporu yapmak isteyenleri ama kafasındaki soru işaretlerinden dolayı çekinenleri ikna ederken, sporumuzu anlatırken ve akademimizdeki öğrencilerimizin ailelerine, esasında bunun yalnızca bir spor olduğunu aktarırken zorlandığım noktalar oluyor. Ama anlatmak, göstermek, öğretmek esasında bu negatifliğin pozitife hızlı bir şekilde dönmesine de olanak sağlıyor.

.

‘HERKES KAZANMAK İSTER’

Rakibinize karşı ring dışında hislerinizi kontrol etmeyi nasıl başarıyorsunuz? Bu işin içinde kazanmak da var kaybetmek de… Yarış öncesi ve sonrasında nasıl bir atmosfer oluyor?

Her spor branşında, herkes kazanmak ister. Ama tabii ki böyle bir imkan yok. Bizler profesyoneliz, yeniyoruz yeniliyoruz, önemli olan devamlılık, sürekli çalışmak, motive olabilmek. Bizim rakip olarak gördüğümüz arkadaşlarımız, esasında beraber çalıştığımız dostlarımız. Yarışmalar öncesi tabii ki tam konsantrasyon, kazanmak için neler yapılması gerekliliklerini düşünmek, o ana odaklanmak var ama müsabaka bittiğinde hayat aynı hayat. Yarışma duygumuzu, hırsımızı sosyal hayatımıza taşırsak başarılı olma şansımız da olmaz. Denge bizim sporumuzun önemli bir faktörü, bunu hayatımıza da yansıtmamız gerekiyor.

Bu sporun hayatınızdaki avantajlı ve dezavantajlı yönleri neler?

Beni her zaman zinde tutuyor. Sürekli antrenmanlar ile stresimi atabiliyorum. Ayrıca turnuvalar arasındaki sürelerin 2- 3 ay olması da tekrar tekrar maksimum güç seviyesine ulaşmama fayda sağlıyor. Dezavantaj olarak ise yoğun antrenman döneminde sosyal ortama, sevdiklerime daha az zaman ayırmak. Tabii bu her sporcu için geçerli. Ama madalya kazandığınız anda aklınıza dezavantaj kısımlarının hiçbiri gelmiyor.

‘SPONSORLUK KONUSUNDA ZORLANIYORUZ’

Amatör branş sporcusu olmanın zorlukları oluyor mu?

Tabii ki oluyor. Öncelikle her bireysel sporcu gibi sponsorluk konusunda kimi zaman zorlandığımız oluyor ama ben bugüne kadar hep değerli ikili ilişkiler geliştirmeye çalıştım. Bunun da meyvelerini yediğimi söyleyebilirim. Antalya’da benim birden fazla ailem var ve ben şanslı sporculardan biriyim. Farklı farklı aile dostlarım, markaları aracılığı bazen dönemsel bazen günlük ihtiyaçlarım konusunda bana destek olmaya çalışıyorlar. Ayrıca şu an çalıştığım kariyer yönetim ajansım aracılığı ile de bu destekleri yavaş yavaş ulusal boyuta da taşımaya başladık. Tabii bunlarda ne kadar kendime artı değer alanı yaratırsam, sahaya da o kadar konsantre olup, başarıya giden yolu hızlandırıyorum.

Nasıl olmasını dilerdiniz?

Tabii ki, uluslararası örneklerde olduğu gibi daha uzun soluklu, daha çok markanın destek verdiği yalnızca bireysel olarak değil genel olarak ülkemizdeki spor dalları ve sporculara değer verildiği bir ortam olmasını isterdim.

‘MADALYALAR DAHA ÇOK ÇALIŞMAM GEREKTİĞİNİ HATIRLATIYOR’

Yaklaşık 12 yıllık sporcu kariyerinize 60’a yakın madalya sığdırmışsınız. Bu madalyaların sizin için anlamı nedir?

