İş görüşmesi için gittiği yerde tecavüze uğradı: Ben yok sayılan ekonomik krizin sonucuyum

Saldırı sonrası kaçarak sığındığı kafede ve emniyette de psikolojik saldırıya maruz kaldığını anlatan 24 yaşındaki kadın: ‘Namusunu kirleteceğine keşke ölseydin, öldürseydin’ dediler…

“Ben bu ülkede reddedilen yok sayılan ekonomik krizin bir sonucuyum. Geçim sıkıntısı ve ‘yok’ dedikleri işsizlikle uzun zamandır mücadele ediyorum. Bu ekonomik krizden faydalanan bu tarz sapıklar da bunun sonucu…”

Bu sözler, uzun zamandır işsizlikle mücadele eden 24 yaşındaki oyuncu ve performans sanatçısı A.Ç.’ye ait. Genç kadın, iş bulma umuduyla gittiği İstanbul Sancaktepe’deki iş görüşmesinde tecavüze uğradı.

Ekonomik kriz ve Coronavirus (Covid-19) salgını nedeniyle bir yıldan uzun bir süredir işsiz olduğunu söyleyen A.Ç, bir süre önce kendi girişimiyle özel bir atölye açtığını anlattı. Daha sonra pandemide sorun yaşayan tüm sanatçılarla bir araya gelerek çözüm üretebilecekleri bir yer olmasına karar verdiklerini söyleyen A.Ç, hem bu yerin kira, fatura masraflarını karşılamak hem de yaşamını idame ettirebilmek için sosyal medya ağı Facebook’taki iş ilanları grubundan iş arayışında bulunduğunu belirtti.

A.Ç., emlakçı olduğunu ileri süren fail E.T.’nin iş ilanını böyle gördüğünü ve E.T.’nin sosyal medyadan kendisine “İşler artık çok yoğunlaşmaya başladı. Ofiste duracak bir kişiye ihtiyacım var. Telefonlara bakacak, not tutacak birini arıyorum. Çünkü sahada çalışıyorum. Vereceğim ücret 3 bin 500 lira” şeklinde bir mesaj attığını kaydetti.

‘HANGİ EMLAK DİYE SORDUM AMA…’

Ofisin Sancaktepe’de olduğunu aktaran A.Ç, fail E.T.’ye birkaç kez emlak ofisinin ismini sorduğunu ancak E.T.’nin bu soruyu geçiştirdiğini ifade ederek, “Birkaç kez ‘hangi emlak’ diye sordum ama karanbole gitti sorular. Aradığımda yanında birileriyle konuşuyordu. Pazartesi onunla tekrar iletişime geçtim. Nasıl geleceğimi anlattı,  gittim” dedi.

Sancakpete Kaymakamlığı önünde E.T ile buluştuklarını söyleyen A.Ç, ofisin, elektriği ve tabelası olmadığını fark ettiği an bundan şüphelenerek sorular sorduğunu ama E.T.’nin bunları geçiştirdiğini söyledi.

‘BAHÇELİ Mİ CUMALİ Mİ DESELER, CUMALİ DERİM…’

Çukur dizisindeki Cumali karakterini çok sevdiğini söyleyen E.T.’nin ‘Hatta Devlet Bahçeli mi, Cumali mi diye sorsalar; Cumali diyeceğini’ dile getirdiği belirtti.

Ofis olarak gösterilen yere geçtikten sonra E.T.’nin “Çayları da alıp gel öteki tarafta koltuklar var orada otur dedi. Bekliyorum ki masanın arkasına geçsin. Hani normal bir iş görüşmesine dönsün” diye anlatan A.Ç., daha sonra E.T.’nin ‘Burada abi kardeş, aile gibi oluyoruz’ dedikten sonra kendisine saldırdığını söyledi.

Cinsel saldırıya direndiğini anlatan kadın, E.T.’nin kendisinin boğazını sıkarak ve ‘Beni sinirlendirme, öldürürüm seni, buradan çıkamazsın’ diyerek cinsel saldırıyı gerçekleştirdiğini söyledi.

Saldırganın, cinsel saldırı sonrası ofisin gerçek bir ofis olmadığını itiraf ettiğini belirten genç kadın, saldırganın cinsel saldırı anını da fotoğraf ve videolarla kaydettiğini aktardı.

