İklim krizine karşı tarım enstitüsü

İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliği nedeniyle gelecekte olabilecek kuraklığa karşı yurttaşları bilgilendirmek ve tarımda doğru yöntemleri uygulamalı olarak anlatmak amacıyla eğitim ve araştırma enstitüsü kuruyor.

Sasalı Doğal Yaşam Parkı’nın içinde 15 bin metrekarelik alanda yer alacak enstitüde uygulama seraları da olacak. İzmir Doğal Yaşam Parkı’nın doğu bölümünde, 15 bin metrekarelik alanda yer alacak “Sasalı İklime Duyarlı Tarım Eğitim ve Araştırma Enstitüsü”nün 9 ayda tamamlanması planlanıyor. Enstitüde, yurttaşları ve çocukları bilgilendirmek için eğitim salonu, laboratuvar ve kütüphane olacak. Binanın dışında ise iklim değişikliğinin tarıma etkilerini gösteren uygulama seraları kurulacak. İlerleyen yıllarda kuraklık nedeniyle açık alanda tarım yapılamayacağı için seralarla oluşturulan kapalı alanlarda örnek uygulamalar yapılacak. Seraları gezmeden önce öğrencilere ve yurttaşlara iklim değişikliğinin etkileri anlatılacak. Alanda arılar ve böcekler için uzun uçuşlar sırasında dinlenmelerine olanak sağlayacak 10 adet böcek evi de olacak.

Alternatif sera örnekleri

Kuraklığın, topraksız tarım ve dikey tarım uygulamalarının anlatıldığı 1000 metrekare alana yayılan üç serada ise 2080 yılında oluşabilecek kuraklığa karşı alınacak önlemler hakkında yurttaşlar görsel olarak bilgilendirilecek. Dikey tarım serasını gezenler üst üste raflarda su içinde yetişen ürünleri görüp, kendi seraları için örnek alacak. Açık tarım alanlarının da bulunacağı enstitü bahçesinde 550 metre uzunluğunda “Doğa Esaslı Çözümlerin” anlatıldığı eğitim yolu (Biyo-Bulvar) olacak. Biyo-Bulvar yolu boyunca yağmur sularının yeraltı sularına karışmasını destekleyen ve sel-taşkın riskinin kontrolünü sağlayan su hendekleri olacak. Eğitim rotasında, proje kapsamında uygulamaların anlatıldığı bilgilendirme panoları yer alacak.

İki doğal yöntem

Enstitüyü gezenler açık tarım alanında sırt üstü tarım uygulaması hakkında bilgi sahibi olacak. Bitkilerin köklerini tuzdan uzaklaştırmak için 150 santim yüksekliğinde tümseklerde membran sistemi ile yetiştirilen ağaçlar olacak. Açık tarım alanın bir bölümünde ise biyokömür üretim tesisinde üretilen karbon emisyonunu azaltan ve toprağı verimli hale getiren akıllı toprak uygulaması ile ürün yetiştirilecek.

Tarımda tek sorun iklim değil!

İklim değişikliği yalnızca tarım üzerinde hissedilen çoğu baskıdan sadece birisi. Kapitalist üretim sürecinde insanların yaşamsal temel ihtiyaçlarının tamamı ticarileştirilerek metalaştırılmıştır. Hava karbon borsaları ile ticari meta haline gelirken su ise uzun süredir ancak parası olanların ulaşabildiği ticari mal haline getirilmiş durumdadır. Tarım için olmazsa olmaz olan su ve temiz hava metalaşırken toprakta bundan nasibini çoktan almış durumda. Tarım toprağının üzerinde mülkiyet ilişkileri kurulurken aynı zamanda işgal edilip adeta katledilmekte. Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı tarım arazilerini her geçen gün daraltmakta. Türkiye’de olduğu gibi tohum şirketlerin emrine sunulmuş ve tamamı sertifikalanırken, sertifikasız yani köylünün elinde bulunan atalık tohumla ticari üretim yasaklandı. Tohum, gübre, makine ve zirai ilaç tekellerince tamamen kontrol altına alınan tarım üretimleri, halkın gıda güvenliğini ortadan kaldırmakta. Toprak, tohum, su, hava ve çiftçi sermayenin birer kölesi haline getirilmiş durumda.

Kaynak: YENİ YAŞAM

İlginizi çekebilir