İsyandan Bilderberg’e Selahattin Beyazıt’ın vefatının hatırlattıkları… – Roj Girasun

1969 – 1973 ve 1975 – 1979 yıllarında kulübümüzün başkanlığını yapmış olan, 3597 sicil numaralı Divan Üyemiz Sayın Selahattin Beyazıt’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Başkanımıza Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve camiamıza başsağlığı dileriz.”

Galatasaray Spor Kulübü, dün sabah yayınladığı bu mesajla 91 yaşındaki eski başkanlarından işadamı Selahattin Beyazıt’ın vefatı haberini duyurdu.

Selahattin Beyazıt başkanlığındaki Galatasaray üç lig şampiyonluğu, iki TSYD Kupası, iki Federasyon Kupası ve iki Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı müzesine götürmüştü.

Galatasaray için Selahattin Beyazıt’ı efsane yapan esas olay ise yönetimi altında kazanılan bu başarılardan ziyade, 1971 yılında “Burada inek mi otlatacaksınız” eleştirilerine kulak vermeden alıp kulübe bağışladığı Riva arazileri oldu.

Bugün satışından 300 milyon dolar elde edilmesi beklenen bu araziler, “Galatasaray’ın geleceğini kurtaran proje’’ olarak da adlandırılıyor.

Selahattin Beyazıt daha 37 yaşındayken, 1969 yılında mezun olduğu lisenin kulübüne başkan olmuştu.

Onu genç yaşta kulübün başkanlığına taşıyan Türk sanayisinin önde gelen isimlerinden biri olmasıydı.

Fakat başarılarla dolu bu “beyaz Türk” hikayesindeki bir bilgi çok az kişinin dikkatini çekti.

Selahattin Beyazıt’ın 1931 Doğubeyazıt doğumlu olması…

Bu hikayenin arkasında Türkiye yakın tarih anlatısında da çok az bahsedilen bir isyan vardı.

1925’te bastırılan Şeyh Sait İsyanı, genç cumhuriyete karşı başlatılan Kürt isyanlarının sonuncusu olmayacaktı.

1925’i takip eden yılın hemen ardından 1926’da bu kez Ağrı’da bir Kürt isyanı başlamıştı.

İsyan ancak 1930 yılının sonunda bastırılmıştı.

Bu isyanın 1929 dünya buhranına denk gelmesi sebebiyle yapılan harcamalar devleti özellikle ekonomik anlamda zor durumda bırakmıştı.

İsyanın önderliğini yapan isimlerden bazıları İran’a sığınmış bir kısmı idam edilmişti. Bastırılan isyan sonrasında yine Şeyh Sait İsyanı sonrası çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu’na benzer yeni kanun ve uygulamalarla isyan ile ilişkili olduğu düşünülen aileler de sürgüne gönderilmişti.

Bu isyanın öncülerinden görünen İbrahim Ağa’nın ailesi de sürgün edilenler arasındaydı. Daha sonra soyadı kanunuyla Doğubeyazıt’ın adından gelen Beyazıt soyadını alan İbrahim Ağa’nın ailesinden Mehmet Beyazıt da çocuklarını alarak 1930’ların başında İstanbul’a geldi.

Bir rivayete göre Mehmet Beyazıt, İstanbul’a iki tenekeye doldurulmuş altınlarla gelmişti.

Ağrı İsyanı’nın liderlerinden İbrahim Ağa’nın ailesinden Mehmet Beyazıt’ın küçük oğlunun adı Selahattin’di.

Selahattin Beyazıt…

Selahattin Beyazıt, Galatasaray Lisesi’ni bitirdi. Askerliğini Ankara’da yedek subay olarak yapması 2. Dünya Savaşı’nın sonrasına denk gelmişti.

Savaşın sonunda Sovyet tehdidi yüzünden NATO ve ABD’yle yakınlaşan Türkiye’ye, diğer Avrupa ülkelerine olduğu gibi ABD’den Marshall Yardımları gelmeye başladı.

O dönem Marshall yardımlarını takip etmek için Ankara’ya defalarca kez gelen Amerikalı ekonomist Max Thornburg’ın tercümanı çok iyi derecede İngilizce bilen Selahattin Beyazıt’tı.

Bu görevlendirme Selahattin Beyazıt’ın hayatının kalan kısmında bir dönüm noktası oldu. Demokrat Parti kadroları ile yakın ilişkiler geliştirdi, bir dönem Başbakan Adnan Menderes’in özel kalem müdürlüğünü yaptı.