‘SARIGAZİ BENİM, SENİ BANA KİM YÖNLENDİRDİ BİR BİLSEN…’

Yaşadıklarının çok zor şeyler olduğunu dile getiren genç kadın, “Öyle şeyler var ki tamamen ‘rıza varmış’ gibi görünen, tabancayla belki yaptırılan. Böyle o kadar çok şey duyuyordum ki… Buna maruz kaldım. Kesinlikle başka bir şiddet. Ne psikolojik ne fiziksel; bunun adı yok. Tamamen çaresiz bırakıldığın bir an…” diye konuştu.

Saldırgan erkeğin kendisine “Sarıgazi benim. Zaten seni de bana biri yönlendirdi. Kim yönlendirdi bir bilsen” deyip güldüğünü anlatan kadın, saldırganın telefonuna el konulduğu için incelenmesini umut ettiğini söyledi.

‘BU BENİM GERÇEK DÜKKANIM DEĞİL’

Saldırganın kendisine gülerek ‘Yarın geldiğinde Kaymakamlığın üst tarafına gelirsin’ dediğini aktaran A.Ç., saldırganın kendisine, cinsel saldırının düzenlendiği ofisin gerçek bir ofis olmadığını söylediğini ve “Burada ben arkadaşlarımla takılıyorum” diye itiraf ettiğini kaydetti.

‘ELİNDEN KURTULUP KOŞARAK KAÇTIM’

Yaşadıklarının hepsini emniyette anlattığını dile getiren A.Ç., saldırganın bir boşluk anından yararlanarak elinden bir şekilde kurtulup dışarı çıkarak koşarak kaçtığını anlattı.

‘KAYMAKAMLIĞA DOĞRU KAÇTI’

Kaçtığı sokakta bir kafeye girdiğini ve E.T’yi işaret ederek maruz kaldığı saldırıyı kafede bulananlara anlattığını dile getiren genç kadın, bu sırada saldırgan E.T’nin kaymakamlığa doğru kaçtığını söyledi.

‘KEŞKE O AN HEMEN BAĞIRSAYDIN’

A.Ç, kafede bulunanların fail E.T hakkında, “Ne oldu diye soruyor herkes. Saldırıya uğradım. ‘O giden mi dediler’, ‘Evet’ dedim. Keşke ‘O an hemen bağırsaydın. Orası zaten pislik dolu, onlar oraya sabah gelip akşam gidiyor’ dediler” dedi.

‘NAMUSUNU KİRLETECEĞİNE KEŞKE ÖLSEYDİN’

Sığındığı kafede başından geçenleri anlattığı bir kadının da kendisine yönelik sözlerinden üzüntü yaşayan genç kadın “Ben kafede otururken su verdiler. Polisi aramamı söylediler. Polisi aradım. Bir kadın çalışan erkekleri gönderdi. Kadın bana kaç yaşında olduğumu sordu. ‘Evli misin, bekar mısın? gibi sorular sorup aklınca namusumu ölçmeye çalışıyordu. Lavaboya çıkardı beni. Kadına, ‘beni öldürecek diye çok korktum’ diye anlatırken kadın da bana, ‘namusunu kirleteceğine keşke ölseydin, öldürseydin’ dedi” ifadelerini kullandı.

‘EMNİYET BANA HUKUKÎ HAKLARIMI SÖYLEMEDİ’

Genç kadın daha sonra polislerin geldiğini, sokağın, ofisin fotoğraflarını çektikten sonra önce hastaneye darp raporu almaya, ardından da Sancaktepe Emniyet Müdürlüğü Aile içi Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Bürosuna götürüldüğünü anlattı.

‘DOKTOR TECAVÜZ VAR MI DİYE SORDU, POLİS ‘YANİ…’ YANITI VERDİ’

A.Ç, götürüldüğü emniyette aralarında kadınların da olduğu polislerin tavrının da çok ilgisiz ve duyarsız olduğunu belirterek, karakolda yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Ben yine ağlama krizine girdiğim için pek konuşacak halde değildim. Doktor polise dedi ki ‘tecavüz var mı?’. Polis “yani..” falan yaptı böyle. Ben dedim tecavüz var. Doktorda “boğazımı sıkmak suretiyle darp” yazmış. Muayene etmemişti oysa ki. Bayılmak üzereydim. Kim kimi boğazını sıkarak darp eder? Bu öldürmeye çalışmaktır apaçık. Sonra emniyete gittik. Durumu yönetecek bir durumda değilim. Emniyette bir kadın polis beni aldı.”

