Kadın futbolunun hakkı – Mithat Fabian Sözmen

Kvindelandsholdet. Danca “Kadın milli futbol takımı” anlamına gelen bu kelime, 2017’de Danimarka Dil Konseyi tarafından yılın sözcüğü seçilmişti.

Danimarka kadın milli futbol takımı aynı yıl Avrupa Şampiyonası’nda finale yükselmeyi başarmış, ev sahibi Hollanda’ya kaybetse de turnuvanın en dikkat çeken takımlarından biri olmuştu.

Ancak kadın futbolcuları uluslararası gündeme taşıyan gelişme, turnuva sonrası Dünya Kupası eleme maçları öncesi yaptıkları grev oldu.

Pek çoğu öğrenci olan ya da halen başka işlerde çalışan Danimarkalı kadın futbolcular, 2015’te ABD, 2016’da Nijerya, 2017’de İskoçya milli takımı örneklerindeki gibi daha iyi ücretler, daha iyi tesisler, daha iyi seyahat koşulları ve erkeklerle eşit muamele görme talepleriyle greve gitti ve anlaşma sağlanana kadar 2 maça çıkmadı.

Kadın futbolcuların, sendikaları öncülüğünde yürüttükleri bu mücadele toplumun geniş kesimleri tarafından desteklendi. Erkek milli takımı oyuncuları, sanatçılar ve politikacılar gibi ülkenin göz önündeki isimleri de harekete destek verince süreç boyunca statükoyu koruma adına sert bir tutum takınan Danimarka Futbol Federasyonu geri adım atmak zorunda kaldı.

Kadın futbolcuların eşitlik talebi 2019 Dünya Kupası boyunca medyada kendisine yer buldu. Bu başlık altındaki taleplere verilen olumsuz yanıtlar genellikle şöyle oluyor:

“Kadın futbolu, erkek futbolu kadar ilgi çekici değil. Neden medya daha fazla yer versin ki?”

“Kadın futbolu, erkek futbolu kadar gelir üretmiyor. Neden kadınlara erkeklerle eşit ücretler ödensin ki?”

Toplumun farklı alanlarındaki her türlü hak arama mücadelesinde benzerleri öne sürülen sözde “rasyonel” bu tip açıklamalar etkisini verili durumu tarif ederken o durumu ortaya çıkaran tarihselliği göz ardı etmesinden alıyor. Kadın futbolcuların mücadelesini bastırmaya çalışanlar da bunu yapıyor. Bize ise tarihsel hatırlatmalar yapmak düşüyor. Çünkü pek çok spor dalında olduğu gibi futbolda da kadınlar, erkek dünyanın dayatmalarının yarattığı sorunlardan şiddetli şekilde etkilenmiştir.

İngiltere’de en az 800 yıllık geçmişi olan futbolun henüz kasabalarda, köylerde “meydan muharebeleri”ne benzer biçimde oynandığı dönemlerde kadınlar bu “maç”larda yer alıyordu. Ne kral ne kilise ne de yerel ticaret erbapları tarafından onaylanan oyunun bu biçimi yüzlerce yıllık yasak ve baskıların ardından 19. yüzyılda devlet okulları sistemine dahil edilmesiyle “ehlileştirildi”. Ancak bu aynı zamanda oyunu sadece erkek çocuklarına has kıldı. Yine de yeni haliyle büyük popülarite kazanan ve üst sınıfın sınırlarından kurtularak işçi sınıfının en büyük eğlencesine dönüşen futbol, 1890’lardan itibaren kadınlar arasında da yaygınlaştı.

1. Dünya Savaşı sırasında erkeklerin çoğu cephedeyken kadınların maçları büyük ilgi çekiyordu. Bu ilgi, savaş sonrası da devam etti. 1917’de kurulan Dick, Kerr’s Ladies dönemin en meşhur kadın takımıydı. 1920’de Dick, Kerr’s Ladies’in en önemli rakibi St. Helen’s Ladies’i Liverpool’daki Goodison Park’ta 4-0 yendiği maçı 53 bin kişi izlemişti. O dönemde erkeklerin maçlarını dahi bu kadar seyirci izlemiyordu ve bu gelişme, İngiltere Futbol Federasyonunu (FA) alarma geçirdi. 1921’de kadınların FA’e bağlı stadyumlarda maç yapması yasaklanırken öne sürülen gerekçe “Futbolun kadınlara uygun bir spor olmadığı” iddiasıydı.

 

1922’de futbolda altın yıllarını yaşayan ABD’ye tura çıkan Dick, Kerr’s Ladies, ülkenin en önemli erkek takımlarıyla maçlar yaptı ve oynadığı 7 müsabakadan 3’ünü kazandı. Tekrarlıyorum, ABD o dönem futbolda çok önemli bir ülkeydi. Ekonomik gücü sayesinde pek çok Avrupalıyı ABD kulüplerinde görmek mümkündü ve ABD milli takımı 1930 Dünya Kupası’na favorilerden biri olarak gitmişti. Yani Dick, Kerr’s Ladies’in maç yaptığı erkek takımları dönemin kalburüstü takımlarıydı.

Ancak bu başarılar ve ABD turu kadın futbolunu kurtarmaya yetmedi. İngiltere’deki yasak kısa sürede pek çok Avrupa ve Amerika ülkesi tarafından kopyalandı. Kadınlar 1920’lerden 1970’lere kadar futbol dünyasından silinirken futbolun bugünkü “Maço” karakteri böylece oluşturuldu. Yani bu “doğal” bir süreç değildi, yeşil sahalara ve tribünlere “erkek damgası” kadınlar futbolla ilgilenmediği için değil erkeklerin kontrolündeki devletlerin ve kurumların zoruyla vuruldu.

Dolayısıyla bugün kadın futbolcuların yaşadığı sorunlar, göstermek zorunda kaldıkları ekstra efor ve fedakarlıklar, egemen konumdaki “erkekliğin” kadınlara karşı başlattığı bu adı konulmamış savaşın sonucudur. Bu durumda kadınların talepleri “Kadın futbolu yeterince ilgi çekici değil” ya da “Yeterince gelir üretmiyor” denilerek savuşturulamaz. Ortada ödenmesi gereken bir “savaş tazminatı” var!

Not: Bu yazıda Gabriel Kuhn’un 2019’da yeniden basılan Soccer vs. State kitabından yararlandım.

Kaynak: EVRENSEL

İlginizi çekebilir