Ağrı İsyanı’nda sürgün edilen bir isyancı liderin torunu olan Selahattin Beyazıt’ın Demokrat Parti ile yakınlaştığı yıllarda Demokrat Parti’nin listelerinde tek parti dönemiyle kavgalı Kürt liderler ve aşiretlerinin temsilcileri vardı.

1931 Ağrı İsyanı’na katılmış, isyanda dağda yaşamış Halis Öztürk, Erzurum’dan Şeyh Said’in torunu Abdülmelik Fırat, Elazığ’dan Suriye’ye göç edip, Suriye KDP’sini (Suriye Kürdistan Demokrat Partisi) kurmuş Nurettin Zaza’nın kardeşi Suphi Ergene, sürgün edilmiş Şeyh Abdülbaki Küfrevi’nin oğlu Kasım Küfrevi, Muş Oxîn şeyhlerinden Giyaseddin Emre, Bitlis’ten Şeyh Selahaddin İnan (Kamran İnan’ın babası), Urfa’dan Ömer Cevheri (Necmettin Cevheri’nin babası), Diyarbakır’dan Ensarioğlullarından Celal Yardımcı, Bucaklardan Mustafa Remzi Bucak, Mardin’den Bahaddin Erdem (Zeynel Abidin Erdem’in amcası) gibi uzun yıllar bölgede kuşaklar boyu siyaset yapacak aileler DP listelerinden Meclis’e girmişti.

1969’da kulüp başkanlığına seçildiği Galatasaray’ın devlete isyan sonrası sürgüne gönderilmiş bir ailenin torunu olan ise ikinci başkanıydı.

1940-1942 yılları arasında Galatasaray Spor Kulübü başkanlığı yapacak Tevfik Ali Çınar, Osmanlı’ya karşı isyan sonrası önce Girit’e sonra İstanbul’a gönderilen Botan Emiri Bedirhan Bey’in torunuydu.

Türkiye’de bugün komplo teorilerinin merkezindeki Bilderberg ile ilişkileri 1960’lı yılların başında başlayan Beyazıt, 1972-1992 yılları arasında Bilderberg’in Türkiye temsilciliğini yürüttü, 20 yılın sonunda bu görevini Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Suna Kıraç’a devretti.

1975 yılından Çeşme Altınyunus’ta yapılan Bilderberg Toplantısı, Selahattin Beyazıt’ın ısrarlı isteği üzerine gerçekleştirilmiş, katılımcıların isimleri bizzat Beyazıt tarafından belirlenmişti.

Bu toplantıya Süleyman Demirel, Başbakan Bülent Ecevit, İhsan Sabri Çağlayangil, Turhan Feyzioğlu, İhsan Doğramacı ile birlikte NATO Genel Sekreteri Joseph Luns, Dünya Bankası Başkanı Robert McNamara da katılmıştı.

Katılan yüze yakın erkek arasında sadece iki kadın üye bulunmaktaydı: İktisatçı Prof. Dr. Gülten Kazgan ve o günlerde bir Avam Kamerası parlamenteri olan Margaret Thatcher.

Dünyayla bu güçlü ilişkilerinin de yardımıyla Selahattin Beyazıt, Leyland kamyonlarının ve Shell Petrol Şirketi’nin Türkiye temsilciliğini yaptı, Kasım 2004’te Türk Pirelli A. Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı devraldı. Hayatının sonuna kadar Galatasaray Divan Kurulu üyeliği yaptı.

Yakın çevresi dışında çok az kişi Kürt olduğunu ve bir Kürt İsyanı yüzünden sürgün edilmiş bir aileden geldiğini bildi.

Ama Kürt kimliğini de saklamadı.

90’larda henüz 13 yaşındayken babasının Ankara’daki lokantasında Selahattin Beyazıt’la karşılaşan yazar Uğur Nazlıcan o günü çok iyi hatırlıyor: “Benim İngilizce biliyor olup Kürtçe bilmeyişime çok kızmıştı. ‘Böyle olmaz, Kürtçe’yi öğrenmelisin’” diyerek ilave etmişti Beyazıt, “hatta bir ara Fransızca’yı da öğren, Kürtçe’yle çok örtüşür.”

Bu aralar Kürtler neden çocuklarının okullarda seçmeli ders olarak Kürtçe’yi seçmesi için seferber oldu sorusunun cevabı biraz da Selahattin Beyazıt’ın 91 yıllık hikayesinde saklı.

O şarkıda söylendiği gibi “ayrılık da sevdaya dahil” ya da isyancılar da bu ülkenin hikayesinin bir parçası…

Kaynak: MEDYASCOPE

İlginizi çekebilir