İstanbul Sözleşmesi Raporuna pandemi bahane

İstanbul Sözleşmesi’nin etkin bir şekilde uygulamaya girmesi için Meclis’teki komisyonun raporunu sunması gerekiyor ancak rapor, pandemi öne sürülerek henüz açıklanmadı

Ülkede her gün neredeyse 4 kadın katledilirken, kadına yönelik şiddeti önleme konusunda bağlayıcılığa sahip ilk uluslararası sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nin etkin uygulanması yönündeki çağrılar devam ediyor. Bu anlamda gözler, Sözleşme’nin uygulanması ve izlenmesi amacıyla Meclis çatısı altında kurulan ve görüşmeleri 12 Şubat 2020 tarihinde sona eren İstanbul Sözleşmesi’nin Etkin Uygulanması ve İzlenmesi Konulu Alt Komisyonu’na çevrildi. Ancak Meclis Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) bünyesinde 2018 yılı sonunda kurulan söz konusu alt komisyon, görüşmeleri bitmesine rağmen henüz raporunu açıklamış değil.

Komisyon, gecikme sebebi olarak pandemi gerekçesini gösterirken, AKP’li Komisyon Başkanı Canan Kalsın 16 Temmuz 2020 tarihinde görevinden alınarak, yerine AKP Edirne Milletvekili Fatma Aksal getirildi. Komisyonda yer alan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Mezopotamya Ajansı’na komisyonun çalışmalarına dair değerlendirmelerde bulundu.

Çalışma var rapor yok

Komisyonun iki yıl boyunca baro, yargı mensupları ve kadın örgütlerini dinlediğini hatırlatan Kerestecioğlu, tüm katılımcıların sözleşmenin etkin uygulanması yönünde hemfikir olduğunu söyledi. Komisyonun raporlama aşamasında olduğuna dikkati çeken Kerestecioğlu, raporlamanın çok geciktirildiğini söyledi.

Komisyon çalışmaları boyunca verimli tartışmalar yürüttüklerini kaydeden Kerestecioğlu, “Daha kapsayıcı olabilirdi. Daha çok alan ziyareti yapabilirdik. Bu anlamda eksik kaldı. Örneğin; Mor Çatı ve kadın örgütlerini dinledik ama mülteci ve göçmen kadınların neler yaşadığını gidip yerinde görebilirdik. Buralarda hep bir set var, bir şeyler gizleniyor. Şiddeti, ancak bu gizliliği ortadan kaldırmak ve şeffaf olmakla önleyebiliriz” değerlendirmesinde bulundu.

Daha kapsamlı çalışma gerekli

Kadına yönelik şiddetin türlü biçimleri olduğuna vurgu yapan Kerestecioğlu, kadınları çalışma hayatında, hastanede, eğitim kurumlarında ziyaret edip gözlemlenebileceğini, ancak bunların yapılmadığını ifade etti.

Kerestecioğlu, “Bugün önemli olan raporlanan ve biten bir komisyon çalışması değil, KEFEK’in başka mekanizmaları daha sıkı çalıştırıp denetimi de sağlayarak alan çalışmaları yapması lazım. Sadece Avrupa ilişkileri ve fonlarıyla yapılan toplantılar değil, sözleşmenin etkin uygulanıp uygulanmadığını alan çalışmalarıyla denetlemeliyiz. Her kurumun iç denetimini sağlaması lazım. Aynı zamanda Meclis içerisinde de toplumsal cinsiyet eşitsizliği üzerine eğitimlere ihtiyaç var” diye belirtti.

Kadınlara yardım hattı olmalı

İstanbul Sözleşmesi’nin etkin uygulanması gerektiğini yineleyen Kerestecioğlu, kadınların uğradıkları şiddeti duyurabilecekleri bir telefon hattı olması gerektiğini belirterek,  Alo 183’e her şeyi kapsadığını, kadına şiddete özel bir yardım hattının olması gerektiğini ve buralarda yine kadınların görev yapması gerektiğini vurguladı.

Kadın Acil Destek Uygulaması’na (KADES) ilişkin ise Kerestecioğlu, “MEB’in ‘online eğitim yapıyoruz’ deyip çocuklarda tablet olmaması gibi bir durum. Yani kadınların hepsinin akıllı telefonu var mı? Olanı var, onlar için iyi bir uygulama ama olmayanları da buna eriştirmek lazım” ifadelerini kullandı.

Kendi yolumuzdan yürümeliyiz

Bir yandan sözleşmeye dair Meclis’te kurulan komisyon varken diğer taraftan sözleşmeye dair karşı söylemler üretilerek kadın mücadelesine set vurulmaya çalışıldığına vurgu yapan Kerestecioğlu, “Ama biz, kendi yolumuzda yürümeliyiz. Bazen biz de reaksiyonel siyaset yapıyoruz. Buna gerek yok. Kendi hatlarımız, yollarımız, inisiyatiflerimiz var” diye belirtti.

Sistemi değiştirecek olan bizleriz

İktidarın kadın politikalarını “düşman ve ayrımcı” olarak nitelendiren Kerestecioğlu, buna karşı kadın mücadelesinin güçlendiğine dikkat çekerek, şöyle devam etti: “Kadınların güçlenmesi erkeklerin hoşuna gitmiyor. Bu sadece bireysel erkekliklerle temsil edilen bir durum değil. Erkeklik; bazen orduyla, militarizmle, devletle bazen de yargı mekanizmasıyla temsil ediliyor. Ama kadınlar, mücadele etmeye devam etti ve ediyor. Bu mücadeleyi sürdürmekte kararlıyız. Çünkü bize bu sistem içinde dayatılan bir dünyada yaşamak çok mümkün değil. Bunu değiştirmemiz, dönüştürmemiz gerektiğine inanıyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi bu sistemle mümkün değil, bu sistemi değiştirecek olan da yine bizleriz.”

Kerestecioğlu, Meclis’te de sokakta da kadın dayanışmasına ihtiyaç olduğunun altını çizdi.

Kaynak: Yeni Yaşam

İlginizi çekebilir