KESK: Kamu emekçilerindeki maaş artışı 200 TL ile 350 TL arasında

Kamu emekçilerine yılın ikinci yarısında verilecek maaş zammı ile enflasyon farkının çarpıtıldığını belirten KESK Yürütme Kurulu asıl oranı açıkladı.

Ekonomide ve üretimde dışa bağımlılığın eleştirildiği açıklamada, Türkiye’de siyasi iktidarların “işçiyi, memuru enflasyona ezdirmedik” nutuklarının gerçeği yansıtmadığı, ekonomik veriler ile enflasyona ilişkin verilerin çarpıtılarak kamuoyuna sunulduğu iddia edildi.

“TÜRKİYE’DE 4,5 MİLYON KİŞİ BATIK DURUMDA”

Vatandaşların bankalara ve diğer finans kurumlarına olan borçlarına ilişkin değerlendirmelerin de yer verildiği açıklamada “Merkez Bankası’nın 31 Mayıs’ta yayınladığı Finansal İstikrar Raporu’na göre, vatandaşın bankalara, finansal kurumlara, TOKİ ve varlık yönetim şirketlerine 574.6 milyar lira borcu vardır.  Toplam 32 milyon borçludan üç milyonu borcunu ödemediği için bankaların yasal takibinde. Varlık yönetim şirketlerinin tahsilat yapamadığı borçlu sayısı ise 1.5 milyon. Özetle Türkiye’de 4.5 milyon kişi batık durumdadır” denildi.

“BİR KISIM MEDYA HABERLERİ ÇARPITARAK VERİYOR”

KESK’in açıklamasında basına yönelik eleştiriler de vardı. Bu ay kamu emekçilerine yapılacak zam ile ilgili ibretlik haberler yapıldığının savunulduğu açıklamada şu görüşlere yer verildi:

“Bir kısım medya bu ay kamu emekçileri olarak maaşlarımıza yansıtılacak enflasyon farkına ilişkin ibretlik haberler yapmaya devam etmektedir. ‘Memura çifte zam’ manşetleri atılan bu haberlerde enflasyon farkı yerine bilinçli olarak ‘enflasyon zammı’ kavramı kullanılırken, Temmuz’dan itibaren maaşlarının ne kadar artacağına ilişkin para destelerinin yer aldığı resimler ile süslenmiş haberler, tablolar yapılmaktadır.”

“GERÇEK FARK 200 TL İLE 350 TL ARASINDA”

KESK açıklamasında reel maaş erimesi ile zam ve enflasyon farkı arasında ciddi farklar olduğu belirtilerek kamu emekçilerindeki maaş artışının 200 TL ile 350 TL arasında değişeceği belirtildi.

Açıklamada konuyla ilgili şu görüşlere yer verildi:

“Hem ‘en düşük memur maaşı’ deyip hem de bekar bir kamu emekçisinin değil, 0-6 yaş arasında iki çocuğu olup eşi çalışmayan bir ‘memurun’ maaşı esas alınıyor. Böylece en düşük memur maaşının Temmuz’dan itibaren 2.893 TL’den 3.133 TL’ye çıkacağı iddia ediliyor. Böylece en düşük memur maaşı; eş ve çocuk yardımından kaynaklı olarak 375 TL, Asgari Geçim İndiriminden (AGİ) kaynaklı olarak ise 75 TL olmak üzere en az 450 TL fazla gösteriliyor.  Yine örneğin sanki bütün doktorlara döner sermaye ödemesi yapılıyormuş gibi doktor maaşlarını olduğundan bir kat fazla gösteren tablolar yapılıyor.

Siyasi iktidar ve yıllardır siyasi iktidarın memur kolları olarak görev yapan malum konfederasyon yönetimi arasında varılan ‘mutabakatla’ kamu emekçilerinin ve emekliklerinin maaşları 2018 yılının ilk altı aylık dönemi için %4 oranında artırılmıştır. Bu altı aylık dönem sonunda enflasyonunun %4’ü aşması durumunda, aşan kısım kamu emekçilerinin, kamu emekçisi emeklilerinin Temmuz maaşlarına yansıtılacaktır.

TÜİK rakamlarına göre 2018 yılının ilk altı aylık döneminde enflasyon %9,17 olmuştur. Yani kamu emekçilerinin ve emekliklerin maaşları %5,17 erimiştir. Dolayısıyla Temmuz maaşlarımıza yansıtılacak olan %5,17’lik bu oran enflasyon zammı değil, enflasyon farkıdır. Bu farkın üzerine 2018 yılının ikinci altı aylık dönemi için  %3,5 toplu sözleşme maaş artış oranı da eklendiğinde kamu emekçilerinin maaşları toplam  %8,65 oranında artacaktır.”

“İSTİKRAR SERMAYENİN SÖMÜRÜSÜ İÇİN VARDIR”

KESK açıklamasında güvenceli çalışma koşullarının OHAL ile birlikte fiilen askıya alındığı belirtilerek “Mevcut iktidarın ve Cumhurbaşkanı’nın kamu alanının Anonim Şirket’e dönüştürülmesi hedefinden hareketle kadrolu alımlar tamamen durdurulmuştur. ‘Gönlüm sözleşmeli çalışmadan yana’ diyen son başbakan Binali Yıldırım döneminde, özellikle OHAL sonrasında hız kazanan sözleşmeli personel alımı çığırından çıkmıştır” denildi.

Seçim sonrasında istikrarın yerini sermayenin güvencesine bıraktığı ifadelerine yer verilen açıklamada konuya ilişkin şu görüşlere yer verildi:

“Seçim öncesinde iktidarın ve yandaşlarının pazarladığı ‘istikrar’ emeğin değil, vergi indirimleri, afları, hazine garantileri, teşvikler ile kârına kâr katan, buna rağmen hep daha fazlasını istemeye devam eden patronların, sermayenin istikrarıdır. Emekçilerin payına ise yoksullaşmada, güvencesizlikte istikrar düşmektedir.”

“BİZİ ‘KAYBEDENLER KULÜBÜ’ YAPMAYI HEDEFLİYORLAR”

KESK açıklamasında, “Emekçiler olarak hepimizi Kaybedenler Kulübü’nün abonesi haline getirmeyi hedefleyen,  hak arama yollarımızı tamamen kapatan bu düzene karşı birleşmediğimiz sürece kaybetmeye devam edeceğimiz açıktır” denilerek tüm emekçilerin ortak dayanışma ile mücadele vermesi çağrısı yapıldı.

Kaynak: Artı Gerçek

İlginizi çekebilir