Hasankeyf hesap soracak: Beni katlettiniz

Hasankeyf’in ruhunun canlandırılacağı tek kişilik oyun ‘Keypa12500’, 27 Kasım Cuma günü saat 20.00’de İstanbul’da Su Gösteri Sanatları Sahnesi’nde sergilenecek. Oyunun yazarı Tuncay Özel, “Hasankeyf’in ruhu seyirci ile konuşacak, seyirciler arasında dolaşacak ve bizden hesap soracak” bilgisini paylaştı.

Ferhat Yaşar

Tartışmalar ve protestoların gölgesinde yürütülen 50 yıllık politika geçtiğimiz mayıs ayında tamamlandı. 12 bin 500 yıllık tarihi Hasankeyf, ömrü 50 yıl olan Ilısu Barajı için sular altına bırakıldı. Keypa12500 oyunu ile ‘Hasankeyf’in ruhu’ tiyatroda canlandırılacak. Oyunun yönetmeni Murad Korkmaz, “Suyun beslediği bir medeniyet, sudan gelen bir kültür var. Biz aynı su ile bu medeniyeti, kültürü boğuyoruz. Hasankeyf dillenseydi, Dicle dillenseydi ne derdi bize? Onların ne gibi bir dertleri vardı? Dicle, insan eliyle Hasankeyf’i boğarken ne hisseder?” diye sordu.

1950’DEN BERİ YÜRÜTÜLEN POLİTİKA

19 Mayıs 2020 tarihinde Batman’da 12 bin yıllık tarihi Hasankeyf ile birlikte 199 yerleşim yerini sular altında bırakıldı. Hasankeyf’i sular altında kalmasına neden olan baraj planı, 1950’li yıllara dayanıyor. 1954 yılında proje haline getirildi. Baraj 1982’de Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında karara varıldıktan sonra 1997 yılında Hidroelektrik Santrali (HES) yatırım programına alındı. İlk temeli dönemin başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2006 yılında atıldı. Tüm tartışma ve protestolara rağmen 7 Şubat 2018 tarihinde barajın açılışı gerçekleştirildi.

”HASANKEYF SULAR ALTINDA KALACAK’ HİKAYELERİYLE BÜYÜDÜK’

Hasankeyf’in sular altında kalmasına yönelik yürütülen politikaların insanlar tarafından içselleştirildiğini belirten oyun ekibinden Egît Fırat, çocukluğundan beri Hasankeyf’in sular altında kalacağı hikayeleriyle büyüdüklerini söylüyor. Fırat sözlerine şöyle devam ediyor: “Hasankeyf, Türkiye’de Ziraat Bankası şubesinin olmadığı tek yerdir. 50 yıldır Hasankeyf sular altında kalacak ve baraj olacak diye kimse evine çivi bile çakamıyordu. Yıllardır Hasankeyf’in tarihini katletmek için sistematik bir plan yürütülüyordu. Zihnimize de böyle yerleşmişti. Çocukluğumuzda geziye gittiğimizde, piknik yaptığımızda Hasankeyf’in bir gün sular altında kalacağı ihtimal hep gözümüzün önüne geliyordu. Bu yüzden Hasankeyf’in baraj altında kalması bizde şok etkisi yaratmadı. Tüm bunlara rağmen kahroluyorsun, acı çekiyorsun, aşk acısı gibi.”

‘KÜRTÇE MAĞDUR BİR DİL’

Keypa12500’ün izleyicilerin kendilerini sorgulayacağını düşünen Fırat, şunları söyledi: “Hep şöyle düşündüm: Tiyatro empatidir. İnsanın kendisini sorgulamasıdır. İnsanları hissiyatları tiyatroyla daha çok gelişiyor. Bir insanın sadece bir insanla empati kurması değil, doğayla, hayvanla ve herhangi bir nesneyle de empati kurmasıdır. İnsanların ‘Keypa12500’ oyunundan sonra doğaya ve tarihe karşı biraz daha vicdanlı olacağını ve özeleştiri vereceğini düşünüyorum. İnsanlar; ‘Ben bu olaya bizzat tanıklık eden biri olarak Hasankeyf için bir şey yaptım mı? Elimden gelen bir şey vardı ben mi yapamadım ya da yaptıklarım yetersiz mi kaldı?’ diye kendini sorgulayacağını düşünüyorum. Göz göre göre medeniyetlerin, insanlığın beşiği dedikleri yer sular altında bırakıldı ve biz sadece izlemekle yetindik. Belki insanda bir vicdan muhasebesine dönüşür bu oyun. Kürtçe tiyatrosunun seyircisi az. Sanatın hangi dalı olursa olsun, destek ve katkıda bulunma adı altında yazılar yazılıyor. Tweet’ler atılıyor. Ancak pratikte baktığımız zaman bunun karşılığı hiç yok. Kürtçe mağdur bir dil. Kürtçe tiyatroya şartlarını zorlayarak gitmeliler. Kürtler Kürtçeye iki elle sarılsın. Gerekirse bir oyunu iki defa izlesin. Kendi ana dilleri ile o hissiyatları yaşasın. Her dilin kendine has bir hissiyatı, farklı duyguları var.”