Her madalya bana daha iyisini yapmam gerektiğini gösteriyor. Kazanmak zor, kaybetmek kolay. Madalyalar bana her zaman daha çok çalışmam gerektiğini hatırlatıyor.

Kazandığınız bu madalyalar sayesinde profesyonel Kick Boks ve Muay Thai antrenörü oldunuz. Bu durum sizin sporculuk yaşamınıza nasıl katkı sağlıyor?

Ben sporumu yaparken, ayrıca arkamdan gelenlere de örnek olmak istiyorum. Onlara eğitmen olarak da yardımcı olarak tecrübelerimi aktarmak istiyorum. Herkes herkesten bir şeyler öğrenebilir, öğrenmek kadar öğretmek de bence çok önemli bir kavram. Antrenör olmak, bundan dolayı spor hayatıma tamamen artı bir değer katıyor.

‘7’DEN 70’E SPORCUM VAR’

Antalya’da Mehmet Mıstık Fight Academy’i açtınız. Bu şu an Türkiye’de bu spora olan ilginin nasıl olduğunu gözlemlemek için de güzel bir fırsat olmuştur…

Kesinlikle, ilgi her geçen gün artıyor. 7’den 70’e sporcum var. Çocuklarla özel seanslarım, grup derslerim ve bireysel çalışmalar. Çok keyifli saatler geçiriyoruz ayrıca bu akademi sayesinde sporcu kimliğim, eğitimci kimliğimin yanına bir de iş dünyası kimliğimi de koyarak kendimi de her alanda yetiştirmeye ve geliştirmeye devam ediyorum.

Erzurum’da yapılan Türkiye Kick Boks Şampiyonası’nda 89 kiloda Light Contact kategorisinde şampiyon oldunuz ve bu başarı sizi WAKO Dünya Büyükler Kick Boks Şampiyonası’na götürecek. Neler hissediyorsunuz?

Çok mutluyum. Ülkemi, bayrağımı temsil edeceğim. Çok ayrı bir gurur ve duygu. Milli takım olarak inşallah oradan başarılı sonuçlar almak istiyoruz. Çok çalışıyorum, özellikle askerlik görevimin ardından hem hocalarım, hem ekibim ile bu organizasyona özel bir planlama yaptık. Saha içi, saha dışı en hazır şekilde orada bulunmak için çabalıyorum.

‘ÖNÜMDE 4 RAKİP VAR’

2019 Türkiye birincisi ve şu anda dünya beşincisi olmanız size nasıl sorumluluklar yüklüyor?

Bana sürekli daha başarılı olmam gerektiğini hatırlatıyor. Kategorimde Türkiye 1’incisi olmak büyük bir motivasyon kaynağı, bunu korumam gerek. Dünya sıralamasında 5’inci sırada olmam, önümde daha geçmem gereken 4 rakip olduğunu gösterdiği için de daha çok çalışmam gerek.

Önümüzdeki hedeflerinizi bizimle paylaşır mısınız?

2007 ve 2019 yılları arasında ulusal ve uluslararası alanda kazandığım birçok şampiyonluklar mevcut. Son olarak da geçen ay Erzurum’da yapılan Türkiye Kick Boks Şampiyonası’nda 89 kiloda Light Contact kategorisinde değerli rakiplerimi geçerek şampiyon oldum. Bu şampiyonluk ve yıl boyunca federasyonumuzun düzenlediği turnuvalardan aldığım puanlar beni ekim ayında Bosna’da gerçekleştirilecek olan WAKO Dünya Büyükler Kick Boks Şampiyonası’na götürüyor. Ülkemi orada temsil edeceğim. Kısa vade de hedefim buraya en iyi şekilde hazırlanıp, şampiyonluk ya da alabileceğim en iyi derece ile ülkeme dönmek olacaktır. Uzun vadede ise bireysel olarak kazanacağım başarılara devam etmek ve milli takım formasıyla daha fazla uluslararası turnuvaya katılım hakkı kazanmak diyebilirim.

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir