Kasabanın ‘anarşik’ inekleri – Oktay Candemir

Ahırlarından kaçan bazı inekler, askerler tarafından kısa sürede bertaraf edildi. Sadi Paşa gittikten sonra rahatlayan Hamdi Binbaşı, inekler ile mücadele etmekten vazgeçerek onları kendi haline bıraktı. Kazanan darbeciler değil; inekler oldu.

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Kenan Evren henüz Genelkurmay Başkanı, Turgut Özal  da daha danışman iken o meşhur darbe zamanlarında Türkiye’nin en doğusundaki küçük kasaba binbaşı Hamdi’ye emanet edilmişti. Zaman öyle bir zamanmış ki, askerin gücü karşısında güneşin bile hükmü yokmuş.

Sokağa çıkma yasağı ile birlikte ortalık süt liman olmuş, halkın sokağa çıkamadığı kasabaya bu sayede huzur ve barış gelmişti. Kasabanın yönetimi tamamen askerlere bırakılmıştı. Askerlerin en çok zorlandığı konu ise belediyeyi yönetmekti. Kentin temizliği, su ihtiyacı ve diğer hizmetler adeta durma noktasına gelmişti. Kasabanın içine düştüğü gıda güvensizliği, ekonomik zorluklar, eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlerin çökmesi gibi gelişmeler önemli sorunlara yol açıyordu.

Köyleri, köylüleri, dağları, taşları titreten askerler iş yönetmeye geldiğinde askeri mantıkla, höt-zötle yapmaya kalktıklarından işi beceremiyordu. Kışla hayatında her şeyi disiplin altına almayı başarmış olan askerler, bunu sivil hayatta başaracaklarına dair bir yanılgı içine girdi.

Sokaklarda sabah işe giden ve akşam saatlerinde evine dönen memurlar dışında pek kimse görünmezdi. Askeri darbenin ardından kasabada her şey yolunda gidiyordu. ‘Anarşik hadiseler’ son bulmuş tüm komünistler ya öldürülmüş ya da tutuklanmıştı.

O sıralar İspanya’da düzenlenen 1982 Dünya Kupası finalleri görev başındaki askeri rahatsız ediyordu. Kahvelerde maç izlemek isteyen halk Binbaşı Hamdi’den izin almak zorunda bırakılmıştı. Maçların oynandığı esnada güvenliği sağlamak askerler için yoğun mesai gerektiriyordu. Bu yüzden bazı izinleri iptal olan askerler maçkolik kasaba halkını maç çıkışında copluyordu. Brezilya ve İtalya maçında Socrates’in attığı golden sonra kahve halkının golü alkışlaması ve bağırışlar ‘sakıncalı’ bulunmuş ve artık gollere sevinmek yasaklanmıştı. Bu yüzden kasaba halkı kahvede maçları gıkını çıkarmadan, elleri dizlerinde, adeta esas duruşta izliyorlardı.

Amma velakin bir durum vardı ki neredeyse askerin kusursuz hakimiyetini gölgeliyordu. Kasabanın büyük çoğunluğu hayvancılıkla geçindiğinden mütevellit, söz konusu kişilere ait inekler, kasabanın tam ortasından sıça sıça geçiyordu. Bu yüzden meydana gelen koku ve ortaya çıkan görüntü 12 Eylül ihtilal ile tesis edilmiş nizama ve devlet otoritesine zarar veriyordu. Hele, Van Garnizon Komutanı Sadi Paşa’nın önümüzdeki günlerde ilçeye yapacağı ziyaret de göz önüne alındığında Hamdi Binbaşı’nın adeta uykuları kaçıyordu.

Hamdi Binbaşı hükümet konağından içeri girdiğinde onu yine karşılayan Kastamonulu kaymakam oldu. Binbaşı Hamdi, kaymakamın makamına otururken, kaymakam karşısında ayakta öylece kaldı. Çarşı merkezinden geçen ineklerin yaptıklarını bir bir izah etti. Kaymakamın gülesi gelse de kendisini güçlükle tuttu ve ciddiyetle anlatmaya başladı. Bu konuda gerekli çalışmaların daha önce de yürütüldüğünü ve kısa sürede sonuç almayı umduklarını söyledi.