Oyunun afişi

‘KENDİ HİKAYEMİZİ ANLATMAK GİBİ BİR DERDİMİZ VAR’

‘Keypa12500’ün yazarı Tuncay Özel, Hasankeyf’ten sonra sıranın başka tarihi yerlere gelebileceğine dikkat çekiyor. Özel, Hasankeyf’in sular altında kalmasını sahneye taşıma fikrini şu sözlerle anlatıyor: “Kendi hikayelerimizi anlatmak gibi bir derdimiz vardı. Sonra hikayelerimizi yazma ve oynama fikrini kararlaştırdık. Çünkü Kürdistan coğrafyası kültür, tarih ve mitoloji olarak çok zengin. Hasankeyf, yazıp sahneleyeceğim ilk oyunumdur. Bu açıdan benim için çok önemli. Hasankeyf’in durumunu görünce çok üzüldüm. Bu derdi, sancıyı, talanı ve katliamı sahnelemem gerekiyor. Pandemide Batman’a geldiğimde dedim ki gideyim Hasankeyf’i göreyim. Gittim baktım hiçbir şey yok. Her taraf sular altında kalmış. Bu beni çok üzdü. Tekneler getirmişler. Hasankeyf’in üstünde tekneler yüzüyor.

Devlet sanki Kürtlerle alay ediyor. Bir toplumun hafızasıyla ancak bu kadar oynanabilir. Bu derdi sahneye taşımam lazım. Kendi derdimizi anlatamıyorsak niye tiyatro yapıyoruz ki? Batman’ın yüzde 30’u Hasankeyf’in bu durumunu sevdi. O kadar propaganda yaptılar ki, halkın yüzde 30’u suyu sevdi ve tekne turlarına gidiyorlar. Toplumun bilinciyle oynuyorlar. Batman’da dehşet bir propaganda yapılıyor. Bazen ‘eskiden taş vardı şimdi daha iyi’ konuşmalarına şahitlik ediyorum. İnsanlar gerçeklikten kopmuş. Kürdistan’da bilinçli bir şekilde yapılan asimilasyon politikaları var. Elimizden geldiğince bu coğrafya, tarih ve topraklara sahip çıkmamız gerekiyor. Böyle şeyler yavaş yavaş, peyder pey yapılıyor. Bugün Hasankeyf yarın Munzur sonra Diyarbakır. Biz sesimizi çıkarmadığımız sürece bu devam edecek.”

‘HASANKEYF HESAP SORACAK’

Özel, oyun ile ilgili, “Sahnede Hasankeyf’in ruhu canlandırılacak. Hasankeyf’in ruhu seyirci ile konuşacak ve seyirciler arasında dolaşacak. Hasankeyf ölmüş ama ruhu bizden hesap soracak: ‘Unutmadık’, ‘siz bizi katlettiniz, talan ettiniz. Biz sizin rüyalarınıza gireceğiz, sizi rahat uyutmayacağız’. Hasankeyf kendi diliyle konuşacak. Hasankeyf kendisi konuşacak. Kendi hikayesini kendi ağzından anlatacak” ifadelerini kullandı.

‘DİCLE HASAFNKEYF’İ BOĞARKEN NE HİSSEDER?’

Yönetmen Murad Korkmaz, Keypa12500’ü nafile bir çaba olarak değerlendiriyor. Korkmaz, “İnsan, insan kültürünün bir ürünüdür” diyerek “Dicle ve Fırat insan kültürünü yarattı. İnsanın ortaya çıktığı, yaratıldığı yerdir. Bugünkü insan tanımı üzerinde konuşursak. Şimdi aynı insanın kendi kültürüne, kendi köküne bir saldırısı söz konusu. Suyun beslediği bir medeniyet, sudan gelen bir kültür var. Biz aynı su ile bu medeniyeti, bu kültürü boğuyoruz. Dicle ile Hasankeyf, kavramsal olarak koyduğumuz isimler. Bu isimleri nasıl dillendirebiliriz? İnsan bunu kendi bilinci ile dillendirecek. Konuşamayacaklar muhtemelen. Biz oyunu buna göre hazırladık. Hasankeyf dillenseydi, Dicle dillenseydi ne derdi bize? Onların ne gibi dertleri vardı? Dicle, insan eliyle Hasankeyf’i boğarken ne hisseder? Sonra bir baktık ki bunların kültürünün bir ürünü olmamamızdan kaynaklı bütün bunlar. Hasankeyf’in, Dicle’nin ve buradaki insanların çektiği acı ortakmış. Oyun sürecinde bunun farkına varıyorsun. Hadi devletin dediğini kabul edelim. 50 yıllık bir elektrik üretilecek. 50 yıllık bir elektrik üretimi, yaratılan bu medeniyet için nedir ki? Kendi tutunduğumuz dalı kendimiz kesiyoruz. Hep şöyle derler: Sanat ölüm karşısında nafile bir çabadır diye. Hasankeyf’in yok olduğunu bilmemize rağmen biz de nafile bir çabanın içerisine girdik.”

Yönetmenliğini Murat Korkmaz’ın üstlendiği Keypa12500, 27 Kasım Cuma 2020 saat 20.00’de İstanbul Aksaray’daki Su Gösteri Sanatları Sahnesi’nde sergilenecek. Oyunun koreografisini Takayashi Sakabeyi, Xelil Acar da efektlerini hazırladı. Tuncay Özel oyunda tek başına oynayacak, Veysel Can ve Nuh Saçan teknik görevleri yapacak.  Keypa, Asurice’de Hasankeyf anlamına geliyor.

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir