Dünya Kupası’nın sürreal açılış töreninde kupanın maskotu olarak bir hayaletin seçildiği görüldü. Binlerce göçmen işçinin cesetleri üzerinde gerçekleştirilen bir turnuva için daha iyi bir maskot düşünülemezdi doğrusu.

Büyük spor organizasyonlarının ya da bir final müsabakasının öncesinde şaşaalı gösteriler izlemeye son yıllarda alıştırıldık. Ama dün akşamki seremoni, herhâlde şu ana kadar gördüklerimizin ötesinde bir absürtlükteydi.

Devasa boyuttaki şişme oyuncaklar, “dünyayı birleştirmek”, “farklı kültürleri bir araya getirmek”, “güzel oyun” gibi süslü palavraları sıralayan ünlü Hollywood yıldızı Morgan Freeman, Star Wars’tan fırlamış gibi ışın kılıçları sallayan dansçılar, paytak paytak yürüyen bedensiz futbol formaları, ardından ellerinde gerçek kılıçlarla bir anda sahaya çıkan ve ne yaptıkları tam olarak anlaşılmayan bir grup adam…

Ve önceki Dünya Kupası maskotlarının geçit törenine yukarıdan salınarak katılan Katar 2022’nin hayalet kılığındaki maskotu La’eeb… Binlerce göçmen işçinin cesetleri üzerinde gerçekleştirilen bir turnuva için daha iyi bir maskot düşünülemezdi doğrusu.

FUTBOL GERÇEKTE NEYİ BİRLEŞTİRİYOR?

Seremoni boyunca bol bol sevgi ve barış mesajları verildi.

“Tek bir yolun olduğu kabul edilirse bu kadar ülke nasıl bir araya gelebilir? Birbirimizden öğrenebilir, farklılıklarda güzellikler bulabiliriz. Hoşgörü ve saygıyla tek bir büyük çadırda, bir Bedevî çadırında birlikte yaşayabiliriz” dedi Freeman.

Törenin sonunda söz alan FIFA Başkanı Gianni Infantino da, “Futbolu kutlamaya hazırlanın, çünkü futbol dünyayı birleştiriyor” diyerek Freeman’ın klişelerle dolu tiradının üzerinden bir kere daha geçti. Birleşmeden kastı neydi acaba? Katar Emiri Şeyh Temim ile Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman’ın arasında oturmak mı? Ya da Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır kavgalı olduğu Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’yle el sıkışması mı?

Gerçekteyse bir araya gelen farklı kültürler falan değildi elbette. Zaten ev sahibi adına ortada söz edilebilecek bir kültür de bulunmuyordu. Katar ile Ekvador’un karşılaşması da değildi söz konusu olan. Olsa olsa, rüşvet ve yolsuzluklarla yozlaşmış bir kurumla insan hakları konusunda sicili berbat bir rejimin buluşmasıydı.

Tarihin en yapay Dünya Kupası’nın ilk golünün yarı otomatik VAR tarafından iptal edilmesi ise hayli ironikti. Bu iptal edilen golün Katar kalesine atılmış olması daha da ironikti. Ama Fenerbahçe’nin formda golcüsü Enner Valencia’nın durmaya niyeti yoktu, yarım saat içinde iki gol daha attı. Aynı şekilde Katar kalecisi Saad Al Sheeb’in de. Hem ofsayt gerekçesiyle iptal edilen golün öncesindeki hem de Valencia’yı düşürüp penaltıya sebebiyet verdiği pozisyondaki hareketleri Dünya Kupası’nda görmeye alışık olmadığımız türden acemilikteydi.

PARA HER ŞEYE YETMİYOR

Katar dün akşam Dünya Kupası tarihinin en zayıf takımı görüntüsündeydi. Oysa Asya şampiyonu olmuşlardı, Altın Kupa’da yarı finale ulaşmışlardı. Ama açıkça görüldü ki, Dünya Kupası için yeterli değillerdi.

Dünya Kupası’nda yer alabilmek, hele ki ev sahipliğini üstlenebilmek beraberinde bir kültür ve gelenek istiyor. Katar’ın elindeyse Şeyh Temim’in gençliğinde futbol oynarken çekilen görüntülerinden başka bir şey yoktu.

Bunu yalnızca sahadaki futbol değil, henüz devre arasında boşalan tribünler de gösteriyordu. Tribünler boşalırken kale arkasında maç boyunca tezahürat yapan bordo tişörtlü Katar taraftarlarıysa dikkat çekiyordu. Ama aslında onlar da Katarlı değildi, Lübnan’dan satın alınarak getirilen profesyonel taraftarlardı.

Nitekim şatafatla gizlenmeye çalışılan bu kültürsüzlük ve geleneksizliğin sonucunda Katar, turnuva tarihinde açılış maçını kaybeden ilk ev sahibi oldu.

Katar’ın bu Dünya Kupası’nı düzenleyebilmek için yaklaşık 250 milyar dolar harcadığı söyleniyor. Bu daha önceki Dünya Kupası ve Olimpiyat oyunlarının toplam maliyetinden daha fazla.

Açgözlü FIFA ve ikiyüzlü Avrupalı ortakları, Dünya Kupası’nı Katar’a sattılar. Parası olanın her şeye muktedir olduğu bir dünyada yaşadığımızı bir an bile unutmamızı istemiyorlar. Ama işte, daha çok parası olanın değil, daha iyi olanın kazanabildiği bir yer hâlâ var elimizde: Yeşil zemin. Etrafı sahtekârlıklarla çevrilmiş olsa da futbol bize gerçekleri göstermekte ısrar ediyor.

Johan Cruyff bir keresinde, “Neden zengin bir takımı yenemeyesiniz ki?” diye sormuştu ve eklemişti: “Ben para dolu bir çantanın gol attığını hiç görmedim.” Dün akşam bir kere daha haklı çıktı.

Kaynak: DUVAR

  • Hakkımızda
  • Künye

 

Başka Bir Denizli… Başka Bir Ülke… Başka Bir Dünya… MÜMKÜN…