Hamdi Binbaşı, kaymakamın verdiği brifingden sonra belediye binasına geçti ve burada personel ile toplantı yaptı. Durumun aciliyetini belirterek özellikle çöpçü ve zabıtalara çeşitli konularda uyarılarda bulundu. Zabıta Müdürü Tahsin Bey, hayvan sahipleriyle bir görüşmenin yapılması gerektiğini söyledi. Bunun üzerine askerler harekete geçerek en çok ineği bulunan yirmi kişiyi derdest edip Hamdi Binbaşı’nın huzuruna çıkardı. Hamdi Binbaşı, hayvan sahiplerine yönelik sert uyarılarda bulundu. Ne yapacağını şaşıran hayvan sahipleri ilçeye hayvanlar için bir çevre yolunun yapılmasını dahi talep etti.

Talebi mantıklı bulan Binbaşı Hamdi, muntazam bir dille genelge yayınladı…

1- Dışarı çıkarılan her ineğin boynuna sahibinin adı-soyadı yazılacak biçimde künye takılacak.
2- Ahırdan çıkan ineklerin kasaba civarından geçişleri mutlaka sahipleri refakatinde gerçekleşecek. Sahipsiz inekler derhal derdest edilecek.
3- İneklerin kent merkezine girişi yasaklanarak belirlenen çevre yolların kullanılması sağlanacak.
4- Belirlenen talimatlara uymayan hayvan sahipleri hakkında gözaltı dahil tüm yasal işlemler yapılacak.
5- Söz konusu emir ve talimatları deruhte edecek askeri personelin kısa süreliğine eğitimden geçirilmesi temin edilecek.

.

Bununla yetinmeyen paşa, hoparlörlerden halka şu çağrıyı yaptı:

“Kasabamızda son zamanlarda bazı çözümü zor problemleri düzeltmek için İç Hizmet Kanunu’nun bize verdiği yetkiler çerçevesinde çalışmalarımızı mutlak suretle sürdürüyoruz. Girişilmiş olan bu teşebbüs ıstıraplarımızın dinmesi ve milli varlığımızın selameti için zaruri görülmektedir. Belediyemiz tarafından çarşı merkezimizde yürütülen temizlik çalışmalarına rağmen hayvan sahiplerinin girişmiş olduğu teşebbüslere bir fiile müsaade edilmeyecektir, edilmesine de asla müsamaha etmeyeceğiz. Tüm bunlara binaen yayınladığımız genelgeye tüm vatan evlatlarının hürmetle ve anlayışla muamele etmeleri kanun ve esaslarımızın gereğidir.”

İnek mevzusu kasaba ahalisinin diline dolandı. İneklerin kıçını elle tutmaktan, poşet bağlamaya kadar bir sürü tartışma yürütülerek Hamdi Binbaşı’ya öneriler sunuldu.

‘Her İneğin başına bir nöbetçi koyulsa iyi olur’, ‘Adamlar herkese darbe yaptılar ama İnekler hariç’, ‘İneklerin sokağa çıkması da yasaklandı’ şeklindeki alay dolu konuşmalar Hamdi Binbaşı’nın kulağına geliyor, geldikçe de Binbaşı Hamdi’nin bu konudaki kararlılığı daha da artıyordu. İfade edilen konularda askerle alay eden esprileri yapan ‘anarşikler’ tespit edilmiş ve tutuklanmaları sağlanmıştı.

Memleketi ‘anarşikler’den kurtarmış, dağa taşa ‘Önce Vatan’ yazdırmış, 50 köye, eşkıyaya kan kusturmuş koca Hamdi Paşa, elbette bu durumun üstesinden gelecekti. Garnizon Komutanı Sadi Paşa’nın katıldığı düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümü törenlerinin düzenlendiği güne kadar sokağa çıkmaları yasaklanan kasaba halkı, o gün zorla tören alanına getirilirken, ineklerin ahırlarından çıkması yasaklandı. Tarihi bir günde ineklerin sokağa çıkmasının yasaklanması ile büyük bir tehlike atlatılmış ve devlet otoritesine zarar gelmesi engellenmişti.

Ahırlarından kaçan bazı inekler, askerler tarafından kısa sürede bertaraf edildi. Sadi Paşa gittikten sonra rahatlayan Hamdi Binbaşı, inekler ile mücadele etmekten vazgeçerek onları kendi haline bıraktı.

Ancak ne yaptıysa, ne ettiyse ineklerin kasabanın merkezinden geçişlerini durduramadı. Sokağa çıkma yasağına uymayan yüzlerce inek her gün ‘sıça sıça’ geçit töreni yapmayı sürdürdü.

Kazanan darbeciler değil; inekler oldu.

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir