Jimnastikçi İbrahim Çolak: Ne başardığımı günler sonra anladım – Işıl Çalışkan

Milli jimnastikçi İbrahim Çolak, Artistik Jimnastik Dünya Şampiyonası’nda halka aletinde dünya şampiyonu oldu. Böylece ülke spor tarihine geçen Çolak, “Dünya şampiyonu olduğum o günün akşamında çok sakindim. Belki de farkına varamamıştım. Günler geçtikçe ne kadar güzel bir şey başardığımızı anladım” diyor.

Jimnastikle henüz 5 yaşında eski jimnastikçi amcası sayesinde tanışan İbrahim Çolak, çocukluğunu doya doya yaşayamadığını ifade ediyor. O yaştaki çocuk için yoğun bir programı olduğunu belirten sporcu, jimnastik salonlarında büyüdüğünü anlatıyor. Bugünlere hiç de kolay gelmediğini hatta pes etme noktasına bile geldiğini söylüyor. Ve bir sporcu için aile desteğinin önemini bir kez daha hatırlatıyor Çolak: “Benimle konuşup jimnastiği tekrar sevmemi ve dört elle sarılmamı sağladılar.”

Jimnastik literatürüne ‘The Colak’ hareketi ile geçen sporcu, şu anda ikincisi üzerine çalıştığını söylüyor. 19 yıllık jimnastik kariyerini birçok başarı ile taçlandıran Çolak, en son Artistik Jimnastik Dünya Şampiyonası’nda altın madalya kazandı. Böylece Türkiye jimnastik tarihinde bir ilki gerçekleştirmiş oldu. Milli jimnastikçi o anları şöyle anlatıyor: “Finallerde halka aletinde son hareketimi yaptıktan sonraki sevincim aslında sonunda madalya alabileceğim içindi. Yani, bronz madalya olur diye düşünüyordum. 8 sporcudan 4’üncü sırada yarışıyordum. Notum açıklandı ve direkt birinci sıraya çıktım. Sonrasında benden sonraki rakiplerimi bekledim. En son 2’inci olduğum garantilendi ve içimden dua ediyordum, “Allahım ne olur buraya kadar gelmişken tam olsun, altın madalya olsun” diye… Ve son sporcunun notu açıklandıktan sonra şampiyon olduğumu öğrendim.”

Sporcu ile şampiyonluk deneyimini ve hedeflerini konuştuk.

İbrahim Çolak

Henüz 5 yaşınızdayken tanışmışsınız jimnastikle. Nasıl bir hikayeniz var?

7 Ocak 1995 İzmir, Konak doğumluyum. 2017 yılında Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldum. Şu an İzmir Aliağa Helvacı Ortaokulu’nda öğretmenlik yapıyorum. Ayrıca Şavkar Cimnastik Spor Kulübü’nün sporcusu olarak aktif spor hayatıma devam ediyorum.

Jimnastik sporuna 5 yaşında amcam Erkan Çolak’ın sayesinde başladım. Kendisi eski jimnastikçidir. Ailemde spor yapan ve sporu seven insanlar olduğu için beni de jimnastik sporuyla çok küçük yaşta tanıştırmışlar.

‘ÇOCUKLUĞUMU YAŞAYAMADIM’

Bir röportajında antrenörünüz sizin çocukluğunuzu yaşayamadığınızı söylemiş. Siz ne dersiniz? Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

Evet, çocukluğumu doya doya yaşayamadım diyebilirim. O yaştaki bir çocuk için çok yoğun bir programım vardı ve bu yüzden arkadaşlarımla sokakta çok fazla oyun oynayamadım. Jimnastik salonunda büyüdüm. Yalnızca tatillerde sokakta oyun oynayabiliyordum.

Hiç pes etmeyi düşündüğünüz oldu mu?

Evet düşündüm. Üçüncü sınıfa gidiyordum. Hem jimnastik hem okul gerçekten çok zor oluyordu. Psikolojime çok ağır gelmeye başlamıştı. Aileme bırakmak istediğimi söylemiştim ama onlar beni her zaman olduğu gibi o zaman da desteklediler. Benimle konuşup jimnastiği tekrar sevmemi ve dört elle sarılmamı sağladılar.

Bu sporda en büyük motivasyonunuz nedir?

Her sporcu gibi benim de hedeflerim var. O hedeflere ulaşmak için çalışmak beni motive ediyor. Bu zorlukların sonucunda güzel başarılar elde edince ise en büyük motivasyon oluyor.

