Hasan Keyf ve Güvercin – Ragıp Zarakolu

Coğrafyamız da tufanların ardı arkası kesilmedi. Savaşların da…Kıyımların da… Hepsi, tufanın sona erdiğini muştulayan Batış Güvercinini bekliyor.

Tarihi ta Nuh zamanlarına kadar geri giden, Hasan Keyf artık suların işgali altına bırakılıyor. Keban barajıyla, coğrafyamızın en kadim parçalarından biri nasıl sular altında bırakıldı ise. Ve nasıl Dersim coğrafyası su ve alev ile param parça edildi ise.

Kadim zeytin ağaçları şehvetle ağızlarından salya akan müteahhitroksinin, oligarkların kıyımına tabi tutuluyor. Oysa ağaç kutsaldır. Doğu Trakya’nın nasıl ise bugüne kadar el değmeden kalmış Karadeniz kıyılarını koruyan Longoz Ormanlarında 58 bin ağacın boynu vurulmakta. Ege kıyıları bir başka alem. Hemşin yaylaları gözden kaçar mı sanıyorsunuz?

Bizim Boğos ustanın “Kengerler”i ni okumaya dalmışken, her nedense bunlar geldi aklıma.

“Ağaç dikme geleneğinin Urartulardan geldiğinin kanıtı ve ispatı yeterli olmazsa da” diyor Boğos Dengbej, “Hz. Nuh’un mitolojik Tufan hikâyesini göz önüne getirirsek ve Tevrat kitabının anlattığına göre de uzun bir yağmurun ardından sular yavaş yavaş aşağıya çekilince, Hz. Nuh’un gemisi Ararat tepesinde çakılır kalır” diye devam ediyor.


Arararat/Agri Dağında Nuhun gemisinin indiği düşünülen yer

“Bugün halen kimilerinin ve arkeologların kafasında sorular olsa da bilim adamları, geminin gerçekten Ararat’ın tepesinde kaldığını araştırmalarında keşif ve tespit ederek kanıtlamışlardır. Eğer bu kanıtlar doğruysa peki o zaman Hz. Nuh Mezopotamya’ya nasıl inmişti? Tevrat’ın anlatımı ve tarifine göre eğer Hz Nuh’un ülkesi tamamen sular altında kaldıysa, o zaman Hz. Nuh hangi araçlarla ve nasıl “Hasno d’Kifo” (Hasankeyf) şehrine ulaşabilmişti? Yanıtlar bazen mitoloji kitaplarında bulunmaz, çünkü günümüzde mitolojik hikâyelerin kitapları artık tamamen yok olmuştur. Her dönem yaşanan savaşlar yüzünden, şüphesiz ki çivi yazıları bile silinip kaybolmuş. Yazılar, tabletler benzeri buluntular ile arkeologlar elbette bir halkın varlığını ispatlıyorlar. Ama yazılar, eserler ve bu gibi şeyler deprem ve savaşlarda yok oldukları zaman geriye ispat için tek bir kanıt kalır. O da halkların dilden dile aktardıkları mitolojik hikâyeler ve kullandıkları mitolojik âdetlerdir ki onlar da halklar arasında halen varlığını korumaktadır.

İlkin yazılı Tevrat kitabına bakılırsa, Hz. Nuh’un tüm aile fertlerinin sekiz kişi olduğu orada ispatlanıyor. 8 rakamının anlamı yine Süryani sözcüğünde ancak çözülür. Günümüzde Süryani dilini bilmeyenler, bazı Arap, Türk ilahiyatçı, felsefeci ve araştırmacıları, Hz. Nuh’la, Nuh’un ailesiyle ilgili sayı anlamında olan “8” rakamını, samanyolu ve Cudi dağı gibi birbirine karıştırıyorlar ve İslami felsefe inancına dayanarak uydurmakla geçiştiriyorlar. Bir örnek vermek gerekirse, onlar, Hz. Nuh’un gemisinin Cudi dağında kaldığını söylüyorlar ve bu dağa da samanyolu adını veriyorlar. Ancak bu doğru değildir. İster İslam ister Hıristiyan, hangi felsefeye göre araştırma yaparlarsa yapsınlar, Süryani yazılı dilini kullanmadığınız müddetçe sözcüklerin kökenine inmek, anlamına varmak pek kolay değil ve doğru çözülemez.

Eğer tekrar Hz. Nuh’a dönersek, o dönemde saman veya samanyolu denen bir sözcük yoktu. Onun için saman olduğu ileri sürülen sözcük, Süryani dilinde ‘8’ demektir ve Hz. Nuh’un ailesinin nüfus sayısı anlamında kullanılmıştır. Aramicede “Dsemen” saman değil “8” rakamının karşılığıdır. Ermenice Masis veya Ararat dağı da, mantıklı olarak da bakıldığı zaman, (Masis, Ararat veya Agiri) Zerdüşti dili Farısça’da ateş veya yanıyor anlamındadır, bu da Ararat’ın volkanik bir dağ olduğunu kanıtlıyor. Ve bu açıklama mantığa daha yakın ve daha inandırıcı olmaktadır.

İkinci kanıtlama: Gerek mitolojik hikâye ve adetlere, gerekse Eski Ahit ve Tevrat kitabına baktığımız zaman, Hz. Nuh’un tufan hazırlığı için yapmış olduğu gemisi daha sular üstünde iken, susuz bir kara parçası bulmak için ilkin at ve kargayı gönderir. Ancak karga gemiye geri dönmez. At da boğulup geri gelmeyince bu kez güvercini gönderir, “Git, havada gez, dolaş, susuz bir kara yer var mı? Haber getir,” der. Güvercin gider, gagasında yeşil bir dal ile gemiye geri döner. O an Hz. Nuh suların çekildiğini anlar.”


Nuh Peygamberin türbesi, Cizre

Ah, Boğos Dengbej, kadim Dikranikerd gibi, Nuh Peygamberin mezarının bulunduğu kadim Cizre de viran oldu… Viranşehirler çoğaldı!

Coğrafyamız da tufanların ardı arkası kesilmedi. Savaşların da…Kıyımların da…

Hepsi, tufanın sona erdiğini muştulayan Batış Güvercinini bekliyor.

Kaynak: Artı Gerçek

İlginizi çekebilir