“Hawar” (Çığlık) Dergisi ve Kürt Dil Bayramı: Dilleri yaşatma mücadelesi halkları yaşatma mücadelesidir – Mevlüt Aykoç

Latin alfabesiyle yayımlanan ilk Kürtçe dergi “Hawar (Çığlık) 15 Mayıs 1932’de yayın hayatına başladı. O günden bu yana 15 Mayıs Kürt Dil bayramı olarak kutlanıyor. Dilleri yaşatma mücadelesi halkları yaşatma mücadelesidir, kimlikleri varlıkları yaşatma mücadelesidir.

Manşet Resimleri

Cumhuriyetin kurulması ile birlikte, daha önce Kürtler ve diğer halklara bazı hakların verilmesi yönündeki sözler ve ortaklaşılmış metinler rafa kaldırılır, tek bir ulusun var edilmesine doğru ilk adımlar atılmaya başlanır. Buna Kürt bölgelerinden tepkiler gecikmez. Kürt bölgelerindeki bu karşı çıkışlar bastırıldıktan sonra, Şark Islahat Planı devreye konur. Şark ıslahat planının 13. Maddesi şöyledir.

“Aslen Türk olup Kürtlüğe mağlup olmaya başlayan bervech-i âtî; Malatya, Elaziz, Diyarbekir, Bitlis, Van, Muş, Urfa, Ergani, Hozat, Erciş, Adilcevaz, Ahlat, Palu, Çarsancak, Çemişgezek, Ovacık, Hısn-ı Mansur (Adıyaman), Behinsi (Besni), Arga (Akçadağ), Hekimhan, Birecik, Çermik, vilayet ve kaza merkezlerinde hükûmet ve belediye dairelerinde ve sair mücessesat ve teşkilâtta, mekteplerde, çarşı ve pazarlarda Türkçe’den maada lisan kullananlar evâmir-i hükûmete ve belediyeye muhalif ve mukavemet cürmile tecziye edilirler.”

Yine 16. Maddesinde şöyle denilmektedir;

“Fırat garbındaki vilayetlerimizin bazı akvamında dağınık bir surette yerleşmiş olan Kürtlerin Kürtçe konuşmaları behemahal men edilmeli ve kız mekteplerine ehemmiyet verilerek kadınların Türkçe konuşmaları temin olunmalıdır.”

Şark Islahat Planı’nın bu maddeleri ile Kürtçe tamamen yasaklanır, Kürtlerin Türk olduklarına dair savlar ortaya atılır, Kürtçe’nin de bozulmuş Arapça, Farsça, Türkçe ve diğer dillerden oluşan bir yöresel konuşma olduğu ifade edilir. Artık ne Kürt kelimesi ne de Kürçe kelimesi kullanılır. Kullananlarda yıllarca cezalandırılır.

Yine anayasanın Türk vatandaşlığı bölümünün 66. Maddesinde şöyle denilmekte;

“Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan her kes Türktür. Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür.”

Aynı şekilde anayasanın Eğitim Hakkı ve Ödevi bölümünün 42. Maddesinin son paragrafında şöyle denilmekte;

“Türkçe’den başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez.”

Anayasanın 66. Maddesinde herkesi Türk sayıyor, 42. Maddesinde de bu Türk vatandaşlarına Türkçe dışın da hiçbir dilin öğretilemeyeceğine hükmediyor.

Görüldüğü gibi bugüne kadar dahi anayasal olarak da Kürtçe’nin Eğitim dili olarak kullanılması önünde halen engel devam etmektedir.

Cumhuriyetin kurulması ile birlikte getirilen bu yasaklamalar nedeniyle Kürt aydın ve yazarlar yurt dışına çıkmak zorunda kalırlar ki bunların çoğu Suriye’ye gider ve orada edebi çalışmalarını sürdürmeye çalışırlar. Celadet Ali Bedirxan da bu dönemde Şam’a yerleşmiş ve orada edebi çalışmalarını sürdürmektedir. Celadet oradaki birçok aydın ve yazarla bir derginin çıkarılması yönünde görüşmeler yapar. Sonunda dergi 15 Mayıs 1932 yılında “Hawar (Çığlık)” adıyla yayın hayatına başlar. Derginin ilk 23 sayısı hem Latin hem de Arap alfabesiyle basılmıştır. 24. Sayıdan sonra tamamen Latin alfabesi ile yayınlanmıştır. Dergi toplamda 57 sayı ile 15 Ağustos 1943 yılında yayın hayatına son vermiştir. Dergi, her ne kadar çoğunlukla Kurmanci lehçesi ile hazırlansa da Soranî ve Kirdkî (Kirmanckî, dimilî, Zazakî) lehçelerine de yer verilmiştir.

