CİSST Savunuculuk Koordinatörü Berivan Korkut ve avukat Gülizar Tuncer, Bakırköy Kadın Hapishanesi’ndeki hak ihlalleri anlattı: Yönetmeliğin acilen değişmesi gerek!

*Mücella Yapıcı’ya yapılan kelepçeli muayene uygulaması tüm hapishanelerin sorunu ve bir an önce çözülmesi gerek.

*Hasta mahpuslar tek hücreli araçlarda doktora götürülmek isteniyor. Buna tepki gösteren mahpuslar sağlığa erişim hakkına ulaşamıyor.

*Hapishanelerde Aile Hekimliği uygulaması var. Bu da tedavi hakkına erişememek demek.

Saymakla bitmiyor… Okuduklarınız, hapishanelerdeki özellikle hasta mahpusların yaşadığı sorunlardan bazıları.

Bu sorunlar, Gezi Davası tutuklularından mimar Mücella Yapıcı’ya kelepçeli röntgen filmi çekilmesi, diş muayenesi yapılmasıyla yeniden gündeme geldi.

CİSST Savunuculuk Koordinatörü Berivan Korkut ve avukat Gülizar Tuncer, Bakırköy Kadın Hapishanesi’ndeki hak ihlallerini bianet’e anlattı. Her iki hak savunucusu ilgili yönetmenliğin derhal değiştirilmesi görüşünde.

Korkut: Hapishaneler için kronikleşmiş bir sorun

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST)  Savunuculuk Koordinatörü Berivan Korkut, Mücella Yapıcı başta olmak üzere tüm mahpuslara dayatılan kelepçeli muayeneye şöyle tepki gösterdi:

“Kelepçeli muayene ilgili olarak ilk kez uygulandı gibi algılanıyor fakat kelepçeli muayene, Türkiye hapishanelerinin uzun süredir kronikleşmiş sorunu.

“İnsanlar bu sorunu Mücella Yapıcı’nın yeniden gündeme getirmesiyle öğrendi fakat bizim yıllardır gündemimizde olan bir konu.

“Kelepçeli muayene yüzünden birçok siyasi mahpus kelepçesi açılmadığı için hapishaneye geri dönüyor.  Bu sorun Türkiye hapishaneleri için kronikleşmiş bir sorun.

‘Mahpusların hasta olduğu unutuluyor’

Yönetmeliğinin 123. Maddesi, mahpuslar için kelepçenin hangi durumlarda çıkartılabileceğini ve takılabileceğini açıkça belirtiyor.

MADDE 123- (1) Hiçbir hâlde zincir ve demire vurmak tedbir olarak uygulanmaz. Kelepçe ve bedensel hareketleri kısıtlayıcı araçlar;

a) Çocuk hükümlüler hariç olmak üzere, yetkili makamın önüne getirildiğinde çıkarılmak kaydıyla, sevk ve nakil sırasında kaçmayı önlemek için,

b) Kurum revirinde veya sağlık kuruluşunda hükümlü hakkında uygulanacak muayene, teşhis ve tedavi sırasında, muayene, teşhis ve tedavi işlemlerinin güvenli bir şekilde yerine getirilmesi için zorunlu görülmesi hâlinde cezaevi tabibi veya hekimin talep ve gözetiminde,

c) Diğer kontrol usûllerinin yetersizliği hâlinde hükümlünün kendisine veya başkalarına zarar vermesine veya eşyayı tahrip etmesine engel olmak için kurum en üst amirinin emriyle kullanılabilir.

Kelepçeyi çıkarmayanlar bu yönetmeliğe göre hareket ettiklerini söylüyor.

“Oysa bütün uluslararası sözleşmelere baktığımızda çok ciddi bir tehdit, istisnai bir durum olmadığı sürece kişilerin tedavi edilirken kelepçelerinin çıkartılması ifade ediliyor.

“Türk Tabipler Birliği’nin de bu konuda açıklamaları var. TTB tarafından, eğer doktorların kelepçeyi çıkartmadığı tespit edildiğinde mesleki soruşturma başlatılıyor. Fakat bunu tespit etmek zor olduğu gibi mahpusların bunu ifade etmesi, sonrasında tespit etmesi çok zor.

“Mücella Yapıcı’ya yönelik hak ihlalinde, Diş hekimleri Odası açıklama yayınladı ve yönetmeliğe dayandırdı muayeneyi. Bu biz insanları hasta olarak değil mahpus olarak görüyoruz demek anlamına geliyor.

“Doktorların muayene ettikleri kişinin mahpus olduğunu unutup hasta olduğun hatırlatmalı. Ve özellikle bu yönetmeliğin ailen değişmesi gerekiyor. Yoksa bu sorun Türkiye hapishaneleri için sorun olmaya devam edecek. Bu konuda bize çok sayıda başvuru gelilyor.”

Tuncer: Hasta mahpuslar muayene olaşamıyor

Hasta mahpuslara dair sorunlar gündeme taşınırken sadece ATK kararlarının değiştirilmesi ve infaz ertelemenin değil aynı zamanda sağlığa erişim hakkının da vurgulanması gerektiğini söylüyor. Tuncer, şu önemli noktalara dikkat geçiyor:

“Bakırköy Kadın Hapishanesi’nde kadınlar jinekoloğa dahi gitmek istediklerinde odada bir jandarmanın bulundurulması isteniyor. Kadınlar bu uygulamayı reddettikleri için jinekoloğa gidemiyor.

“Yine bu hapishanede Aile hekimliği uygulaması var. Şu demek bu. Bir doktor haftanın belli saatlerinde,3 veya en fazla 4 saat o hapishanede görev yapıyor.

“Bu kadar kısıtlı zaman orada bulunduğu için mahpuslar öncelikli olan diğer mahpuslara sıra veriyor. Sıra bulana da orada bir şey yapılamıyor hastaneye sevki sağlanıyor fakat bu sefer de tek kişilik hücre şeklinde araçlar var. Mahpuslar o araçlarla da gitmek istemiyor.

“Kadın hasta mahpuslar doktora gittiklerinde kelepçe çıkarmayı reddettikleri için muayene olamadığı gibi zaman zaman kötü muameleye maruz bırakılıyor.”

Ne olmuştu?

Gezi Davası nedeniyle 18 yıl hapis cezasına çaptırılan Mücella Yapıcı, Pazar günü BirGün’de kaleme aldığı yazıda sağlık sorunları için götürüldüğü hastanede kelepçeli bir şekilde muayene edildiğini yazmıştı.

Yapıcı yaşadıkları için şunları söylemişti:

Yaşım ve bazı kronik hastalıklarım nedeniyle, benim ve sevgili avukatlarımın hiçbir talebi olmadan üç kez, kendi isteğimle iki kez olmak üzere cezaevinden hastaneye götürüldüm. Götürülüş nedenimin, yaşım ve hastalıklarım nedeniyle rutin bir uygulama olduğunu mahkûm arkadaşlarımdan öğrendim.

Devletimiz sağ olsun. Bu uygulama nedeniyle üç kez Bakırköy Sadi Konuk Hastanesi’ne, kendi isteğimle de iki kez Beyoğlu Göz Hastanesi’ne ve Okmeydanı Hastanesi’ne diş hastalıkları bölümüne götürüldüm. Tabii ki kelepçeler bileklerimizde…

Genelde acımasızca sürdürülen sağlık politikaları nedeniyle hastaneler çok kalabalık ve hekimler genellikle genç ve deneyimsiz… Mahkûmların yüzlerine pek bakmıyorlar, “Neyin var” deyip işlerini yürütüyorlar.

Tabii ki ellerde kelepçeler, yanı başımızda jandarmalar ve infaz memurları…

Hekim vardığı sonucu veya yapılacak tedaviyi size değil infaz memuruna anlatıyor.

Mücella Yapıcı’nın BirGün’deki yazısının tamamı için tıklayın

Kaynak: Bianet – Evrim Kepenek

 

  • Hakkımızda
  • Künye

 

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.