İlahi baharatçı Maradona – Ali Fikri Işık

Ölüm haberini duyduğumda kalbim kırıldı. Dilimin ucundaki lezzet azaldı sanki. O futbolun ilahi baharatçısıydı.

Maradona’yı izlemek, benim için bir terapiydi. Hissettirdiği duygular, sadece çok boyutlu değildi aynı zamanda çok can yakıcıydı. Topla buluşmasının her anı, hem ruhumda teskin edici bir etki yaratıyordu hem de tuhaf biçimde, kendime duyduğum güveni derinden sarsıyordu. Teskin edici etki, endişeyle baş etmemi sağlayarak, hayata, sevgiye ve oyuna daha çok bağlanmamı destekliyordu. Ama düzen yıkan, anlam bozan diğer anarşizan yan, isyan eden duygularını tetiklemekle birlikte, avuçlarına sıcak bir patates de bırakıyordu. Her şeyi çok kolayca yapıyordu; dolayısıyla her şeyi yapmanın çok kolay olduğu yanılsamasına kapıları aralıyordu. Kendi başına bu durum futbol oyununa verdiğim bilinçdışı tepkilerin adeta merkezi haline geliyordu.

Kim ne derse desin Maradona futbolun sistematiğiyle ilgilenmiyordu; onun için asıl olan işlerin pratik olarak nasıl işlediğiydi. Oynadığı her maçta sisteme paralel, muğlaklık ve atlamalardan oluşan kişisel örüntüler oluştururdu. Pek de haksız sayılmazdı; çünkü sistemin yerine ikame edebilecek olağanüstü yeteneklere sahipti. Öyle ki, İngiltere maçında kuraldışı el hareketine bile bir ilahilik katabiliyordu.

Lacan’ın deyimiyle “Her arzu sürekli doldurmaya çalıştığı bir eksikten kaynaklanır.” Yokluk ve yoksunluğun yerini, yetenekle doldurma çabası, onun isyankar karakterinin merkeziydi. Napoli’de yaptığı şey kelimenin en geniş anlamıyla düzen yıkıcılığıydı.

Hafızamın en diri yerinde hep o vardı. Topla her buluştuğunda, hergele tavrının oyuna kattığı lezzet tek kelimeyle şaşırtıcı ve olağanüstü zekiceydi. Hayatı yaşadığı gibi futbol oyununu oynuyordu. Hayatın realitesiyle, oyunun kurmaca karşıtlıkları arasında ortaya çıkan yaman çelişkileri, ilahi yeteneğiyle uyumlu hale getirip, her sorunun üstesinden gelebiliyordu. Topla ilişkisi zarafet manasında çok asilceydi. Adı çevre kontrolü olan kavram henüz futbol literatürüne girmeden, o her pas öncesi, bir radar gibi etrafındaki her şeyi gözden geçirirdi. Ona atılan topların mesafesi ve şiddeti ne olursa olsun, yumuşak bilekleriyle, her topu ideal pas biçiminde kontrol edebiliyordu.

Şimdilerde Messi’de zirve yapan dripling tekniğinde, koşarken atılan adımların mesafesi ile topun ayaktan uzaklaşma mesafesinin eşitliği onun icadıydı. Çabuk adımlar, koşu hızı ve top sürüşün, adımların mesafesiyle denkliği, adam eksiltmenin biricik anahtarıydı. Eğer dripling yaparken top sürüş mesafeniz adımlarınızın mesafesi kadarsa, dünyada geçemeyeceğiniz çalım atamayacağınız hiç kimse olmaz.

Maradona, topun olduğu bölgeden, topun atılacağı en tehlikeli bölgeyi seçen nadir futbol zekalarından biriydi. Topun yönü ve şiddetini ayarlamakta üstüne yoktu. Onun her pası, bir kolaylaştırıcıydı. Her pası sorun çözücüydü. Savunmadan hücuma geçiş oyunlarının en tehlikeli sembolüydü.

Ölüm haberini duyduğumda kalbim kırıldı. Dilimin ucundaki lezzet azaldı sanki. O futbolun ilahi baharatçısıydı.

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir