Hay Hay Dîk Dîko – Rewşan Apaydın

Teatra Jiyana Nû ekibi tarafından tiyatroya uyarlanan Tenê Ez oyunu, kendi içinde özgün bir hale dönüşmüş, uyarlamada yapılan yerelleştirmeler de başarılı bir şekilde sahneye taşınmış

Charles Chaplin’in senaristliği ve yönetmenliği kendisine ait olan Büyük Diktatör filmi, hepimizin hafızalarında yer etmiştir kuşkusuz. İlk sesli filmi Büyük Diktatör ile Chaplin’in yeni yüzyıl insanlığına, faşizme ve diktatörlüğe karşı sindirilmiş, korkutularak sessizleştirilmiş yığınlara söyleyeceği çok ama çok şeyi vardır bu film ile. 2. Paylaşım Savaşı sırasında gerçekleşen olaylar dizisinde sadece o güne değil, geçmişin ve öngörülen geleceğin, hırslı iktidar sahiplerine ve buna sessiz kalanlara ağır eleştirileri vardır. “Hayat hür ve güzel olmalı. Biz doğru yoldan çıktık. İktidar hırsı insan ruhunu zehirledi, nefret duvarları ördü. Bizi mutsuzluğa ve insan kıyımına mahkum etti. Bilgimiz bizi saygısız ve yobaz yaptı. Çok düşünüp az hissediyoruz. Şu anda sesimi milyonlarca insan duyuyor. Umutsuz kadın, erkek ve çocuklar. Beni duyanlara sesleniyorum, umutsuzluğa kapılmayın.” Filmin son sahnesinde yer alan bu sesleniş ile yola çıkan Teatra Jiyana Nû ekibi, filmi bir tiyatro oyununa evriltiyor. Yaklaşık 70 yıl öncesinde hapsolunan sessizliğin bir izdüşümünü bizler yaşıyoruz şu sıralar. Kapatılan sahneler, yasaklanan oyunlar, sansürlenen filmler derken bu sessizliği elbet bozacak birileri çıkıyor.

Tenê Ez Teatra

Jiyana Nû ekibi, 1993 yılında Kürtçe oyun yapma iradesiyle bu yolcuğuna koyulmuş, birçok tiyatro oyununu Kürtçeye çevirerek ve üreterek bugüne kadar zorluklar eşliğinde varlığını sürdürmüştür. Her yönüyle zor bir iş diyebiliriz Tenê Ez için, işin en başında çokça izlenmiş bir film uyarlanıyor, bir de sembol haline gelmiş Charles Chaplin oynanacak, kısıtlı mekan, alan, e bir de Kürtçe bir oyun yani sonrası da var, oyun hazır ama sahnelemek için yer bulunabilecek mi sorusu bütün bunların yanı sıra girdiği yükün altından kalkabilen ekip, bir şekilde kendi emeği ile yaptığı Mezopotamya Sahne’de oynuyor. Teatra Jiyana Nû uzun soluklu bir çalışmanın sonunda filmden bir tiyatro metni yaratmış. Cihad Ekinci’nin uyarladığı metni, Rugeş Kırıcı, Ömer Şahin, Cihad Ekinci hem sahneleyip hem de yönetmenliğini yaparak bir bütün haline getirmiş. Animasyonun, dekor tasarımının kullanımı film sahnelerinin de zihnimizde hatırlanmasında çok yardımcı olduğunu söylemekte fayda var. Xebat Bayram’a ait olan bu animasyon çalışması film ile tiyatro oyunu arasında hoş bir köprü oluşturmuş. Bir filmden yola çıkılarak uyarlanan Tenê Ez, kendi içinde özgün bir hale dönüşmüş, uyarlamada yapılan yerelleştirmeler oldukça başarılı bir şekilde tasarlanmış. Oyunun geçtiği yer Trumanya ve bize hiç uzak değil burada olup bitenler, büyük bir baskı altında olan halk ve her şeyden habersiz olan berber gözünden izliyoruz. Berber, 2.Paylaşım Savaşı’nda geçirdiği bir kaza nedeniyle hafızasını yitirmiş halde yıllarca hastanede yatar ve Trumanya’daki değişim Diko’nun insanlığa karşı başlattığı savaştan habersizdir. Bir gün hastaneden kaçar ve evine döner. Dükkanını açar ve Diko’nun askerleriyle tanışır. Bir de Dîko var elbette, bütün bu yaşananların sorumlusu kendisi, çıkarcı, kibirli, keyfi yasalar çıkaran ve anında kendi koyduğu yasaları yok sayan, etrafındaki kimseye güvenmeyen ve paranoya halinin bedelini ülkesinin halkına ödeten Diko.

Sevgili Dîko!

Sevgili Dîko, basını yöneten, kime ne ceza vereceğine karar verendir ve narsisizmin doruklarında olduğu balon sahnesi akılda kalıcı sahnelerin başında geliyor. Müzik ve hareket uyumunun bu noktada ne kadar önemli olduğunu, anlatılmak istenenin bu uyumla geçtiğini söylemekte fayda var. Evrensel bir tiyatro dili olan pandomim, bir Chaplin film uyarlaması olması nedeniyle vazgeçilemeyecek bir unsur ve oyuncuların bu uyumu yakalamış olmaları izleyenler açısından ilgiyi arttırmaktadır. Büyük bir emeğin ve çalışmanın ürünü Tene Ez, 30 Kasım’da Mezopotamya Sahne’de prömiyerini gerçekleştirdi. Bu sezon oynamaya devam edecek. Tiyatro takipçilerine duyurulur. “Nefret geçer, diktatörler ölür. Halktan aldıkları iktidar, halka geri döner. İnsanlar ölür, tek bir insan kalsa dahi özgürlük ölmez.”

Kaynak: YENİ YAŞAM

İlginizi çekebilir