Bu günlere gelebilmek için muhakkak birçok şeyden ödün vermişsinizdir. Peki jimnastiğin size kazandırdıkları neler?

Jimnastik sayesinde yaklaşık 35-40 farklı ülkeye gittim. Birçok farklı insan ve kültür gördüm. Bu da kişisel gelişimime çok yardımcı oldu. Küçük yaşta başladığım için jimnastik o yaşta bana özgüven ve cesaret verdi. Bir de disiplinli olmayı öğretti.

‘TARİHTE UNUTULMAYACAK OLMAK GURURLANDIRIYOR’

Cimnastik literatürüne ‘The Colak’ hareketi ile geçtiniz. İkincisi üzerine de çalıştığınızı biliyoruz. Dünya jimnastik tarihine bu imzaları bırak sizin için ne ifade ediyor? Hareketlerde nelere dikkat ediyorsunuz?

Tabii ki de çok mutlu oluyorum. Tarihte ilk olmak unutulmayacağımı hatırlatıyor bana. Bu beni çok gururlandırıyor. Elimizden geldiği kadar iyi başarılar elde edip bizden sonrakiler için birçok kapı açmaya çalışıyoruz.

Evet, ‘The Colak’ hareketinin ikincisini de düşünüyoruz ama henüz sadece düşünme aşamasındayız. Acele etmeden, tane tane yapmaya ve sadece ona odaklanmaya çalışıyorum.

‘DAHA ÖNCE DE İLKLERİ YAŞATTIM’

Artistik Jimnastik Dünya Şampiyonası’na gelelim. Türkiye jimnastik tarihinde bir ilki gerçekleştirdiniz. Neler hissediyorsunuz?

Öncelikle ülkeme, aileme ve Türk jimnastiğine bu sevinci yaşattığım için çok mutlu ve gururluyum. Milli sporcular olarak tabii ki gittiğimiz her müsabakada ülkemizi en iyi şekilde temsil edip, bayrağımızı en yükseklere çıkarmaya çalışıyoruz. Bunu da özellikle Dünya Şampiyonası’nda yapabilmiş olmak beni çok mutlu ediyor. Dünya şampiyonu olduğum an çok sevindim gerçekten ama o günün akşamında çok sakindim belki de farkına varamamıştım. Günler geçtikçe ne kadar güzel bir şey başardığımızı anladım.

Türk jimnastik tarihinde daha önceki ilki yaşattığım şampiyonalar da oldu. 2018 Avrupa ikinciliği, 2019 Üniversite Oyunları ikinciliği ve yine 2018 Akdeniz oyunları şampiyonluğu yaşadım. Bunların hepsi zaten kendi dalında bir ilkti ve tarihe geçti. Ama Dünya Şampiyonası’nı şampiyon olarak tamamlamak bunların hepsinin üstünde bir başarı olduğu için tarihte önemli bir yer edindi diyebilirim.

‘BRONZ BEKLERKEN ALTIN GELDİ’

Öncesinde bu başarıyı bekliyor muydunuz? Nasıl hazırlandınız?

Tabii ki bu yarışmaya madalya almak ve ülkemi en iyi şekilde temsil etmek için gittim. Finallerde halka aletinde son hareketimi yaptıktan sonraki sevincim aslında sonunda madalya alabileceğim içindi. Yani, bronz madalya olur diye düşünüyordum. Bu arada 8 sporcudan 4’üncü sırada yarışıyordum. Notum açıklandı ve direkt birinci sıraya çıktım. Sonrasında benden sonraki rakiplerimi bekledim. En son 2’inci olduğum garantilendi ve içimden dua ediyordum, “Allahım ne olur buraya kadar gelmişken tam olsun, altın madalya olsun” diye… Ve son sporcunun notu açıklandıktan sonra şampiyon olduğumu öğrendim.

Şampiyonaya geçen yılki Dünya Şampiyonası’ndan hemen sonra hazırlanmaya başladık. Aslında tamamen planlı ve programlı bir şekilde antrenman, tatil zamanlarımızı hazırladık ve bunları uyguladık. Tabii ki kolay olmadı, bir sürü kamp yaptık. Antrenman sonlarında kolumu kaldıracak halim kalmıyordu bazen öyle zamanlarım oldu. Ama bu zorlukların karşısında böyle güzel başarılar elde edince tüm bunlar unutuluyor. Hatta “İyi ki o zorlukları yaşamışım” diyorsunuz.

Bir de sizin cümlelerinizle dinleyelim… Nasıl bir yarıştı?