Bir taraftan Kürtler ve Kürtçe yok sayılırken bir taraftan da Kürt aydın ve yazarlar edebi çalışmalarının yanı sıra dergi ve benzeri basın çalışmalarını yurt dışında sürdürmekteydiler. Türkiye’de Kürtçe üzerindeki yasak 1990’lı yıllara kadar tüm hızıyla sürdü. 1990 yılı itibariyle yasalardaki bazı iyileştirmelerle birlikte Kürtçe ile de kitap ve kaset çıkarılmaya başlandı. Gizli de olsa dil çalışmaları yürütüldü. Daha sonra Kurulan İstanbul Kürt Enstitüsü’nün tabelasının asılmasına bile izin verilmedi. Ancak zaman içinde İstanbul Kürt Enstitüsü ve diğer dil derneklerinin çalışmaları ile yazılı dilde bir seviye yakalandı ve yaygınlaşmaya başladı. Yurt dışında kurulan Kürtçe yayın yapan televizyonlarla Kürt dili evlere de girmeye başladı.

Ancak bu çalışmalara rağmen Kürtçe’nin dil olup olmadığı tartışmaları son hızıyla devam etmekte, her ne kadar Artuklu gibi bazı üniversitelerde Kürtçe yüksek lisansın önü açıldıysa da, TRT Kurdî Kürtçe yayın yapıyorsa da, Kürtçe konuştukları ya da müzik dinledikleri için şiddet gören ve öldürülen insanlara son yıllarda da halen rastlamaktayız. Kürtçe için de, halen meclis tutanaklarında ve mahkemelerde bilinmeyen dil ibareleri yazılmaya devam edilmektedir.

Her ne kadar birçok kaynakta Kürtlerle ilgili bir çok bilgi varsa da; halen de Kürtler var mıdır? Kürtçe bir dil midir? Tartışmaları devam ettirilmek istenmektedir. Bu kaynaklarla birlikte son yıllarda bu konuda inceleme ve araştırmaları ile öne çıkan Prof. Dr. Celal Şengör de bu konudaki düşüncelerini Şöyle ifade etmektedir.

“Kaynaklara baktığımızda bir çok kaynakta olduğu gibi ‘Batlamyus Dergisi2 M. S. 2 yüzyıllarda Kürt Dağları’ndan bahsetmektedir. Bu da Kürtlerin  o tarihten önce  bu  topraklarda  yaşadığını göstermektedir. Kürt yok demek bir cehaletin ifadesidir. Bu söylenemez. Kürt vardır. Kürt dili vardır” demektedir.

Yine Prof. Dr. Celal Şengör Kürtçe için şöyle demektedir;

“Yapılan araştırmalara göre Kürtçe dünyada varlığını sürdüren en eski dildir. Arapça ve Farsça’dan çok eski bir dildir. Bilimsel çalışmalar ve dillerin kökenine baktığımızda Kürtçe tüm dillerin anası olarak karşımıza çıkmaktadır” demektedir.

Tabi ki; amacımız burada Kürtlerin ve Kürtçe’nin var olup olmadığını tartışmak ya da ispatlamak değil. Bilindiği gibi dil insanların iletişim aracıdır. Eğer Kürtçe ile de iletişim sağlanıyor; bilim, müzik ve sanat yapılıyor ve eğitim yapılıyorsa,  tartışılacak bir şey yok demektir.

Bu çerçevede 2006’lı yıllara kadar, dilin kullanımı ve eğitim dili olması yönündeki mücadeleler devam ede gelmiş, ancak Kürtçe eğitim dili olmadığından kullanım alanı da giderek daralmaya başlamıştı. Bu çerçevede dilin geliştirilmesi, dilin yaşam ve eğitim dili olması ile ilgili çalışmalar çerçevesinde 15 Mayıs 2006 yılında yani Hawar dergisinin basıldığı gün olan 15 Mayıs günü Kürt Dil Bayramı olarak kutlanılması, Kürt dil kurumları tarafından karar altına alınmıştır. O günden bu yana 15 Mayıs Kürt Dil bayramı olarak kutlanmaktadır.

Diliyoruz ki başta Kürtçe olmak üzere bütün yaşayan ve yaşamayan diller üzerindeki baskı kalkar, dil sorunlarının çözülebilmesi için de bu diller eğitim dili olur ve yasal statüye kavuşur.

Dilleri yaşatma mücadelesi halkları yaşatma mücadelesidir, kimlikleri varlıkları yaşatma mücadelesidir.

O nedenle de diyoruz ki; dilimiz varlığımızdır.

Kaynak: Siyasihaber

İlginizi çekebilir