“Artık insanlar, zevk alacakları şeyleri yaparken bile toplumun tercih ettiği şeyleri tercih etmektedir. Herkesin farklı zevklere sahip olması, davranışların toplumunkilerden farklı olması artık ayıplanır hâle gelmiştir ve bir suç muamelesi görmektedir.”

John Stuart Mill

Geçen hafta bir dizi görüşme nedeniyle Ankara’ya gittim. Gitmişken Genel Merkez’i de ziyaret ettim; başta Pervin başkan olmak üzere birçok dostla karşılaştım. Genel Merkez’de görev yapan arkadaşlar var olsunlar ‘ATOM’ dedikleri ıhlamur ve limonla yapılan sıcak içecekten ikram ettiler. Üzerinden yıllar geçmiş olsa da beraber çalışıp yoldaşlık yaptığım arkadaşlarla ve yöneticilerle dostluğun devam etmesi insana ayrı bir haz veriyor.

Diğer yandan söylemem gerekir ki Halkların Demokratik Partisi’nde görev yapınca dostlukların sadece siyasi olmadığını, yoldaşlık hukukunun ne anlama geldiğini görüyorsunuz. Parti temsilcilerinin yüz ifadelerine bakarak ne diyeceğine, ne yapacağına ve siyasete bakışlarına çok net hâkim oluyorsunuz. Partinin en değerli yanının, ilkelerinden vazgeçmemesi olduğunu söylemek gerekir. Kişiler değişir ama ilkeler her daim kalıcıdır. HDP’yi sistem siyaseti yapan partilerden farklı kılan özelliği, ilkelerine her şart altında ne olursa olsun sahip çıkmasıdır.

Gelelim şu ‘AKP ve HDP anlaşıyor’ söylemine.

Sosyal medyada ve arkadaş sohbetlerinde çok fazla gündeme gelmeye başladı. Baştan söyleyeyim, Genel Merkez ziyaretimde ‘Neler oluyor?’ diye sormaya gerek bile duymadım.

Şimdi sıra benim senaryomda. Benden duymuş olmayın ama belki de İYİ Parti, AK Parti ile anlaşıyor olabilir.

‘Bree Murad, bunu da nereden çıkardın?’ diyebilirsiniz. Geçmişteki HDP-AKP ortaklığı ile İYİ Parti- AKP ortaklığına bakıldığında bu ihtimal sizce de daha yüksek değil mi? Bakmayın Sayın Meral Akşener’in bağırıp çağırmasına. İşin özünü dikkatle baktığınızda yakınlığı hemen kavrıyorsunuz, Meclis’teki karar almada İYİ Parti’nin AKP ile hareket ettiği durumlar çok daha fazla. Yarın yakınlaşsalar şaşırır mısınız?

AKP temsilcilerinin HDP ziyareti önemli, fakat İYİ Parti ve CHP ziyaretleri de çok önemli. Ne hikmetse bu durum hiç konuşulmadı. AKP temsilcileri önce CHP’ye, sonrasında HDP’ye uğramışlar. Son olarak da İYİ Parti’yi ziyaret etmişler. Buradan çıkan senaryoları garip ve sığ buluyorum.

Gelelim HDP’nin seçimlerde izleyeceği yol haritasına? (Bu soruyu yazınca kendimi futbol yorumculuğu yapan eski futbolcular gibi hissettim) Yıllarca ilçe yönetiminde çalışmış, Genel Merkez yöneticisi olmuş ve hatta 2 dönem vekil adayı olan bir HDP’li olarak tahminimi yabana atmayın. Dediğim gibi olacağına şimdiden inanabilirsiniz.

HDP nasıl bir yol izler?

Kısa zamanda desteklediği Demokrasi İttifakı bileşenleri ile halk buluşmalarını örgütler. Ezbere bir iş yapmadan önce yerel buluşmalar, dost kurumlar ve demokrat yapılara ziyaretler artar. Bu görüşler kendi meclisinde tartışılır ve karar alınır.

Her seçim dönemi söylendiği gibi HDP, birinin kayığına küçük hesaplara binmez. Bugüne kadar tüm saldırılara karşı ayakta kalmasının sebebi bu ilkesel duruştur. Tam tersini yapıp, nabza göre şerbet verseydi sistem siyasetinin alengirli yapısı içinde kaybolur giderdi. Kapatılma ihtimalinin hâlâ güçlü olmasına rağmen HDP’lilerin inandığı değerlerden vazgeçmemesi tarihsel bir dönemin değişimine vesile olacaktır. Bunu hep beraber mutlaka göreceğiz.

Bugünlerde yapılan anketler iyice fazlalaştı. Bazıları pek de iyi niyetli değil, bazıları ise objektif olmaya çalışan kurumların anketleri. ‘Ankete inanma, anketsiz de kalma’ görüşünü benimseyen biriyim. Anketlerde gördüğümüz üzere hepimizin malumu HDP seçmeni sonucu belirleyecek. Bu nedenle AKP için HDP seçmeni özellikle bölgede çok önemli. Kürt seçmenin en yoğun olduğu bölgelerde en çok oy alan ikinci parti AKP. Bu nedenle oy alabilmesi için ya Kürtlerin taleplerini görerek adım atmalı ya da HDP’nin bölgede çalışmasını tam anlamıyla işlevsiz hale getirmeli.

İkinci seçeneği bugüne kadar uyguladı. Hatta bazı seçimlerde başarıya da ulaştı. Fakat son belediye seçimleri sonrası bölge halklarının yok sayılması, kayyum atanan belediyelerin durumu AKP’nin eskisi gibi karşılık bulmasına izin vermiyor.

Diğer seçenek ise AKP temsilcilerinin, HDP’yi gören bir yerden davranıyormuş gibi yapıp seçimler sonrasında olası bir köprü kurma çabası olabilir.

AKP’nin HDP ziyareti aslında Altılı Masa’nın HDP’yi dışlayan siyasi tercihleri yüzünden de ilgi konusu oldu. Halklar, ‘Eeee HDP ile Altılı Masa görüşmüyor, AKP bu alanı ya değerlendirirse?’ korkusu yaşadı. Bunu kullanan, oy devşirmeye çalışan siyasetçi artıklarını da unutmamak gerekir.

Arkanıza yaslanın ve düşünün, HDP kurulduğundan beri hataları ve eksikleri olmuş olabilir. Tekrar söylemekte yarar var, kadrolar değişse de pazarlığa girdiğini hiç gördünüz mü? Pazarlık yapmadıkları için bedel ödemediler mi? Hangi siyasi partiye gönül veriyorsanız verin, bu sorulara eminim herkesin cevabı aynı olacaktır.

***

Geçen hafta İstanbul Beyoğlu’nda kanlı ve acı bir terör eyleminde canlar yok oldu. Yaralıların belki de kalıcı hasarları olacak. Hepimizin ruh halinde korku var. Yaralanan canlar büyük ihtimalle kalıcı travmalar ile hayatlarına devam edecekler. Saldırı sonrası değişik değişik senaryolar okuduk. Belki kendimiz de yazdık bir senaryo. Fakat ben bu senaryoların yazılmasının esas sorun olduğunu düşünenlerdenim.

İktidar yapısı o kadar çok katmalı ve parçalı ki neyin ne olduğunu anlamak çok kolay olmuyor. Şeffaf yönetim diye bir şey kalmadı. Hangimiz çıkan haberlere inanıyoruz?

Bu acı olayın hemen sonrasında ülkenin barışı için çabalayan HDP’ye, troller saldırdı. Komplo teorileri havada uçuştu. Buna karşın HDP Genel Merkezi ve üst düzey yöneticilerin hızlıca saldırıyı kınaması aslında bu trol tayfasını kısmen boşa düşürdü. Seçim sürecinin ve nihayetinde belden aşağıya vurma sürecinin artık başladığını, bu saldırı sonrasında bazı milliyetçi yapıların sözleriyle de gördük.

Ben artık son düzlüğe girildiğini siyaseten okuyorum. Altılı Masa ve tüm muhaliflerin sırtına yük fazlasıyla bindi. Altılı masa egolarından ve korkularından kurtularak 3. Yolu inşa eden Demokrasi İttifakı ile yan yana gelmeli. Temas kurmaktan asla zarar gelmez. Seçilecek aday için ortak karar alınmalı. Aksi takdirde umutlar başka bahara kalabilir. Nihayetinde bunun altında herkes ezilir.

Yazımım sonunda ise o dönem iş yerime çok yakın olan İstanbul Beyoğlu Büyük Hendek Caddesi’nde bulunan Neva Şalom Sinagogu’na 15 Kasım 2003 yılında bir Ramazan ayı günü yapılan saldırıda kaybettiğimiz canları anmak istiyorum. Tesadüfi bir şekilde bu patlamadan kurtulmuştum. Patlamada sinagogda ve işyerlerinde ölen ve yaralanan dostlarım oldu. O acıyı gözlerimle görerek yaşadım, unutmam. Saldırıda kaybettiğimiz canları saygıyla anıyorum.

Kaynak: Artı Gerçek

  • Hakkımızda
  • Künye

 

Başka Bir Denizli… Başka Bir Ülke… Başka Bir Dünya… MÜMKÜN…