‘POLİS HUKUKİ HAKLARIMI ANLATMADI, MESAİSİ BİTMİŞ, ÇABUK OLMAMI SÖYLÜYORDU’

“Bana hukuki haklarımı bildirmeden –avukat talep edebilirdim, psikolog eşliğinde ifade verebilirdim vb- direkt ifademi yazmaya başladı. Beni konuşturuyor ve hızlı bir şekilde, yazım hatalarıyla dolu yazıyor. Mesaisi bitmiş, çabuk olmamı söylüyordu. Şok anında yanımda bir avukat olması, bir psikoloğun olması bunlar önemli şeylerdi. Bu haklarımın olduğunu bilmeme rağmen o an düşünemedim. İfademi aldıktan sonra çamaşırımı istedi. Bir poşete koydu. Delil olarak dosyaya ekledi. Sonra muayeneye götürüldüm.”

NE YAPMASI GEREKTİĞİ BİLGİSİNİ TELEFONLA ARADIĞI BİR AVUKATTAN ÖĞRENMİŞ

Yardım için başvurdukları bir avukatın kendisini süreçle ilgili bilgilendirdiğini anlatan genç kadın, avukatın kendisine yaşanılan saldırının “öldürmeye teşebbüs” suçu olduğunu ve adli tıp raporu alınması gerektiği bilgisini verdiğini söyledi. 24 yaşındaki kadın, sonrasını şöyle anlattı:

‘POLİS ADLİ TESPİT İŞLEMLERİNDE ACELE EDİYORDU, ‘NE KADAR SÜRECEK DAHA’ DİYE SÖYLENDİ’

“Doktora girdim. Kanımı aldılar, muayenemi yaptılar. Bio-kimya, DNA, sperm gibi şeylerin tespiti için. Burada bir sıkıntı yaşamadım. Ama polisler sürekli ‘ne kadar sürecek bu daha, hadi artık 2 saat mi?’ diye söylendi” diye konuştu.

‘DARP RAPORUNUN BİR ÖRNEĞİNİ İSTEDİK, VERİLMEDİ’

Sancaktepe Emniyet Müdürlüğü’nde darp raporunun bir örneğini istediğini söyleyen A.Ç, polisin raporu savcılıktan alabileceğini söyleyerek vermediğini aktardı. A.Ç, “‘Savcılığa gitti, oradan alabilirsin artık’ deyip vermediler. Daha sonra evimin olduğu semte dönünce hastanede de bize bir polis eşliğinde gelmemizi, karakola gidip bir şikayet dilekçesiyle gelirseniz belki o şekilde darp raporu alabileceğimiz söylendi.  Ama ben artık günün sonunda çok kötüydüm. Bana polis “aç mısın, susuz musun” diye sormadı. Çok açtım, kan şekerim düşmüştü. Direkt benim yanıma gelmiş olan arkadaşımın evine geldik. Aileme anlattım her şeyi. Destekçim oldular bu konu da” şeklinde konuştu.

‘POLİSİN YAPMASI GEREKENLERİ KENDİ İMKANLARIMLA YAPTIM’

A.Ç, ertesi gün sabahı hemen bir avukat bulduğunu ve onun yönlendirmesiyle daha sonra Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne gittiğini belirterek, polisin yapması gerekenleri kendi çabasıyla yaptığını anlattı:

“Mesai saatleri dışında dahi olsa çok güzel ilgilendiler benimle. Hem uzman hemşire hem uzman doktor hem de asistan doktor. Dişimden örnekler alındı. Vücudumdaki dokuz ya da 10 tane ezik tespit edildi. Olayı ayrıntılı bir şekilde anlattım onlara. Benden o gün üzerimde bulunan kıyafetleri istediler. Polisin yaptırması gereken her şeyi ben kendi imkanlarımla yaptırmış oldum. Ertesi gün tekrar hastaneye gittik. Kıyafetleri, montu verdim. Eşyalarımın hepsi Anadolu Başsavcılığına avukatım tarafından gönderildi.”

