İntihar değil cinayet – Zeki Gül

20 yaşındaki tıp öğrencisi gelecek kaygısı nedeniyle intihar etti

Enes Kara

Bugün günlerden intihar. Mutsuz insanlar ülkesi neresi demeye cesaretimiz var mı? Bir genç, tıp fakültesi 2. sınıf öğrencisi daha yaşamına son verdi: Enes Kara.

Bir anda olmadı üstelik. Önce bir çığlık attı, duyan olmadı. Yayımladığı videoda “cemaat yurdundaki baskılar ve gelecek kaygısını” anlatıyordu. Tam da hekim meslek örgütü TTB’nin ‘Hekimler arasında tükenmişlik durumu ve ilişkili faktörler raporu’nu web sayfasında yayımladığı gün, durumu yaşamı pahasına özetledi.

Hekimler, sağlıkçılar, gençler bu coğrafyanın yakın/uzak tarihinde hiç olmadığı kadar intihar ediyorlar. Genç hekimler tarihte görülmemiş oranda ülkeyi terk ediyorlar. Bu zamanda ve bu koşullarda ya hayattan ya coğrafyadan göç eyliyorlar. Neden diye sormayacağım, hepimiz biliyoruz.

Tükenmişlik duygusu, umutsuzluk: Sosyal, siyasal olarak sorumlularını daha ne kadar örtebilir giderek yozlaşan bu sistem?

Anayasasızlığın kural kılındığı, gençliğin işsizliğe, çocukların sınavlara hapsedildiği, seçilmiş milletvekillerinin tutuklandığı, yüze yakın seçilmiş belediye başkanlığına kayyum atanıp, atanmışlığın kural haline getirildiği, KHK ile soruşturma dahi açmadan binlerce çalışanın işten atıldığı, adalet mekanizmasında keyfiyetin öne çıktığı, kural tanımaz işten çıkarmaların yaşandığı, ekonomik krizin derinleştirildiği, öğrencilerin barınma hakkına ulaşamadığı günlerde, yıllarda insan olarak yaşamlarımızla sınanıyoruz her birimiz.

Kamusal alanda “kuralsızlık, öngörülemezlik, bitmeyen belirsizlik, toplumsal çöküş” artan intihar oranlarının başat nedeni olarak nicedir psikiyatri camiasınca medyada da dillendirilmekte.

Daha birkaç ay önceydi. Üniversite öğrencileri ne yurt ne ev bulabiliyordu. Barınamıyoruz dediklerinde çözüm üretmek yerine yaka paça gözaltına alınanlar oldu, Ankara’ya sokulmadılar. Ve bugün ‘Barınamıyoruz Hareketi’ Twitter hesabından Enes’in intiharı sonrası haklı olarak “Bizi tarikat yurtlarına mahkum ettiniz, bizi öldürüyorsunuz, yeter!” demekte.

Önlenebilir her ölüm cinayettir. Enes’in intiharı önlenebilir bir ölümdü. Buna intihar demek sorumluluktan kaçmaktır. Bu bir cinayettir. Aynen iş cinayetlerinde olduğu gibi. Orada da sorumluluktan kaçmak için iş kazası denmiyor muydu? Madem bu cinayet sorumluları topluma ve hukuka karşı hesap vermelidir.

TTB- TÖK’nin (TTB Tıp Öğrenci Kolu) bugün sosyal medyada yayılan açıklaması yürek burkuyor: “İntiharın sorumlusu, bizlere baskıdan, mobbingden, gelecek kaygısından, yoksulluktan, güvencesiz ve kölece çalışma koşullarından başka verecek bir şeyi kalmayan bu düzendir.”

Tıp öğrencileri diyorlar ki “Artık bizler geleceksizleştirilmek istemiyoruz, ölmek istemiyoruz, yaşamak ve yaşatmak istiyoruz.”

İntihar bireysel bir tercih değil önemli bir halk sağlığı sorunudur. Aynen sağlığın bireysel bir çıktı olmayıp sosyal ve siyasal iyilik halinin ayrılmaz bir parçası olması gibi.

İntihar psikolojik, sosyal ve kültürel risk faktörleri ile beslenir. Enes’in ölümünde tüm bunları açık bir şekilde kamusal alanda daha net tartışmalı, çözümler üretebilmeliyiz. Bu çocuklar, bu gençler, bu ülke, bu yaşam bizim…

Sağlıcakla kalın.

Kaynak: EVRENSEL

İlginizi çekebilir