O an biraz gergin ve heyecanlıydım. Yıllardır bu spora emek veriyorum ve olimpiyatlara gidebilmek için tek şansım önümdeki 50 saniyeydi. 19 yıllık bütün emeğimin karşılığında bu 50 saniye hayatımın şimdiye kadarki en önemli anıydı. Alete elim değdiği zaman kendimi antrenmanda gibi hissettim. Çünkü her gün onlarca defa bu hareketleri çalışıyorum ve artık benim için otomatik hale geldi. Heyecanımı bu sayede kontrol edebildim. Bu yarışma anı toplam 45-50 dakika arası sürdü ve sanki rüyada gibi hissediyordum. Son yarışmacıya kadar şampiyon olacağımı fark etmedim bile. Heyecanımı ya da stresi kontrol edebilmemdeki en büyük etken antrenmanlarımda çok çalışmam ve daha önceki yıllarda edindiğim tecrübeler oldu.

.

‘KULİSTE BİZ BİZEYDİK…’

Kuliste ortam nasıldı?

Kuliste ortam gergindi ama rakiplerimin hepsi yıllardır tanıdığım arkadaşlarım aslında. Daha önceki yarışmalarda defalarca yarıştık. Yani biz bizeydik.

Geçen yılki Avrupa Şampiyonası’nda gümüş madalya alarak yine bir ilki başarmıştınız. Ve dünya şampiyonluğu… İlkleri yaşamak ve yaşatmanının sizde nasıl bir sorumluluğu var?

İlkleri yaşatmak çok gurur verici bir duygu ama bu başarıları elde edince üzerimizdeki sorumluluklar artıyor. Küçüklerimiz, bizi daha çok takip ediyor. Elimizden geldiği kadar onlara en iyi şekilde örnek olmaya çalışıyoruz. Bu sebepten hem spor hem özel hayatımızda yaptığımız hareketlere, söylediğimiz sözlere, attığımız adımlara çok dikkat etmemiz gerekiyor.

Bu yıl 4 sporcu jimnastikte olimpiyat hakkı kazandı. Ferhat Arıcan, Nazlı Savranbaşı, Ahmet Önder ve bu şampiyonlukla siz de kota aldınız. Bu oldukça iyi bir sayı. Türkiye’nin jimnastikte bu noktaya gelmesinin ardında yatan sebepler neler?

Biz çok çalışıyor ve inanıyoruz gerçekten ama bu noktaya gelmemizdeki en büyük etken Federasyon Başkanımız sayın Suat Çelen. Kendisi eski milli jimnastikçi. Sporculuk yıllarında yaşadığı sorunları bizim yaşamamamız için elinden geleni yapıyor. Biz sorunu söylemeden o çoktan çözüm üretmiş ve yapmış oluyor. Bu yüzden Federasyon Başkanımıza da çok teşekkür etmek istiyorum. Hedeflerimiz var. En büyük hedefimiz olimpiyatlara katılıp madalya almak. Bu hedefimiz için birbirimize inanıyor ve çok çalışıyoruz.

‘DURDURUP FOTOĞRAF ÇEKTİRMEK İSTİYORLAR’

Bu başarılar sonucu hak ettiğiniz değeri gördüğünüzü düşünüyor musunuz?

Türkiye’de amatör sporlara çok fazla ilgi olmuyor ama aldığımız başarılardan dolayı daha çok insan jimnastiği tanıdı ve bilinçlendi. Bu şampiyonluktan sonra sosyal medyada çok güzel yorumlar paylaşımlar yapıldı. Dışarıda görenler tebrik ediyor, fotoğraf çektirmek istiyorlar. Buna hiç alışık değilim ama mutlu oluyorum ve mümkün olduğu kadar kimseyi kırmamaya çalışıyorum.

Olimpiyat ve sonrası hedefleriniz neler?

Her sporcunun başarmak istediği hedefler; Avrupa Şampiyonası’nda, Dünya Şampiyonası’nda ve Olimpiyat Oyunları’nda madalya kazanmaktır. Ben Avrupa ve dünyadaki hedefimi gerçekleştirdim ve artık sırada Olimpiyat Oyunları var. Dünya Şampiyonası’nda aldığım bu başarıyı Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları’nda da tekrar etmek için daha sıkı ve ciddi bir şekilde çalışacağım. İnanıyorum ki takım arkadaşlarımla beraber olimpiyatlarda da güzel sonuçlar elde edeceğiz. Sonraki hedefim 2024 Olimpiyat Oyunları’na katılmak ve o zamana kadarki Avrupa ve dünya şampiyonalarında ülkemi en iyi şekilde temsil edip madalya almak.

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir