HDK Emek Kurultayı: ‘Krizin sonuçlarına katlanan biz olmayacağız’

“İnançla, Umutla Emek Kurultayına” programında konuşan HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, emekçilerin örgütlülüğünün yeterli olmadığını belirtti. Türkiye’de varolan krize de değinen Koçyiğit, “Krizi yaratanlar bizler değiliz, sonuçlarına katlanan biz olmayacağız” dedi.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Emek Meclisi’nin “İnançla, Umutla Emek Kurultayına” şiarıyla düzenlediği kurultay İstanbul Tabip Odası’nda başladı. Kurultayın yapılacağı salona “Krizin bedelini krizi yaratanlar ödesin”, “Asgari kölelik ücretine hayır” ve “Kadın cinayetleri politiktir” yazılı afişler yer aldı. Kurultayda emeğin güncel durumu, sorunları ve çözüm arayışları, kadın işçilerin örgütlenme sorunlarına genel bakış ve yerel emek çalışmalarının aktarılması konuları işlenecek. Soru-cevap ve forum ile devam edecek programın açılış konuşmasını HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit yaptı.

JinNews’te yer alan habere göre; Kurultayın yapıldığı sürecin denk geldiği tarihsel eşiğin önemine değinen Koçyiğit, yapılacak tartışma ve sonuçları itibariyle kurultayın önemini anlattı.

‘İşçilerin hükümeti olan devletten yoksunuz’

Türkiye’de yaşanılan krizin ilk olarak yöneldiği kesimlerin işçiler, yoksullar ve emeğin hakları olduğunu belirten Koçyiğit, “Dünyada kapitalizmin bütün krizleri kendisini en nihayetinde işçi sınıfının sırtına basarak yükseltmiştir. Ve her krizden sonra işçi sınıfı geriletilerek, hakları gasp edilmeye çalışılmıştır. Aslında iki kutuplu dünyada şu andaki mevcut durum, kendisini işçilerin hükümeti olarak ilan eden bir devletten yoksun oluşumuzdur. Bu durum da bu gün sınıfın gerilemesindeki temel etmenlerden biridir. En nihayetinde bundan yoksun oluşumuz bir bütün dünyayı kendileri arasında dümdüz görmelerini ve çok daha fütursuz çok daha zalimane yöntemlerle de, kendi krizlerini aşma gibi bir yöntemlerini tercih ediyorlar” dedi.

‘Darbelerin sonucunda neoliberal politikalar gerçekleştirilmek isteniyor’

Darbelerden sonra neoliberal politikaların hayata geçirildiğini kaydeden Koçyiğit, “1970 krizlerinden sonra dünyanın birçok yerinde darbelerin nasıl gerçekleştirildiğini ve sonucunda neoliberal politikaların gerçekleştirilmesi için adım atıldığını biliyoruz. En yakın tanıklığımız kendi ülkemiz açısından 12 Eylül 1980 darbesidir. Bu darbenin gerçekleştirilme nedeni olan 24 Ocak kararlarından darbenin ne için yapıldığını ve sonuçlarını çok açık bir şekilde yaşayarak gördük. 24 Ocak kararlarının kendisi bir bütün olarak Türkiye’de emek mücadelesini geriletmeyi başaramadı” diye belirtti.
‘İşçi sınıfı 1990’larda kendini toparladı’

1980 darbesi sonrasında emeğin bütün haklarını gasp ederek neoliberal bir düzenin Türkiye’de tesis etmenin amaçlandığının altını çizen Koçyiğit, o günden günümüze gelen krizi şöyle anlattı: “İşçi sınıfı 1990’lara geldiğinde kendisini toparladı ve amaçladıkları gibi istedikleri şekilde hem özelleştirmeleri gerçekleştiremediler hem de sınıfın direncini kıramadılar. Arkasından gelen 2001 krizi ve bu krizden sonra hükümeti devralan AKP, yeni bir saldırı dalgasını da miras almış oldu. 2001 yılından sonra IMF’nin ve dünya bankasının programını uygulamak üzere Kemal Derviş’in programı AKP eliyle uygulandı. Bunu en iyi bir şekilde hukuksal zemine kavuşturdular ve 10 Haziran 2003 yılında 4857 sayılı iş kanunuyla da buna bir yasallık kavuşturdular. Türkiye’de uzun bir süredir sermayenin hedeflediği, sınıfın parçalanması, güvencesizleştirilmesi, taşeronlaştırılması meselesinde de kendileri açısından önemli bir adımı atmış oldular.”

‘Emek mücadelesi yürütmek isteyenler tasfiye ediliyor’

Yaşanılan krizlerin ardında siyasal krizlerin var olduğuna vurgu yapan Koçyiğit, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yapılan yasal düzenlemelerle işçi sınıfının haklarının nasıl gasp edildiğine işaret etti. Gülistan, “OHAL döneminde KHK’lerle 130 binin üzerinde ihraç yapıldı. Bütün belediyelere kayyım atandı. Kamu emekçileri işinden edildi. Bunların hepsinde yeni bir emek rejiminin kurulduğu ve hatta 2003’ten beri temellerinin atıldığını görüyoruz. Bu emek rejiminin içerisinde muhaliflere, hak arayanlara, emek mücadelesi yürütenlere dair tek bir satır yok. Çünkü susturmak, tasfiye etmek istiyorlar” sözlerine yer verdi.

İşçilerin daha çok örgütlenmesi gerektiğini söyleyen Koçyiğit, varolan örgütlülüğün yeterli olmadığını belirtti. Kurultayda bütün bu eksiklikleri, başlıkları tartışacaklarını söyleyen Gülistan, “Krizi yaratanlar bizler değiliz, sonuçlarına katlanan biz olmayacağız” dedi.

Kaynak: Fersude

 

İlginizi çekebilir