‘EMNİYETTEN BENİ GÖRÜNTÜLÜ ARADILAR, TELEFONDA TEŞHİS ETTİM’

“Olayın ertesi günü eve geldiğimde Sancaktepe Emniyeti’nde benimle konuşan kadın polis memuru adamı teşhis etmemi istedi. Beni görüntülü aradı. Eşgalini değiştirmişti. Traş olmuş, saçlarını kesmiş. Önce tanıyamadım. Sonra ‘Ben de onu göreyim’ deyince sesinden tanıdım o kişi olduğunu. Sonra tutuklandı.

‘KADINLAR KORKSUN, YILSIN DİYE…’

Şunu da belirteyim; avukatım da söyledi. Başarılı davaların çoğu medyaya yansıtılmıyor ki kadınlar yılsın, caysın ve korksun diye. Daha çok başarısız davaları görürsünüz.”

A.Ç,  Sancaktepe Emniyeti Müdürlüğü’ne yeniden gittiğini ve daha önce polislere avukatının numarasını vermesine rağmen avukatının polisler tarafından aranmadığını belirterek emniyette avukatı ile polis arasında yaşananları şöyle anlattı:

AVUKAT: NEDEN HAKLARINI OKUMADINIZ MÜVEKKİLİME?

“Avukatımı aramalarını söylemiştim defalarca. ‘Numarasını gönderip sizinle konuşmak istiyor’ demiştim. İçeri girdiğimizde avukatım, ‘dosyanın bir örneğini alabilir miyim?’ dedi poliste, ‘Savcılığa gönderdik. Dilekçeyle alacaksınız’ dedi. Avukat, kanunen alabileceğini söyledi.

Poliste, kanunen alamayacağını, ‘Savcı böyle söylüyor’ dedi. Polis savcıyı aradı ve dosyayı veremeyeceğini, buradan dosya teslimi yapmadıklarını söyledi. Avukatım da kanunu açarak okudu, kanun dışı davrandıklarını söyledi. Poliste avukatın kanun dışı davrandığını söyledi. Avukat, polisin sicil numarasını istedi. Polis normalde sicil numarası istenildiğinde vermek zorunda. Polis avukata sicil numarasını kendisinin bulabileceğini, adım soyadım şu diyerek vermedi.

Avukat polise, ‘Neden avukat hakkını söylemediniz ya da okumadınız müvekkilime? Adli tıbba gönderilmesi gereken bir vakayı siz muayene bile ettirmemişsiniz darp için” dedi. Polis ise, kinayeli bir şekilde gülerek muayenenin yapıldığını söyledi. Beni işaret ederek, ‘Ben O’na gayet yardımcı olduğumu düşünüyorum. Olayları bir an önce çözmek, muayeneye göndermek için avukat, psikolog hakkını söylemedim. Sen bunu talep edebilirsin ama’ dedi. Avukatım da, talep etsin ya da etmesin kanun yükümlülüğü gereği haklarımın neler olduğunu belirtmek zorunda olduğunu söyledi. Daha sonra avukatım sayfa sayfa dosyayı inceledi. Mesela Aile Bakanlığı’na gönderilecek form yanlış doldurulmuş.”

‘OLAYI YUMUŞATMIŞLAR’

Genç kadın, formda kendisiyle ilgili durumun “endişelenmiş” olarak işaretlendiğini belirterek, “Olayı yumuşatmış böyle” dedi.

‘BEN BU ÜLKEDE REDDEDİLEN, YOK SAYILAN KRİZİN SONUCUYUM’

Bu tarz vakalarda kadınların direkt korunma, avukat ve psikolojik destek haklarının olduğunu dile getiren A.Ç, topluma şöyle seslendi:

“Kolay değil biliyorum ama olayın ardından deliller henüz ortadan kalkmamışken gerekli mercilere müracaat etsinler. Ben bu ülkede reddedilen yok sayılan ekonomik krizin bir sonucuyum. Geçim sıkıntısı ve ‘yok’ dedikleri işsizlikle uzun zamandır mücadele ediyorum. Bu ekonomik krizden faydalanan bu tarz sapıklar da bunun sonucu. Artık bunlara ‘dur’ demenin zamanı geldi.”

Kaynak: ARTI GERÇEK-Yağmur KAYA

İlginizi çekebilir