Hastane Yangınları Politiktir – Hasan Deniz

Hasan Deniz

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Adıyaman Şubesi

5 Nisanda Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesini saran ve İstanbul’un birçok noktasından görülen siyah dumanlar hala hafızalarda iken ve 17 Haziranda Gaziantep’te özel bir hastanede çıkan yangında 2 hastanın yaşamını yitirmesinin üzerinden 1 ay bile geçmeden 5 Temmuzda Van’dan bir hastane yangını haberi daha geldi. Van’dan gelen hastane yangını haberi 2018 yılı içerisinde kayıtlara geçen 12. hastane yangını haberi.

Hastanelerde çıkan yangınların önemli bir kısmından kimsenin haberdar olmadığı, bazılarının haber değeri taşımayacak kadar basit görülmesinden veya önemsenmemesinden dolayı basında yer bulmadığı, geçmiş hastane yangınları ile ilgili bilgilere erişimin kısıtlı olduğu internetten yaptığım arşiv taramalarında ulaşabildiğim hastane yangın haberlerinin yıllara göre sayısı ve 2018 yılındaki hastane yangınları aşağıdaki tablolardadır.

Tabloda da görüldüğü gibi hastane yangın haberi sayılarında geçmiş yıllara oranla ciddi artış vardır ve basında yer alan hastane yangın haberleri incelendiğinde yangınların çoğunun, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde olduğu gibi, daha çok elektrik kaynaklı olduğu (yangın çıkış nedeni ilk etapta bilinmeyen 21 yangın hariç, 83 yangından 29’u) görülmektedir.

Peki; her gün gelişen bilgi, birikim, deneyim ve ilerleyen teknolojiye rağmen hastane yangınlarında da artış olması tesadüf mü, yoksa gerçeği perdeleyen başka etkenler mi var?

Bu can alıcı soruya verilecek en iyi cevap olaya nereden ve nasıl bakmak istediğiniz ile ilgilidir.

Eğer sermaye sahibi olarak, olayın aydınlanması sizi maddi ve manevi olarak yıpratacaksa, politikacı olarak bu olayın aydınlanması sağlık politikalarınıza zarar verecekse, yönetici olarak kariyerde yükselmenize engel olacak veya bulunduğunuz konumun elinizden gitmesine neden olabilecek bir durum varsa gerçeklerin öğrenilmesini istemezsiniz. Bunun için konunun daha çok uzamasını istemez, olayın dallanıp budaklanmasını engellemek istersiniz, hastane yangını birden bire, o an kendiliğinden gelişen, normal, sıradan, basit bir iş kazası olarak değerlendirip yorumlarsınız, yaşananlar da tesadüf olur. Böylece konu kapanır, yangının gerçek çıkış nedeni de araştırılmaz, sorgulayan da çıkmaz.

Eğer sermaye sahiplerine, kendi kişisel çıkar ve menfaatlerini düşünen politikacı ve yöneticilere karşı, işçiden, emekçiden, toplumsal yarardan yana biri olarak, olayı tüm boyutları ile çözmek ve tekrarlanmasını engellemek isterseniz de; yaşananları normal görmezsiniz, iş kazası olarak değerlendirdiğiniz yangın ile ilgili kök neden analizi yapar, zincirleme hataları açığa çıkarır ve yapılan hataların tekrarlanmaması için gerekli önlemleri alırsınız. O zaman da yaşananların tesadüf olmadığını gerçeklerin perdelendiğini veya perdelenmek istendiğini görürsünüz.

Her iki durumda da olaya nereden bakarsak bakalım hastane yangını bir iş kazasıdır ve iş kazalarının da %88’i tehlikeli hareketlerden, %10’u tehlikeli durumlardan, %2’si sebebi bilinmeyen (kaçınılmaz) hareketlerden kaynaklanmaktadır. Dolayısı ile iş kazalarının %2’si kaçınılmaz (önlenmez), %98’i ise önlenebilirdir.

O zaman birçok iş kazasında olduğu gibi hastane yangınlarında da %2’yi %98’den büyükmüş gibi göstermeye çalışan ve gerçeği perdeleyen etkenler neler olabilir?

  • Çevreye ve Bireye Yönelik Koruyucu Sağlık Hizmetleri yerine Tedavi Edici Sağlık Hizmetlerinin öncelendiği (burada da 1. Basamak yerine 2. ve 3. Basamak hizmetler öncelenmekte), kalıcı çözümlerin ötelendiği, sağlığın lüks görüldüğü, palyatif tedavilerle, hastane koridorlarında tedavi olabilmek için sıradan çıkmayan, bağımlılık ilişkilerinin sürekli olarak geliştirildiği toplumların sağlık sorunları da bitmez, hastanelerdeki iş kazaları da.
  • Sermaye gruplarının iştahını kabartan; hastaları müşteri, hastaneleri ticarethane gören, en kısa sürede, en az çalışanla, en fazla işi yapmayı ve bu çalışma yöntemiyle de maksimum kar elde etmeyi hedefleyen anlayışların olduğu alanlarda hata yapma olasılığı da artmaktadır, iş kazası yaşanma olasılığı da.
  • Teknolojinin bağımlılık haline geldiği ülkemizde sağlık alanındaki aşırı teknikleşme ile birlikte hastalardan gerekli gereksiz istenen tetkik ve işlem sayısında da aşırı oranda artış görülmektedir. MR, Tomografi vb cihaz sayısı ve cihaz başı çekim sayısında Avrupa ve birçok OECD ülkesini geride bırakan Türkiye’de tetkikleri yetiştirmek için cihazlar durmaksızın 7/24 aralıksız çalışmakta, sağlık kurumlarında muazzam bir enerji sarfiyatı olmaktadır. Aşırı yüklenmeden kaynaklı elektrik ve bilgi işlem sistemleri aşırı ısınmakta ve sistemde de tepkisel olarak bir noktadan sonra patlamada olur, yangında.
  • Liyakatin göz ardı edildiği, dünya görüşlerine göre çalışanlar arasında ayrımın yapıldığı, çalışanların patron ve yereldeki yöneticilerin insafına terk edildiği, iş barışının bozulduğu, esnek ve güvencesiz istihdamın devlet politikasına dönüştürüldüğü, işçi sağlığı ve güvenliği yasasının ötelendiği, uygulamalı olarak yapılması gereken birçok işlemin kâğıt üzerinde yapıldığı, denetim mekanizmasının devre dışı bırakıldığı hastanelerde iş kazası da artar, iş(çi) cinayeti de.

Sonuç olarak;

Hastanelerde yangınlar dâhil her iş kazasını bir bütünsellik çerçevesinde ele almazsak, yaşananları büyük sermaye sahiplerinin, kendi menfaatini gözeten bir avuç politikacının ve kariyer peşinde koşan yöneticilerin vahşeti olarak görüp değerlendirmezsek iş cinayetlerinde de olduğu gibi onların normalleştirdiğini politikleştirmezsek canımız daha çok yanacak gibi görünüyor.

 

 

 

İlginizi çekebilir