Kamu ihalelerinde eşik değerler: Bir yolsuzluk enstrümanı mı? – Eser Karakaş

Türkiye’de basın ve üniversiteler kamu ihale sistemi ile daha yakından ve eleştirel bir gözle ilgilenmeden Transparency International’ın yolsuzluk endekslerinde daha çok irtifa kaybederiz.

Senelerdir yazarım, söylerim, Türkiye’de yolsuzluk olgusunun çok büyük bölümü yasal çerçevede gerçekleştirilir, kamu ihaleleri ve ilgili kanunun (4734) 8. ve 67. maddelerinde belirlenen eşik değerler bu yasal yolsuzluk süreçlerinin en önemli enstrümanlarının başında gelir.

Konuyla ilgili bilgilenmek isteyenler Kamu İhale Kurumu’nun sitesine ve tabii ki 4734 sayılı İhale Kanunu’na bakmalıdırlar.

Ayrıca internette rastladığım bir sitede kamu ihale süreçlerine ilişkin kısa ama çok da özlü bilgiler var.

Bu son belirttiğim sitede de eşik değer kavramına ilişkin lafı ağzında gevelemeden verilen çok tutarlı bir tanım var:

“Eşik değer, ihale ilan süreleri ve kuralları ile ihalelere sadece yerli isteklilerin katılmasına veya yerli malı teklif eden yerli istekliler lehine fiyat avantajı sağlanmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasında kullanılmak üzere, mal alımları için 4734 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinde belirlenen ve aynı Kanun’un 67’nci maddesi uyarınca güncellenen parasal limitleri belirtmektedir.”

Bu doğru tanımdan da anlaşılacağı gibi 4734 sayılı ihale yasasına giren eşik değer kavramı yerli yüklenici için çeşitli enstrümanlarla, yabancı isteklileri engelleme, yerli malı teklif edenler için fiyat avantajı sağlama gibi bir koruma, kollama kavramıdır.

İhale, inşaat işlerinde yabancı yüklenicilerden çekinmemek lazım, çekinenler de zaten rant için çekiniyorlar; konunun ihale sistemiyle yani devletle alakası yok ama inşaat olduğu için örnek olarak kullanıyorum, şayet, Kartal’daki çöken binayı mesela İsveçli bir müteahhit yapsa idi hayatını kaybeden 21 vatandaşımız bugün hayatta olacaklardı.

21 vatandaşın hayatı mı önemlidir, müteahhitin yerli ve milli olması mı?

Kamu inşaat ihalelerinin eşik değerlerini çok düşürüp AB rekabetine açsak hem daha az kamu kaynağı kullanmış oluruz hem de inşaatlar çok daha kaliteli olur ama inşaat ihaleleri üzerinden hem siyasetin finansmanı zorlaşır hem de yolsuzluklar ortadan kalkar ama nedense (!!!) eşik değerler daima reel olarak yükseliyor, ihale sistemi daha milli ve yerli yani daha korunaklı oluyor.

BUMKO’nun (Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü) sitesinde Bakanlığın 2019 resmî enflasyon beklentisi yüzde 15.9 olarak açıklanmıştır (TÜFE).

Devletin başka birimlerinde de fiyat artışlarının bu hedefe (%15.9) uygun bir biçimde saptanması bir devlet geleneğidir, şayet başka birimlerde artışlar bu hedeften kopuk olursa Maliye Bakanlığı’nın (2019 Bütçesi) koyduğu bu hedefin bir anlamı, güvenirliliği kalmaz, bu durum da Maliye Bakanlığı ve hatta devlet için büyük sorundur.

Kamu İhale Kanunu’nun 8. ve 67. maddelerinde periyodik olarak, senede bir kez şimdilik, eşik değerlerin artış oranlarının yayınlanacağı belirtilir; “şimdilik” kaydını koyuyorum, yakında bir yasal değişiklikle bu eşik değer artışı senede ikiye de çıkabilir, sistemi daha da korunaklı kılmak için.

Son yayınlanan eşik değerler tablosunda 1 Şubat 2019-1 Şubat 2020 arasında geçerli olmak üzere genel bütçeli idarelerde mal ve hizmet alımları, diğer idarelerde mal alımları, yapım işlerinde, pazarlık usulü ile yapılan ihalelerde, Büyükşehir Belediyeleri alımlarında, diğer idarelerin alımlarında uygulanacak eşik değerler açıklanmıştır.

Ancak, bu açıklamada bir önceki döneme göre eşik değerler yüzde 34 oranında yükseltilmiş böylece korumacılık eğilimleri, rant kollama güdüleri güçlendirilmiştir.

Eşik değerler neden TÜFE kadar arttırılmamıştır?

Hatta, kamu alımları sistemini daha rekabetçi ve daha hakkaniyetli kılmak için neden eşik değerler düşürülmemiştir?

Eşik değerlerin resmî TÜFE hedefinin yaklaşık iki katı kadar fazla yükseltilmesinin iki amacı olabilir.

1-İhale sistemini yapanlar yani hükümet TÜFE hedefine inanmamaktadır.

2-Amaç ihale sistemi ile siyasal güce yakınlara haksızca aktarılan kamu kaynaklarının boyutunu büyütmektir.

Her ikisi de ülkemiz için çok sevimli alternatifler değildirler.

Türkiye’de basın ve üniversiteler kamu ihale sistemi ile daha yakından ve eleştirel bir gözle ilgilenmeden Transparency International’ın yolsuzluk endekslerinde daha çok irtifa kaybedeceğiz demektir.

Basında bir tek Çiğdem Toker yetmez bu iş için.

Kaynak: Artı Gerçek

İlginizi çekebilir