İran işçi hareketinde bir dönüm noktası: 100’ü aşkın fabrikada işçi grevleri sürüyor

İran’da petrol ve gaz işçileri tarafından başlatılan ve farklı iş kollarına yayılan grev, 32. gününde sürüyor. Ülkede İran Devrimi’nin başlangıcından beri bu boyutta bir grev yaşanmamıştı.

İran’da petrol ve gaz işçilerinin başlattığı ve başka iş kollarına da yayılan grevin 32. günü. İran Devrimi’nin başlangıcından beri bu boyutlarda görülmemiş bir grevle karşı karşıyayız. Seçimin hemen ertesi günü patlak veren ülke çapındaki işçi grevleri, aynı zamanda farklı kollarda ve alanlardaki işçilerin sınıf gücünün de bir hatırlatıcısı oldu.

İlk grev 20 Haziran’da demir-çelik fabrikalarında kaynak yapan işçiler tarafından başlatıldı. Bu işçiler Kaynak İşçileri diye bir yeraltı örgütlenmesi de oluşturdular. Geçen yıl da grev yapan ve o dönem taleplerinin bir kısmını (Maaşlara ek olarak bir milyon İran Tümeni-350 TL almak gibi) kazanımla tamamlayan yine kaynak işçileri olmuştu.

İşçilerin bu yıl başlattıkları grevin ilk talepleri ise şunlar oldu:

  • Ayda 24 iş günü ve 6 gün dinlenme yerine, 20 iş günü ve 10 gün dinlenme.
  • Ücretlerin her iş kategorisine göre 8’den 17 milyon tümene yükseltilmesi.

Ardından Basra Körfezi’nde İran’a bağlı bir ada olan Hark Adası’nda petrol üretiminde çalışan ve “operasyon işçileri” denilen işçiler, Bandar Abbas rafinerinesine gemilerin yanaşmasını engelleyerek güneyde grevi başlatmak için ilk adımları attı. Peşinden Asaluye’deki petrol işçileri gemilerin limana yanaşmasını engellemeye başladı.

YOĞUN SICAKTA İZİNSİZ ÇALIŞMA

Asaluye bölgesinde çalışan bir petrol işçisi ile buradaki çalışma koşulları ve taleplerini konuşuyoruz. Güvenlik nedeniyle işçinin adını açıklayamıyoruz. Anlatıyor:

“Asaluye İran petrolü ve sermaye grubu için en önemli noktalardan biri. Bir yaşam bölgesi değil sadece iş bölgesi. Kamplarda yaşayan işçiler zor iş koşullarında ve 45 derece sıcaklıkta çalışıyorlar. Eskiden uzak bölgelerdeki proje çalışmalarında işçinin 14 gün çalışıp 7 gün dinlenmesi ya da 30 gün çalışması ve 10 gün eve giderek dinlenme süresi vardı. Bu, Devrim’den bu yana böyleydi. İran rejiminin kurulduğu dönemlerde yine büyük işçi grevlerine şahit olmuştuk. Ve sonucunda böyle zor koşullarda çalışan işçilerin çalışma ve izin günleri bu biçimiyle şekillenmişi.

Ancak bu çalışma sistemi, Asaluye merkezli müteahhitler tarafından birkaç yıldır yok edildi. 3 ila 5 aydan fazla bir süredir sabahtan akşama kadar izin olmadan çalışıyoruz. Bu süreç birçok işçi ve teknisyenin ruh sağlığı sorunları yaşamasına, aşırı yorgunluk nedeniyle hastalanmasına da neden oldu. İntihar etmek isteyen işçileri bile gördük.”

“GÖÇMEN İŞÇİLERE EŞİT KOŞULLAR SAĞLANMALI”

İşçi devam ediyor:

“Bu korkunç duruma son vermek ve 20 gün çalışma, 10 gün izin ve dinlenme hakkı için güney bölgelerinde işçiler bugünkü grevi ve mücadeleyi büyütüyor. Geçen seneki grevde, pandemi ile birlikte belirli noktalarda kazanım oldu ancak bitirmek zorunda kalmıştık. Kazanımı, bizim daha iyi örgütlenmeyi öğrenmemiz olarak görebiliriz.

Taleplerimiz çok açık, mesai ve izin günlerimizin yanı sıra gecikmiş ücretler ve fazla mesai ücretlerimizi talep ediyoruz ve göçmen işçilerin durumunun diğer işçilerle aynı olmasını istiyoruz. Aynı iş yerinde, aynı kampta, aynı odalarda kalıyoruz, hiçbirimiz birbirimizden farklı değiliz.”

İŞÇİLER NASIL ÖRGÜTLENİYOR?

İran bağımsız sendika kurmanın yasak olduğu, işçi hareketlerinin şiddetle bastırıldığı bir ülke. Konuştuğumuz işçiye “İran gibi bir ülkede örgütlenmeyi bu dönem açısından nasıl başarıyorsunuz” diye sorduğumuzda şu yanıtı veriyor:

“Ben yıllar boyunca farklı şirketlerde ve farklı fabrikalarda çalıştım. Şimdi burada başka şirketlerde çalışanlarla tanıştım ve arkadaş oldum ve iletişim halindeyiz. Ayrıca, farklı kamplardan işçi aktivistleri birbirleriyle temas halinde ve küçük çekirdekler oluşturuyorlar. Onları yakından tanıyan ve genellikle farklı şirketlerdeki çalışma durumu hakkında bilgi sahibi olanlar ise bilgilendirme sorumluluğu taşıyorlar. Tüm bunlara ek olarak, yakın zamana kadar yüksek katılımlı bir Telegram kanalımız vardı. 4 bin üyesi vardı ve sadece buradaki işçiler kişisel numaralarını vererek üye olabiliyorlardı, bu güvenliği sağlamak içindi. Artık farklı Telegram ve WhatsApp gruplarımız var. İyi organize olmak için tüm bu yolları iletişim kanallarını denedik yanıldık tekrar denedik.”

İŞÇİLERE YÖNELİK BASKILAR İŞE YARAMADI

Asaluye’nin ardından Abadan Rafinerisinde işçiler, ücretleri yükseltmek ve vardiyaları azaltmak için greve gitti. Rafinerilerde, enerji santrallerinde ve petrol kuyularında çalışan işçiler, amaçlarına ulaşmak için art arda işi bıraktılar ve talepleri gerçekleşene kadar işe dönmeyeceklerini vurguladılar.

Çelik fabrikalarının da greve katılmasıyla birlikte İran rejimi ilk hamleyi yaptı ve Fulad Ahvaz çelik fabrikası işçileri işten atıldı ve ertesi gün tutuklandı. Bu hamle işe yaramadı ve 22 Haziran’da yani grevin 3. günü greve giren fabrika sayısı 25’e çıktı.

Güney kentlerinin yanı sıra İsfahan’daki çelik ve çimento fabrikalarının da greve dahil olması, grevin günden güne büyüyeceğinin sinyalini veriyordu. Dönüm noktası ise Petrol Bakanlığının, Tahran Petrol Rafinerisi projelerinde çalışan ve maaşlarına zam için greve çıkan işçilerden 700’ünü işten çıkarması oldu.

Grevin hızla yayıldığı, dayanışma mesajlarının art arda geldiği ve işçilerin öfkelerinin güçlü bir şekilde örgütlendiği dönemdi. 10’dan fazla kentte 100’ü aşkın fabrikada greve gidildi ve büyük bir kampanya örgütlenmeye başladı. Kampanyanın ismi ise “Kampanya 1400” oldu.

İŞVEREN YEMEĞİ KESTİ, HALK İŞÇİLERE YEMEK YAPTI

Geçtiğimiz günlerde, işverenler petrol işçilerinin grevini kırmak için tankerlerin suyunu kesti ve yurtlardaki işçilere yemek vermedi. Ama öte yandan Mahşehr kenti halkı, grevde olan işçiler için yemek hazırlamaya başladı. Son yıllarda birçok İranlı kadın, çeşitli şekillerde üretim sürecinden dışlandı veya atıldı. Ancak bu, onları grevlerin örgütlenmesinde rol oynamaktan alıkoymadı. Petrol işçilerinin “Kampanya 1400”deki mücadelesinin bir parçası olarak destek vermeye başladılar.

Ardından farklı iş kolları olarak kamyoncular, belediye işçileri, toplu taşıma işçileri, öğretmenler grevlere ve protestolara katılmaya başladılar.

BUGÜN 32. GREV GÜNÜ

Grevler hâlâ devam ediyor. Bugün 32. gün. İran işçi sınıfının önemli başarısı üst üste iki yıl ülke çapında grev örgütlemek oldu şüphesiz. “Kampanya 1400”, İran işçi hareketinin son yıllardaki en önemli dönüm noktalarından biri oldu dememiz de yanlış olmaz. Petrokimya-enerji santrallerinin bu yılki grevlere katılma hızı da geçen yıla göre önemli ölçüde arttı ve bu kesinlikle geçen yılki grevin başarılarından biri. Sadece binlerce işçiyi birleştirmekle kalmayan bu grev;

1- Ülkenin dağınık coğrafyasında (Kuzeyden güneye: Tahran’dan Buşehr’e) işçileri birleştirmeyi başardı.

2- Ülkenin en güvenli ve en ağır ana sanayileri arasında bağ kurarak işçi dayanışmasını ortaya koydu.

3- Grev sırasında, sınıf dayanışması ve yaratıcı eylemler görüldü. Ve işçi sendikalarının bile yasak olduğu ülkenin içinde işçi birliklerinin ve sendikaların kurulmasına ön ayak oldu.

Korkunun kırılması, tehditlere karşı birlikte durmak, işçiler arası mali yardımlaşma ve fabrikadan fabrikaya iletişim ağlarının gelişmesi çok önemliydi.

İşçilerin sömürücü bir sisteme “hayır” demesinin başka halk protestolarını da ardından getirdiğini, bu günlerde İran güneyinde, su ve elektrik sorunları nedeniyle başlayan halk ayaklanmalarında da görüyoruz.

Kaynak: EVRENSEL

İlginizi çekebilir