İşçi sağlığı ve güvenliği, hasta güvenliği demektir

Hasta Güvenliği ile İşçi Sağlığı ve Güvenliği arasında bağlantı ne yazık ki, iki hastanın yaşamıni yitirmesi ile bir kez daha gözler önüne serildi.

Gaziantep’teki Özel NCR Hastanesi’nde sabaha karşı yangın çıktı. Yangında 2 kişi yaşamını yitirirken, 5 hastane çalışanı da dumandan etkilendi. Hastanedeki 80 hasta ile 5 personel, kentteki çeşitli hastanelere sevk edildi. Olay, saat 04:00 sıralarında, Mücahitler Mahallesi’nde bulunan NCR International Hospital ‘da meydana geldi. Şehitkamil ilçesinde bulunan hastanede çıkan yangında servisler, yoğun dumanla kaplandı. Yangın ihbarı üzerine hastaneye sevk edilen itfaiye ekipleri, alevlere müdahale ederken, AFAD görevlileri ise hastaları tahliye etti. Ekiplerin müdahalesiyle söndürülen yangında, tahliye sırasında yoğun bakım ünitesinde tedavi gören hastalardan Mehmet Örün ve Mehmet Turgut yaşamını kaybederken, 5 hastane çalışanı da dumandan etkilendi. Hastanedeki 45’i bebek 80 hasta ile 5 personel, ambulanslarla kentteki çeşitli hastanelere götürüldü.

Anadolu Ajansı’nın haberine göre yangın, hastanenin bodrum katındaki enerji depolama odasında, aşırı ısınmadan dolayı çıktı.

26 Mayıs 2009’da Bursa Şevket Yılmaz Hastanesi’nde çıkan yangın sonucu, yoğun bakım ünitesinde tedavi gören 8 hastanın yaşamını yitirmesinden ders alamayan bir ülke olarak hastanelerdeki “İşçi Sağlığı ve Güvenliği” ve “Hasta Güvenliği” hizmetlerindeki yetersizlik nedeniyle insanlarımızı kaybetmeye devam ediyoruz.

İşçi sağlığı ve güvenliği, hasta güvenliği demektir

İşçi Sağlığı ve Güvenliği hizmetlerinin hasta güvenliği açısından da büyük önem taşıdığını bu acı tablo ile bir kez daha yaşamış olduk. Taksim İlk Yardım Hastanesi yangınını ucuz atlatmıştık, can kaybı yaşanmamıştı. Bu kez öyle olmadı, korktuğumuz başımıza geldi. Siyasihaber sitesinde mayıs ayında “Hastaneler alev alev: 2005-2018 arasında 98 hastane yandı” diye haberleştirerek hastane yangınlarına dikkat çekilmişti (http://siyasihaber3.org/hastaneler-alev-alev-2005-2018-arasinda-98-hastane-yandi).

Yazıda, İşçi Sağlığı ve Güvenliği hizmetlerinin yetersizliğine yer verilmişti. Yüz binlerce sağlık çalışanının hizmet ürettiği, milyonlarca yurttaşın hizmet aldığı hastanelerimiz yangınlara karşı ne kadar güvenli? Bunun, sağlık emekçileri olarak işçi sağlığı ve güvenliği hizmetleri ve hastalar olarak hasta güvenliği çalışmaları ile ilgisini gözler önüne serebiliyor muyuz? soruları kamuoyu ile paylaşılmıştı.

Dahası Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) İş Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişleri 2016 yılında 267 özel hastanede teftiş gerçekleştirmiş ve bir rapor yayınlamıştı. Bu raporda şunlar dile getirilmişti:

“Yapılan teftişlerde işçi sağlığı ve iş güvenliği yönünden de aykırılıklar belirlendi. İşyerlerindeki kompresörün, paratoner tesisatının, elektrik tesisatının, topraklama tesisatının ve sulu yangın söndürme sistemlerinin periyodik kontrollerinin yapılmadığı tespit edilirken, ‘işverenlerin, iş ekipmanları ve kullanımına yeterli önemi vermediği anlaşılmaktadır’ diye teftiş raporuna not düşüldü. İşyerlerinin acil çıkış yollarında engellerin bulunduğu, kaçak akım rolelerinin bulunmadığı görüldü.”

Raporun tümü için: https://www.csgb.gov.tr/media/6966/ozelhastanedegerlendirmeraporu_tum.pdf

Bu rapor ile ilgili haberler “Özel Hastanelerde Ölümüne Çalışma” başlıkları ile basına yansımıştı. Rapor, hastanelerdeki İşçi Sağlığı ve Güvenliği hizmetlerini tüm çıplaklığı ile ortaya koymuştu. Raporu yayımlayan Bakanlık olsa da hala önlem alınmamış olması düşündürücü.

Ölümüne çalıştırma, Türkiye’de tüm çalışma rejimine sirayet etmiş durumda. Uyarılara ve teftişlere rağmen Türkiye, hala işçi cinayetleri ile karşı karşıya. 2017 yılında 2.006 insanımızı işçi cinayetlerine kurban vermiştik. 2018’in ilk beş ayında da 754 işçi cinayeti yaşandı. Gaziantep’te işçi cinayetlerinin, sadece işçileri tehdit etmediğini, vatandaşlara da doğrudan etki edebileceğini bir kez daha gördük. 2009 yılındaki Bursa Şevket Yılmaz Hastanesi yangınında kaybettiğimiz 8 insanımıza, 2 insanımız daha eklenmiş oldu.

Bu ölümlerin arkasında, güvencesizleşen emek rejimi yatıyor. AKP döneminde tüm kazanımları bir bir elinden alınan işçi sınıfı, tamamen güvencesizleştirilmiş ve sömürü derinleştirilmiştir. Güvencesizleştirme politikalarından İşçi Sağlığı ve Güvenliği hizmetleri de nasibini almıştır. AKP döneminde İşçi Sağlığı ve Güvenliği hizmetleri taşeronlaştırılmış, “mış gibi” yapılır hale getirilmiştir. Böylelikle iş yerleri adeta birer saatli bombaya dönüştürülmüştür… Patronların karı, işçinin ve vatandaşın sağlığından daha önemli hale getirilmiştir. Gaziantep’teki hastane yangını da bu büyük fotoğrafın bir parçasıdır, ne yazık ki.

İlginizi çekebilir